3 Şubat 2026 Salı

Tercan’ın tarihi simgeleri: Mama Hatun Külliyesi; Kervansarayı ve Hamamı ile Mama Hatun Türbesi

 

Mama Hatun Türbesi

Bir zamanlar Tercan, Saltuklu Beyliği’nin başkenti idi. Saltukoğulları Hükümdarı 2. İzzettin Saltuk’un kızı olan Mama Hatun ise 1191 yılında bu beyliğin hükümdarı olmuştu. Eyyübilerin Bitlis yöresindeki Ahlat’ı kuşattıkları sırada çevre beyliklerine ait ordularla, onların yardımına giden kuvvetlere komutanlık yapmış! Yeğenlerine karşı kararlı ve güçlü bir şekilde mücadele ederek tam on yıl hükümdarlığını sürdürmüştü. 

Kadınların Hunlar döneminden itibaren "kurultay"da söz sahibi olduğu ve savaş dönemlerinde kocasına vekalet ettiği bilinmekle birlikte hükümdarlık yapması pek sık rastlanılan bir durum değildir. Bu yüzden Mama Hatun Türk İslam tarihinde hükümdarlık yapmış önemli bir şahsiyettir. Kadın olmanın verdiği güçlükler nedeniyle bir süre sonra siyasetten ayrılmıştır. Ondan sonraki yıllarda nasıl yaşayıp, kaç yaşında öldüğü bilinmiyor. Ancak, hayatının son, yıllarını Tercan’da geçirmiş olması ve buradaki türbeye defnedilmesiyle ilçe bir süre onun adıyla anılmıştır.

Bu güçlü kadın Ortaçağ Türk mimarisinin en ilginç ve önemli eseri olarak kervansaray, hamam, mescit ve kendi türbesinden oluşan görkemli bir külliye bırakır geriye.  Zarif işçiliği ile külliye’nin bulunduğu alana vardığımızda karşımıza çıkan bu muhteşem yapı bizi oldukça etkiliyor.

18 Aralık 2025 Perşembe

"Kendi Ağzından" LEONARD COHEN


Biz onu en çok söylediği romantik şarkılarla, konser salonlarında kendine has yorumuyla ve gizemli tavırlarıyla tanıdık. Ama o sadece şarkı söylememişti, asıl kariyerine şair ve romancı olarak başlamıştı. Yazdığı yüzlerce şiiri vardı, şarkıların pek çoğunun sözleri kendine aitti. Üstelik öyle şeyler söylüyordu ki, onun için bilge bir ozan diyorlardı. O kimi zaman yaşadığı düzene sessizce başkaldıran protest bir aydındı. Bazen bir seyyah! ve bu kimliklerin dışında ona bir de keşişliği ekleyebilirdik. O, yaşamı boyunca çok yönlü bir sanatçı olmuş ve ilerleyen yaşına rağmen sahnelerden inmemişti. Bahsettiğim sanatçı, sıradışı yaşamıyla, tutkulu aşklarıyla, yaptığı şarkılarla, söylediği sözlerle bir efsane olan Leonard Cohen’dir.  Ve dünya, en önemli ozanlarından birini, Leonard Cohen’i , 7 Kasım 2016’da 82 yaşındayken kaybetti.

70’li yıllar ve öncesini, belki yeni jenerasyon çok iyi tanımıyor olabilir, ancak Cohen’in benim de çok severek dinlediğim; “Dance Me to the End of love” , “Suzanne”, “Teachers”, “Master Song”, "Everybody Knows", "Lover, Lover, Lover"şarkılarını duymayan kalmamıştır sanırım. İşte bugün hâlâ bu şarkılar büyük kitlelerce dinleniyorsa Cohen efsanevi olarak aramızda hep yaşayacaktır diyebiliriz.

23 Kasım 2025 Pazar

Eskişehir'den izler ve yansımalar / 3. Gün: Balmumu Heykel Müzesi, Cumhuriyet Tarihi Müzesi, OMM


BALMUMU HEYKEL MÜZESİ

Eskişehir gezimizin 3. gününde Odunpazarı'ndaki müzeleri geziyoruz. İlk önce Balmumu Heykel Müzesi'ni ziyaret edeceğiz. Biletlerimizi aldıktan sonra, müzenin önüne geldiğimizde upuzun bir kuyrukla karşılaşıyoruz. Halkın yoğun ilgisini görmek memnun ediyor bizi. Zira Prof Dr. Yılmaz Büyükerşen'in Eskişehir'e kazanımları ve dolayısıyla ülkemize kattığı değerler bu ilgiyi fazlasıyla hak ediyor. Yaklaşık yarım saat kadar bekledikten sonra sıra bize geliyor. 20 kişilik gruplar halinde içeriye girdiğimizde sayısız balmumu heykeli görünce, resmen dudağımız uçukluyor!. Müzede tarihi kişiler, tiyatrocular, müzisyenler, edebiyatçılar, gazeteci ve yazarlar, Türk sinemasından yıldızlar, sporcular, sanayiciler ile yerli yabancı toplam 229 kişinin heykeli* yer alıyor. (bu sayı: Eskişehir Bld. resmi sitesindendir.)  

19 Mayıs 2013 tarihinde ziyarete açılan 'Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi' Dünyanın pek çok ülkesinde bulunan 'Madame Tussauds' Müzesi'nin Türkiye'deki ilk örneği. Yılmaz Büyükerşen'in yıllarca yaptığı balmumu heykellerin hepsi bu müzede sergilenmiş.

14 Kasım 2025 Cuma

Eskişehir'den izler ve yansımalar / 2. Gün: Sazova Parkı ve Porsuk Çayı

 
Eskişehir Gezimizin 2. gününde, Türkiye'nin en büyük ve en güzel parkları arasında yer alan ve Eskişehir'in simgelerinden biri olan; Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı'ndayız. 

Bugün hava mis gibi. Harika bir doğanın içinde hem yürüyüş yapacak, hem de masal diyarının bize sunacağı duraklarda keyifli vakitler geçireceğiz. Pırıl pırıl bir güneş, masmavi bir gökyüzü ve göz kırparcasına bir açılıp bir kaybolan beyaz bulutlar belli ki, en güzel pozu vermek için birbirleriyle yarışacaklar! 

Ağaçların yaprakları, turunculara, kırmızılara, sarılara bürünmüş öylesine etkileyici bir manzara ile karşılaşınca... Sonbaharın en güzel döneminde buraya gelmiş olmakla ne kadar isabetli bir karar almış olduğumuzu düşünüyor ve tebessümle adım atıyoruz Sazova Parkına. ( Parka girerken bir ücret ödemiyoruz. Ancak girişteki görevli diğer etkinlik alanlarından cüz-i bir ücret alındığını belirtiyor.)

İçinde açık hava konser salonu, yapay gölet, su sporları, Japon bahçesi, bilim merkezleri, müzeler, yürüyüş yolları, restoranlar ve kafeler gibi pek çok farklı bölümün yer aldığı Sazova -Bilim, Kültür ve Sanat- Parkı (400 metre karelik) oldukça geniş bir alana yayılmış. 

Masal Şatosu, Kalyon Gemisi, Bilim Deney Merkezi, Uzay Evi, Hayvanat Bahçesi ve Eti Sualtı Dünyası, Esminyatürk görmek istediğimiz yerler arasında.  

9 Kasım 2025 Pazar

Eskişehir'den izler ve yansımalar / 1. Gün: Odunpazarı

Uzun zamandır aklımızdaydı Eskişehir'e gitmek, nihayet 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatili vesilesi ile bir isteğimizi daha hayata geçirmiş olduk. Önce küçük bir araştırma yapıp, gezeceğimiz yerleri planladık. Ardından konaklayacağımız tesisi de belirledikten sonra, Eskişehir gezisine 3 günlük bir zaman ayırmaya karar verdik. 

Ve pazar sabahı yola çıkmak üzere hazırlıklarımızı tamamladık. Biz kendi aracımızla gideceğimiz için konaklayacağımız tesisin de ne çok fazla şehir merkezinde, ne de çok uzağında olmasını istemedik. İyi ki de öyle yapmışız. Ancak özel araç yerine alternatif olarak, hangi ulaşımla gitmeli? diye soracak olursanız eğer,  hızlı treni tavsiye edebilirim. İstanbul'dan hareketle 3 saatte ulaşabiliyorsunuz. Bu durumda şehir merkezindeki otellerde konaklamak çok daha isabetli olacaktır. Her yere yürüyerek gidebilir veya şehir içi tramvayı kullanabilirsiniz. Porsuk Çayı kenarında harika tesisler var. Belediyeye ait Konut Evi de yine Porsuk Çayı'na bakıyor. 

Tekrar dönecek olursam kendi seyahatnamemize... Yola çıkmaya hazırız artık!.

Günlerden Pazar. İstanbul'dan hareketle istikamet Eskişehir'e. Sonbahar renkleri içinde ve pastoral görüntüler eşliğinde yolculuk keyifli geçiyor. Ve ortalama 4 saatlik yolculuğumuzun ardından Eskişehir'de konaklayacağımız otele varıyoruz. 

15 Ekim 2025 Çarşamba

İğne deliğinden sızan ışığın hikâyesi


Camera Obscura ve İğne Deliği (Pinhole)

İğne deliğinden sızan ışığın peşine düşen akıl, bugün elimize aldığımız fotoğraf makinesinin oluşumunun temelini oluşturmuştur.  
Fotoğrafa başlamanın da başlamamanın da önemli gerekçesinin hep ‘fotoğraf makinesi’ olduğu söylenir. Ulaşılması güç, pahalı bir araç olarak düşünülse de artık mobil tf.larımızda dahi kameralarımız var. Fotografik görüntünün elde edildiği ilk günden bu güne, fotoğraf teknolojisinde sayısız yenilik ve gelişme kaydedildi. Dijital kameralar çığır açtı..ve nereden nerelere gelindi!.. Amaç ile aracın birbirine karıştırıldığı ve hatta ortaya çıkan sunumların çoğunda da, aracı olan makinenin markalarının konuşulduğu bir alan oldu artık fotoğrafçılık da...
Küçüklüğümde, 70’li yıllarda sanırım; beş altı yaşlarındaydım ne olduğunu tam anlayamadığım çok ilginç bir görüntüyle karşılaşmıştım.. Açıkhavada, ayaklı bir aracın arkasında duran yaşlıca bir adamın, karşısında oturan bir kadına poz verdirmeye çalışırken.. sessizlik içinde kara kutuya doğru bakmasını işaret edip, ardından kafasını siyah bir örtünün içine alıp ‘pohhhh’  görüntü aldığını hayal meyal anımsıyorum. Sonra 5/10/20 yıl içinde hızla değişti her şey!. Şimdi  çeşitli kameralar, fotoğraf makineleri ve dijital ortamlarda sınırsızca gösteri/m ile renkler dile gelip konuşuyor adeta!.  

26 Eylül 2025 Cuma

Selimiye Kışlası ve 'Lambalı Kadın'


Bu küçük salkımsöğüt / Harem kapısında limanın
Yukarıda Selimiye Kışlası /İkide bir gözüme ilişiyor
Selimiye Kışlası / Sana sesleniyorum Selimiye Kışlası
(*)
Günümüz modern binaların ve aynı zamanda kültürel deformasyona uğrayarak neredeyse küresel algının bir timsali olarak inşa edilen ve dünyanın hemen her yerinde görmeye alışık olduğumuz türden yapıların, alışveriş merkezlerinin, plazaların, otellerin... ve yeni / eski konutların içiçe girmiş olduğu şehirlerimizde düşündüren imarlaşmaya karşın özellikle bazı yapılar vardır ki onların mevcudiyeti bizim için çok başkadır. Onlar yüzlerce yıllık tarihi geçmişi olan ve nice olaylara tanıklık eden belli başlı yapılardır.  Tarihi belleğimizi canlı tutan ve bir döneme damgasını vuran, pek çok değişik türden acı-tatlı  duyguyu, düşünceyi hafızalarımızda bizlere yeniden yaşatan bu mekanların varlığı bizler için ne kadar önemli ise yakıp-yıkılarak, tahrip edilerek yok edildiğini görmek de o denli üzücüdür.

22 Eylül 2025 Pazartesi

Akdeniz'in incisi Kekova ve Simena Antik Kenti

Işık ülkesi Lykia’nın zengin mirasını, yörük geleneğinin ilginç yaşamıyla harmanlayan; sırları halen daha çözülememiş batık bir kent, insansız bir ada; antik kentler ve şirin köyleriyle dünyanın en güzel mavisiyle dalgalanan koyları arasında Akdeniz'in incisi Kekova.

Antalya'nın Demre (Eski adı ile Kale) ilçesine bağlı Üçağız'ın merkezinde yer alan bu bölge adını kıyıya paralel uzanan Kekova Adası’ndan alıyor. Theimussa Antik Kenti ile iç içe olan Üçağız, Kekova bölgesinde karayoluyla ulaşılan tek yer. Doğal bir liman görünümünde olan bu koyda her yer antik kalıntılarla dolu. 1. Derece doğal ve tarihi sit alanı olan Üçağız’da yapılaşmaya izin verilmiyor.

Dantel gibi koyların, turkuaz mavisiyle bütünleşmiş yemyeşil ormanların arasından geçerek, harika bir yol seyrinin ardından Üçağız’a ulaşıyoruz.  Üçağız’da gözümüze çarpan ve yamaçları boydan boya kaplayan katırtırnakları, burcu burcu kokan kekik ve adaçaylarının dört bir yanımızı saran doğal esansı içinde gönlümüzü çelen Kılınçlı Köyü'nde küçük bir mola veriyoruz.