20 Eylül 2021 Pazartesi

Van Kalesinde tarihe yolculuk

İstanbul'dan başlayıp; İzmit, Ankara, Aksaray, Kırşehir'den geçip Kayseri'de bir gece konakladığımız, ertesi gün yeniden yola koyulup; Malatya, Bingöl ve Muş Ovasını da ardımızda bıraktıktan sonra artık Van Gölü yüzünü gösteriyor bize. Güneş neredeyse batmak üzere. Van Gölü'nün kıyı şeridindeki Gevaş ve Edremit'i de geçtikten sonra akşam saatlerinde Van'a ulaşıyoruz. Uzun ama oldukça keyifli geçen yol seyrimizin ardından, dağlar, ovalar, bayırlar aşıp sevdiklerimize kavuşuyoruz. Kavuşmanın mutluluğu sarınca yol yorgunluğumuzdan da eser kalmıyor. Sohbet sohbeti açarken saatler nasıl geçmiş hiç anlamıyoruz! Gönlümüz muhabbete devam dese de, gözlerimizin üzerine çöken ağırlıkla beden dilimiz artık  tamam diyor! geri kalanını bir sonraki güne bırakıyoruz. 

Veee yeni güne dostlarımızın özenle hazırladığı meşhur Van kahvaltısı ile merhaba diyoruz. Leziz otlu peyniri, ilk kez tattığım, tereyağlı cacığı, kavutu ve murtuvası ile enfes bir kahvaltı yapıyoruz. Dinlenmiş, Van'ın leziz tatlarıyla midelerimiz şenlenmiş ve demlenmiş sohbetlerimizin ardından sevdiklerimizle hasret giderdikten sonra artık sözü 'Doğunun incisi' Van'a bırakıyoruz. O konuşacak biz dinleyeceğiz.  

Van'a ikinci gelişimiz bizim. İlk ziyaretimizi 10 yıl önce yapmıştık. İlgili yazı için buraya tıklayınız.
Bu yüzden gezi grogramımızı oluştururken bu defa daha önce görmediğimiz yerlere gitmek istiyoruz. 

Tarihi bir şehir Van, eski adıyla ‘Tuşba’ Urartu Uygarlığı'nın başkenti. Vanlıların gölden çok deniz olarak adlandırdıkları Van Gölü’nün kıyısında binlerce yıllık bir uygarlığın üzerinde son derece gelişmiş bir kent. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması  Van’ı her devirde ekonomik açıdan cazip kılmış. Köklü tarihi, zengin kültürü, gölü, bereketli suları, bağları, bahçeleri, kedisi ve özel mutfağı ile Van'da olmanın heyecanı içindeyiz. 

Van gezimizin ilk durağı; Van Kalesi oluyor. Ancak kaleye çıkmadan önce Van'ın tarihi hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. 

Urartu Kalelerinin en görkemlisi Van Kalesi

Yapılan araştırmalar ve tarihi belgelere göre kentin tarihi M.Ö. 4 bin yılına kadar uzanıyor. Van'a ilk yerleşenler ve devlet düzenini kuranlar Hurriler'dir. İki bin yıl bu topraklarda yaşam sürerler. Komşuları Asurlular Hititlerle sürekli savaş halinde olurlar. Ancak Hititlerin ünlü Kralı Şuppuliuma'ya yenik düşünce parçalanırlar. Bu tarihten sonra küçük beylikler halinde 150 yıl yaşam sürdürürken aralarında örgütlenerek yeni bir güç oluştururlar.   Ve M.Ö 9. yüzyılda 'Urartular' çok daha güçlü bir şekilde tarih sahnesinde yeniden yerlerini alırlar. 

Van'a ilk yerleşen Hurriler bölgede 2. kez kurdukları devlete 'Urartu' Kale'nin olduğu Van bölgesine de 'Tuşba' adını verirler. 

Urartular'ın ilk Kralı Lutipri'nin oğlu 1. Sarduri M.Ö. 830-840 tarihleri arasında Van Kalesini yaptırır. Kent kalenin etrafında gelişir. Adı ise zamanla Viane, sonra da Van'a dönüşür. 

- Bir başka rivayete göre tarihçiler, Van'ın Milattan 1800 yıl önce Asur Kraliçesi Semiramis tarafından kurulduğunu söylerler. Semiramis, Surların kraliçesidir. Dediği dedik, kestiği kestik olan dünyalar güzeli Semiramis, Muradiye çevresinde sefere çıktığında karşısına çıkan Ara adında genç bir hükümdara gönlünü kaptırır. Güzel olduğu kadar mağrur olan kraliçe bu sırrını kimseye açıklayamaz. Savaş devam etmektedir. Semiramis'in kuvvetleri son bir saldırı ile bölgeyi ele geçirir. Ancak son saldırı sırasında Hükümdar Ara da öldürülür. Haberi alan Semiramis, bu kayalık üzerinde bir kale inşa ettirmeye karar verir. Kısa sürede kale yapılır, eteğine de şanına uygun bir şehir kurulur. Şehrin adını da Şamrangerd koyarlar. Aradan yıllar geçer. Ara'nın acısıyla yanan yürek bu defa da sıla hasretine yenik düşer. Memleketine dönmeye karar veren Kraliçe Semiramis, kaleyi ve kurduğu şehri Wan adındaki bir komutanına bırakarak ülkesine döner. Şehrin bugünkü adının bu komutandan geldiği rivayet edilir. - 

- İyi tarımcı olan Urartular verimli topraklarda uygun iklim koşullarını da değerlendirerek meyve sebze bahçeleri kurarlar. Sulama kanalları inşa ederler ve bir mühendislik harikası olarak sulu tarım yaparlar. İleri bir tekniğe dayalı olan sulama kanalları, yakın bir tarihe kadar kullanılanmakta imiş. Kral Menua zamanında yapılan sulama kanallarına suyun doğduğu yerden dolayı Şamra Suyu denmektedir. Urartuların sulama sistemindeki bu başarısını miras olarak devralan Osmanlı'da 'kehriz' denilen bir tür dev sarnıçlar kurarlar. Bu kehrizler şehir şebekesi kesildiği dönemlerde su ihtiyacını karşılar. -  

Asur ve Urartu kitabelerine göre bu güçlü devlet Lutipri ile başlamış ve 14 kral tarafından yönetilmiş. Urartu devleti Kral 4. Sardur devrine kadar devam etmiş. Daha sonra Asur, İskit ve Kimmerler tarafından yönetilmiş. İran'dan gelen Medler ve Persler onların da izini silmiş. Artık Van'da Pers dönemi başlamış...ancak bu defa İran'ı elinde tutan Büyük iskender tarih sahnesine çıkmış. Ezeli rakibi ünlü Pers Kralı Darios'u yendikten sonra Van'ı kendi ülke sınırları içine katmış.

Gel zaman, git zaman devran değişmiş! Büyük İskender genç yaşta ölünce, Makedonyalılar Romalılara karşı daha fazla direnememiş. Büyük İskender'in ünlü komutanı General Selevkos Van'ı M.Ö. 66 yılında Romalılara teslim etmiş. Bu tarihten sonra sahneye bu defa da Ermeniler çıkmış. Kral Tigran, bölgede Ermeni Devleti'ni kurmuş, Romalıların bölündüğü dönemde çatışmalar çıkartarak Van'a egemen olmuşlar. Sasaniler de Romalıların bölgedeki etkinliğine son vermişler. 

Ve 1064 yılında Melikşah, Bizanslıları yenerek Van ve çevresini ele geçirir. Babası Alparslan da aynı tarihlerde Malazgirt'i topraklarına katınca bu bölgede hakimiyet Türkler'e geçer.  Ama bu çok da kolay olmayacaktır. Çünkü bu defa da Ruslar Van'ı işgal eder. Bu işgal 2 Nisan 1918'de son bulur. Ancak kentte yakılıp yıkılmayan yer kalmaz, Van harabeye döner. 1921'den sonra kente geri dönen Vanlılar kale ve civarını terk ederek bugünkü Van'ın bulunduğu yeri kendilerine mesken edinirler. 

Tarihi bilgilerle donandıktan sonra artık Van Kalesi'ne çıkabiliriz. 

Van Kalesi Van'ın simgesi


***

Van Kalesi, Urartu Kralı 1.Sarduri zamanında, ovaya hakim bir tepeye - kalker bir kayalık üzerine - kurulmuş. Yüzyıllar boyunca burada egemenlik kuran çeşitli uygarlıkların onarımları ve eklemeleri ile kale, günümüze kadar oldukça iyi bir durumda gelebilmiş.  

Van Kalesi'nin tepesinden Yeni Van'a kuşbakışı
Vakti zamanında ise eski Van yerleşimi, kalenin eteklerindeki bölgede imiş. 

***


Uzun yıllar Urartu'nun hükümet merkezi olan kale  iç içe dört surla çevrilmiş.Van Kalesi iç ve dış kale olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. İç kaledeki en önemli yapılar Sardur (Madır) Burcu, sur duvarları, Urartu kralları Menua ve I. Argişti’ye ait mezarlar, su sarnıcına ulaşan Binbir Merdiven, Açıkhava Tapınağı (Analıkız) olarak bilinen iki ayrı tapınak nişi yer alıyor.

Van’da üç asır boyunca hüküm sürmüş olan Urartuların en büyük özelliği ise yaptıkları her şeyi gelecek nesillere aktaracak yazılı kaynaklar bırakmış olmalarıdır. "Horhor Yazıtları" olarak adlandırılan yazıtları ise en uzun yazıtlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Urartulardan kalan 500’e yakın yazılı kaynağa göre, göl ve dağlar onlar için son derece kutsaldır.

Osmanlı döneminde Kaleye, cami, medrese, kışla, su kulesi ve bir de depo eklenmiş. Van Kalesi (UNESCO) “Geçici Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.



Antik basamaklar.


Yakın bir tarihte (2019) Van Kalesi'nin eteklerinde yapılan kazı çalışmalarında
5 bin yıl öncesine ait 2 oda ile ilk çağ dönemine ait çanak ve çömleklere ulaşılmış. 


Hüsrev Paşa Cami ve külliyesi. 
Volkanik ahlat taşından yapılan caminin Mimar Sinan'ın eseri olduğu söylense de kesin olmadığından, büyük sanatçı tarafından tayin edilen bir usta tarafından yapıldığı düşünülmekte imiş. 


Eski Van şehrinden geriye kalan tarihi eserler...

Ulu Cami Solda, Sağ başta Hüsrev Paşa Cami, onun da solunda
aynı paralelde Kaya Çelebi Cami yer alıyor. 



Ulu Cami'nin (soldaki) sadece tuğla minaresi kalmış. 14. veya 15 yüzyılda yapıldığı düşünülen Ulu Cami döneminin en görkemli yapısıymış. Caminin Karakoyunlu Kaya Yusuf tarafından yaptırıldığı düşünülse de, Evliya Çelebi Ulu Cami için; "Azerbaycan hükümdarlarndan Akçakoyunlu Cihan Şah'ın yapısıdır. " demiş. Ve caminin başka örneği olmayan bir şaheser olduğunu belirtmiş.  Geriye ne yazık ki yarım minareden başka hiç bir şey kalmamış. 


Süleyman Han Cami kalenin üst kesiminde yer alıyor. Yapıldığı tarih tam olarak bilinmese de adını taşıdığı Sultan Süleyman tarafından 1534 yılında onarılmış. 

Çok görkemli ve oldukça büyük bir kaleydi Van Kalesi. Kapalı ve tehlike arz eden yerler dışında ulaşabildiğimiz noktalara kadar gidebildik. Dini ritüeller için kullanılan kutsal mağara tapınağı kapısı 'Meher Kapı Anıtı'na ve diğer yazıtlara, kitabelere ulaşamadık mesela. Ama tüm bunları hatta çok daha fazlasını Urartu Müzesinde göreceğimi tahmin ediyor(d)um! :) 

***

Örnek Van Evi

Kaleyi gezdikten sonra, biraz da vadide dolaşıyoruz. Yemyeşil çayırlar ve mis kokulu kır çiçekleri arasında gezinirken, örnek bir Van evi dikkatimizi çekiyor. Ne yazık ki kapalı olduğu için, evin içini göremiyoruz. 

Eski Van evlerinin mimarı özelliklerinin korunması, tanıtımı ve gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılmasını sağlamak amacıyla, Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin ortaklaşa bir çalışması olarak tarihi Van Kalesi’nin kuzeybatısında ”Örnek Van Evi ve Çevre Düzenleme Projesi” ile; çift katlı ve cumbalı ‘Örnek Van Evi’, beş geleneksel dükkan, bir tandır evi, dört adet bölge mimarisine uygun köprü ve bir de Van Kahvehanesi ile Van Kalesi’nin eteklerinde çok hoş bir çevre düzenlemesi yapılmış.  


Yemyeşil parkta semaverde çay keyfi yapmasak olmazdı. Üstelik park oldukça da tenhaydı. Pandemi koşullarında bundan daha alâ bir ortam bulamazdık. Kuş sesleri arasında tavşan kanı çaylarımızı yudumlarken uzaklarda Erek Dağı, karşımızda ise Van Kalesi kadim çağlardan sesleniyor bize. 

"Hoş geldiniz, safhalar getirdiniz..."


Van gezimizin ikinci durağı; Van Urartu Müzesi oluyor. 

devam edecektir...


Yardımcı Kaynaklar: Van Belediye Başkanlığı, Kültür ve Sosyal İşler Md.lüğü Van Tanıtım Kitabı
'Doğu Anadolu', Azer Bortaçina


10 yorum:

  1. Uzun zamandır gezi yazılarınıza ara vermiştiniz. Geziler sizinle bir başka güzel. Van'ı görmedim ama methini çok duydum. Van Sanat Parkı bugün İnstagramda anlatılıyordu. Harika bir yer. Bilmediğimiz, görmediğimiz ne güzel yerler var ülkemizde.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Makbule Abalı,
      Resim çalışmalarımın yoğunluğu dolayısıyle bloğuma biraz ara vermek durumunda kalıyorum. Yazının devamı gelecek, birkaç paylaşım daha yapacağım. Değerlendirmenize çok teşekkür ederim. Benden de sevgiler, selamlar...

      Sil
  2. Merhabalar.
    Van kalesindeki tarihi yolculuğunuz o kadar çok güzeldi ki, kendimi Van'da ve Van kalesinde hissettim. Paylaşımların asıl amacı da budur zaten. Paylaştığınız her neyse, okuyucunun elinden tutabiliyorsanız, amacınıza ulaşmışsınız demektir.
    Ben lafı fazla uzatmadan Van kalesi ile ilgili bu paylaşımı tekrar incelemek üzere ziyaret etmek üzere şu an ayrılıyorum.
    Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Görüşmek üzere, hoşçakalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Recep Altun
      Değerli düşüncelerinize çok teşekkür ediyorum. Sizin de yüreğinize sağlık. Bu duyguları hissettirebildimse ne mutlu bana. En kısa zamanda yazının devamını paylaşmak dileğiyle. Sağlıkla, esenlikle kalın...

      Sil
    2. Merhabalar.
      Tekrar paylaşımı incelemeye geldim. Ülkemizin tarihi ve coğrafi güzelliği tartışılmaz. Gelmiş geçmiş ne kadar medeniyeti üzerinde barındırmış harika bir ülke. Kıymetini bilmiyoruz o başka. Her ne kadar askerlik hizmetimi Tatvan'ın Sorgumn mezrasında yapmış olsam'da ne Tatvan'ı ne de Van'ı gezmek nasip olmadı. Van gölünün sodalı suyunda çamaşırlarımızı yıkardık, sodalı suyu sayesinde beyazlar daha beyaz, kaput bezler de beyaz olurdu.

      Paylaşımdaki fotoğraflarınız o kadar güzel ki, insanın baktıkça bakası geliyor. Fotoğraflarınızı herhalde biraz daha profesyonel bir makine ile çekiyorsunuz. Kale surları içinde mağara olup olmadığını merak ettim.

      Tatvan/Sorgun'dan Ahlat'a hava atışlarına giderdik. Ben Uçaksavardım. Kundağı motorlu 12,7 mm. çapında dört namlulu makineli tüfekleri olan bir uçaksavar silahıydı. Hava atışlarımız çok keyifli geçerdi.
      Bu değerli paylaşım için tekrar teşekkür ederim.
      Selam ve saygılarımla.

      Sil
    3. @Recep Altun,
      O zaman tekrar hoş geldiniz Recep bey. Kesinlikle, katman katman medeniyetler üzerine kurulmuş, çok özel bir coğrafyaya sahibiz. Tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla... eşsiz. Ne yazık ki tam olarak hak ettiği değeri veremiyoruz.

      Fotoğrafları eşim ve ben ayrı ayrı çekiyoruz. Profesyonel çekimleri sağolsun eşim yapıyor. Sayısız fotoğraf içinden seçerek bloğumda paylaşıyorum ben de. Van Kalesi çok büyüktü, her yere ulaşabilmemiz mümkün değildi. Öğrendiğimız kadarıyla dini ritüeller için kullanılan mağaralar varmış, tabi bunlar ziyarete kapalıydı.

      Van yazısı ne hoş anılara yolculuk olmuş sizin için de!.İlginize ve değerli yorumunuza asıl ben çok teşekkür ederim. Esenlikle...

      Sil
  3. Merhaba Esinciğim, bloguna hoş geldin. Seni görmek ne güzel:)
    Türkiye'nin en doğusu neredeyse. Epeyce uzak, ama pandemide bundan daha güzel daha güvenli bir yolculuk olamazdı. Kendi aracınızla gitmiş, bagaja ve buzluklarınıza epeyce yiyecek almış olmalısınız. Oradaki insanlar da yakınlarınız olunca, çok keyifli geçmiştir. Yolculuk esnasında kim bilir ne manzaralar gördünüz. Buraya koyduklarından belli. Van Kalesi'ni pek aklıma yazmamışım nedense. epey görkemli bir kale. Ayrıca Hatay Mozaik Müzesi'nde kocaman gözlü heykelini gördüğümüz Şuppililuima'nın oralarda savaşa katılmasını hayretle karşıladım. Aradaki mesafe az değil:)
    Erkek kardeşim 4 yıl kadar Van'da çalıştı. Görmek kısmet olmadı. Şimdi sayende adım adım gezip her zamanki gibi şahane biçimde öğrenmeye başladım. Urartu Müzesi yazısını da merakla bekliyorum. Emeklerine sağlık Esinciğim. Görüşmek üzere, sevgilerimle...<--@

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Zeugmacığım merhaba, ben de hoş buldum :) aynı duygular içindeyim :)) ne varsa eski dostlarda var;)
      Evet, Türkiye'nin neredeyse en doğusu! bir uçtan bir uca! İran sınırına öylesine yakındık ki!. Pandemi olmasaydı daha kapsamlı gezecektik. Yine de çok iyi geldi bize. Zira kış kapımıza dayandı, aşı olmayanlar da az değil, bu demektir ki karantina günleri eli kulağında. Bu yüzden iyi ki gitmişiz diyorum. Van'ı gerçekten çok beğendik. Boşuna değil onca medeniyete ev sahipliği yapmış olması. Sonra kimler yok ki; Şuppililuma'dan Büyük İskender'e, Melikşah'tan Piri Reis'e...ve eserlerin bazılarında kesin olmamakla birlikte Mimar Sinan'a kadar pek çok ünlü ismin adı geçiyor tarih sahnesinde. Düz tarih kitaplarını okuduğumuzda olaylar zincirini tam oturtamıyor insan. Ama olayların geçtiği yerleri görünce bir de müzelerini gezince...o zaman tüm bilgiler pekişiyor. ;)

      Biz de 10 yıl önce hayırlı bir iş için Van'a gitmiştik. İlk kez o zaman görmüştüm ben de... Vesile oldu biraz da. İnşallah sen de gidersin Zeugmacığım. Asıl donanım müzedeydi. Müze muhteşemdi. Şu son bir aydır inanılmaz yoğunum. Dilerim daha fazla arayı açmadan yazarım. Asıl ben teşekkür ederim Zeugmacığım. Değerli yorumuna, ziyaretine...sen de sağlıkla, esenlikle kal. Sevgilerimle...❤

      Sil
  4. Şuppililuima benim adamım, onunla nerede karşılaşsam pek mutlu olurum. Halkının zaten hastasıyım, okurken bu enfes yazını şu Urartucayı kendi kendine öğrenen ve dünyada bilen çok az kişiden biri olan bekçi Mehmet Kuşman'ı aradı gözlerim ama ben mi atladım acaba diye düşündüm, bir daha göz atacağım:) Ancak önceki yazına gittiğimde dedim ki bir kez daha, iyi ki bloglar var, ve iyi ki bu alemdeyim; enn sevdiğim iki insan Sevgili Gülsen Varol ve Sevgili Sufi ile karşılaşmak süper oldu. Zaman blog dünyasında hayata göre daha yavaş ilerliyor demek ki dedim, sanki yüzyıllardır o iki insan hayatımızdaymış gibi hissettim:) Öyle işte:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @buraneros,
      Şuppililuima sevilmeyecek gibi değil ki!. O şapşilik surat, o gözler, o bakışlar kimde var! :)) Mehmet Kuşman'ı ben de Van gezimizde hep aradım durdum! İstedim ki tanışayım ve her yerde afişlerini göreyim! ama olmadı! Van Urartu Müzesi yazısında değinecektim zaten. Hayal meyal bir yerde sanki afişini gördüm ama anımsamıyorum! Yoksa göremediğim için beynimin bana bir oyunu mu bu! serap mı gördüm bilemiyorum. // Verdiğim bağlantı linklerinde bazen o yorumlara gözüm takılınca ben de tarifsiz duygular içinde oluyorum. Bir varmış, bir yokmuş. Ama hiç gitmemiş gibi! izafi bir durum :) iz bıraktılar...Bu yüzden o yorumları çok değerli buluyorum ben de!. Işıklar içinde uyusunlar... Sevgili buraneros sen de hep sevgiyle, esenlikle kal... ヅ

      Sil