27 Mart 2017 Pazartesi

'Kuşlar Yasına Gider' son dönemin en etkileyici romanlarından biri

‘Kuşlar Yasına Gider’ Bir solukta okuduğum ve hiç bitmesini istemediğim bir kitap oldu. Hasan Ali Toptaş'ın daha önce okuduğum kitapları yanında bu kitap çok daha sarsıcı bir etki bıraktı üzerimde. 
Hikâye baba-oğul ilişkisini ve babanın hastalık süreçlerinde oğlu ve eşiyle yaşadığı zorlu süreçleri anlatıyor. Hikâyenin merkezinde ise baba Aziz Bey var. Her ne kadar baba ve oğulun geçmişten kalan ufak tefek dargınlıkları olsa da yine de aralarında büyük uçurumlar ve hesaplaşmalar yoktur.
Ölümcül bir hastalık karşısında baba-oğul ve ailenin diğer fertlerinin; anne ve çocukların omuz omuza verdiği mücadele gözler önüne seriliyor. Şartlar zorlu da olsa hikâyenin içinde yer alan kahramanların her biri iyi yürekli ve zarif ruhlu insanlardır. Hastalık süreçlerinde fedakar ve şevkatli anne ile çocuklarının yanı sıra, acıyı, çaresizliği paylaşan ve zorlu süreçlerde aileyi yalnız bırakmayan akrabaların dayanışması da çok güzel anlatılmış.

Bu süreçler içinde; Denizli’nin bir kasabasında yaşayan baba evi ile Ankara’da yaşayan oğulun defalarca tekrarlanan yollarda gidip, gelmeleri ve bir dizi tekrarları çoktur. Ancak bu yolculuk öyküsü içinde yine de mutlak son kaçınılmazdır!.

Kitapta altını çizdiğim öylesine anlamlı cümleler vardı ki. Bu cümleler içinde kitaptaki en vurucu cümlelerinden biri (Sayfa-194) “Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.” cümlesi oldu. 
Kitap, otobiyografik bir roman katagorisi içinde yer almasa da, müthiş bir anlatım dili ile okuyucu üzerinde öylesine yoğun gerçeklik duygusu yaşatıyor ki! Sanki otobiyografik esintiler kurguyu desteklemiş izlenimi uyandırıyor. Yazarın hüneri de bu olsa gerek; kurgu hikâyeye çok güzel monte edilmiş.  
Yazarın yaptığı tasvirler, betimlemeler öylesine muhteşem ki!. Her biri ustalık işi. Okurken, hikâye gözünüzün önünde öylesine ete kemiğe bürünüyor ki! Geçilen köyler, kasabalar, dağlar, çukurluklar, mola yerleri, sapaklar, virajlar.. Kapak tasarımında yer alan evi hayali olarak fona yerleştirip; cümle kapısını örten o asma ve erik dallarının altından bin bir zahmetle tek sıra halinde geçerken, dayının ‘at kişnemeli’ telefonun zili gözümüzde canlanıyor. Bazen durağan geçen zaman içinde sessizliği dinliyor, bazen de birdenbire hızlanıveriyoruz. O an ağaçların uğultusu, yaprakların süzülüşü, rüzgârın sesi… odanızın içine yayılıveriyor, sanki siz de o kurgunun bir yerindeymişsiniz duygusuna kapılıyorsunuz.

Bahçede bir görünüp bir kaybolan beyaz gömlekli çocuk, birdenbire oğulun karşısına çıkıveren ve onu takip eden o at, babanın yanağında oluşan o çukur!.. belleğimde nasıl da bir iz bıraktı. Yazarın tılsımlı sözcüklerle kurguladığı hikâyenin büyüsüne kapılmamak mümkün değil. 
Yapılan tekrarlarla bu imgeler hafızama iyice kazındı. Öyle ki sayfaları çevirirken beyaz yeleli at, benim de zihnimde dörtnala koşmaktaydı… kitabın arka kapağında ki tanıtım yazısında da ifade edildiği gibi; -pırıl pırıl Türkçesiyle Hasan Ali Toptaş, “Kuşlar Yasına Gider” de romancılığına yeni bir boyut katıyor; ‘anlatmıyor, söylemiyor, nefeslendiriyor. ‘- denilmiş. Kesinlikle Toptaş’ın romancılığını anlatan en iyi tanım bu. 
Bu yüzden özellikle yazın hayatının içinde kendine bir yer edinmek isteyenlerin, dil kullanma becerilerini geliştirebilecekleri Hasan Ali Toptaş’ın ‘Kuşlar Yasına Gider’ kitabını kesinlikle okumanızı öneririm. 
Esin Bozdemir 
'Ölü Zaman Gezginleri'
 Kitaptan Tadımlık Alıntılar:  
"Kuşlar Yasına Gider", HASAN ALİ TOPTAŞ 
“Kendini anlatmak için hayat bazen beklediğimizden hızlı davranıyor.” (Sayfa 25)  
''Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi, gitti mi gelmek bilmezdi bir türlü.'' (Sayfa 32)  
“Yalnızlık biraz da, her şeyi bilmenin ta kendisidir.”  
O insanların yüzleri var ya yüzleri, dağıttıkları çaydan daha sıcaktı. (Sayfa 82)  
"Çünkü, diye devam etti babam; hırs atına binenler, çoğu kez ne vakit düştüklerini anlayamazlar. O şahıs, Allah vere de çoluk çocuğunun üstüne düşmese." (Sayfa 145)  
“Bazı canlıları yara öldürmüyor, muhattapsız kalmak öldürüyor.” (Sayfa 167) 
“Büyük ihtiyaçların küçüldüğü, küçük ihtiyaçların büyüdüğü döneme yaşlılık diyorlar.” (Sayfa 204) 
“Dünya gözyaşlarımın içindeydi artık, dünya bulanıktı, dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde, etrafa buğular saçarak, hafif hafif titriyordu.” (Sayfa 245) 

13 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. @Handan,
      o halde sıra
      alınıp okumakta :)

      Sil
  2. Esinciğim yazarı ve kitabı ne de güzel anlatmışsın hemen alıp okumak istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @benim elimden,
      Su gibi akıcı bir dili var yazarın. tasvirleri ustaca, konu hayatın içinden,
      sıkılmadan okuyacağın bir kitap 'Kuşlar Yasına Gider'.
      Kesinlikle tavsiye ederim Semra ablacım..

      Sil
  3. Alıntılar "bu kibı al ve oku" diyor. Artık ne bulursan oku zamanım geçti. Devir seçici olma devri. En güvenilir kriter de ruhunu bildiğimiz ve değer verdiğimiz dostların tavsiyeleri:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Asuman Yelen,
      Kesinlikle düşüncelerinize katılıyorum Asuman ablacım..Hem seçici olmak zorundayız hem de 'zaman' her birimiz için boşa harcanmayacak kadar değerli!. Özellikle yazarın bu kitabı 'konu sıradan olmakla birlikte' dili kullanma becerileri ve yaptığı tasvirlerin ustalığı ile sıkılmadan okunabilir bir türden. Sevgilerimle..

      Sil
  4. Bu kitaba bayılmıştım. Kesinlikle okunmalı. Ama ardından yazarın önceki romanlarından biri olan Gölgesizler'i aldım elime ve onun için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Muhtemelen benimle ilgilidir durum, kafamın biraz dağınık olduğu bir dönemdi ve bildiğin bitiremedim yahu, ayıp bana. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Imge,
      Evet :))) böyle şeyler olabiliyor. İnsan karmaşık bir varlık. Nasıl ki bizlerin zaman zaman da olsa ruh hallerimiz ve kafa karışıklığımız oluyorsa e...yazarların da pek alâ böyle dönemleri olabiliyor!. Benim baş ucumda genellikle 3-4 kitap oluyor kimi daha başlangıcında beni sarmamış, kimi çokkk kalın araya zaman da girdikçe dağılmışım, kimin de ise bir çırpıda okuyup bitirmişim.. kütüphanemde 'Gölgesizler' duruyor?. demek ki o bir süre daha orada duracak :)) 6-7 yıl önce 'Ölü Zaman Gezgizleri'ni okumuştum.. bu kitabı beğendiğimi anımsıyorum.. a...hiç ayıp olur mu! ;)) eğriye eğri, doğruya doğru!.ancak senin tespitin de doğru olabilir!. belki de zamanı yanlıştı bu da olabilir :))) sevgiler..

      Sil
  5. Harika tanıtım ,teşekkürler Esin 'ciğim ,sevgiler.Okumalıyım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Arzu Sarıyer,
      Aslında altını çizdiğim ancak, yeni okuyacak olanlar için kitabın gizemi bozulmasın diye buradan paylaşmadığım daha onlarca cümle vardı.Ben teşekkür ederim Arzu Öğretmenim.
      Sevgiler, esenlikler dilerim.

      Sil
  6. Sayfa 167 ve 204 sonuna kadar katıldığım cümleler. Not alındı. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @bahce perim,
      Okurken altı çizilesi daha pek çok cümle göreceksin bahce perim.
      Sevgiler..

      Sil
  7. okumadım ama gördüm bir de isminin ne güzel olduğunu düşünmüştüm. bu yazarı da okumadım ama iyi olduğunu tahmin ediyorum, okuycam tabisi :)

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails