17 Ağustos 2018 Cuma

Almanya'nın küllerinden yeniden doğan şehri: Dresden

Orta Avrupa turumuzda, Çekya merkez ülkemiz oluyor. Bu yüzden Çekya'nın kalbi; Prag'tan başlattığımız gezimizde, sınırlara yakın olan komşu ülkelerin önemli şehirlerini de sırasıyla gezeceğiz. Anlayacağınız Orta Avrupa Gezimizde, birbirine çok yakın olan 5 ülkeye birden ayak basmış olacağız. Tabii ki çok fazla açılmadan. Tur programı yoğun ama oldukça renkli. Birbirine yakın ülkeler olmakla birlikte, her ülkenin kendine has bir kültürü ve tarih içinde ayrı bir yeri var. Ama ülkelerin birbiriyle etkileşimleri bir hayli fazla. Savaşlar yaşanmış, büyük yıkımlar, kayıplar, parçalanmışlıklar... ve ardından tıpkı anka kuşu gibi, kendini yeniden var eden şehirler!  
Bunlar tarihin hep acı yüzleri. Bu yüzden tarihine sahip çıkan ülkeler, harabeye dönen yapıları dahi, geçmişi unutmamak adına! itina ile koruyorlar. İşte biz bu gezimizde bu özelliklere sahip şehirlerin bazılarını göreceğiz.
Ve... Orta Avrupa Gezimizin 4. gününde Çekya'nın komşu ülkelerinden birine; Almanya'nın Dresden Şehrine gidiyoruz.

9 Ağustos 2018 Perşembe

İçinden suların aktığı, zamanın durduğu bir Ortaçağ Şehri: Chesky Krumlov


Orta Avrupa Gezimizin 3. Gününde Prag’a yaklaşık 3 saat mesafede yer alan ve Vltava Nehri kıyısına kurulmuş olan, tarihi ise 13. Yüzyıla dek uzanan bir Ortaçağ Şehri’ne; Český Krumlov’a gidiyoruz.

1992 yılından bu yana UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesinde yer alan Chesky  Krumlov,  Çekya turumuzun en güzel destinasyonlarından biri olarak anılarımızda hep saklı kalacak. Vltava Nehri’nin kıyısına dizilmiş; Gotik, Barok ve Rönesans mimarisiyle inşa edilmiş olan evlerin, daracık parke taşlı sokakların, antik dükkânların arasında yürürken adeta kendimizi çağlar ötesine, Ortaçağa ışınlanmışız gibi hissettik.

Chesky Krumlov, Avrupa' da yaşanan savaşlardan hiç etkilenmemiş ve 13.yüzyıldan bu yana, Avrupa’nın en iyi korunmuş ve tarihi dokusunu koruyabilmiş ender Ortaçağ kentlerinden biri.

29 Temmuz 2018 Pazar

Karlovy Vary - Orta Avrupa'nın Şifa Merkezi

Prag gezimizin ikinci gününde, Orta Avrupa'nın en ünlü kaplıca merkezlerinden biri olan Karlovy Vary'e gitmek üzere yola koyuluyoruz. Yaklaşık 2 saat süren yolculuğumuz, tablo misali görüntüler eşliğinde; üzüm bağlarının, şerbetçi otlarının, sapsarı kanola bitkileriyle bezeli tarlaların arasından ve biblo gibi küçük köylerin içinden geçerek  keyifli bir yol seyri yaşatıyor bize.

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Tarihte bugün Efes’te meydana gelen korkunç bir yangın Artemision'un sonunu getirmiştir!


Efes Antik kentine gitti iseniz, aynı lokasyonda bulunan Artemis Tapınağı'nı ilk gördüğünüzde eminim siz de benim gibi hayretler içinde kalmışsınızdır. Zira tapınaktan geriye sadece bir sütun ve antik bir kaç taş parçası kalmıştır. Ancak bir zamanlar Artemis Tapınağı -elbette- böyle değildir. Çünkü Milattan önce 356’da liman kenti olan Efes, Antik dünyanın en seçkin ticaret ve kültür merkezlerinden biridir. Aynı zamanda siyasal açıdan da çok hassas süreçlerin yaşandığı dönemlerdir. Çünkü kent Pers istilasındadır ve Persli vali Tsafernes tarafından yönetilmektedir.

16 Temmuz 2018 Pazartesi

'Suyun Sesi' ile romantik ve fantastik bir sinema keyfi

Hafta sonu izlediğim The Shape Of Water, Türkçe adıyla "Suyun Sesi", Meksikalı Yönetmen Guillermo del Toro’nun Yönettiği ve Senaryosunu Del Toro ile birlikte Vanessa Taylor’un yazdığı, içinde müzikal renklerin de olduğu, fantastik-romantik-dram- türünde bir filmdi.  
2017 ABD Yapımı olan filmin başrollerinde; Sally Hawkins, Michael Shannon, Richard Jenkins, Doug Jones, Michael Stuhlbarg ve Octavia Spencer gibi güçlü isimler yer alıyordu.  
74. Venedik Uluslararası Film Festivali'nde Altın Aslan Ödülü kazanan film, Oskar dalında da -En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Prodüksiyon Tasarımı ve En İyi Film Müziği-  4 ödüle layık görülmüş. Film müzikleri ‘Amelia’ filminden aşina olduğumuz Alexandre Desplat imzası taşıyordu. 
Filmde, Richard Jenkins’in sesinden dinlediğim, yıllar yıllar öncesine ait bir aşık tarafından fısıldanan o şiir ise oldukça anlamlıydı.

10 Temmuz 2018 Salı

Ortaçağın Yaşayan Şehri: PRAG

Rüya gibi her hatıra, her yaşantı bana! dilimde bu şarkı, renkli mi renkli, rüya gibi geçen bir Orta Avrupa Seyahatimizin ardından gezgininiz; doğasıyla, mimarisiyle, tarihiyle, antik güzellikleriyle ve sanat şaheserleriyle dolu, anılarında yer eden şehirleri anlatmaya başlayabilir artık size. 
Haziran’ın ilk haftası; Prag ‘ta 3, Budapeşte’de 2 ve Viyana’da 2 gün olmak üzere toplam bir hafta sürecek olan tatilimizi geçen yıl olduğu gibi yine bu yıl da aynı seyahat acentası ile gerçekleştirmeye karar verdik.  Her ne kadar 3 ülke olarak görünse de komşu ülkelerden Almanya ve Slovakya şehirleri de vardı programımızda, yani 3 değil 5 ülkeye birden ucundan kıyısından da olsa ayak basmış olduk.  Ekstra turlarımız dışında da pek çok değişik yer gördük, gündüzleri ayrı, geceleri ayrı renkliydi Orta Avrupa Gezimiz. Bu yüzden gezimizi sizlere bölümler halinde anlatacağımı bildirmek isterim.

Geçen yıl tatil öncesinde yaşadığımız son dakika vize handikapını Allah’tan bu yıl yaşamadık sadece seyahat tarihinde bir değişiklik söz konusu oldu ve bir hafta ileri tarihe kayarak -bayram haftasında - tatile çıkmış olduk. Gezi programından ve rehberimizden son derece memnun kaldık ve grubumuz da birbiriyle uyumluydu, sıkıntısız, zahmetsiz bir yurt dışı turunu daha gerçekleştirdik. Kimi konakladığımız mekânlarda ( odaların küçüklüğü ve kahvaltıların Türk mutfağı ile kıyaslanamayacak kadar yavan oluşu gibi …) bazı eksiklikler olsa da bizim için en önemli ayrıntı, temizlik konusuydu, çok şükür ki kaldığımız oteller temizdi, bu yüzden küçük şeyleri de açıkçası sorun etmedik.
Related Posts with Thumbnails