29 Ekim 2021 Cuma

Van'da bir doğa harikası: Muradiye Şelalesi

Muradiye Şelalesi, Van

'Doğu'nun incisi' Urartu'nun başkenti Van gezimizin ilk günü, önce Van Kalesi'nden başlamış, ardından Urartu Müzesi'ni gezerek tarihi bir yolculuğa çıkmıştık. İkinci gün ise rotamızda Van'ın doğa harikası Muradiye Şelalesi var. Van'a yaklaşık 85 km mesafede bulunan şelaleye gitmek üzere sabah erkenden yola koyuluyoruz. Van'ın coğrafyası oldukça güzel. Denize öykünen koca gölüyle, girintili çıkıntılı dantel misali koylarıyla, görkemli dağlarıyla, tarihi kaleleri ve köprüleriyle Van daha ilk görüşte gönlümüzü fethediyor. 

Tendürek Dağından çıkan ve Bend-i Mahi Çayı üzerinde bulunan şelale Muradiye ilçe merkezine 10 km mesafede. Dolayısıyla yol seyrimiz muhteşem manzaralar eşliğinde geçiyor. Kayıtsız kalamayacağımız görüntüler ise bize fotoğraf molaları verdiriyor. Biz de hiç acele etmiyoruz. İstanbul'un kaos ikliminden uzaktayız, uzun yol yorgunluğumuz da sevdiklerimizle buluşunca geçiyor. Kavuşmanın hoşluğu, bir de üzerine rahat bir uyku alınca...artık bize içinde bulunduğumuz anların keyfini, sindire sindire yaşamak düşüyor.  Doğanın içindeyken aldığımız huzurun tarifi yok. Büyük şehirler ne kadar çok yoruyor bizi. Bunu İstanbul dışına çıktığımız zamanlarda çok daha iyi anlıyoruz. Bu yüzden yaşadığımız her an çok değerli. Yine dönecek olursam gezimize... Doğanın en güzel armağanlarından biri olan şelale, bize güldür güldür çağlayan sesiyle yaklaşmakta olduğumuzun sinyalini veriyor!. Debisi yüksek ve oldukça güçlü akan suyun sesini duyunca heyecanımız bir kat daha artıyor.

12 Ekim 2021 Salı

Urartuların mirası Van Müzesinde

Van Urartu Müzesi

Van Kalesindeki tarihi yolculuğumuzun ardından 2. durağımız Van Kalesi dibinde yer alan Van Urartu Müzesi oluyor.  2011'de Van'da meydana gelen depremlerde hasar gören müze binasının yerine yapılmış olan yeni müze, Van Kalesi'nin güneyinde yer alıyor. Kale ile aynı lokasyonda yer alan müze yürüme mesafesinde.

Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük, dünyanın ise tek 'Urartu Müzesi' olan Van Müzesi görkemli yapısıyla Van’da yaşayan medeniyetlerden izler taşıyor. Arkeolojik kazılar sonucunda ortaya çıkarılan eserlerin daha iyi korunup teşhir edilmesini sağlayan müze binası oldukça geniş bir alana sahip. 13 bin metrekare kapalı alanda sergilenen binlerce eser ile tarihten bugüne ışık tutuyor. Van'ın kültürel zenginliğinin temelinde kucak açtığı pek çok uygarlığın mirası var. Bu medeniyetler içinde en görkemlisi ise Urartular. 23 holden oluşan bu bölümlerin yaklaşık dokuz holünün tamamı Urartu dönemine ait. 

20 Eylül 2021 Pazartesi

Van Kalesinde tarihe yolculuk

İstanbul'dan başlayıp; İzmit, Ankara, Aksaray, Kırşehir'den geçip Kayseri'de bir gece konakladığımız, ertesi gün yeniden yola koyulup; Malatya, Bingöl ve Muş Ovasını da ardımızda bıraktıktan sonra artık Van Gölü yüzünü gösteriyor bize. Güneş neredeyse batmak üzere. Van Gölü'nün kıyı şeridindeki Gevaş ve Edremit'i de geçtikten sonra akşam saatlerinde Van'a ulaşıyoruz. Uzun ama oldukça keyifli geçen yol seyrimizin ardından, dağlar, ovalar, bayırlar aşıp sevdiklerimize kavuşuyoruz. Kavuşmanın mutluluğu sarınca yol yorgunluğumuzdan da eser kalmıyor. Sohbet sohbeti açarken saatler nasıl geçmiş hiç anlamıyoruz! Gönlümüz muhabbete devam dese de, gözlerimizin üzerine çöken ağırlıkla beden dilimiz artık  tamam diyor! geri kalanını bir sonraki güne bırakıyoruz. 

Veee yeni güne dostlarımızın özenle hazırladığı meşhur Van kahvaltısı ile merhaba diyoruz. Leziz otlu peyniri, ilk kez tattığım, tereyağlı cacığı, kavutu ve murtuvası ile enfes bir kahvaltı yapıyoruz. Dinlenmiş, Van'ın leziz tatlarıyla midelerimiz şenlenmiş ve demlenmiş sohbetlerimizin ardından sevdiklerimizle hasret giderdikten sonra artık sözü 'Doğunun incisi' Van'a bırakıyoruz. O konuşacak biz dinleyeceğiz.  

Van'a ikinci gelişimiz bizim. İlk ziyaretimizi 10 yıl önce yapmıştık. İlgili yazı için buraya tıklayınız.
Bu yüzden gezi grogramımızı oluştururken bu defa daha önce görmediğimiz yerlere gitmek istiyoruz. 

1 Ağustos 2021 Pazar

İzler ve Yansımalar Anadolu yollarında

Bugüne kadar Anadolu'ya sayısız seyahatlerimiz oldu. Kimi zaman Doğu Ekspresi ile Anadolu coğrafyasını bir uçtan bir uca gezdik, kimi zaman da İstanbul'dan farklı şehirlere kara yoluyla gidip bu yolculuklarımızı çizdiğimiz rotalar üzerinden konaklamalı gerçekleştirerek daha önce hiç görmediğimiz şehirleri daha yakından gezip görme fırsatı elde ettik. Ayrıca Erzincan'dan Kars'a yine Doğu Ekpresi ile yolculuk yapmış akabinde Kars'ı gezmiştik. Tren camından bakarken gördüğümüz manzaralar aklımızdan hiç çıkmaz! Batı ve Doğu Karadeniz, Ege ve Akdeniz, Marmara'yı tamamına yakın gezsek dahi yine de görmek istediğimiz; Orta Anadolu'da, Güney ve Doğu Anadolu'da daha pek çok yer var.  Anadolu biter mi hiç! Ne yollar biter, ne de her yeri görmeye bir ömür yeter!

Pandemi herkesi olduğu gibi bizim de planlarımızı sekteye uğrattı. Yine de yeter ki sağlık olsun diyoruz! Öncelikle aşılarımızı olduk, az da olsa kafamız rahatladı ama bu demek değil ki tedbiri elden bıraktık! Hayır... ilk günkü kadar tedbirliyiz!. Ama kendi içimizde endişeye mahal verecek durumda da değiliz. Bu yüzden geçen yıl gerçekleştirmeyi planladığımız Anadolu gezimizi pandemi kuralları ölçüsünde bu yıl gerçekleştirmeye karar verdik ve Mayıs Ayı'nın ikinci haftası yine yeniden yollara koyulduk. Bu defa istikametimiz Türkiye'nin diğer ucunda yer alan ve haritaya baktığımızda ilkokul yıllarımızdan itibaren hafızalarımızda yer edinen, ülkemizin en büyük gölünün kıyısına yerleşmiş Urartu Uygarlığının başkenti Tuşpa, yani Van. İkinci durağımız ise eşimin çocukluk yurdu Erzincan. 

30 Haziran 2021 Çarşamba

Korona Günlerinde Nisan-Mayıs-Haziran ayı günceleri

Nihayet yaz sıcaklarına kavuştuk. Aşılarımızı da büyük bir çoğunlukla olduk. Bünyelerde bir ferahlık hafif de olsa bir rahatlama ile sayfiyelere, kırlara koşmaya başladık. Biz henüz sayfiyeye uzanamadık, ama Mayıs Ayı'nın son haftasında Anadolu'nun bir ucuna gidip, dağlara, bayırlara çıkıp geldik. Gezi yazılarımı anlatmaya başlayacağım elbet, ama öncelikle korona günlüklerimi kaldığım yerden özetle toparlamak istiyorum. 

Uzun aralıklar verince yazma moduna girmem de pek kolay olmuyor. Öncelikle günün en sakin anını belirliyorum. Günlerden pazar ve Haziran'ın bu son kapanma gününde sokakların sessizliği de işime yarıyor. Zaman ayarlaması tamamdır diyorum ancak kafamın içinde arılar vızır vızır uçuyor!. Hangisini yakalayıp, hangisini salacağımı bilemez bir halde... //zannetmeyin ki her günüm ayrı telde!.// yine de nereden? hangisinden başlamalı?! diye sorarken kendime, imdadıma instagram fotoğrafları yetişiyor. Mutlak, hemen her gün gibi instagrama fotoğraf koymasam da! önemli bulduğum anlarımda günlüğüme not düşer gibi o mecrayı kullanıyorum ben de. İşte o fotoğraflar, şimdi işime yarıyor ve 'korona günlüklerim'de yol haritamı belirlerken bana bir hayli yardımcı oluyor. Böylece o vızırtılı seslerin yerini rengârenk kanat çırparak uçuşan kelebekler alıyor. 

Fona güzel bir müzik koyuyorum. Ve kahvemi alıp klavyemin başına geçiyorum. Artık hazırım. Yazmaya/anlatmaya başlayabilirim...

2 Haziran 2021 Çarşamba

Korona Günlerinde Ocak-Şubat-Mart ayı günceleri

İnsan yazmaya yazmaya kelimeleri de sus pus oluyor adeta!. Ben kalemime küsmedim ama bu kadar gözden ırak olunca sanırım o bana küstü! 

Kaçtı ipin ucu! Nereden başlasam? nasıl anlatsam? 
Birikenleri toparlayabilir miyim acaba! derken... 

Anadolu yollarına çıkmadan önce -Mayıs ayının ortalarında- 'Korona Günlükleri'ni toparlamak amacıyla yazmaya başladığım ve taslağa bıraktığım yazıyı derleyerek..."nasılsa arkası gelir" düşüncesiyle ipin ucunu yakalamaya çalışıyorum yeniden! Bu defa diliyorum yazı 'taslak'tan kurtulur ve okurla buluşur. Hangi okur? diye sormuyorum. Bu kadar ara vermelerden sonra, bilmem kapımı çalan olur mu? Sonra bu günlükler, okur için de ne ifade eder! Ancak şu bir gerçek ki, bu günlükleri ben, öncelikle kendim için, kendi tarihime not düşmek için yazıyorum. Akan zamana bıraktığım notlar bunlar. Tabi aynı şeyi, dağ tepe bayır demeden yollara düştüğüm, ardından uzun uzun araştırıp, okuyup yazdığım, seyahat ve kültür yazılarım için söylemem mümkün değil. Gelecek olursam sadede taslaktaki yazımın girizgâhı, o günkü ruh durumuma göre şekillenmiş ve şöyle başlamışım sözlerime; 

13 Mayıs 2021 Perşembe

İYİ BAYRAMLAR

 
Yine bu yıl da biçare, can cana, baş başa bir bayram geçiriyoruz!
Sevdiklerimize doyasıya sarılamamanın, bir arada olamamanın 
burukluğunu yaşıyoruz. Yetmese de kalben bir aradayız! 
Kovid yakamızdan düşmüyor bir türlü. Adeta sabrımızı, direncimizi sınıyor.
Bilmem bu mücadeleyi kim kazanacak? küçücük bir musibet tüm dünyayı esir aldı.
Nasihatlere uymayan; maskesiz ve mesafesizler, alınan önlemleri de kifayetsiz bıraktı!.

Şimdi
"meçhule giden bir gemi" deyiz hepimiz!
"Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli"

Oysa ne güzel, renkli balonlarımız vardı bizim :) 
 🌺 🍀 🌺
Ne diyelim... O halde biraz daha sabır ve çokça umutla!
Sevdiklerimizle birlikte özgürce kutlayacağımız, 
dertsiz tasasız, maskesiz mesafesiz
daha nice güzel bayramlarda buluşmak ümidiyle.. 

İyi bayramlar diliyorum herkese...


11 Mart 2021 Perşembe

Korona günlerinde Aralık ayı güncesi

Hiç bu kadar uzun süre bloğumdan ayrı kalmamıştım. Neredeyse "kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli mevsimler geldi geçti görüşmeyeli!" diyeceğim. Özledim mi? evet. Sizlerle hoş-beş etmeyi, sayfalarınızda gezinmeyi, okuyup yazdıklarınızı, seyrettiklerinizi...ve paylaştıklarınızla bilgi dağarcığıma ektiğiniz yenilikleri özledim. Her insan ayrı bir dünya. Ve neler yok ki o dünyalarda! İnsan bilgilendikçe, okudukça, öğrendikçe zenginleşiyor, paylaştıkça çoğalıyor. Ayrıca yazmak da başlı başına bir terapi bunu da göz ardı edemeyiz değil mi!

Tabi geçerli bir sebebim vardı, sayfamı takip edenler biliyor. Keşif yolculuğumun rotası bu defa uzaklara değil, kendime doğruydu.  Baktım ki orada eşelenmeyi bekleyen bir vaha var ve beni bekliyor hevesle koyuldum işe. Kendimle başbaşa kalınca, renklerin dünyasına öyle bir daldım ki! çıkarabilene aşk olsun! Günlerim nasıl geçti, ben bu günlerin içinden nasıl geçtim hiç anlamadım. Gündüzüm, gecem birbirine karıştı. Günler, haftalar ve aylar aynı rutinlikte akıp giderken bende de adeta bir zaman kayması oluştu. 

Özellikle portre çalışmalarım saatler boyu sürdü. Bir trans hali miydi yoksa bu saatlerim? hiç bilemiyorum! :)) portrelerim adeta ete, kemiğe bürünecek bir hâle geldi benimse heyecanım daha da arttı. Onları periyodik olarak yaptığım aylık 'Korona Günceleri'nde sizlerle paylaştım ve biraz rötarlı da olsa, arası daha da açılmadan yine paylaşmaya devam edeceğim.