22 Mayıs 2020 Cuma

Corona günlerinde balkon sefası


Benim gezinti alanım iki küçük saksı. Yetiyor bu gümrah arazi :) *

Sevgili okur, bu yazı, hafta başında güzel ve güneşli bir günde yazıldı! 
Yayımlamak, ancak yağmurlu bir güne nasip oldu!. 
Ama an itibarıyla güneş  yüzünü gösterdi ☀
Belki de bu, 'ben geldim' diyedir ;)
💗 

Dün sabah güne, güzel bir sürprizle 'merhaba' dedim. Bahar coşkusu yaşayan kaktüsüm, göz alıcı rengiyle öylesine güzel çiçek açmıştı ki! görünce nasıl mutlu oldum anlatamam. Aynı zamanda biraz da karışık duygular içinde mahcubiyet yaşadım. Neden derseniz? Malumunuz coronalı günlerdeyiz ve ne zaman normal hayatımıza döneceğimiz de belli değil! Her birimiz kendi hanelerimiz içinde, çoğumuz da apartman dairelerinde dar alanlarda yaşamaktayız. Bu dönemin şanslı kişileri, müstakil evlerde yaşayıp bahçesi olanlar sanırım. Şikayet yok elbette. "Bahçe yoksa balkonlarımız ne güne duruyor!" dedim ve küçük balkonumuzu bu yıl adeta çiçek bahçesine çevirdim!

2 Mayıs 2020 Cumartesi

Evde günler, doludizgin geçerken...


Kuş cıvıltıları eşliğinde güne uyanmak! Ve her yeni güne bi ümitle "merhaba" demek! ne güzel :)

Bu sabah gün, ışıl ışıl parlıyordu. Havada taptaze bahar kokusu salınıp durdu. Sitemizin bahçıvanı son bir haftadır toprakları havalandırmakla, çimleri tıraşlayıp yeni çiçekler ekmekle meşguldü. Gece ilerleyen saatlerde de fıskiyeleri açmıştı. Dolayısıyle sabaha kadar toprak, damla damla suyunu, gıdasını içine almıştı. Bu yüzden, çevreye yayılan o misss gibi toprağın, çiçeklerin ve çimlerin kokusu, sabah sabah beni benden aldı. Bir de bu iki kelime; 'bu yüzden';  "Bu yüzden, her gece bennnn, her geceeee" diye başlayıp, ardından cümlemin sonuna ekleyeceklerime, tam olarak karar verememiş ve yine;  'bu yüzden' yazsam mı? yazmasam mı derken!? bu defa da Mirkelam'ın başka bir şarkısı dilime dolanıyor.
Geçip giden zamanları / Bir yerlerde bulsam / Sonra üzülsem /Üzüldüğüme üzülsem / Gözyaşıma dalıp dalıp / Seniiiii hatırlarım / Gittin şimdi sennnnn / Yoksun yanımdaaaa / Bir şey istemem / Neye yarar hatıralarrrr ....

19 Nisan 2020 Pazar

Haftanın renklerinden yansımalar :)


“İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler. Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığın sürece fazlaca bir şeyler yapabilmektir.” demiş Sevgili Friedrich Nietzsche

Corona virüsü gündemimize düştü düşeli hayatlarımız normal seyrine göre şimdi; ‘daha ağır, daha yavaş ve daha durgunlaştı..' derken, biz içine düştüğümüz bu duruma göre şekil almaya başladık bile çoktan.  Artık günler nasıl geçiyor hiç anlamıyorum inanın!. Bu defa tempo, evimizin içinde! E tabi ki istediğimiz gibi özgürce dışarıda olamasak da, evlerimizin içinde, zorunluluktan mütevellit, bir tatlı telaş mı?! desem,  keyif mi? yoksa, bir sınav mı? ceza mı? desem! bilemedim. Çünkü evlerimizin içi de özellikle kültürel anlamda, teknolojinin sağladığı olanaklarla dolu, koskoca bir dünya aslında! Bu anlamda yapacak çok şey var, ancak zamanımın çoğunu alan ev işlerinden dolayı (yemektir, temizliktir, çamaşırdır, ütüdür derken...) o asıl yapmak istediğim güzel şeylere bir türlü sıra gelemiyor. Yine de eylemlerime pozitif imalar yüklemek istiyorum ben! Zira evde olma halimizi daha keyifli kılmak, her zamankinden bir tık daha doğal beslenmek adına çabalarım taktire şayandır :) kendi kendimi, hatta maaile kendimizi taktir etmekteyim. Ne demişler; 'çareler tükenmez, yeter ki yaşam enerjimiz tükenmesin!'

3 Nisan 2020 Cuma

Beyoğlu'nda Sanat Mekânlarına Yolculuk - 3


ANAMED Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi; Türkiye’deki medeniyetlerin tarihi, sanatı, mimarisi ve arkeolojisine adanmış araştırma projelerini geliştirmek ve Anadolu’nun geçmişi hakkındaki bilimsel araştırmaları desteklemek amacıyla 2005 yılında kurulmuş ilk yerel akademik araştırma merkezidir. 

Çağdaş Türk kültürü ve toplumunun geliştirilmesinde müzelerin, araştırma merkezlerinin ne denli önemli olduğu tartışılmaz. Türkiye’nin arkeolojik ve kültürel mirasını, son teknoloji ile düzenlenen; dijital sunumlar, dia gösterileri, fotoğraflar, korunaklı belgelerle sunan...ve daha pek çok detay çalışmayı sanatseverlerle buluştururan Anamed'in küratörlerini de bu yüzden oldukça başarılı bulurum. İstiklal Caddesi üzerindeki tarihî Merkez Han’da yer alan Anamed, Beyoğlu'na gittiğimizde asla önünden transit geçemediğimiz bir mekândır. Her sergi ziyaretimizde, mutlaka kârlı çıktığımız bir dolu bilgiyle donanarak ayrılırız. Bu yüzden Anamed Sergilerini sürekli takip ederim. 

1 Nisan 2020 Çarşamba

Girdaba kapılmadan, sele /Corona'ya/ yakalanmadan!


2020’nin başlarında, Corona Virüs’ün ülkemizde henüz görülmediği günlerde, pek çok sanatsal etkinliğe katılmış, uzun zamandır adım atmadığımız Beyoğlu’na da bu vesileyle ardı ardına gider olmuştuk. Ben de “Beyoğlu’nda Sanat Mekanlarına Yolculuk” serisiyle;  ziyaret ettiğim sanat galerilerindeki, sergi ve fuarlardan bahsediyordum blogumda. Ta ki Covid_19 ülke gündemine bomba gibi düşünceye kadar. Dünya ülkelerinde hayatı alt üst eden Corona vakaları ve hayatını kaybedenlerin sayılarını her gün medyada takip ederken, sonunda virüs bizim topraklarımıza da girdi. Ve o günden sonra hiçbirimizin hayatı da eskisi gibi olamadı tabi ki!. 

Artık her günümüz, her saatimiz ve her anımız COVİD_19 oldu. Ayrıca anlaşılan o ki bu virüs, ne ülkemizi, ne de dünyamızı öyle hemen terk edeceğe benzemiyor? Evet, hepimiz çok endişeliyiz ve çok tedirginiz! Endişelenmekte de haklıyız. Ancak, ne gibi önlemler alacağımızı artık öğrenmiş bulunmaktayız. O halde, daha fazla virüs’ün çemberine takılmamalıyız. Bu kadar çok endişe ve kaygıyla yaşamak, bir anlamda hayatı zindana çevirmek demek. Bu tuhaf virüsün, hayatımızı esir almasına izin vermememiz gerektiğini düşünmekteyim. Bu yüzden şu aralar sadece sosyal mesafe değil aynı zamanda sosyal medyayı da olabildiğince kısıtlı kullanmaya karar verdim. Yoksa ciddi bir şekilde ruhsal sağlığımız da tehlikeye gidecek.

28 Mart 2020 Cumartesi

Bugünler de geçecek!

EŞİKTEYİZ! demiştim, yaklaşık 2 hafta önceki instagram paylaşımımda;
Tek bir virüsle hayat bize nasıl da "dur" dedi! Tek bir virüsle, dünyanın en çağdaş, en ileri! ülkeleri nasıl da yetersiz ve çaresiz birer birer düşüverdi. Daha çok beton, daha çok eşya, daha çok şu bu...derken lüks yaşamlar adına, doymak bilmeyen bir arsızlıkla; nehirleri kirleten, ormanları yakıp yıkan, havayı, suyu kirleten insanoğluna "dur" dedi😱 
Kendi bereketli toprağından mahsulünü almak yerine gdo'lu ürünlerle dışa bağımlı hale gelen,  tüketimler çoğaldıkça, maneviyattan uzak, adaletten yoksun; açlıkla, savaşlarla, insanlığın yerle bir edildiği bir dünya düzeninde; isyanlara, direnişlere kulak asmayan, yönetenleri dahi, savunmasız bırakan tek bir virüs, şimdi, tüm dünyayı büyük bir sınavın eşiğine getirdi. 😱 
İşte o tek virüs, insanoğluna; çiçeğiyle, böceğiyle, tohumuyla, fidesiyle, dağı, taşı, toprağıyla, havasıyla, suyuyla..."benim dengemi, kimyamı…benim evrimimi, dönüşümümü, daha fazla alt üst edemezsiniz!" dedi! 😱 

4 Mart 2020 Çarşamba

Lozan'dan tarihi ve panoramik yansımalar


Elegant Avrupa turumuzun, Cenevre'den sonraki destinasyonu ekstra kapsamında yer alan; Lozan - Montrö - Chillon Şatosu oluyor. Bu destinasyonları görmeden İsviçre'den geçmek olmazdı, zira her üçü de ziyaret etmeyi fazlasıyla gerekli kılıyordu. Hem tarihi dokusuyla, hem de muhteşem manzaralarıyla, "iyi ki gittik, gördük!" dediğimiz bir ekstra oluyor bizim için. Elegant Avrupa seyahatimizi sırasıyla kaldığımız yerden anlatmaya devam ediyorum.

Cenevre Bölgesi sınırlarında konakladığımız oteldeki kahvaltımızın ardından, sabahın erken saatlerinde Lozan'a gitmek üzere yola koyuluyoruz. Bir yanımızda Alp'ler, bir yanımızda üzüm bağları, sevimli küçük köyler ve Cenevre Gölü'nün içimize ferahlık katan panoramik görüntüleri eşliğinde, bıraksalar bıkıp usanmadan saatlerce seyir halinde olmaya razı bir ruh hali içinde yol alıyoruz.

İncili Gastronomi Rehberi ‘İNCİ’ Kazanan Restoranları Açıkladı

            

Türkiye’nin ilk ve tek özgün gastronomi derecelendirme sistemiyle hazırlanan ‘İncili Gastronomi Rehberi’ 2020 yayımlandı. Bir yılı aşkın süredir titizlik ve şeffaflıkla yapılan değerlendirmeler sonucu İnci kazanan restoranlar düzenlenen davette sahiplerini buldu. Davete yeme-içme dünyasının yanı sıra cemiyet hayatının ünlü simaları da katıldı. 
                
Hürriyet ve Karaca iş birliği ile gastronomi dünyasına kazandırılan 2020 ‘İncili Gastronomi Rehberi’ Hürriyet Kitap etiketiyle yayımlandı. Rehberde yer alan ve ‘İnci’ kazanan restoranlara ödülleri önceki akşam Shangri-La Bophorus’ta gerçekleştirilen törenle takdim edildi.