Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2015 Perşembe

742. Ölüm Yıldönümünde Mevlana'yı anarken...


Hz. Mevlana “Ne Arıyorsan Kendinde Ara” demiş...

Kişinin değeri nedir?
– Aradığı şeydir!
***
Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin.
Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki
Aradığın ancak sensin, sen.
***
Madendeki inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;
Neyi arıyorsun, sen osun.
***
Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.

17 Aralık 1273 - Hz. Mevlana

742. Ölüm Yıldönümünde Hz. Mevlana'yı anarken... 
O'nun bilge sözleriyle, derinden düşünmeli yeniden...

12 Nisan 2011 Salı

Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar


Ey yiğit ! Yazgıya bahane bulma
Yükleme kendi suçunu başkasına
Suçunu gör dönüp etrafında kendinin
Kendindendir, gölgeden değil çektiklerin
Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin?
Ne ektin de ektiğini biçmedin?
Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar
Çocuğun gibi sonra gelip eteğinden tutar.

 
Mevlana








Büyük Anadolu Yürüyüşlerinden ... 

Bu Memleket Bizim
^








Görseller: İnternet Medyasından

17 Aralık 2010 Cuma

MEVLANA




Bir gün adamın biri Hz. Musa (a.s.)'ya gelir:

- "Ya Musa ne olur dua et de ben hayvanların dilinden anlayayım ve bundan kendime hisseler çıkartarak daha iyi bir insan olayım." der.  Hz. Musa (a.s.): - "Yürü işine git, kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye çalışma, bu halin senin için daha hayırlıdır." der. Fakat adam dinlemez ısrar eder:

- "Ya Musa ne olur hiç değilse kapımda yatan köpekle horozun dilini anlayayım."

Musa (a.s.) her ne kadar bundan vazgeçmesi için çalışırsa da adam ısrar eder. Bunun üzerine Musa (a.s.) ona dua eder ve adam sevinerek evine döner. Ertesi sabah hizmetçisi sofrayı kurarken, bir parça ekmek fırlayıp düşer. Horoz koşarak bunu kapar. Köpek buna kızar:

- "Be horoz bu yaptığın doğru mu? Sen buğday da yiyebilirsin arpa da. Mısır da yiyebilirsin, küçük taneleri de. Bense ekmekten başka bir şey yiyemem, neden benim rızkımı kapıyorsun?" der.

Horoz cevap verir:

- "Haklısın fakat hiç tasalanma yarın bizim efendinin eşeği ölecek, sen de böylece karnını iyice doyuracaksın." der. Bunu duyan adam hemen eşeği pazara götürerek satar. Ertesi sabah da, bakalım köpekle horoz ne konuşacaklar diye onların yanına gelir.

Köpek horoza sitem etmektedir: - "Yahu horoz hani eşek ölecekti, biz de karnımızı doyuracaktık." diyordun.

Horoz:

- "Eşek ölmeye öldü lakin başka yerde. Çünkü sahibim onu sattı. Fakat hiç merak etme yarın at ölecek, o zaman da daha büyük bir ziyafete konacaksın." der. Bunu duyan adam hemen ahıra koşar, atı aldığı gibi pazara götürüp satar. Sevinerek evine döner:

- "Bu hayvanların dilini öğrenmem çok iyi oldu. Böylece zarardan kurtuldum." diye düşünür. Ertesi sabah yine acaba ne konuşacaklar diye köpekle horozun yanına gider. Köpek yine horoza sitem edip durur:

- "Yahu horoz bu sefer de dediğin olmadı, yoksa sen de mi yalana başladın." der.

Horoz:

- "Hayır ben yalan söylemedim at ölecekti lakin sahibimiz onu da sattı. Fakat merak etme, yarın sahibimizin çok değerli kölesi ölecek o zaman onun hayrına yemekler, helvalar verilecek hepimiz doyacağız." der.

Bunu duyan adam o gün hiç beklemeden, kölesini götürüp satar: - "Bu horozla köpeğin dilini öğrenmem iyi oldu. Böylece birçok zarardan kurtuldum." diye düşünerek sevinir ve ertesi gün yine köpekle horozun yanına koşar. İkisi yine konuşmaktadır. Köpek bu sefer çok kızgındır:

- "Yalancı horoz, hani köle ölecek, bu sayede karnımız doyacaktı, günlerden beri yalanlarınla avutuyorsun, bu sana yakışır mı?"

Horoz:

- "Ben yalancı değilim ve yalan söylemem, diye başlar söze. Köle öldü fakat burada değil, başka yerde. Çünkü sahibimiz onu sattı. Fakat hiç iyi etmedi. Çünkü bu sefer sıra kendine geldi. Zira ilkin kaza, bela eşeğe gelecek, böylece sahibimiz beladan-kazadan kurtulmuş olacaktı. Eşeği satınca, onun yerine ata geldi, atı da satınca, köleye geldi. Köleyi de satınca bela ona gelecek. Sıra onda, yarın sahibimiz ölecek, o sayede hepimiz doyacağız." der.

Bunu duyan adam ah vah edip, başına vurur fakat artık iş işten çoktan geçmiştir. Böylece tamahkarlığın cezasını hayatıyla öder. (Mesnevi'den)

*****


Yaşamını ''Hamdım, Piştim, Yandım'' sözleriyle özetleyen MEVLANA ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyor. Öldüğü zaman sevdiğine, yani yaradanına kavuştuğu için, ölüm gününü düğün günü veya gelin gecesi anlamında '' Şeb-i Arus'' diyordu. Dostlarına ölümünün ardından üzülmemelerini vasiyet ediyordu.


Onun düşüncesinde ve fikirlerinde ölüm hiçbir zaman yokluk olarak kabul edilmemektedir. ''Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız, bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir .'' diyerek gönüllerdeki ölümsüzlüğe dikkat çekmiştir.
 
(17 Aralık 1273) 
 
 Mevlana'nın 737. Vuslat Yıldönümü Kutlu Olsun.
- 2010 -
 




 
 

Kaynak: "Mesnevi'de Geçen Bütün Hikayeler "
"Haddini Aşmak" (Mehmet Zeren)-Semerkand Yayınları.
Kolaj Resim: izler ve yansımalar

22 Aralık 2009 Salı

Sarık


Bir fakih, yani din alimi, bez parçalarını toplamış, sarığının içine doldurmuştu. Böylece de bir meclise, bir mescide girince, sarığının pek büyük görünmesini sağlamıştı. Eski elbiselerden bez parçaları kesmiş, onlarla sarığının dış yüzünü süslemişti. Bulabildiği kirli paçavraları da, eze büze sarığının içine sokuşturarak onu büyütmüştü. Sarığının dış yüzü, görünüşü cennet elbisesine dönmüştü ama, içi münafığın içi gibi kirli idi, rezil idi, çirkindi.

Böylece; parça parça kirli bezler, paçavralar, yünler pösteki parçaları sarığın içine gömülmüştü. Bu gösterişli kıyafetle, geçim elde etmek için sabahleyin erkenden medresenin yoluna düşmüş gidiyordu.

8 Ekim 2009 Perşembe

Yeniden hayata dönüş ...

Hepimizin bu dünyada yaşarken, “ kim olmak “ ve “ nasıl bir insan olmak ” istediğimizi seçebilme gücümüz var!


Peki siz hangisini seçiyorsunuz !


Nörolog doktor bir hanımın Jill Bolte Taylor’un, beyin kanaması geçirdikten sonra yeniden hayata dönüşünü çok güzel anlattığı ve ders alınması gereken pek çok bilginin yer aldığı bu önemli videoyu mutlaka izlemelisiniz.


Bu videoyu izledikten sonra insanın maddi hırslarının ne denli anlamsız olduğunu, bu dünyadan göç ederken hiç bir şeyi beraberinde götüremeyeceğimizi bildiğimiz halde yine de bu gerçeği görmezden geldiğimizi! Tıpkı ünlü düşünür Mevlana’nın Felsefesinde yer aldığı gibi; Manevi değerlerimize sımsıkı sahip çıkmamızın çok daha önemli olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır.
 Not: View Subtitles ....
Türkçe Dil seçeneğine basarak videoyu Türkçe alt yazı ile izleyebilirsiniz.

"Ne Arıyorsan Kendinde Ara"...
Kişinin değeri nedir?
- Aradığı şeydir!


Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin.
Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki


Aradığın ancak sensin, sen.

Madendeki inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;


Neyi arıyorsun, sen o'sun.


Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;


Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara !

Hz. Mevlana