4 Eylül 2022 Pazar

Burdur'un incisi Salda Gölü

Burdur, Isparta, Denizli, Afyonkarahisar ve Konya il sınırlarına yayılan ve birbirine yakın çok sayıda gölün yer aldığı 'Göller Yöresi'  gezimizin destinasyonlarını, kaldığım yerden anlatmaya devam ediyorum. 

Tekrar bir hatırlatma olarak, 'Göller Yöresi' gezimizin;

1. Günü: Sanatın, Aşkın ve İmparatorların Şehri' Sagalassos'u
2. Günü: Gün yüzüne çıkmayı bekleyen uçurumun kıyısındaki antik kent: Kremna' yı 
3. Günü: Burdur ve çevresini (Tarihi Burdur sokakları, Burdur Doğa Tarihi Müzesi, Burdur Arkeoloji Müzesi ve İnsuyu Mağarası) gezmiştik.

Ve şimdi yeniden 'Göller Yöresi' gezimize geri dönüyor;
4. Günü rotamızı bu defa Salda Gölü'ne çeviriyoruz.

Göller Yöresi gezimizi, bir yıl önce tam da bu zamanlar gerçekleştirdik. Genellikle yaz sonunda gerçekleştirdiğimiz geziler tam ben'lik olur. Yaza yavaşça veda ederken, havalar ne çok sıcak,  ne de çok soğuktur. Gökyüzündeki o  devamlı bir şenlik hali ise öylesine fotojeniktir ki! Kâh parçalı bulutlu, kâh esintili, güneşinse göz kırpar gibi bulutların arasından aniden çıkıverişi, güller açtırır yüzümde. "Bu manzara ne güzel tuvalime yansır!" der dururum. Bazen de şiir gibidir doğanın bize sundukları... 

2 Eylül 2022 Cuma

Mayıs ayı güncesinde sanatın izleri

Mayıs ayı en bereketli ve dolu dolu geçirdiğim bir ay oldu. Tek bir posta sığdıramadığım Mayıs ayı güncelerimin finalini, aralarında benim eserimin de yer aldığı Türkiye Pastel Derneği'nin Karma sergisi ile kapatıyorum. 

21-27 Mayıs 2022'de Kadıköy Jasmin Art House'de gerçekleşen sergimize ilgi oldukça fazlaydı. İstanbul'un sanat sever Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da  karma resim sergimizi ziyaret ederek bizleri onurlandırdı. 

2012'den itibaren alanında yetkin ustalardan eğitimler alarak başladığım resim çalışmalarımı, 2019'dan bu yana ise pastel üstadı Javad Soleimanpour atölyesinde devam etmekteyim. Pandemi süresince online olarak da aralıksız sürdürdüğüm resim çalışmalarımda evi bir atölye olarak kullanarak 'sanat eve sığar' dediğim bu dönem, benim için en verimli dönem oldu diyebilirim. 

7 Ağustos 2022 Pazar

Karacabey Longozu diye bir yer varmış!

Aylardan Mayıs, 2022

3 günlük hafta sonu tatilimizi Bandırma'da geçirdikten sonra İstanbul'a dönmek üzere hareket ediyoruz. Ancak dönüşümüzde yeni bir keşif rotası bizi bekliyor olacak.

Bandırma'dan İstanbul'a geliş gidişlerimizde eğer bir yere yetişmek gibi bir telaşımızın yoksa mutlaka güzergahımız üzerinde veya yakın çevresinde gezilip görülecek yerler nelerdir bakarız. Bazen özellikle farklı rotalardan gideriz, çünkü "yolun bize bir sürprizi mutlaka olacaktır." diye düşünürüz.

Bu defa işi şansa bırakmıyoruz. Çünkü ilgimizi çekecek bir öneriyi yola çıkmadan önce referanslarına güvendiğim kardeşimden alıyoruz. Kardeşim Karacabey Longozundan bahsediyor. Önce hayret ediyoruz, çünkü İstanbul'a giderken defalarca kıyısından geçtiğimiz Karacabey'de bir longoz olduğundan, bugüne kadar hiç haberimiz olmamıştı. Hani hep alışkınızdır 'kahverengi tabelalara' bakmaya... ve yol boyunca ne zaman bir kahverengi tabela görsek dikkat kesilir, zamanımız varsa istikametimizi bir anda değiştirir ve kahverengi tabelanın izini merakla süreriz. Ama Bandırma - İstanbul yolculuklarımızda, Karacabey'in kıyısından geçerken hiçbir şekilde 'Karacabey Longoz Ormanı' yazılı bir tabela ile karşılaşmadık bunu çok iyi biliyoruz.

3 Ağustos 2022 Çarşamba

Savrulsam yeniden bahar dallarına...

  • 'Bahar olan dillerin çiçekleriydi sözleri.
    Yağmur olan ellerin toprağıydı gülüşleri.'

'nerde kalmıştık!'

Son zamanlarda bloğumda çokça kullandığım bir söz oldu bu! 

Yavaşlayan ben miyim? koşturan zaman mı? yoksa zamana fazla mı yüklenmekteyim? bilemedim! ama şu bir gerçek ki artık iç seslerimi daha fazla dinler oldum. Ve o sesler ki eğer bana; 'aheste çek kürekleri!' diyorsa... bu sese kulak veriyorum.  Koşturmanın ve bu delice akan hayata kapılmanın bir anlamı yok çünkü!. bazen ara molalar da gerekli. Bir de yaz rehaveti var üzerimde o da ayrı bir mesele!.

Bahar dallarının arasından sekerek geçtik ve şimdi kavurucu yaz sıcaklarını yaşıyoruz. Şehir, her yaz okulların kapanmasıyla kimi sayfiyeye, kimi köyüne, kırsala çekilirken daha bir sakinleşirdi, ancak bu yıl alışageldiğimiz o sakinlik çok fazla görülmüyor. Bunda birbiri ardına gelen zamların payı yadsınamaz elbette. Enflasyon almış başını gidiyor. Ekonomik koşullar dengeleri alt üst etti. Bir de sürekli bir göç dalgası hakim! mülteciler, evini boşaltanlar; girenler, çıkanlar... Daracık sokaklarda, bulutlara uzanmaya meyletmiş, tepeden bakan ve etrafındaki her şeyi ezmeye hükmetmiş çirkin beton yığınlarında, taşınma seferleri ise ayrı bir trafik!. Vinçlerin biri geliyor, biri gidiyor! Böylesi bir kaos görülmemiştir. 

18 Haziran 2022 Cumartesi

'Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır!'

(...) rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, senden kopardım çiçeklerin en solmazını, toprakların en bereketlisini sende sürdüm, sende tattım yemişlerin cümlesini.*  

Cahit Sıtkı Tarancı'nın nefis dizeleri eşliğinde Nisan ayına uzanıyor ve Bandırma'ya doğru yelken açıyorum! 

Bandırma, gençlik yıllarımın geçtiği şirin liman kenti. Kapıdağ yarımadasıyla, dantel gibi koyları ve  balıkçı köyleriyle, mis gibi yemyeşil ormanlarıyla güzel mi güzel. Benim ana yurdum, ana ocağım. İstanbul'un keşmekeşliği ve kaosundan sonra Nisan başında gittiğimiz Bandırma pamuk şekeri gibi geliyor bize. Sahil ilçesi, feribotun geliş gidiş saatleri ve pazarların kurulduğu günler dışında genel olarak sessiz ve sakindir. Sıcak ve tatlı hareketlilik; çarşılarında, pazarlarında, balıkçı tezgahlarında yaşanır çokça!. Burası ne de olsa hem liman kenti, hem de tavuk çiftliklerinin, et, süt ürünlerinin merkezi. Çalışkandır, üretkendir halkı. Çalışmak kadar, sefasına da düşkündür. Yemeyi, içmeyi, gezmeyi, eylenmeyi sever.  Bu mizaçta denizin payı da yadsınamaz tabi ki!. 'Ana yurdumun' yeri bir başka! 

11 Haziran 2022 Cumartesi

Nerde kalmıştık!?.


"Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli, Mevsimler geldi geçti, görüşmeyeli! 
Hiç haber göndermedin o günden beri, Yoksa bana küstün mü? Unuttun mu beni?.." :))

Ah ki ne ah!. Bu sabah bloğumu açarken dilimde bu şarkı... sayfam adeta bana 'küstümmmm! küstümmm!" diyor! bir an düşündüm de, ne çok zaman oldu bloğuma girmeyeli!. 

En son 'Göller Yöresi' gezi notlarımı yazıyordum; Sagalassos ve Kremna Antik Kenti'ni ardından Burdur Gölü ve çevresini, İnsuyu Mağarasını ve en son da Burdur Arkeoloji Müzesi'ni anlatmıştım....serinin devamında birkaç destinasyon daha vardı yazılmayı bekleyen. Sonra, araya bir ay gibi kocaman bir boşluk girdi! 'boşluk' derken, bir türlü fırsat bulup da bloğuma girememek haliydi işte.  İnsan yazdıkça yazası geliyor, yaz(a)mayınca da öyle bir 'kal' hali üzerine çörekleniyor!. tabi kendimce geçerli sebeplerim vardı. Şu son birkaç ayda günlerim öylesine dolu dizgin geçti ki! Ama velâkin,  daha fazla ara vermek olmazdı, öncelikle halimi arz etmenin zamanı geldi! diye düşündüm. Ne de olsa bu mecralar aynı zamanda kendi kişisel tarihime not düştüğüm alanlar. 

Peki bu, kimin umurunda? Hiç kimsenin olmasa da benim umurumda :) Yaşadıklarımı kayıt altına almak, aklıma düştükçe onları okumak... ve her okuduğumda yeniden yaşamak! muazzam bir duygu!. daha fazla birikmeden, güncelliğini yitirmeden, aklımdan uçup gitmeden son birkaç ayda yaşadıklarımı toparlayıp, özet şeklinde de olsa yazmalıyım dedim. Ve işte yeniden blog-hanemdeyim. 

1 Mayıs 2022 Pazar

Burdur Arkeoloji Müzesi

Göller Yöresi Gezimizin 3. Gününde Burdur'u gezmeye devam ediyoruz.

Önce, Burdur'a yaklaşık 13 km mesafede yer alan İnsuyu Mağarası'na gitmiş, ardından Burdur Gölü kıyısında küçük bir tur atıp Burdur'un tarihi sokaklarında, çarşılarında dolaşmış ve daha sonra 'Doğa Tarihi Müzesi'ni ziyaret etmiştik.  Ve Burdur'da "mutlaka görmeliyiz!" dediğimiz yere; Burdur Arkeoloji Müzesi'ne gelmişti sıra. Zira Burdur çevresindeki antik kentlerden çıkarılan pek çok değerli eserin bu müzede sergilenmekte olduğunu öğrenmiştik. Ayrıca Burdur Arkeoloji Müzesi 2008 yılında  “Gezilip Görülmeye Değer Müze” ödülünü almıştı. Hal böyle olunca, bu önemli müzeyi biz görmesek olmazdı. 

Müze Kartlarımızı gösterip, ilk önce müze bahçesinde küçük bir gezinti yapıyoruz. Müze bahçesi, Arkeolojik kazılarda çıkarılan eserlerle bezeli. Müze binası ise, müzenin bahçesinde bulunan medreseden geri kalan Osmanlı Pirkulzade Kütüphanesi’nin mimarisinden esinlenerek yapılmış. 

19 Mart 2022 Cumartesi

Burdur'dan izler ve yansımalar

Göller Yöresi Gezimizin 3. Gününde Burdur'u geziyoruz.

Burdur, Güney'de Antalya, Batı'da Denizli, Güneybatı'da Muğla, Doğu ve Kuzey'de Isparta ve Afyon illeri ile çevrili, Göller Yöresi'nin merkezinde şirin bir ilimiz. Coğrafi konumuyla ve  tarihi dokusuyla oldukça zengin bir bölgede yer alıyor. Kendi adını taşıyan ve tektonik bir yapıya sahip olan 'Burdur Gölü' ile, dağları, yaylaları ve antik kentleriyle görmeye değer. 

Bir tam günü Burdur'a ayırıyoruz ve Ağlasun'dan Burdur'a gitmek üzere sabah erkenden yola çıkıyoruz. Sonbahar renkleriyle bezeli vadiler,  sarp kayalıklara tırmanmaya çalışan keçiler, aracımızın önüne aniden çıkıveren sarı kızlar, tepemizde kâh bulutlu, kâh parlayan bir güneş bize eşlik ediyor. Aslında meteorolojiye göre hava yağmurlu ve parçalı bulutlu gösteriyordu! Bu yüzden biz de planımızı hava durumuna göre yapmıştık, böyle parlak bir karşılama, günün bonusu oluyor bize. Keyfimiz yerinde. 

İlk durağımız ise yolumuzun üzerinde bulunan İnsuyu Mağarası oluyor. İnsuyu Mağarası Burdur merkezine yaklaşık 13 km uzaklıkta yer alıyor.  Biz ise Ağlasun'dan buraya yaklaşık yarım saatte geliyoruz.