Bolşevik Devrimi Sırasında Beyaz Ordu Komutanı
Amiral Alexander Kolchak’ın Hikayesi
Sonbaharın hazanı, hüznü ve kendine has renklerini daha içimize sindiremeden; sararmış ve kurumuş yaprakların üzerinde şöyle uzun uzun hışırdatarak yürüme zevkimizi tam alamadan! Üstelik pastırma yazlarının son demlerini de görürüz! ümidini halen içimizde taşıyorken… şimdi böyle birden bire şaka gibi! geliveren kara kış halini görünce!.. insan daha iyi anlıyor hiçbir şeyi yarına ertelememesi gerektiğini.. gördün mü güneşi! Hiç düşünmeden hemen döneceksin yüzünü! yarın nasılsa yine güneş açar demeyeceksin!.. değil bir gün sonrası an ve an değişiyor her şey!.. havalar da, bitkiler de, insanlar da!.. Neredeyse; mart’ ın pabucu dama atılacak ve “Kasım kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır! “ diyeceğiz…
Hal böyle olunca; parçalı bulutlu ve yüzünü asmış kapkara bir gökyüzü varken, bir yanda şimşekler çakıyor diğer yanda camları pervazlarını sökecek denli şiddetli fırtına esiyor ve delicesine bir hızda yağmur yağıyorken!.. hafta-sonunu (rutin alışveriş dışında) evde geçirme fikri çok daha cazip gelerek; “evim evim güzel evim!” modunda J burnumuzun ucunu bile dışarı çıkarmak gelmedi içimizden… ve biz soğuyan havalarla birlikte bu hafta-sonu itibarı ile; biraz sanattan biraz lezzetten tat alarak soğuk günlerin sıcak filmleri ile kışa merhaba dedik J

