17 Mayıs 2013 Cuma

Kimliğini kaybedenlere duyurulur!


Uzun zamandır yazmadım! Daha doğrusu elim kaleme gitmedi, gidemedi yazamadım!.. yaşadığımız dünyada özellikle kendi ülkemizde ve komşularımızda öylesine akıl almaz şeyler yaşanırken ve ne kadar felaket, acı, keder var ise her biri birbiri ardına yarışırcasına sıraya girmiş, herşey kontrol/ün/den çıkmış ve her şey birbirine bu kadar çok karışmışken... neyi yazacağımı bilemedim!.. O kadar çok şeyi sıradan bir vatandaş olarak, dilimizin döndüğünce sorgulamaya, irdelemeye, düşünmeye, düşündürmeye gayret ettik ve o kadar çok şeyde üzerimize doğru gelen felaketlerin, öngörüsünü objektif ve gerçekçi bakış açısı ile değerlendiren; siyaset ve toplumbilimcilerin, uzmanların, tarihçilerin, gerçek edebiyatçı ve sanatçıların izlenimleri ve görüşleri doğrultusunda tespit etmeye ve analizlerde bulunmaya çalıştık ki!.. ayan beyan ortada olan bu gidişata dair söz tükendi artık!..

Kıyamet koptu kopacak demeye gerek yok!.. komşunun ocağında tüten yangın senin yüreğini titretmiyorsa eğer ve sen kaybetmiş isen insanlığını söyleyecek bir sözümüz yok bizim!. Çünkü sen ancak, yangının, senin ocağına düşünce, kıyametin koptuğunu anlayacaksın bunu biliyorum!.. ‘Biz’ demeyi unuttuğundan beri, hep ‘ben’, ‘ben’ diye diye!.. geldik bu günlere... O kadar bencil, o kadar hissiyatsız ve ruhsuz olman istendi ki senden, sen de kuzu kuzu ve tıpış tıpış beşer, onar adımlarla sorgusuz sualsiz her şeye ‘peki’ dedin! biyat ettin!.. önüne sürülen her mamayı hemen ham yapıp yedin. Dışarıda kıyametler koparken, analar evlatlarını kim vurduya kaybederken, toprakların birer birer yabancı ellerin tekeline geçerken, sınırların açılmış ipini koparan rahatça dolaşırken!.. ne can güvenliğin, ne mal, ne mülk, ne namusun iki paralık hükmü kal(ma)mışken...sen oturdun tv.nun karşısında seyrettin hayalden renkli dünyaları ve kulaklarını tıkadın dışarıda olup biten her şeye.. 3 maymunu oynadın durdun!. Ne gördün, ne işittin, ne konuştun!.. ve halâ daha yakında kıyamet kopacak, kıyamet yaklaşıyor mu diyorsun!..
Güzel kardeşim biz o kıyametin tam göbeğindeyiz hem de! yaklaşıyor da ne demek!.. Toprakların parsel parsel satılmış... haritalar da bilmem kaça bölünmüş!.. Bayrağına, TC. kimliğine kadar uzanmışlar senin! Ve sen halâ daha ‘kıyamet yaklaşmakta’ mı diyorsun!..
Söz tükendi!..
Şiir Bitti!..

Sihriydi tutkuların. Şiir bitti!
Solunarak süzülen tılsımı kalmadı gönlün.

Şiir bitti! Kurudu esin çağlayanı umudun
Dindi suların tendeki çılgın uğultusu
Öpüşlerden düşlerin filizleri yolundu
Kimse ağlamıyor özlerken.


Şiir bitti! Uçukladı dudakları sevginin
Bakışlar yapayalnız, yalnızlık çırılçıplak
Gülüşler kuşkusuz, kıvılcımsız
Can bitkin, dil tutsak.

Şiir bitti! Bulandı yüreğin özgür sesi
Teslimiyet başıboş
Yiğitlik evcil
Onur sessizce köreldi gözevlerinde
Dişlerin arasında bilendi küfür: paslı, keskin
Oyuncu arsız, seyirci bezgin
Ne dövüş soylu ne seviş
Çığlığı duyulmuyor sevincin.


Şiir bitti! Söndü içtenliğin güven ateşi
Sevgilin zehrin kılabilir gizemli anıları
Dostun katilin olabilir
Nefret hırçın, şefkat uyuşuk, merak sinsi
Acının sırdaşı ayrılıklar uluorta kudurgan.

Şiir bitti!
Susan da ikiyüzlü konuşan da
İhanetin sinmediği giz unutuldu
Yalan doruklarda çığırtkan

Şiir bitti! Bozuldu ışıktan büyüsü duyguların
Korkunun da ucuzları türedi coşkunun da
Erdem sığlaşıp özüne yabancılaştı

Dal kuru, dalga uysal
Herkes her şeyin sahtesine alışkın.

Şiir bitti! Soldu içli sesin beslediği tomurcuk
Alaycı çalgılar dökülüyor şarkılardan
Hüzün sürgün, aşk yılışık.

Şiir bitti! Dindi rüzgârı tükenmez gücün
Ağıtlar yetim, türküler öksüz
Zaile yaratana pervasız, mazlum ölümüne çaresiz.

Şiir bitti! Soğudu tezcanlı yüreğin yanardağı
Ne dövüşün külhanı kaldı ne sevişmenin
Suskunluk kanıksandı, kalabalık azgın
Ne Dadal'a sadık halk ne Karacaoğlan'a
Sokakta sabrın tiryakisi ruhsuz bir kalabalık.

Tek umut ki -yaşam bitti demeye dilim varmıyor dilim-
O da çocukların sesleri.

İsyan edin isyan edin isyan edin!


  Nihat BEHRAM
Ama halâ bir kıpırtı kalmışsa eğer yüreğinde;  özgürce dolaşabildiğin bu topraklarda, içtiğin suyuna, havasına, bayrağına, atalarına bir borcun var senin bunu unutma!.. şehit kanlarıyla sulanmış, nice mücadelelerle can siperane kazanılmış bu topraklar helâlimizdir bizim!.. Para ile satın almadık biz bu toprakları!..ne bizi satın alabilirler, ne de içimizdeki vatan sevgisini!.. Atatürk’te birleşen ellerimizle şimdi omuz omuzayız biz... 
Sanatçısıyla, çiftçisiyle, işçisiyle, öğrencisiyle...Türk bayrağını gururla taşıyan genci ve yaşlısıyla dimdik ayaktayız biz! 
Çünkü en büyük güç halktır! Ve geçte olsa uyanmıştır halkın! 
Şimdi zamanıdır dörtnala koşup, mesafeleri kapatmanın!Türkiye Cumhuriyeti’ne, bayrağına, vatanına T.C. ne sahip çıkmanın!

13 yorum:

  1. Teşekkürler, umutsuzluğa gerek yok, nasılsa bilim ve sanat kazanacak!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @ali zafer sapci,

      Sözlerim umutsuzluğa dair değildi benim!tüm olup bitenlere karşın yine de 'hesap-kitap yaparak hareket eden' lere yönelik!..vurdumduymaz davrananlaraydı!. Ses veren ne kadar çok ise o denli güçlü olur insan! o sesler yankılanır, yankılanır..önce birbirine çarpar..'körler-sağırları ağırlar' istenilen suskunların da tepki vermesidir! ekabirler, lümpenler, oturduğu yerden ahkam kesilenler ne çokkk !.. ta ki bir taş düşünceye kadar başa!.oysa daha da gür çıkmalı sesler(imiz)!

      ve her zaman bayrağı en önde taşıyan bir avuç insandır!ve çoğunlukla o bir avuç ses bir orduya bedeldir!..bilim ve sanatın özgürce 'sanat sadece sanat içindir' denmeden 'sanat toplum içindir' düşüncesi çerçevesinde sanatını icra edebilenlerce kazanılacaktır bu mücadele..

      Değerli yorumunuz için ben teşekkür ederim. Umudumuz son nefesimize kadar daimdir bizim.)yine birikmiş sözlerim!demek ki sözümüz daha tükenmemiş...esenlikler dilerim...

      Sil
  2. Söylediklerinin hepsine katılıyorum Sevgili Esmir, sözün bittiği yerdeyiz, öyle olaylar yaşanıyor ki insan yazmaya utanıyor, eli kaleme uzanamıyor. Akıl tutulması yaşıyoruz, toplumca cinnet geçiriyoruz, kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Ateş bacayı sarınca, ölüm kapıyı çalınca bağıranların sesine kulaklarımızı tıkıyoruz. Sıranın bize de geleceğini hesaba katmıyoruz.Ama artık zaman kalmadı, geç kaldık. Şimdi güç birliği içinde kalan değerlerimize sahip çıkmalıyız. Bu son şansımız......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @aysema,
      Söylenecek sözümüz bitmez elbette bizim!ama hangi taşın altını kaldırsak gördüğümüz hep aynı manzara!.bu bir ironi tabi ki!..sizin gibi duyarlı dostlarımızın hep -kayda değerdir- sözleri..ve hep vardır söyleyecekleri..

      Ne zaman, nerede gülünüp, eğleneceğini, ne zaman, nerede yas tutulacağını... kısaca hangi durumlarda nasıl 'milli duruş' sergileyeceğimizi bilmiyoruz!..bildiklerimiz, gördüklerimiz ve ses verenler daha da çok olmalı!.. 'doğacaktır bize vadettiği günler hakkın kimbilir belki yarın belki yarından da yakın!'

      Sil
  3. Yazdıklarınıza, hissiyatınıza katılmamak mümkün değil Esin hanım. Geçtiğimiz süreç çok sancılı ama her karanlık 'Aydınlık!' olur, olmalı...
    Esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Memmet Osman Çağlar,

      Çok sancılı geçiyor yaşadığımız bu süreçler evet Mehmet Bey!.Ateşin düştüğü yeri kendi ocağındaymış gibi yaşayanlarca bir de!. hisler, duygular alabora oluyor adeta! 'kitaplarımızda yazmaz elbette umutsuzluklar bizim' karanlıklar da yarılır 'aydınlık' olur! Yeter ki solmasın sol göğsümüzün içindeki cevher!..

      Esenlikler dilerim..

      Sil
  4. İlk satırda bahsettiğin mücadelemiz ne yazıkki kronik bir hastalığa verilen antibiyotik gibi hiç bir yararı olmuyor, o hastalık gittikçe zararını arttırarak tüm vücudunu sarıyor ve sen cılız bir güçle direniyorsun.Bu satırları yazarken çaresiz bir hiddet kaplıyor içimi. Nasıl benim fedakarlıklarla, kahramanlıklarla dolu ülkem bu kadar kıymet bilmez bir halk doğurur ve o halk boğaz tokluğuna kendi çocuklarının geleceğinin bindiği dalı kestiğinin ne zaman farkına varır...:((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Defne Soysal,
      Ne yazık ki sevgili Defne'cim en zor olan şey şu cehaleti yıkmak!.Her şey ortada ama gözlere perde çekilmiş adeta!..Yine de öyle bir gençlik geliyor ki gümbür gümbür! Ümitsizliğe düştüğüm(üz) anlarda o gençlerin coşkusu ve direnci yüreklerimize su serpmekte..Asıl gençlerin dik duruşları çok daha önemli..Gelecek nesiller onların üzerine inşa edilecek çünkü..Ve onlar ki önderliğini doğru kılavuzdan alan, güçlü, donanımlı ve birikimli bir gençlik kuşağı!.

      İyi haftasonları dilerim Defnecim..sevgi ve esenlikler...

      Sil
  5. Dilimiz döndüğünce, gücümüz yettiğince söylüyor, yazıyor ve çiziyoruz. Ama sanki bir kayıtsızlık duvarına çarpıyoruz. İnsanlar ve insanlık sus pus olmuş gibi. Ne bir ses ne nefes. Nereye gidiyoruz bilmiyoruz. Bir yere gelip dayanacak mı bilmiyorum. Hepimiz aynı gemideyiz. Yaşarsak göreceğiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Mehmet Bilgehan Merki,

      Zaman zaman tepkisizliklere! ya da yeterli bulmadığım tepkilere isyan ediyorum ben de sevgili Mehmet Bey...Son bir iki yıldır giderek artan halk eylemleri var sokaklarda... medyada fazlaca yer bulmasa da yok sayılmak istenilse de! bizler biliyoruz, görüyoruz..Ardı arkası kesilmedi bu eylemlerin...Nemalananlar ve gerçek yüzünü göstermeyenler dışında, halk isyan etmekte!

      Ne diyelim yaşayarak göreceğiz! hepimizin ortak temennisidir; Türkiye Cumhuriyeti'ni canları pahasına savaşarak,binbir güçlükle, kanla, topla-tüfekle savunarak kuran ve...Ataları'nın binlerce yıl öncesinden getirdiği Türk kültürüyle, Türk kimliğimizi ve simgesi olan T.C. yi; kendi bayrağımız, kendi topraklarımız üzerinde, özgürce, barış ve huzur içinde kardeşçe ve Türklüğümüzle gurur duyarak yaşamaktır...

      Bu gemi Atatürk'ün rotasında giden gençlerin ve çılgın Türklerin önderliğinde doğru yolda ilerlemektedir. Süreç sancılı da olsa yine de umudumuz var yarınlardan...

      Size ve ailenize,
      İyi haftasonları dilerim..Sağlık ve esenlikler...

      Sil
  6. Sevgili Esin,
    sözlerine katılıyorum. Hele yazmak isteyip yazamadığın, yazmak için yazmanın anlamını kabul edemiyorum da, dostlarımdan ayrı kalmak beni üzüyor.
    Gerçi yazılanları okumakta bir yerde ha işte bu diyebildiğimizden bitmeyen bir şeylerin olduğunu görmek çok sevindirici.
    Keşke okuyan bir millet olsaydık, yada okuduğumuzu varsayalım okuduğumuzu anlayan bir millet olsaydık Atamın önderliğinde dünyada parmakla gösterilecek bir millet olurduk.
    Bugün tüm engellere rağmen halen içimizde Cumhuriyetin ve Atamın meşalesi yanıyorsa ne kadar sağlam temellerin üzerine kurulu olduğunun göstergesidir. Ellerine sağlık, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Yaşamın kıyısında,

      Okumayı sevmeyen bir toplum olduğumuzu biliyoruz!. Endişelerimiz de, kaygılarımız da ortaktır bizim! ama her şeye rağmen hiç dinmeyen umudumuz/umutlarımız vardır!..

      Cehaletin kaynağı evet okumamamız ve bu yüzden twitter gibi iletişim kaynaklarına limitler dahi kondu küçüminnacık- 2 kelime bir işlem!hep bir sürat var!sorgulamaya dahi fırsat bırakılmadan acel tecel tüketilen bir sanal sosyalleşme, albeisi çok ama içi kof bir yaşam stili empoze edilirken...akılalmaz hızda derinlikler de gerçekler de kaybolur oldu!

      Ama yine de çelik gibi kök salmış bir Atatürk kuşağı var ki!..işte Atasının izinde giden o gençler ve çılgın Türkler..vatanına, bayrağına, ülküsüne, TC. sine sahip çıkmıştır!. İçimizde ki o aşkı hiç kimse söküp alamaz bizden!..Sevgiler, saygılar dilerim...

      Sil
  7. Sevgili Esmir,
    Sana öylesine katiliyorum ki, son zamanlarda yazamiyorum. Yasananlar, gördüklerim elimi kalbimi dagliyor, Ne yazmaya yeltensem, olan bitenin yaninda öylesine anlamsiz kaliyor ki bir anda…
    Ülkemiz üzerine oynanan oyunlar, dönen tezgahlar uzun bir hikaye.. ama insanlarinin tüm deger yargilarini yitirdigi, akil tutulmasi yasadigi, sahip oldugu herseyi (kendini, kizini, ailesini, serefini, namusunu ve vatanini) üc kurusa satar hale geldigi, yozlasmanin en tepe noktasinin yasandigi bir millet haline dönüsmüs bir vatanin parcasi olmak, hiddetlendiriyor, acitiyor ve derin bir üzüntüye gark ediyor. Üstelik olay sadece cahillikle aciklanabilir de degil, daha da acisi bu zaten..keske tüm bu saydiklarim sadece okumamis kesimler icinde yasanmis olsa idi..Oysa, her an „sen de mi Brutus“ dedigimiz sahneler yasaniyor..
    Ama, her seferinde bugün gibi, meydanlari dolduran, kalpleri hala bu ülke icin atan piril piril gencligi görünce, umutlarim yesil kaliyor..Biliyorum, bu karanligin sonu gelicek, bu güzel gencligin günesi o karanligi bogacak diyorum.

    sevgilerimle

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails