3 Nisan 2020 Cuma

Beyoğlu'nda Sanat Mekânlarına Yolculuk - 3


ANAMED Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi; Türkiye’deki medeniyetlerin tarihi, sanatı, mimarisi ve arkeolojisine adanmış araştırma projelerini geliştirmek ve Anadolu’nun geçmişi hakkındaki bilimsel araştırmaları desteklemek amacıyla 2005 yılında kurulmuş ilk yerel akademik araştırma merkezidir. 

Çağdaş Türk kültürü ve toplumunun geliştirilmesinde müzelerin, araştırma merkezlerinin ne denli önemli olduğu tartışılmaz. Türkiye’nin arkeolojik ve kültürel mirasını, son teknoloji ile düzenlenen; dijital sunumlar, dia gösterileri, fotoğraflar, korunaklı belgelerle sunan...ve daha pek çok detay çalışmayı sanatseverlerle buluştururan Anamed'in küratörlerini de bu yüzden oldukça başarılı bulurum. İstiklal Caddesi üzerindeki tarihî Merkez Han’da yer alan Anamed, Beyoğlu'na gittiğimizde asla önünden transit geçemediğimiz bir mekândır. Her sergi ziyaretimizde, mutlaka kârlı çıktığımız bir dolu bilgiyle donanarak ayrılırız. Bu yüzden Anamed Sergilerini sürekli takip ederim. 

ANAMED, 2019’un Haziran ayında çok önemli bir sergiyle İstanbul’daki sanatseverlere kapılarını açmıştı. “Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları”. Adından da anlaşılacağı üzere sergi, tam da bizim gibi Anadolu sevdalılarına hitap ediyordu! Nede olsa Anadolu’nun %70’ini gezmiş, en çok da tarihi yerleri ve antik kentleri; dere, tepe, dağ, bayır demeden arşınlamış gezginler olarak; “Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları” bizi fazlasıyla meraklandırmıştı. Ama velâkin, 25 Haziran 2019’da başlayıp 01 Aralık 2019’da sona erecek olan sergiye ne yazık ki bu süreçlerde gidememiştik! Fakat daha sonra serginin 5 Nisan 2020 tarihine kadar uzatıldığını duyunca sevinmiş, sergiyi görebilmemiz için bize yeniden bir fırsat doğmuştu.

2020’nin ilk ayında, yeni yıl süslemeleriyle donatılmış Beyoğlu’nun meşhur İstiklal Caddesi’nde; yıldızlı, cafcaflı, rengârenk tagların altından geçerek, görmeye alışkın olduğumuz, her milletten insan manzaraları eşliğinde Anamed’in yolunu tutmuştuk.

Çok uzun bir zaman olmuştu Beyoğlu'na gitmeyeli. Hâlâ sanatın kalbi olma misyonunu sürdürmekte olan Beyoğlu, kaos iklimine rağmen yine de kalbimizdeki yerini, sanat aşkına koruyor. Şansımıza o gün ‘Anamed’ bir hayli tenhaydı, öyle sanıyorum ki, serginin uzatıldığından haberdar olmayanlar da vardı. Biz memnunduk, böylece sergiyi rahatça gezip, Marcell Restle’nin Arşiv Belleği’nin izlerini sürecektik!. Şimdi düşününce, “iyi ki gitmişiz!” diyorum.  Zira bu hafta serginin son haftası ve biz ziyaretimizi “daha sergi süresine vakit var!” diyerek bugünlere erteleseymişiz eğer, bu defa da ‘Corona ‘ engeline takılacakmışız. Elbette gidemeyince, üzülürdük, lâkin yine de “ölüm yok ya ucunda!” derdik. Ama şimdi, ‘Corona’ için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz. Zira sonunda!.. malumunuz veçhile J) Corona’dan hiç bahsetmeyecektim güya, ama o bir şekilde zıplayıp adından söz ettiriyor yine de!. Bir müddet bu durum (virüs kardeş evreni tek edinceye kadar) böyle gidecek! bu çok belli! Gelecek olursam sergimize;

“Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları” Sergisi; Anadolu’daki Geç Antik Çağ, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kültürel varlıkları incelemeye yaşamını adamış tutkulu bir araştırmacının on yıllar boyunca oluşturduğu zengin arşivini gözler önüne seren bir sergiydi.

“Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları”


Arşiv, dört bölümde ele alınmış. Serginin ilk üç bölümünde Restle’nin; İstanbul, Anadolu ve Suriye’nin Havran bölgesinde yaptığı araştırmaları kronolojik olarak yer alırken, son bölümde ise arşivin kısa bir öyküsü teşhir edilmiş.

Sergide ayrıca, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı sanatı ve mimarisi alanlarında 1956 - 2000 yılları arasında oluşturulmuş zengin arşivden, yüzlerce fotoğraf ve yazılı belge, teknik ve fotogrametrik çizim, görüntü ve ses kayıtlarına da yer verilmiş.


Marcell Restle, oluşturduğu bu büyük arşivi, ölümünden iki yıl önce (2014 yılında) Viyana Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’ne DiFaB’a (Bizans Araştırmaları Dijital Arşivi) bağışlamış. Anamad'deki sergi ise kendisinin vefatından sonra üniversiteye taşınan belge ve malzemelerin büyük bir bölümünü kapsayan ilk sergi olması açısından da oldukça önemli.

Restle, 1950 ve 1960’lı yıllarda bilinen Bizans sanatı ve kültürü uzmanlarının aksine  İslam sanatı ve mimarisinin kökenleri ve oluşumuyla da ilgilenmiş ayrıca eğitimini de yine bu iş için en iyi yerlerden biri olarak İstanbul’da almış.

Marcell Restle, 1961-1962 yıllarında, Alman Arkeoloji Enstitüsü'nde Akdeniz bölgesine seyahat etmesine olanak sağlayan bir burs kazanarak, Havran'ın Suriye sınırları içinde ve Ürdün kıyıları boyunca incelemelerde bulunur.
Yine, 1969, 1971, 1973 ve 1976 yıllarında Bizans tarihi alanında uzman olan üç arkadaşı ile birlikte, Kapadokyadaki kültür varlıkları üzerine incelemeler yapar. (Panolarda araştırmalarına dair detayları dikkatlice okuyoruz.) 

Marcell Restle'nin Harita üzerinde:
1- Araştırma Gezileri 2- Yayınları 
3- 1968 Yılından İtibaren Viyana Üniversitesi ve 
Münih Üniversitesi'nde Verdiği Dersler

1950'ler

'Bir Arşiv Nasıl Oluşmaya Başlar?' 
Marcell Restle'nin Anadolu'da incelemelerde bulunduğu şehirlerin 
kronolojik bir şekilde düzenlendiği siyah beyaz fotoğrafları.


 Numaralandırılmış olan fotoğrafların 
kısa bilgileri, tek bir listede yer alıyor.


Mimari Kalıntıların İzinde


Marcell Restle'nin, slaytların ve akademik kaynaklara ilişkin 
belgelerin yer aldığı dolabı (üstte soldaki foto)

CD. Kutusu; kendi içinde (şehir, tarih, vb.) kategorilere ayrılmış.
(üstte sağdaki foto)
Marcell Restle'nin, Anadolu'daki geniş kapsamlı inceleme gezilerinde
kayıt altına aldığı Bizans ve Osmanlı yapılarının
fotoğraf ve çizimleri.


Görsel malzeme olarak kullanılan kartpostallar ve 
kartpostalların saklandığı kutular. 1960
Marcell Restle’nin Defterleri – 1997-1998

Alanının önde gelen araştırmacılarından biri olan Sanat Tarihçisi Marcell Restle’nin arşivleme yöntemini dikkatlice izlerken, kendi çalışma yöntemimizle de bir hayli paralellik görüyoruz. 

Özellikle eşimin, doğup büyüdüğü baba ocağı Erzincan’a dair hatırı sayılır bir arşivi var. Kendisi de böyle bir dizi derin araştırmalarla toplamış olduğu kitapları, belge ve dökümanları, fotoğrafları... kendi içinde detaylı bir şekilde ve titizlikle organize ederek düzenler. ( Bkz Erzincan Nostalji ) E, tabi ki, benim de kendi çapımda, gezdiğimiz yerlere dair; ülkeler, şehirler, antik kentler... edebiyat, kültür ve sanat tarihine yönelik... bir hayli kaynak kitabım vardır. Demem o ki, biz de kendi çapımızda arşivci sayabiliriz kendimizi :)) Burada bir parantez açayım ve 'meselâ' diyeyim;
Meselâ biz, ilk kez gittiğimiz bir yere, bu; ister bir antik kent, veya bir köy olsun, ister bir şehir yada farklı bir coğrafyaya gerçekleştireceğimiz bir seyahat olsun… mutlaka öncesinde bir ön hazırlık yaparız. O yere dair araştırmalarımızda kaynaklar toplar, çokça da okuruz. İlgiyle takip ettiğim bloglar da oldukça işime yarar. Ama bazen plansız programsız da yollara çıktığımız olur. Hiç aklımızda olmayan ve spontane gelişen, bizi sürprizleriyle şaşırtan çok ilginç keşifler de yaşarız. Bunlar biraz da macerasever ve aynı zamanda araştırmaya meraklı ruhumuzun da sesine kulak verdiğimiz anlardır. O zaman da gördüklerimiz, kayıt altına aldığımız fotoğraflar bize, sonradan o yerle ilgili araştırmalarımızda yol gösterir. Kaynak belgeler, kişiler, kitaplar… toplandıkça birikir, biriktikçe, zenginleşir…sonunda - kuleden kitaplarla - büyük bir arşive dönüşür. Hele ki toplanan bilgiler, derlenip  işlendikçe daha da kıymetlenir, bilgiler paylaştıkça da çoğalır.  Sözün özü, arşiv önemlidir! diyerek parantezi kapatayım :) 
Bu yüzden Marcell Restle’nin sistematik çalışma yöntemini merakla inceliyor, panolarda öne çıkarılan yazıları da dikkatlice okuyoruz.

Zamanın Mekânsallaşması Olarak Arşiv

***




***


Marcell Restle’nin Kullandığı Kameraları: Objektifleri
Teknik aksasuarları, Fotoğraf makinası çantası, 
Deklanşör kablosu, tripod…

Açıklama: Linhof Teknik Kamera Serisi 
modüler bir standart objektif paneline dayanmaktadır. 


Ve  ANAMED Çatısı altında, 
Sanat Tarihçisi Marcell Restle’nin Anadolu'daki çalışmaları süresince oluşturduğu  
“Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları”
 Sergi ziyaretimiz burada sona eriyor. 


- Bilime adanmış 84 yıllık bir yaşamın derin izlerini taşıyan arşiv, Restle’nin kimliğine, bir çalışma gününü nasıl geçirmiş olabileceğine, internetin dahi olmadığı bir dönemde zamanı nasıl bölüp, tanzim ederek günümüzdeki bir sanat tarihçisinin üretebildiğinden çok daha fazlasını ürettiğine, çalışırken nasıl bir yol izlediği ve araştırmalarında hangi metotları kullandığını... - * yakından görüp inceleme fırsatı bulduğumuz bu değerli serginin oluşumunda başta ANAMED ekibi olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor, 2016'da hayatımızdan ayrılmış olan Sanat Tarihçisi Marcell Restle'i de saygıyla anıyorum. 

Esin Bozdemir

*Anamed

*****

Marcell Restle Kimdir? 
(1932-2016) 

15 Ocak 1932’de, Almanya’nın güneyindeki Bad Waldsee adında küçük bir şehirde, yetiştirilmesine ve eğitimine çok önem veren zanaatkâr bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya gelir. Sanat ve mimarlık konusuna erken yaşta duymaya başladığı ilgi, Bad Wurzach’taki Eskiçağ dillerinin öğretildigi liseden mezun olmasının hemen ardından, Tübingen ve Münih Üniversitelerinde sanat tarihi, Bizans araştırmaları ve Hıristiyanlık tarihi alanlarında eğitim almasıyla sonuçlanır. Alman Akademik Değişim Servisi’nin aracılığıyla 1956 yılında bir yıllık eğitim için geldiği İstanbul Üniversitesi’nde Kurt Erdmann, Halet Çambel, Semavi Eyice gibi Alman ve Türkiyeli hocalardan dersler alır. İstanbul’da edindigi bu bir yıllık deneyim, asıl araştırma alanı Bizans Sanatı olan Restle’ye yeni ufuklar açar. Alanı dışında genel olarak İslam Sanatı ve özellikle de Osmanlı Sanatı üzerine yaptığı çalışmalar, tüm Doğu Akdeniz ve özellikle İstanbul, Edirne, İznik ve Bursa’nın yanı sıra tüm Anadolu’ya gerçekleştirdiği sayısız araştırma gezileri Restle’nin kültür varlıklarını tanıma, sistematik olarak belgeleme, tarihleme ve analiz etme konusunda ustalaşmasını sağlar.

Viyana ve Münih Üniversitelerinde dersler veren Restle, 1994 yılında üniversite profesörlüğü görevinden emekli olur. Verdiği dersler, yaptığı yayınlar ve gerçekleştirdiği araştırma gezileri sırasında oluşan, 17.000 slayt, 10.000’i aşkın siyah-beyaz fotoğraf, yaptığı sayısız eskiz ve ölçekli mimari çizim, ayrıca çok sayıda ses ve video kaydı içeren arşivini 2014 yılında DiFaB’a bağışlar. Marcell Restle, doğduğu şehir olan Bad Waldsee’de eski bir ortaçağ külliyesinin parçası olan Spital zum Heiligen Geist (Kutsal Ruh Hastanesi) bünyesindeki yaşlılar evinde 25 Ocak 2016’da hayata gözlerini yumar. (Kaynak: ANAMED)

12 yorum:

  1. Bir üçlemeyi tamamlamaktan öte bir yolculuk oldu ki epey de kârlı oldu. Açılan her sayfa, a...aaa dedirtti ki atladıklarım olmuş, fark ettim:) Beyefendinin emeği de hem toprağına sadakat açısından hem de geleceğe bıraktıkları noktasında alkışı fazlası ile hak ediyor:) Kutlarım kendisini:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @buraneros,
      Zihinsel de olsa "yolda olmak" düşüncesi hep iyi gelir. Bazen de yazarın gözünden kaçanları iyi okurlar çok güzel yakalar!. Yazar da böyle dikkatli okurlara sahip olduğu için kendini hep şanslı addeder ;) Değerli düşüncelerinize çok teşekkür ediyoruz. :)

      Sil
  2. Bilmediğim çok güzel bilgiler öğrendim. Böyle değerli bir insanın yaşlılar evinde ölmesine üzüldüm. Çocuklar, gelinler, torunlar, damatlar yaşlıları huzurevine filan bırakıyorlar:(
    Eline sağlık arkadaşım. Çok teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @bücürükveben
      M. Restle, Anadoludaki zengin kültürel mirası ilk belgeleyen bilim adamlarından biri imiş. Kapadokya'nın sistematik bir biçimde incelenmesinde öncü rol oynamış. Bölgede yürüttüğü detaylı çalışmaları, modern sanat tarihi aratırmalarının da birçok açıdan başlangıcını oluşturmuş. 60 yıllık yoğun çalılşmaları görme yetisini büyük oranda kaybetmesine neden olmuş. Bilime adanmış bir hayat! Restle'nin hayatını okuduğumda 'huzurevi'nde öldüğünü öğrendiğimde, önce ben de üzüldüm, içim burkuldu... Sonra düşününce belki de huzurluydu orada kim bilir! Çünkü yapı, bir ortaçağ külliyesi imiş. Çok teşekkür ediyorum sevgili Müjde.

      Sil
  3. ANAMED gibi bir kurumun varlığı gurur verici. Bu sergiyi gezmemiştim Esincim. Senin satırların ve fotoğrafların vesile oldu, gezdim böylece. Özgür günlerimiz bir an önce gelse de yeniden canlansa kültür sanat ortamı. Umarım eskisinden de iyi olsun her şey. Sevgiler Esincim...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @ANAMED,
      Ülkemiz adına değerli bir hizmet. Kültür varlıklarımızın ortaya çıkarılıp, korunmasında, Anadolu'nun geçmişi hk. da bilimsel araştırmalara destek verilmesinde..önemli bir misyon. İnşallah canım, özgür olacağımız günlerin yakın olmasını diliyorum. Şimdiden sağlıklı, huzurlu dingin bir hafta diliyorum. Benden de çok sevgilerle Sezer'cim.

      Sil
  4. çok güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık :)

    YanıtlayınSil
  5. ellerinize sağlık mükemmel bir makale olmuş

    YanıtlayınSil
  6. Selamlar blogunuzu takipteyim sizde blogumu takip edip son yazıma yorum yazarsanız çok ama çok mutlu olurum :=)

    YanıtlayınSil