11 Ocak 2019 Cuma

Hafta sonuna film önerisi


Hafta sonu için sizlere duygu yüklü ve son derece romantik bir aşk filmi önerisinde bulunmak isterim. ❤

Note Book: Yönetmenliğini, Nick Cassavetes'in yaptığı film, 2004 ABD yapımıdır. Nicholas Sparks'ın aynı isimli romanından uyarlanan filmin Senaryosu: Nicholas Sparks,  Jeremy Leven,  Jan Sardi / Yapımcılar: Toby Emmerich,  Lynn Harris'tir.

Başroldeki Oyuncular: Ryan Gosling, Rachel McAdams, James Garner, Gena Rowlands, James Marsden, Joan Allen, Sam Shepard, David Tornton'dur.

Filmi mutlaka izleyenleriniz olmuştur ama benim gibi siz de izlemedi iseniz eğer, kesinlikle tavsiye ederim. ‘Notebook’ Türkçe adı ile ‘Not Defteri’, duygu yüklü ve romantik bir aşk filmi. Ancak bu film için, ‘sadece romantik bir filmdir!’ demek eksik kalır. Aynı zamanda dramatik bir film bu ve bu yönüyle de oldukça etkileyici bir film.

Gerçek hikâyeden sinemaya aktarılan ‘Not Defteri’ filmi, adından da anlaşıldığı gibi, günlük diyeceğimiz türde bir not defterinde yazılanlar üzerinden başlar.

Yaşlıların kaldığı bir huzurevi'nde, ihtiyar bir adam, sararmış sayfalar arasında bir aşk hikâyesini  okumaktadır. Sondan başa doğru ilerleyen hikâyede, Alzheimer’lı yaşlı ancak son derece bakımlı ve güzel bir kadının gençlik yıllarında yaşadığı aşkı ve kendisine aşık olan genç delikanlının sevdiği kız uğruna yaşadığı mücadeleyi konu alıyor.

7 Ocak 2019 Pazartesi

Geçen yılın ardından...

Yıllar ne çabuk geçiyor. ‘Zaman’ derseniz, o en büyük sermayemiz. Ve biz, her geçen gün sermayemizi tüketiyoruz. Yazarın söylediği gibi; "Zaman hayatın sayfalarıydı. Okunduğu anda silinip giden satırlardı ömür."*

Koskoca bir yılı devirdik ve yeni bir yıla daha “merhaba” dedik. Sanki dün gibi kutladığımız onca yıl, ne çabuk akıp geçti hayatımızdan!. Kimi yılları hiç anlamadık, eşiklerden atladığımız yıllar da oldu! kimi yıllar var ki, yüreğimize hançer saplanırcasına; kanatarak, derin yarıklar açarak… kazıyıp geçti ömrümüzden.  İşte 2018’de benim ve ailem için, çok ama çok zor bir yıl oldu. Ve ömür defterime şerh koyacağım bir çentik bıraktı geriye.

Oysa güzel bir şekilde karşılamıştım 2018’i. Bir yıl önce gerçekleştirdiğimiz Endülüs gezimizde, Malaga’da dolaşırken, Picasso’ya söz vermiştim! İşte o sözü tutmuş ve 2018’in başlarında, çok sevdiğim resim çalışmalarına -birkaç yıl aradan sonra- yeniden başlamıştım.

İNCİLİ GASTRONOMİ REHBERİ RAFLARDA

                                    

Türkiye’de benzeri olmayan bir değerlendirme ve derecelendirme yöntemi kullanarak gastronomi rehberi hazırlamaya karar verişimizin üzerinden iki yıldan fazla süre geçti.

Artık dünya çapında restoranlarımız, şeflerimiz, tadı damaklarda yer eden lezzet duraklarımız olmasına karşın geçtiğimiz yıla kadar sektörü etik kurallar çerçevesinde değerlendirecek, işini iyi yapanları teşvik edecek, yeme-içme severlere yol gösterecek bir rehber yoktu.

Bu açık Hürriyet Gazetesi ve Karaca iş birliğiyle kapandı. Türkiye’nin en güçlü yeme- içme yazarları, kanaat önderleri ve gizli müfettişlerinin katkılarıyla İstanbul, Bodrum, Alaçatı ve Çeşme’deki restoranları değerlendiren ilk İncili Gastronomi Rehberi 2017 Kasım’ında yayımlandı.

İncili Gastronomi Rehberi’nin ikincisi ise 18 Aralık itibarı ile raflardaki yerini aldı. Ardında yoğun bir emek ve zorlu bir süreç olan rehberin bu yıl kapsamı da genişledi, İzmir ve Ankara’daki restoranlar da değerlendirmeye dahil edildi. 422 restoran ve 257 lezzet noktasının yer aldığı rehberimizin içeriği kadar tasarımında ve derecelendirme sisteminde de yenilikler var. İnci sayısı dörtten beşe çıktı. Ayrıca restoranlar kategorilerine ayrılarak aranan yerlerin daha kolay bulunacağı bir düzenleme de yapıldı.

İncili Gastronomi Rehberi’nin websitesine https://inciligastronomirehberi.hurriyet.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İLKELER
  • Gastronomi Rehberi projesinde görev alacak gizli müfettiş seçimleri yapılırken restoranlarla özel ya da maddi ilişki olmamasına dikkat edildi.
  • Yeme-içme tutkunları arasından seçilen müfettişlerden 'görevlerini', çevrelerinden ve puan verdikleri yerlerden kesinlikle gizli tutmaları istendi.
  • Şefler, restoran sahipleri ve işletmeciler etik olmayacağı düşüncesiyle müfettiş olarak seçilmedi.
  • Gönüllülük esasına göre katkıda bulunan 200’ün üzerinde gizli müfettiş son bir yıl içinde gittikleri restoranları değerlendirdi.
  • Listemizde olan her işletme en az üç müfettiş ve proje ekibinden bir kişi tarafından ziyaret edildi. 
  • Kurgulanan sisteme göre restoranlar malzeme, lezzet, servis, kimlik, sunum ve dekorasyon özellikleriyle puanlandırıldı.
  • Sistemin kapanmasının ardından çıkan sonuçlar proje ekibi ve danışma kurulunun kanaatlerinin de dikkate alınmasıyla nihai halini aldı.
  • İstanbul, Ankara, İzmir, Çeşme, Alaçatı ve Bodrum’daki restoranları kapsayan rehberde 5 İncili 3; 4 İncili 30; 3 incili 86, 2 incili 168 ve 1 incili 135 olmak üzere toplam 422 restoran ve 257 lezzet noktası bulunuyor.
  • Listeler hazırlanıp değerlendirmeler başladıktan sonra açılan mekanlara ‘Yeni Açılanlar’ bölümünde yer verdik.
  • Ayrıca yeni açılan ve kapanan restoranlar web sayfamızda güncellenecektir.

İnci Açılımları
  • 5 İnci: Olağanüstü deneyim
  • 4 İnci: Mükemmel
  • 3 İnci: Çok iyi 
  • 2 İnci: İyi 
  • 1 İnci: Gitmeye değer 

Restoranların fiyat aralığı;
  • ₺:        0-50 TL
  • ₺₺:     50 – 100 TL
  • ₺₺₺:  100 – 250 TL
  • ₺₺₺₺:            250 TL+
Bir boomads advertorial içeriğidir.

14 Aralık 2018 Cuma

Avusturya'da Arupa'nın en büyük yer altı gölü Seegrotte ve Kaplıca Kenti Baden

Orta Avrupa gezimiz, Viyana'dan sonra, Viyana'nın yakın çevresinde gezilecek yerlerin başında yer alan ve Viyana'ya yaklaşık 20 km. mesafede bulunan, Avrupa'nın en büyük yer altı gölü, Seegrotte ile devam ediyor. Daha sonra, opera ustalarına ilham olan, krallar ve kraliçelere huzur dolu bir dinginlik yaşatan ve kaplıcalarıyla da meşhur, tarihi kent Baden' e gideceğiz. Viyana'nın yakın çevresini kapsayan ve içinde Seegrotte ve Baden Kentlerinin yer aldığı bu tura 'Wienerwarld Turu' da deniliyor.  
Sabah erken saatlerde yola koyuluyoruz.Viyana'nın yemyeşil ormanlarının içinden geçerken, bize masalımsı görüntüler sunan; ortaçağ mimarisiyle bezeli, rengârenk çiçeklerle donatılmış, dik çatılı, şirin evlerin olduğu küçük köylerin arasından... keyifli bir yol seyrinin ardından Seegrotte Yer altı Gölü'nün bulunduğu alana varıyoruz.

26 Kasım 2018 Pazartesi

Viyana'dan İzler ve Yansımalar

Sevgili dostlar, Orta Avrupa Gezimizi kaldığımız yerden anlatmaya devam ediyorum. Güncelimizdeki heyulalı günlerin ardından nihayet toparlamaya çalıştığım gezi notlarımı  derleyebildim. Bir hafta süren Orta Avrupa Gezimizin destinasyonlarını bir kez daha hatırlatmam gerekirse, gezimizin ilk gününde, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’ı gezmiş, ikinci günü, kaplıcalar şehri Karlovy Vary’i, üçüncü günü; Chesky Krumlov’u ve dördüncü gününde ise Çekya’nın sınır komşusu Almanya’nın Dresden Şehri’ni gezmiştik. Gezimizin 5. gününde bir başka Avrupa ülkesi var sırada. Bu defa Avusturya’nın başkenti, kültür ve sanat şehri Viyana'yı çokça fotoğraflar eşliğinde gezeceğiz.  Ne de olsa "objektif, dünyaya açılan penceredir. Fotoğraf çekmek de kitap okumak kadar insanı besler." Fotoğraf çekerken yaşadığım heyecan dolu duygular kadar, onları daha sonra düzenlerken de bir dolu bilgiyle donanıyorum. Yoksa ne mümkün, gezdiğimiz onca yeri detaylarıyla aklımda tutabilmem!! Uzun lafın özü, Viyana gezimizde söz, en çok fotoğraflarda olacak. Şimdiden belirteyim. Sonra, demedi demeyin! ;) Hadi o zaman maystro başlasın!..

11 Kasım 2018 Pazar

Veda Filmi ve 'Genç Atatürk'


Ölümünün 80. yılında Asrın Lideri Atatürk'ü sevgiyle, saygıyla özlemle anarken, O'na olan sevgimizin de her geçen gün dağ gibi yükseldiğine şahit oluyoruz. Bu duygunun en somut gerçeğini içinden geçmekte olduğumuz süreçlerde bizzat yaşayarak görmekteyiz!. Saltanattan, Cumhuriyete ve Cumhuriyet Türkiyesi'nden bugüne!.. "nereden nereye geldik!" derken ve geldiğimiz bu noktada, umudumuz, rehberimiz, ışığımız hep Atatürk! oluyorsa; "Atatürk'ün çağları aşan fikirleri hâlâ yolumuzu aydınlatıyor ve aydınlatmaya devam edecektir" diyorsak eyer... O'nu sadece anmak yetmez! anmak kadar, anlamak da gerekir!. Bu yüzden -farklı kaynaklardan- Atatürk'ü anlatan kitapları daha çok okumalı, filmlerini de daha çok izlemeli. 

Tarihi ve biyografi filmlerimiz ne yazık ki çok fazla değil! Oysa ne köklü bir tarihimiz var, gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen; ne çok hikâyemiz ve ne çok efsanemiz. Bilinenler kadar, bilinmeyen isimsiz kahramanlar ona keza. Diğer yandan ülkemizde sinema teknolojisi de bir hayli gelişti. Eskiye oranla Türk Filmlerini de son derece başarılı buluyorum. Artık büyük bir keyifle ülkemizde çevrilen filmleri de izlemekteyiz. 

Ve  ben bu hafta nihayet, uzun zamandır aklımda olan "Veda" filmini seyrettim.

Zülfü Livaneli'nin yönettiği
film 2010 tarihli. Adını sıkça duyduğum, medyadan fragmanlarını izlediğim filmi merak ediyordum. Oyuncular: Serhat Mustafa Kılıç (Salih Bozok), Dolunay Soysert (Zübeyda Hanım), Burhan Güven (Atatürk'ün son  dönemleri), Kaya Akkaya (Nuri Conker) , Ayhan Aktaş (Muzaffer Bozok) , Kenan Bal (Okul Müdürü), Ezgi Mola (Latife Hanım), Sinan Tuzcu (Atatürk'ün 25 ile 45 yaş arası).

Filmin Konusu: Çocukluk arkadaşı ve yaveri Salih Bozok'un gözüyle Atatürk'ün hayatını; Selânik'te başlayan arkadaşlığın önce silâh arkadaşlığına, ardından cumhuriyetle birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar süren kardeşliğe dönüşünü aktarıyor. Atatürk'ün hayatını etkileyen 3 kadından biri annesi Zübeyde Hanım, diğeri Fikriye ve Latife Hanımdır. Her 3 kadını canlandıran oyuncular, rollerinin hakkını layıkıyla vermişler. Filmde aşk da, savaşta, kahramanlık da dozunda sinemaya aktarılmış. Çanakkale, Dumlupınar Savaşları, İzmir'in Yunan işgali ve Selanik sahneleri oldukça etkileyici idi.

Filmde, bazı ufak tefek eksik gördüğüm ve 'şu şöyle olsaymış!' dediğim de oldu. Meselâ çocuk rolündeki Mustafa'nın gözleri mavi olmalıydı. Ya da Atatürk'ün kimi tarihi sözlerine de yer verilebilirdi belki. Hiç yok değildi ama biraz daha vurgulanabilirdi. Tabii ki, Atatürk gibi bir liderin hayatını iki- üç saate sığdırabilmek kolay değil. Filmin müzikleri güzeldi. Genel olarak filmi beğendim. Hatta yer yer göz yaşlarımı tutamadığım da oldu. Ama Atamızın Türk ulusuna veda edişi karşısında göz yaşı dökmemek mümkün değil ki zaten!. Onu anımsatan ne varsa, ben hep duygulanırım.

Veda, Salih Bozok'un anlatımıyla, derin ve sadakat dolu dostluğun, Atatürk'ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının ve çağları aşan asrın liderinin hikâyesi.İzlemeye değer bir film.


Ve bu güne kadar Atatürk'ün hayatını, devrimlerini, Cumhuriyete giden süreçlerini, biyografisini anlatan pek çok kitap okudum. İçlerinde beğendiğim de oldu, sıradan bulduğum da. En son okuduğum George W. Gaywrych'in 'Genç Atatürk' kitabını ise bu güne kadar yazılmış Atatürk biyografilerinden farklı olarak; Osmanlı Zabitinden Türk Devlet Adamına, özellikle 'Asker Atatürk'ü anlatıyor.

Mustafa Kemal'i devlet adamlığına hazırlayan askerlik sürecinin detaylı bir analizi, titizlikle kaleme alınmış. Sayfalar dolusu kaynakçaya dayanan kitap, titiz bir araştırmanın ürünü. 'Genç Atatürk'ü bir de George W. Gaywrych'in kaleminden okumanızı tavsiye ederken...

Atamızı 80. Ölüm Yıldönümünde sevgiyle, saygıyla, özlemle anarken;

SONSUZA DEK KALBİMİZDESİN!. İZİN SİLİNMEZ ATAM!..diyorum...

Esin Bozdemir

Related Posts with Thumbnails