Uzun zaman oldu bloğuma bir şeyler yazmayalı…
Bazen hayatın gündelik telaşı, bazen de insanın içine çöken o tarifsiz ağırlık, kelimelerle arama mesafe koyuyor. Ama bugün, içimde “hadi yaz!” diyen sesi yeniden yakalamışken ve hevesim de yerindeyken oturdum klavyenin başına.
Eskiden, hayatımdan küçük kesitleri düzenli aralıklarla yazıya döktüğümü anımsadım. Bir bakıma kendime düşülmüş notlar oluyordu bunlar; bir bakıma da sevgili okurlarıma, “Pür-ü melalim işte budur…” deme hâli…
Son yıllarda hayatım, ana ocağım Bandırma ile yaşadığım şehir İstanbul arasında gidip geliyor. Annem kendi işlerini hâlâ büyük ölçüde halledebilse de protez uygulanamayan bacağı onu oldukça zorluyor. Bu yüzden zamanımın önemli bir kısmını onun yanında geçiriyorum.








