2 Aralık 2012 Pazar

Sultanahmet Meydanı’nda tarihe dokunmak!

İstanbul’un kalbidir Sultanahmet!. her köşesi buram buram tarih kokar!..  Ayak bastığınız taşlı yollarında, göğe uzanan gizemli ve tılsımlı sütunlarında, camilerinde,  bahçe ve avlularında dolaşırken ve mezar taşlarında okuduğunuz isimlerde, düşünürsünüz,  kimler gelmiş kimler geçmiştir bu topraklarda!.. ‘ab-ı hayat’ suyundan da içseniz nafile! Sultan Süleyman’a bile kalmamıştır bu dünya! ‘ dersiniz …. ve yüzyıllar öncesine dokunursunuz!..
'Sultanahmet Meydanı’ndayım acaba farkında mıyım! ' 
Benzer soruyu,  her yeni öğrendiğimiz bilgide tekrar tekrar sorarız kendimize!.. ve daha iyi anlarız ki bilmemiz gereken, öğrenmemiz gereken daha ne çok şey vardır!.  
Bugünün Sultanahmet Meydanı bir zamanların Hipodromu!  
M.S. 203 yılında Roma İmparatoru Septimus Severus döneminde inşa edilen, Büyük Konstantin döneminde genişletilen HİPODROM 480 metre uzunluğunda, 118 metre genişliğinde ve etrafı heykeller, değerli anıtlarla süslü bir yapıymış.


Ana girişi kuzey uçta, Alman Çeşmesi’nin bulunduğu yöndeymiş. Girişin üstünde ise görkemli heykellerle süslü olduğu biliniyor… Bugün bu dört bronz at heykeli Venedik’teki San Marco Bazilikası’nda  tüm ihtişamıyla gelen turistleri selamlıyor!Yüzyıllar öncesinden, günümüze çok az kalıntıları kalan Bizans devri önemli yapıları ve abideleri işte hep bu meydanda, Hipodrom çevresinde inşa edilmişti. 
“Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı (İstanbul ArkeolojiMüzesi) Hipodromun yanından başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırmış. Bugün bu Saraydan günümüze sadece bir büyük salonun yer mozaik panosu kalabilmiş. Şehrin en önemli meydanı Agusteion ve burası ile cadde arasında Milerium zafer takı bulunurmuş. Cadde, Roma’ya kadar uzanan yolun başlangıcı imiş ve ilk kilometre taşı da yine buradaymış. Roma ve sonradan Bizans İmparatorluğu devrinde hipodrom şehrin toplantı, eğlence, heyecan ve spor merkezi olarak 10 yüzyıla kadar önemini sürdürmüş. Araba yarışları yanında, müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, vahşi hayvanlarla kavga gösterileri, toplantılar yapılırmış burada.
Hipodrom Bizans döneminde devlete karşı ayaklanmaların da merkezi olmuş. İustianus'un (I.Jüstinyen) saltanatında gerçekleşen - Nikaia - (İznik) Nika Ayaklanması da bunlardan biridir…  ve komutan Belisarios  kıstırdığı ayaklanmacılardan 30.000 kadarını bu meydanda öldürerek ayaklanmayı bastırmıştır. Daha sonra 1185'te İmparator Andronikos Komnenos'un linç edilmesi de yine burada olmuş.

tıklayınız.
Tüm bunları gözünüzde canlandırmaya çalışın :) 
Dev ölçüde bir U harfi şeklinde olan hipodromun doğu tarafında, damında 4 bronz at bulunan, heykeller (bugün İtalya’da) ve balkon şeklinde, imparator locası yer alırmış. Ortada, hipodromun kum kaplı sahasını ikiye bölen, arabaların etrafında yarıştığı alçak bir duvar, bu duvarın üstünde de İmparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen abideler ve meşhur at yarışçıları ile atlarının heykelleri bulunurmuş. 
O zamanlar pek bir itibar sahibiymiş at-arabası yarışçıları!.. Bu yüzden şöhretli bir araba yarışçısı, akla gelebilecek her türlü maddi olanak içinde yüzermiş. Yarışçılar politik güçlerini simgeleyen; yeşil-mavi-sarı-kırmızı gibi renklerle takımlara ayrılırmış. Zaman zaman yarışlara politika karışır, karşılıklı güçlerin mücadeleleri korkunç katliamlara dönüşürmüş. İşte bugün, Hipodrom’dan günümüze zemini 4-5 metre yükselmiş 3 abide kalabilmiş sadece… Bunlar Örme Dikilitaş, Mısır’dan getirilen Obelisk ve Delfi'deki Apollon tapınağından getirtilen Yılanlı Sütun'dur. 
Hamamlar, mabetler, dini, kültürel, idare ve sosyal merkezler bu civara yerleşmişler. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiş. Ve İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı burada, hep Hipodromun çevresinde yer alır.
Şehrin ana caddeleri (aşağı limana inen ve batıya şehir surlarına doğru gidenler) Hipodromdan başlar ve yamaçları takip edermiş. Yol kenarları ticari kuruluşlar ve ikametgahlarla çevrili.. Yan yollar dar ve bazıları basamaklarla yokuş aşağı uzanırlarmış.
Osmanlı devrinde bu meydanda bazen, eski günlerindeki zengin gösteriler gibi, çeşitli festival ve gösteriler tertiplenirmiş. 
Hipodrom’un batısında ise, Sultan Ahmet Camii’nin karşısında yer alan Kanuni Sultan Süleyman 'ın Sadrazamı  İbrahim Paşa'ya hediye ettiği: İbrahim Paşa Sarayı bulunuyor.
İbrahim Paşa Sarayı, 16. yy. zengin ve tipik özel sarayların günümüze gelen tek örneğidir.

Yeniçeri isyanları da bu bölgede gerçekleşir, kırk gün kırk gece süren şehzade sünnet düğünleri, şenlikler de burada yapılırmış. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, Kurtuluş savaşımızın ilk kıvılcımlarının hayata geçirildiği Sultanahmet Mitinglerinin - Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra emperyalist devletlerin İzmir'i işgal etmeleri üzerine, Türk Ocağı'nın düzenlediği mitinge binlerce İstanbul’ lu katılmış ve Halide Edip Adıvar (22 Mayıs-1919) Sultanahmet Meydanı'ndan o coşkulu konuşmayı yapmıştır.

HALİDE EDİP ADIVAR o gün kürsüde şöyle haykırmıştı: "Kardeşler, evlatlar, size dünyanın verdiği hükmü dinleyiniz, Avrupalı İtilaf devletlerinin tecavüz siyaseti bazen hıyanetle ve daima haksız olarak Türkiye'ye çevrilmiştir. Eğer ayda ve yıldızlarda da Türkle Müslüman bulunduğunu söyleseler oralara da istila orduları gönderirlerdi. Nihayet hilali parçalamak için ellerine bir fırsat geçmiştir. Bu kararlarına karşı bizi tutacak hiçbir Batılı kudret yoktur. Bu meselede bu insani olmayan karara katılmayanlar da aynı derecede belki daha da mesuldürler. Onların hepsi, insan haklarını ve millet haklarını müdafaa için bir mahkeme kurmuşlar, fakat orada yenilenlerin parçalanması hükmünü vermişlerdir. Türklere günahkâr diyen bu kimselerin kendileri o kadar günahkârdırlar ki okyanusun suları onları temizleyemez. (....) 
Bütün milletlerin haklarını kazanacağı gün çok uzak değildir. O gün geldiği zaman, bayraklarınızı alınız, bu maksat için canlarını veren kardeşlerimizi ziyaret ediniz. Şimdi yemin edin ve beraber tekrarlayın: Yüreğimizdeki mukaddes heyecan milletlerin hakları ilan edilinceye kadar devam edecektir." video için tıklayınız... 
Bu meydan Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde önemli etkinliklere tanık olmuştur. 
Ve sayısız idamlara da sahne olmuş Sultanahmet Meydanı!.. 
Sultanahmet Meydanı’nda, (hipodromun hemen yakınında ) Ayasofya Müzesi, Hürrem Sultan Hamamı ve Sultanahmet Camii arasındaki havuzu hepimiz biliriz.
İşte bu havuzun bulunduğu alan idam edilecek kişilerin asılması için darağacının kurulduğu bir alanmış bir zamanlar!.. İdam, kişileri cezalandırmanın yanı sıra diğer insanlara ibret olması için teşhiri de gerekli bir yöntemmiş. Bunun için de darağaçları -idam sehpaları- kurulur, idamlar halka özellikle duyurulur ve seyretmeye gelmeleri sağlanırmış. İdam edilenlerin cesetleri ise hemen kaldırılmaz, boyunlarına asılan “yafta” ile “ibret-i alem” için bir süre teşhir edilirmiş. 
Şairlerimizden Ece Ayhan küçüklüğünde bu meydanda yapılan idamları izlediğini anlatmış bir dergideki yazısında. İdamların gündüz ve alenen, yani halka açık ve seyirlik şekilde infazı 1965 yılına kadar sürdürülmüş. 1965’ten sonra idamlar gizli bir şekilde geceleri, cezaevlerinde gerçekleştirilmiş. 
“Asılacak insanları, Ayasofya hizasında, yönü tramvay yoluna gelecek biçimde, darağacı kurularak asarlardı. “ibret-i alem” olarak sabah 10.30–11.00’e kadar herkes görsün için. Ben 10 yaşındayken, “Cankurtaran” sözcüğüyle bir çelişki olarak, Cankurtaran İlkokulu çocuklarını yurttaşlık bilgisi uygulaması için götürdüklerini hatırlıyorum. Yavrukurtlar kepleriyle öndeydi.” (Ece Ayhan’ın İstanbul’u Arkitekt Yaşama Sanatı dergisi, 92/1, Haziran sy.100) (*)

Ve bugün Sultanahmet Meydanı'nda tüm turistlerin ilgi odağı;

Örme Dikilitaş,

Mısır’dan getirilen Obelisk ve

Delfi'deki Apollon tapınağından getirtilen Yılanlı Sütun 'dur.

2 bin beşyüz yıl önce Platea Savaşı'nda kendinden 3 kat büyük Pers ordusunu yenen Grekler, Perslerden kalan tüm kalkanları Atina'nın güneyinde bulunan Aegina Adası'nda eriterek Delphi Antik Kenti'ne bir zafer anıtı dikerler. Bu anıt Sultanahmet Meydanı'nda bulunan Yılanlı sütundur. 
Konstantin şehri kurarken Hipodrom için tüm roma topraklarından anıtlar ve heykeller getirir. Yılanlı Sütun'da İstanbul'a gelmiş anıtlardan biridir. Hala pers askerlerinin kanını içinde barındırır.
Sultanahmet Meydanının yanında ise Yerebatan Sarnıcı ve Binbir direk sarnıcı bulunmaktadır. Binbir direk sarnıcında 224 sütun direk bulunur ve 4. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Osmanlı döneminde 2'şer kez restore edilen bu sarnıçlar. Şu an kültürel faaliyetler için halkın kullanımına açılmıştır.
Meydanın orta yerinde Kayzer Wilhelm'in ziyaret hatırası olarak yapılmış olan Alman Çeşmesi bulunmaktadır. Meydanın batısında ise İstanbul Adliyesi yer almaktadır. Meydan günümüzde İstanbul'un en önemli turistik merkezidir. 
Bugün ise Ramazan Ayları’nda Sultanahmet Meydanı, cami ve çevresi özel ışıklandırmaları, Semavi Gösterileri ile ve ayrıca iftar saatlerindeki -nahoş!- görüntüleri ile farklı bir ambiyans içindedir!..  bkz.  Ramazan Şenlikleri
Dünyanın dört bir yanından kentimize gelen gezginler kadar yerli turistler de meydanı olumsuz etkileyen bu kargaşadan nasibini fazlası ile almaktadır. 
Sahip olduğumuz (sahip çıkabildiğimiz!!!) kültürel ve tarihi mirasları korumak ve içinde yaşadığımız bu topraklara hak ettiği önemi verebilmek için, daha bilinçli ve daha medeni olmamız gerekmektedir… Yoksa bir de bakarsınız kendi hazineleriniz - çalınmış!!- dünyanın bir başka ucunda, bilmem hangi müzede özenle saklanılmış olacaktır!..  
Roma İmparatorluğu’ndan Bizans’a, Bizans’dan Osmanlı İmparatorluğu’na ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan, Meşrutiyet ve ardından Cumhuriyet Türkiye’si ve günümüze gelinceye değin her tür hareketin ve eylemlerin merkezi olmuş bir meydandır Sultanahmet Meydanı… 
Demem o ki uzunnnca bir girizgâhtan sonra :)) burası öyle herhangi bir meydan değildir!.. Görünen sütunların dışında da hiç bilmediğiniz yerler vardır!. Ve tekrar tekrar gidip görmek için nedeniniz çoktur!... 
Esin Bozdemir
Ve biz gittik bakın daha neler,
neler gördük… 
Günümüz Fotoğrafları: izler ve yansımalar - Diğer görseller: internet medyası (*) Ece Ayhan'ın yazısı - tık
(*) Ece Ayhan'ın yazısı - tık (**) http://eminonuplatformu.org/ramazan_hatirati.htm 

13 yorum:

  1. Teşekkürler, çok iyi bir tanıtım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @ali zafer sapci,
      Ben teşekkür ederim..

      Sil
  2. Yaptığınız iş, sadece Sultanahmet Meydanı tarihine dokunmak değil, belleğimizde unutulmaya yüz tutmuş yüzlerce bilginin tekrar birbiriyle ilişkilendirip
    canlanmasını sağlamış. Böylesine bir posta kuru bir teşekkür etmek değil gayem, hazırladığınız her postu ciddiye almanız ve profesyonelce hazırlamanız takdire şayan. Bu tür yazılarınız
    ister istemez tarih kitaplarını tekrar karıştırmama da neden oluyor.

    Sultanahmet Meydanı siyasi mitinglerin yanı sıra
    birçok suçlunun idam edildiğine de tanıklık etmiştir.

    Teşekkürler Esin hanım... iyi ki varsınız.

    (Bu tür emek kokan tanıtım ve gezi/anı postlarınızın değer bilen kişilerce çok okunmasını dilerim.)

    Dostlukla...


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Mehmet Osman Çağlar,

      Önemli bir coğrafyada çok özel topraklar üzerinde yaşıyoruz. Tarih de bu anlamda önemli.. Değerli yorumunuza hele ki anımsatmanıza çok teşekkür ederim Mehmet Bey. Post.a bu önemli bilgiyi de ekledim...Hep derinlemesine araştırıyorum bu tür post.ları hazırlarken..Aslında o kadar çok şey var ki anlatılması gereken!..Dilerim katkımız olur..

      Dostlukla ve esenlikle kalın...

      Sil
  3. istanbulun birinci tepesi olan sultanahmet,
    tarihe doyurur insanı, o ne bitmez kaynaktır.
    hasta yatağımda "istanbul yedi tepede onyedi gezi" diye bir kitap okuyorum.
    senin burada bahsettiklerin aynen.
    okurken hemen kalkıp kalkıp gidesim geliyordu..
    heyhat ki ne mümkün..

    yaşamın birkaç anlamından biri, tarihi dolaşmaktır..
    hani sıkılırız ya bazen; atla git sultanahmede..
    bak bakalım kalır mı bir derdin..
    sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @düşünce bahçesi,
      Yaşam öyle hızlı akıyor ki!..yakalayabilmek için bazen o küçük minnacık anları bile değerlendirmek gerek..ben işim gereği yollarda olduğum anlarda dahi yolculuğumu hafif gezi moduna dönüştürüyorum.)trende, deniz otobüsünde..vs..

      dertleri toz gibi üzerinden üfleyip geçeceksin!.:))
      istirahat, kitap ve çay keyifleri ve ruhu -bazen- salıvermek engilere! iyi gelir:))
      sevgilerimle..

      Sil
  4. Sadece bugününü hissettiğimiz tarihi dokunun,
    eskilerde kimlere ve nasıl hizmet ettiğini
    çoğu zaman aklımıza bile getirmiyoruz.
    O topraklardaki, daha önceki yaşanmışlık
    ilgi çekici ve düşündürücü..

    Eskiler;
    'Mal sahibi,mülk sahibi,
    hani bunun ilk sahibi' derler..
    Herşey burda kalıyor, bizler geçici..

    Çok güzel ve bilgilendirici bir yazıydı.
    Her zamanki gibi zevkle okudum.

    Sevgilerimle teşekkür ediyorum:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. destiny,
      Eskiler ne güzel ne doğru sözler söylemişler..

      Bilmediğimiz çok şey var tarihimize dair! ve gün yüzüne çıkarılmamış kimler daha ne eser var!..Denetimsiz harfiyat ve şehir düzenleme kazılarında kimi kez tesadüf çıkıyor kiminde de yediği darbelerle yok olup gidiyor!..

      Ben teşekkür ederim..
      Sevgilerimle..

      Sil

  5. Ne kadar güzel bir tanıtım yazısı olmuş. Zevkle okudum bilgilendim.

    Emeğine sağlık, teşekkürler.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Çınar,
      Ben teşekkür ederim sevgili Çınar'cım..
      Sevgilerimle..

      Sil
  6. Öğrenmenin yaşı yok... Sana gelip de boş döndüğüm hiç olmadı Sevgili Esmir. İyi ki paylaşıyorsun, farkındalıklarımız artıyor sayende. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @aysema,
      İnanın ben de postları hazırlarken yeni pek çok şey öğreniyorum..Öğrenmenin ne yaşı ne de sınırı var sevgili Dilek Öğretmenim...Ben de sizin ve diğer blog arkadaşlarımızın sitelerinde bambaşka konularda aydınlanıyorum..Teşekkür ederim. Esenlikler dilerim...

      Sil
  7. Sultanahmet'te olmak, 'kendi şehrinde turist olmak' gibidir.

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails