19 Mayıs 2017 Cuma

19 Mayıs'ta Milli Kurtuluş Anıtının Anlamı

Milli Kurtuluş Anıtı
“Milli mücadeleyi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlatlarıdır. Millet analarıyla, babalarıyla, hemşireleriyle mücadeleyi kendisine ideal kabul etti. Biliyorsunuz ki, asırlarca meydana gelen mücadeleler ve bunların neticeleri olarak da büyük tarihi zaferler vardır. Fakat o zaferleri kazananlar kendi ideallerinin değil, şunun bunun hırsı peşinde kul köle olarak bulunmuşlardır. Halbuki milli mücadelede kişisel hırs değil, milli ideal, milli onur, gerçek etken olmuştur.” (1925) Mustafa Kemal Atatürk
Samsun gezimizin en önemli destinasyonlarından biri çok büyük bir alana kurulmuş olan Milli Mücadele Parkı ve Açık Hava Müzesi bünyesindeki; Çanakkale Savaşından düşmanın İzmir'de denize dökülüşüne kadar süren zorlu mücadeleyi temsil eden seramik rölyefler, Samsun ve ilçelerinden İstikbal Savaşında kaybettiğimiz 1200 Şehidimizin isimlerinin yer aldığı 'Şehitler Yazıtı' ayrıca Milli Mücadeleyi anlatan 10 adet bronz rölyef ile 7 figürlü 'Milli Kurtuluş Anıtı' olmuştu.

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Klima, Soğutma Uzmanından Alınır

Sıcak havalarda klima ile serinlemek gibisi yok, değil mi? Geçtiğimiz sene vantilatör ile bu işin olmadığını gördüm, bu sene hazırlıklıyım: 2017 yazına bir klima ile gireceğim. Alacağım modele karar vermek için sayısız inceleme okudum, sonu gelmeyen karşılaştırmalar yaptım. Siz de aynı zahmeti çekmeyin diye, araştırmamın sonucunu paylaşıyorum. Dikkat ettiyseniz “marka” değil, “model” dedim zira markaya zaten karar verdim: Uğur Soğutma. Klimanın soğutma uzmanından alınması gerektiğini düşünüyorum, soğutma uzmanı deyince akla ilk gelen isimde, Uğur Soğutma oluyor.

Klima satın alırken ilk dikkat etmeniz gereken şey, enerji tasarrufu. Hemen her klima, A++ enerji sınıfına ait olduğunu iddia ediyor. Aynı şekilde, çoğu klimada “inverter” özelliğini görmeniz mümkün oluyor. Ancak her nedense, bu iki özellik genellikle bir arada yer almıyor! Gerçekten de, hem A++ enerji sınıfına ait ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modelleri bir hayli ender. Uğur Soğutma’nın UIS 18 klima modeli, bu nedenle takdiri hak ediyor. Her iki teknolojiyi de birlikte kullanan UIS 18, maksimum seviyede enerji tasarrufu gerçekleştiriyor ve elektrik faturasından endişe etmeden istediğiniz kadar kullanma imkânı sunuyor.


UIS 18’in tek avantajı bu değil elbette. Bekleme modundayken sadece 1W elektrik tüketiyor. Bu da %80’e varan bir enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Klimanın akıllı soğuk hava üflememe özelliği var, yani açar açmaz soğuk hava üflemeye başlamıyor. Ortam sıcaklığını, yavaş ve doğal bir şekilde istenilen dereceye getiriyor. Ancak bunun çok uzun sürdüğünü de düşünmeyin:  Turbo modu sayesinde, çok kısa bir süre içinde serinlemeniz mümkün oluyor. Otomatik sorun tespit ve koruma sistemleri sayesinde de klimayı güvenle kullanabiliyor, yetkili servisle mümkün olduğunca az muhatap oluyorsunuz!

Ben 19.000 BTU olan modelini sipariş etmeye karar verdim, ancak daha düşük BTU’lu modelleri de bulunuyor. En doğrusu bir keşif yaptırmanız ve size en uygun modeli tespit ettirmeniz olacaktır. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr/ adresinden 12 taksitle bu mükemmel klimayı satın alabilirsiniz. 



Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Mayıs 2017 Perşembe

Atatürk Çiçeği ve Bilinmeyen Hikâyesi

Çiçeklerin her biri ayrı ayrı güzeldir, ancak bazı çiçekler vardır ki onlar daha bir özeldir. Hele ki bu çiçek bizim için çok değerli bir isme ithaf edilmiş ise. İşte bu çiçek Atatürk Çiçeğidir. Doğanın en güzel çiçeklerinden kabul edilen Ponsetya’nın çiçekleri birer harikadır. Etrafı yeşil yapraklarla çevrili ortada öbeklenmiş o kırmızı yaprakları biz her ne kadar göz yanılsaması ile ilk baktığımızda bitkinin çiçekleri olarak algılasak da, asıl çiçekleri kırmızı yaprakların arasında küçük küçük kendini gösteren sarı çiçeklerdir. Ayrıca ATATÜRK ÇİÇEĞİni özel günlerde eşe dosta armağan etmek bizim içinde bir ayrıcalıktır. 
Merak ettim, ‘acaba bu çiçeğin adı neden ‘Atatür Çiçeği’dir, mutlaka bir hikâyesi olmalıdır bu çiçeğin dedim ve ‘Atatürk Çiçeği’nin hikayesinin izini sürdüm.

5 Mayıs 2017 Cuma

"Yusuf Franko’nun İnsanları" İstanbul'da

Taksim’deki sanat galerileri ziyaretimin ilki Tünel Sanat Galerisi'nde Ressam Mevlüt Akar'ın 'Düş-Görü' Resim Sergisi olmuştu, ikinci durağı ise ANAMED oluyor. ANAMED ise çok ilginç bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri” Sergisi Bahattin Öztuncay küratörlüğünde hazırlanmış. Ömer M. Koç Koleksiyonu’nda yer alan, 19. yüzyıl sonu Osmanlı bürokratı, Hariciye Nazırı, Mutasarrıf, cemiyet adamı ve aynı zamanda oyunbaz bir karikatürist olan Yusuf Franko Kusa Bey’e ait karikatür albümünü ilk kez gün yüzüne çıkarıyor. 

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Ressam Mevlüt Akar'ın " Düş-Görü" Resim Sergisi

Karaköy’den sonra Taksim İstiklal Caddesi’nde ilk ziyaretim Ziraat Bankası Sanat Galerisi oluyor.  Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi genç Ressam Mevlüt Akar’ın  "Düş-Görü" adlı resim sergisine ev sahipliği yapıyor.  
Ressam Mevlüt Akar'ın, "Düş-Görü" adlı resim sergisi genç sanatçının tuval üzerine akrilik ve yağlı boya eserlerinden oluşuyor. Sergide yer alan eserlerin birçoğu 2017 imzalı. 

27 Nisan 2017 Perşembe

İstanbul'un sokaklarında bir günün özeti: Düttürü dünya!

Eski bir inanca göre hiç kimse boş yere İstanbul'da dünyaya gelmez! Ve pek çok insan hayattayken dünya gözüyle de olsa bu kadim şehre ayak basmak ister, onu solumak, onunla hemhal olmak ister. Bu inanca göre bu şehirde doğan ya da bir şekilde bu şehrin suyundan içen herkesin illa ki bir vazifesi ve geçmişten gelen bazı görevleri vardır, zira burası efsunlu bir şehirdir. Bu inanç ne kadar doğrudur bilemeyiz ancak İstanbul sahip olduğu pek çok özelliği ile hakikaten müstesna bir şehirdir! Tarihin, entrikaların, yıkımların, aşkların, ihanetlerin hep kol gezdiği bir şehirdir burası ve aynı zamanda umudun şehridir. 
Ve İstanbul'un kalbi ise Pera'da atar!. Burası yüzyıllar boyunca sanatın, güzelliğin, asaletin, görkemin her milletten renkli ve çok kültürlü hayatın çekim merkezi olmuştur!.. Ancak bugün o Beyoğlu eski günlerini ve kaybettiği kimliğini arar duruma gelmiştir. Tarihi sinemaların yerini AVM.lerin aldığı, asaletin yerini rüküş ve pejmurde bir kirliliğe bıraktığı ve pek çok esnafın birer birer kepenklerini kapattığı kentin kadim insanları biliyorum Pera'nın hızla değişen bu görüntüsüne çok üzgünler. Bir milleti sanattan mahrum bırakmak, onu gericiliğe, karanlığa teslim etmek demektir. Yine de direnen kurumlar var. Sanat Galeri ve müzikevleri, kitapevleri...ve bu kurumlar köklü geçmişleri ve birikimleri ile hayatı canlı tutmaya, toplumu aydınlığa götürecek olan sanatsal etkinliklere destek vermeye devam ediyorlar hâlâ... 

19 Nisan 2017 Çarşamba

Metin Üstündağ’ın ilk kişisel sergisi ‘Ağlak Muğlak’


"her insan önünde sonunda bir damla gözyaşına dönüşür!" met üst

Ağlak muğlak haller içinde kaldığımız günlerin içinden geçerken, bayıldım bu sergiye ben :) 

Heyulalı günlerin arifesinde bir randevu ve bir ziyaret amacıyla Amerikan Hastanesi’ne yolumuz düştü. Ve ben yine; ‘iyi ki yolumuz düştü’ diyebileceğim, günün bonusu olacak harika bir sergiyle buluştum.  ‘Yine’ diyorum, çünkü daha önce de tesadüf etmiştim benzer bir sergiye. (bkz) Malûm gündemden dolayı öncesinde hiç aklıma gelmedi, hastanenin sanat galerisinde herhangi bir sergi var mıdır? yok mudur? araştırmak. 

Bu yüzden daha kapıdan içeriye girmeden hastanenin dış cephesinde sergi afişleri ile karşılaşmak hoş bir sürpriz oldu benim için. Daralan ruhuma bir nebze de olsa iyi geldi diyebilirim.

11 Nisan 2017 Salı

Karya Kenti Mylasa ve Gümüşkesen Anıtı


Doğal güzellikleri ve çevresindeki sayısız antik kentleri ile özel şehirlerimizden biridir Muğla. Ege ve Akdeniz’in kesiştiği noktada yer alan Muğla’ya  tabiat ananın hünerli elleri dokunmuştur adeta. Mavi bayraklı plajları, kristal koyları, Bodrum, Dalaman, Köyceğiz, Dalyan ve Milas gibi eşsiz tatil destinasyonlarının hepsi burada toplanmıştır. Bu yüzden boşuna değildir, Muğla için ‘yeryüzü cennetidir’ demek.  

Dantel gibi girintili çıkıntılı koylarıyla çevrili bölge bugün olduğu gibi geçmişte de hep itibar görmüş ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. 

8 Nisan 2017 Cumartesi

Son Güz Fırtınası - Mehmet Osman Çağlar


Şiirlerini ve yazılarını hep ilgi ile takip ettiğim değerli blogger dostumuz Mehmet Osman Çağlar’ın, "Mavi Mısralar" şiir kitabından sonra çıkarmış olduğu ilk öykü-romanı "Son Güz Fırtınası" nı ilgi ile ve bir solukta okudum. Çağlar’ın sıra dışı yaşanmışlıklarını, edebi bir dille ve akıcı üslubu ile kaleme aldığı romanında; bir geçmişe bir geleceğe savrulurken, biten her bölümün sonunda ‘acaba bir sonraki bölümde neler olacak’ duygusunu sürekli taşıdım.

3 Nisan 2017 Pazartesi

Beyoğlu'nda bir huzur adası; Galata Mevlevihanesi

Matbah - Somat

Beyoğlu’ndan Tünel’e doğru yol alırken; İstanbul’un daimi sakinleri kadar, yerli ve yabancı turistlerle birlikte, insan ve müzik seslerinin birbirine karıştığı o hengâme kalabalığın içinde belki defalarca önünden geçtiğimiz ama fark etmediğimiz bir mekândır 'Galata Mevlevihanesi'. Fark edeni daha girişiyle etkisi altına alan bu mekân uzun zamandır görmek istediğimiz yerlerden biri idi. Adını hep duyar, merak eder dururdum. Bu defa daha bir alıcı gözlerle bakındık etrafımıza ve kulak kesildik derinlere! kim bilir belki bizi de çağıran ve ‘gel’ diyecek olan bir ses vardı! Onu duyacaktık, ne de olsa bu mekânda sükûta dalmış sufilerin, neyzenlerin, dervişlerin ayak izleri duruyordu hâlâ… vardığımızda bunu anlayacaktık.  

27 Mart 2017 Pazartesi

'Kuşlar Yasına Gider' son dönemin en etkileyici romanlarından biri

‘Kuşlar Yasına Gider’ Bir solukta okuduğum ve hiç bitmesini istemediğim bir kitap oldu. Hasan Ali Toptaş'ın daha önce okuduğum kitapları yanında bu kitap çok daha sarsıcı bir etki bıraktı üzerimde. 
Hikâye baba-oğul ilişkisini ve babanın hastalık süreçlerinde oğlu ve eşiyle yaşadığı zorlu süreçleri anlatıyor. Hikâyenin merkezinde ise baba Aziz Bey var. Her ne kadar baba ve oğulun geçmişten kalan ufak tefek dargınlıkları olsa da yine de aralarında büyük uçurumlar ve hesaplaşmalar yoktur.

18 Mart 2017 Cumartesi

Tarihe Sığmayan Destan ÇANAKKALE

Onlar ki bu vatan için, gözlerini kırpmadan canlarını feda ettiler!.. bir avuç toprağımızı vermediler!.. Ölümüne yürüdüler ve 'ÖNCE  VATANdediler! sonra  'ÇANAKKALE GEÇİLMEZdiyerek düşmana geçit vermediler. 
Zaferle sonuçlanan bu büyük savaşı ve tarihi sadece 'anmak' değil,  özellikle ‘anlamak’ gerektiğinin,  'anlamanın' çok daha önemli olduğunun altını çizelim. Ve bu büyük zaferi onurla kutlarken, bunu bir kez daha düşünelim!. 
ÇANAKKALE ZAFERİNİN 102. YILINDA  
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu topraklarda şehit düşen bütün vatanseverleri ve gazilerimizi minnetle ve saygıyla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.. 
Esin Bozdemir

Haluk LEVENT'in tüylerinizi diken diken edecek
muhteşem performansı (lütfen sonuna kadar izleyiniz.)




 Eceabad Seddülbahir Güzergâhı 1.BölümEceabad Seddülbahir Güzergâhı 2.Bölüm Eceabad Seddülbahir Güzergâhı 3.BölümEceabat - Anafartalar Güzergâhı 4. Bölüm - Eceabat - Anafartalar Güzergâhı 5. Bölüm - Eceabat - Anafartalar Güzergâhı 6.(son) Bölüm 

12 Mart 2017 Pazar

HALİKARNASSOS

Euromos ve İasos Antik Kentlerinden sonra yönümüzü bu defa Muğla’nın Bodrum ilçesine çeviriyoruz. Bodrum ilçesi Karia’nın başkenti Halikarnassos üzerinde bulunuyor. Günümüzde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan kıyılar, antik dönemde de önemli ve zengin bir denizcilik merkeziydi.

Ege’nin bu kadim limanı bir zamanlar 'Antik çağın Yedi Harikası’ndan biri sayılan Karia Kralı Mausolos’un Mezarı’na, diğer bir adıyla Halikarnas Mozolesi’ne ev sahipliği yapıyordu. 
Mezar  İÖ 353-351 yılları arasında Pythius ve Satyros adlı mimarlar tarafından tasarlanmıştı. Mezardan günümüze çok az kalıntı ulaşmış durumda. Eskiden mozoleyi donatan heykeller, dönemine öncülük eden sanatçılar Scopas, Bryaxis, Leochares ve Timotheus tarafından yapılmıştı.

6 Mart 2017 Pazartesi

Hokkabazların Dünyasına Yolculuk


Yabancısı olduğunuz ve ilk kez ayak bastığınız bir şehirde o şehrin silueti hiç şüphesiz belleğinizde önemli bir yer edecektir. Hele ki baktığınız şehir İstanbul ise!. Muhteşem manzarası hatırınızda saklı kalacaktır. Ancak insanlarının hayata bakışı, birbirleri ile ilişkileri, sosyal ve kültürel hayat, dışarıdan gelenler için etkiyi güçlendiren ayrıntılardır. Kıtaların ve kültürlerin buluşma noktası olan İstanbul ise dünden bugüne şehrin gündelik yaşantısında ve sosyal ilişkilerinde önemli değişikliklerin yaşandığı çok özel bir şehir kimliğini hep sürdürmüştür. 
Bir zamanlar şehrin sokaklarında çok daha aktif yaşayan, şehirle alış verişi olan esnaflar, İstanbul’un zengin ve renkli kültürel dokusunun belirleyici unsurları arasındaydı. Özellikle bugün nesli tükenmekte olan bu esnaflar, sanat ile zanaatı, iş ile eseri birbirine yakınlaştırmış her biri kendi alanında bir üstat olarak varlıklarını sürdürmüşlerdi. 

27 Şubat 2017 Pazartesi

İskâmbil Kâğıdı deyip geçmeyin! İşte ilginç hikâyesi

İskambil kâğıtlarını bilmeyen yoktur değil mi!. Hani bir yüzünde resim ve değişik şekillerden meydana gelen ve üzerinde işaretler bulunan, çeşitli oyunlar oynamaya yarayan kartlardır.  52 kartlık bir desteden oluşan iskambillerde 4 tane temel simge vardır. Bu simgeler ise; maça, kupa, karo ve sinektir. İskambil bugün en ücra Anadolu kahvehanesinde dahi bilinir ve onunla çeşitli oyunlar oynanır, fallar açılır. Kırsal yerlerde iskambil, sembolik olarak çayına, kahvesine oynanır. En çok bilinen oyun ise 'pişti'dir. (Görsel: Raymond Peynet'in ünlü 'Aşıklar' dizisinden yapılmış bir iskambil destesi) 
İskambil oyunları’nın tarihi ise bir hayli eskidir. Avrupa’da ilk olarak Ortaçağ’da görülür, bazı kaynaklara göre XIV. yüzyılın ortalarında, kimi araştırmacılara göre çok daha önceki çağlarda, Çin, Hindistan gibi Doğu ülkelerinde bilinen bir oyundur. 
Related Posts with Thumbnails