Anadolu'nun İsyanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anadolu'nun İsyanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2014 Çarşamba

Nehirlerin ve ırmakların suyu sadece akıp giden su değildir!


Toprağın korunması, verimli bir şekilde kullanılması ve ağaçlandırmanın önemi konusunda kamuoyunun dikkatini çekebilmek için, her yıl Kasım Ayı'nda (17-23) ‘Erozyonla Mücadele Haftası’  olarak düzenleniyor. Dünyada kuraklık 4 milyar hektardan fazla alanı ve 110 ülkede yaşayan 1,4 milyar insanın hayatını tehdit ediyor. TEMA Vakfı Erozyonla Mücadele Haftası’nın 2014 yılı temasını “Su ve Kuraklık” olarak belirledi ve tüm Türkiye'de temsilci ve gönüllü sorumlularının katılımıyla hafta boyunca düzenlenen Toprağa Saygı Yürüyüşleri'nde kamuoyunun dikkatini bu konuya çekmeyi hedefledi.

Peki düzenlenen bu etkinlikler,
 asıl kanun koyucularının dikkatini çekebildi mi?. 
 
Çiftçiyi, köylüyü, kentliyi bilinçlendiren, aydınlatan ve ayağa kaldıran bu sesler yankısını bulabildi mi?

28 Haziran 2011 Salı

"Lakota Halkının Mücadelesi" ve “Yağmuru Bile” filminden "Anadolu'yu Vermeyeceğiz!" direnişine...

1 BELGESEL, 1 FİLM ve ÜLKEMİZ GERÇEĞİ !
‘National Geographic Adventure’ ve ‘National Geographic Traveler’ dergilerinin de fotoğraf sanatçısı olan Aaron Huey'nin;  Amerika'daki fakirliği fotoğraflama isteği, onu yerli Lakota halkının dehşet verici ve büyük oranda görmezden gelinen mücadelesine yeniden odaklanmaya mecbur bırakan Pine Ridge Kızılderili Rezervasyonu'na götürür. Beş senelik çalışmanın sonrasında, TED'daki bu cesaret isteyen, yürekli konuşmasında rahatsız edici fotoğraflarıyla, sarsıcı bir tarih dersini anlatırken bakın o tüm dünyayı etkisi altına alan büyük gücün !!! görmezden gelinen gerçeklikleri…
Çok önemli ayrıntılara parmak basan üstelik Amerikalı bir fotoğrafçının, mesleğinin dışına çıkarak onu da etkisi altına alan değerlendirmeleri ile Amerikan yönetimine vermek istediği mesajın sadece ülke sınırları için geçerli olmayıp, tüm dünyayı kasıp kavuran aynı zihniyetin, okyanus ötesinden uzanarak ahtapot gibi kollarını, komşularımıza ve topraklarımıza dolandırmaya çalıştığını artık görme vaktidir!.
Özellikle yoksul bırakılan halkın üzerinde oynanan oyunlar; "Sat ya da Açlıktan Öl";  “Parçala, Böl, İşgal et!” planlarının nasıl uygulandığını TED konuşmacısı son derece açık bir şekilde anlatıyor.


'Subtitles Available in' yanında TR tuşuna basarak videoyu
TED videosu dışında ayrıca bu haftasonu izlediğim; 2010 Academy Awards Ödülü alan ve İspanya’nın 2011 Oscar adayı olan; EVEN the RAIN “Yağmuru Bile” DVD film de son derece ilginçti! Tıpkı TED video konferansındaki konuşmacının işaret ettiği; toprakları elinden alınan ve yoksullaştırılarak sömürgeleştirilen halkların dramına benzer başka bir gerçekliği gün yüzüne çıkaran bu filmde de insanlığın en temel gereksinimi  ve en önemli can damarı olan suyun mücadelesi anlatılıyor… 
'Yağmur Bile' filmi yönetmenin bir film yapımı projesine konu olan Kristof Kolomb ve temel insan hakları mücadelesinin anlatıldığı; Senaryosu Ken Loach’un daimi senaristi Paul Laverty tarafından yazılan filmde, Christopher Columbus’un keşiflerini çok dar bir bütçe ve yerel aktörler ile çekmeyi başaran Iciar Bollain'ın; Takıntılı idealist Sebastian, Kristof Kolomb ile ilgili olarak da Hıristiyan kahramanın mitini tersine çevirecek, açgözlülüğünü ve vahşi eğilimlerini filminde gösterecektir. En ucuz ve Latin Amerika’da en “yerli” ülke olan Bolivya’daki çekimler sırasında, Kolomb’dan 500 yıl sonra toplumsal huzursuzluk patlar. Halk en temel hayati madde olan su için savaşmaya başlamıştır.
Gerek TED video film gerek  EVEN the RAIN “Yağmur Bile” filmi; hem coğrafyamız hem de komşularımızın da içinde yaşadığı(mız) toplumsal değişim rüzgarlarının kaynağını irdelememiz ve en tepeden manzarayı daha iyi görebilmemiz için önemli bulduğum izlencelerdir… 
Lakota Halkının Mücadelesi ve “Yağmuru Bile” filminde anlatılanlardan, ülkemizdeki derelerin çığlığına; topraklarımıza ve sularımıza göz koyan ve bu yolda büyük mesafe kateden bu küresel çetelere karşı örgütlü mücadelenin yükseltilmesi ve bu oyunun bozulması için büyük resmi görmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde söylenen yalanların büyüklüğünü görebiliriz. Hes'ler vasıtasıyla satılan sularımızdan, siyanürle zehirlenen topraklarımıza, genetiği değiştirilmiş buğdayımızdan geleceği çalınmış nesillerimize kadar bu ülkeye ve bu topraklara ait ne varsa tamamen iğdiş edilmeden uyan artık ey Türkiyem !..


“Anadolu’yu vermeyeceğiz!”, “Derelerimizi Sattırmayacağız!” diyerek… topraklarımızın talan edilmesine, sularımızın çalınmasına! karşı duran ve tepkisini gösteren insanlarımızın direnişine hepimizin ortak olması şarttır…

*Bremen mızıkacılarından
*Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar!

24 Şubat 2011 Perşembe

Bremen Mızıkacılarından Derelerin Çığlığına!



İnsan çocukluğunda okuduğu kitapları, hikayeleri ve benimsediği kahramanları hiç unutamıyor. Doğan Kardeş Dergisini ve içinde yer alan hikayeleri bilirim… Keloğlanı, Pinokyo’ yu, Jules Werne’i, Red Kid’i… ve daha pek çokları..

Anılarım(ız)da saklı kalmış bu kahramanlar, zaman içinde yaşadıkça hayatı, gördükçe anya’yı - konya’yı ve her geçen gün yeni bir şeyler öğrendikçe çok daha başka bir boyutta anlam kazanıveriyor. Ve sandık altına attığım hafızamın bir köşesinden çıkıp karşıma geçiveriyorlar bir anda!

İnsan ömrü ozanın dediği gibi uzun ince bir yol! Bizlerde yolcu, tek biz mi!.. bizimle birlikte etrafımızda dönen her şey yolcu! Oradan oraya sürüklenip durmaktayız… bazen koşar adımlarla, bazen ağır aksak, bazen uçarak… bir de hiç bilemediklerimiz var! nerde, ne zaman, ne olacağını !!!