16 Temmuz 2018 Pazartesi

'Suyun Sesi' ile romantik ve fantastik bir sinema keyfi

Hafta sonu izlediğim The Shape Of Water, Türkçe adıyla "Suyun Sesi", Meksikalı Yönetmen Guillermo del Toro’nun Yönettiği ve Senaryosunu Del Toro ile birlikte Vanessa Taylor’un yazdığı, içinde müzikal renklerin de olduğu, fantastik-romantik-dram- türünde bir filmdi.  
2017 ABD Yapımı olan filmin başrollerinde; Sally Hawkins, Michael Shannon, Richard Jenkins, Doug Jones, Michael Stuhlbarg ve Octavia Spencer gibi güçlü isimler yer alıyordu.  
74. Venedik Uluslararası Film Festivali'nde Altın Aslan Ödülü kazanan film, Oskar dalında da -En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Prodüksiyon Tasarımı ve En İyi Film Müziği-  4 ödüle layık görülmüş. Film müzikleri ‘Amelia’ filminden aşina olduğumuz Alexandre Desplat imzası taşıyordu. 
Filmde, Richard Jenkins’in sesinden dinlediğim, yıllar yıllar öncesine ait bir aşık tarafından fısıldanan o şiir ise oldukça anlamlıydı.

10 Temmuz 2018 Salı

Ortaçağın Yaşayan Şehri: PRAG

Rüya gibi her hatıra, her yaşantı bana! dilimde bu şarkı, renkli mi renkli, rüya gibi geçen bir Orta Avrupa Seyahatimizin ardından gezgininiz; doğasıyla, mimarisiyle, tarihiyle, antik güzellikleriyle ve sanat şaheserleriyle dolu, anılarında yer eden şehirleri anlatmaya başlayabilir artık size. 
Haziran’ın ilk haftası; Prag ‘ta 3, Budapeşte’de 2 ve Viyana’da 2 gün olmak üzere toplam bir hafta sürecek olan tatilimizi geçen yıl olduğu gibi yine bu yıl da aynı seyahat acentası ile gerçekleştirmeye karar verdik.  Her ne kadar 3 ülke olarak görünse de komşu ülkelerden Almanya ve Slovakya şehirleri de vardı programımızda, yani 3 değil 5 ülkeye birden ucundan kıyısından da olsa ayak basmış olduk.  Ekstra turlarımız dışında da pek çok değişik yer gördük, gündüzleri ayrı, geceleri ayrı renkliydi Orta Avrupa Gezimiz. Bu yüzden gezimizi sizlere bölümler halinde anlatacağımı bildirmek isterim.

Geçen yıl tatil öncesinde yaşadığımız son dakika vize handikapını Allah’tan bu yıl yaşamadık sadece seyahat tarihinde bir değişiklik söz konusu oldu ve bir hafta ileri tarihe kayarak -bayram haftasında - tatile çıkmış olduk. Gezi programından ve rehberimizden son derece memnun kaldık ve grubumuz da birbiriyle uyumluydu, sıkıntısız, zahmetsiz bir yurt dışı turunu daha gerçekleştirdik. Kimi konakladığımız mekânlarda ( odaların küçüklüğü ve kahvaltıların Türk mutfağı ile kıyaslanamayacak kadar yavan oluşu gibi …) bazı eksiklikler olsa da bizim için en önemli ayrıntı, temizlik konusuydu, çok şükür ki kaldığımız oteller temizdi, bu yüzden küçük şeyleri de açıkçası sorun etmedik.

1 Temmuz 2018 Pazar

İsmail Güzelsoy' un yüreklere değen "DEĞMEZ" kitabı


İsmail Güzelsoy'un "Değmez" romanı uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Blog dostlarımın hakkında olumlu yorumlarda bulunduğu yazarın kitabını çok önceden almıştım ama okumak için zamanın gelmesini bekliyordum. Derken kitap öyle bir zamanıma denk geldi ki bir 'cankurtaran' edası içinde yetişti imdadıma!. Malûm ülkemizin gündemi, bir an olsun bize şöyle gönül ferahlığı içinde bir 'oh' dedirtmiyor. Sürekli tedirginlik, huzursuzluk ve hayal kırıklıkları yaşıyoruz!. Bir seçim rüzgârı daha geldi geçti!. ama sarsıntıları bu defa biraz fazla oldu. İşte böyle günlerin içinden geçerken, içimde ne kadar birikmiş paslı cümle varsa hepsi arı kovanı gibi vızıldadı durdu beynimde! Resmen içim şişti beynim uğuldadı! ve bu haleti ruhiyemle bezgin  ve bir o kadar da isyankâr bir şekilde sürekli 'değmez' derken buldum kendimi.

Değmezdi kendimi üzmeye, üzülmeye, çünkü hiç bir şey değişmiyordu şu içine düştüğümüz âlemde! bu beyinlerle de değişeceği yoktu zaten!.ama yine de 'bir umudum var sende!' diyecek bir ses, bir nefes arıyordum kendimde. En iyisi kitaplara sarılmalıydım yeniden... Geçtim kitaplığımın karşısına ve daha ilk göz temasımda bir kara karga ile buluşunca üstelik büyük puntalarla "DEĞMEZ" yazınca 'hah' dedim 'aradığım kitap bu işte'! efsunlanmışcasına  elim uzandı kitaba. Çünkü kelimelerin gücüne ve edebiyatın büyüsüne olan inancımı koruyordum hâlâ. Okumak nefes alma duraklarımız adeta.Ve romanı okuyunca ne kadar isabetli bir seçim yaptığımı daha iyi anladım. Güzelsoy'un kalemine bayıldım ve romanı kitapsever dostlarım gibi ben de çok sevdim. 

5 Haziran 2018 Salı

Dünyanın Bir Ucuna Uzanan Gerçek Bir Hikaye...

''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.

                                          
Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Mayıs 2018 Salı

Kültür ve Sanatın, Bilimin ve Sevdanın Şehri AMASYA

Ortasından Yeşilırmak’ın cömertçe akıp geçtiği, zirveleri bulutlara uzanan dağların arasında, zümrüt yeşili bir vadi içinde, 7500 yıllık bilinen tarihi ile Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden biri olan Amasya tarih boyunca insanlığa ışık tutmuş, nice şahsiyete yurt olmuş, krallara başkentlik yapmış, padişahları, sultanları ağırlamış, alimler, bilim adamları, sanatkârlar, şairler yetiştirmiş ve şehzadelerin eğitim gördüğü bir kültür merkezi olmuş.

11 Mayıs 2018 Cuma

Anne Frank - Günümüz için bir Tarih Sergisi

"Gökyüzüne gözlerini korkusuzca kaldırabildiğin, içinin temiz olduğuna inandığın sürece mutluluk yitirilmiş değildir." *
Anne Frank yazın hayatımıza bırakmış olduğu 'Hatıra Defteri'ndeki sözleriyle ve trajik yaşam öyküsüyle bütün dünyayı sarsmış sıradışı bir şahsiyet. Çünkü O, 2. Dünya Savaşı sırasında ölen 100 bin Hollanda Yahudisi’nden biridir. 

Öğrencilik yıllarımda Amsterdam'daki müze evini -  uzun kuyruklarda beklemeyi göze alarak -  ziyaret ettiğimde yaşadığı o acı hayatın izlerini evin her köşesinde görmüş ve oldukça etkilenmiştim. Nazilerin özellikle Yahudi halkına uyguladığı zulmün genç bir kızın iç dünyasında ki tahribatını anlamaya çalışmak hiç kolay olmasa da, sıvası dökülmüş duvarlara yazdığı yazılarda bir yazarı tanımak ve onun keder dolu dünyasının çok özel labirentlerinde gezinmek...tarifsiz bir duyguydu.

Related Posts with Thumbnails