İz bırakanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İz bırakanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2018 Pazartesi

LEONARD COHEN "Kendi Ağzından"


Biz onu en çok söylediği romantik şarkılarla, konser salonlarında kendine has yorumuyla ve gizemli tavırlarıyla tanıdık. Ama o sadece şarkı söylememişti, asıl kariyerine şair ve romancı olarak başlamıştı. Yazdığı yüzlerce şiiri vardı, şarkıların pek çoğunun sözleri kendine aitti. Üstelik öyle şeyler söylüyordu ki, onun için bilge bir ozan diyorlardı. O kimi zaman yaşadığı düzene sessizce başkaldıran protest bir aydındı. Bazen bir seyyah! ve bu kimliklerin dışında ona bir de keşişliği ekleyebilirdik. O, yaşamı boyunca çok yönlü bir sanatçı olmuş ve ilerleyen yaşına rağmen sahnelerden inmemişti. Bahsettiğim sanatçı, sıradışı yaşamıyla, tutkulu aşklarıyla, yaptığı şarkılarla, söylediği sözlerle bir efsane olan Leonard Cohen’dir.  Ve dünya, en önemli ozanlarından birini, Leonard Cohen’i , 7 Kasım 2016’da 82 yaşındayken kaybetti.

70’li yıllar ve öncesini, belki yeni jenerasyon çok iyi tanımıyor olabilir, ancak Cohen’in benim de çok severek dinlediğim; “Dance Me to the End of love” , “Suzanne”, “Teachers”, “Master Song”, "Everybody Knows", "Lover, Lover, Lover"şarkılarını duymayan kalmamıştır sanırım. İşte bugün hâlâ bu şarkılar büyük kitlelerce dinleniyorsa Cohen efsanevi olarak aramızda hep yaşayacaktır diyebiliriz.

5 Kasım 2017 Pazar

TESLA'yı anlatan en güzel kitap


'Tesla' elimden bırakmak istemediğim ve hiç bitmesin dediğim bir kitap oldu. Bu yıla damgasına vuran en beğendiğim kitaplar listesine böylece ‘Tesla’ açık ara farkla 'ilk üç listesi' içine girdi. Bugüne kadar Tesla’nın hayatını anlatan pek çok kitap yayınlandı ancak ben ilk kez okuduğum Tesla'nın hayatını kaleme alan kitabın yazarı Vladimir Pistalo’nun, olağanüstü zenginlikteki hayal gücü ve metaforlarıyla Tesla’nın iç dünyasına öylesine daldım ki! mucidin serüvenli yolculuğuna ben de kaptırdım kendimi! Hayatı sırlarla dolu ‘elektriğin Sırp Prensi’ Tesla’nın hikâyesini şaşırtıcı derece özgün bir üslupla anlatan Pistalo’nun güçlü kalemine hayran oldum.

Sırbistan doğumlu Tesla’nın babası bir papazdır, annesi ise çok zeki bir kadındır. Hemcinslerine göre oldukça enteresan olan annesinin, hayata bakışı çok farklıdır. Meselâ  bitkilerin çoğunu tanır ve çoğunun ruhu olduğunu düşünür. “İnsanları değiştiremezsin, sevebilirsin sadece” diyen bir annedir o. Babası ise katı bir adamdır.

25 Ağustos 2016 Perşembe

Fikret Muallâ’nın sıradışı hayat hikayesi ve ‘Sainte-Anne Desenleri'


Kısa bir süre önce Şişli’ye yolum düştü. Ve ben aramakta olduğum özel bir siparişin izlerini sürerken bir ara baktım ki, Amerikan Hastanesi’nin bulunduğu sokaktayım. Bir de ne göreyim, Amerikan Hastanesi’nin cephesinde; Operation RoomSanat Galerisi’nde, Fikret Muallâ’nın “Sainte-Anne Desenleri” nin sergilendiğinden bahsediliyor!. Kaçırır mıyım hiç..hele ki sergi, Türk ressamlarının önde gelen isimlerinden biri olunca, bir anda Sanat Galerisi'nin içinde buldum kendimi. Aynı zamanda bir sağlık kurumunda 'Sanat Galerisi' nin bulunuyor olması beni ayrıca son derece memnun etti. Tabi ki, temennilerde de bulundum; 'diğer hastanelerde de bu tür ‘Sanat Galerileri’ olmalı' dedim kendi kendime..'ama önce ülkemin dört bir yanında çok daha iyi koşullarda herkese hizmet verecek sağlık kurumları olmalı' diye de ekledim.

19 Ağustos 2016 Cuma

Hürriyet Şairi Tevfik Fikret'e Saygıyla...


24 aralık 1867 – 19 Ağustos 1915 İstanbul
Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Haluk, 
Eğer bu memleketin sislenen alın yazısı dirençli, dinç bir elin güçlü, canlılık verici dokunmasındaki titremle silkinip, şu donuk, şu paslanan yüzü halkın biraz gülerse... - O gün Ben ölmemiş bile olsam, hayatla pek ölgün, pek az ilişkim olur kuşkusuz; - o gün benden ümidi kes; 
beni kötürüm ve boş muhitimde bütün acımla unut; çünkü kör, topal, tükenik bakışlarım seni geçmişte görmek ister; sen bütün etin, kemiğin, kimliğinle yarınsın: Ve şarkılar gibi hep hep kulaklarımda sesin.

21 Mart 2016 Pazartesi

Kızılırmak boylarından Doğu Ekspresi ile geçerken 'Dostlar Seni Unutur mu?'


21 Mart 1973 tarihinde aramızdan ayrılan Büyük Ozanımız Aşık Veysel'i 43. Ölüm Yıldönümü'nde Saygıyla Anıyoruz.  
Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarım yüzyılı aşkın bir süre yazdıklarıyla, sazıyla çalıp söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. O sadece çağımızın değil, bizden çok sonra yaşayacakların da;  “Dostlar Beni Hatırlasın” , “Uzun İnce Bir Yoldayım”,  ve daha pek çok şiirleriyle unutamayacağı bir ozan olarak hep gönüllerde olacaktır.  
Kızılırmak boylarından Doğu Ekspresi ile geçerken,
Büyük Usta’yı bir kez daha Saygıyla Anıyoruz..


"Ben giderim adım kalır dostlar beni hatırlasın"
Bir başka usta şairimiz Ümit Yaşar Oğuzcan da Ozan Aşık Veysel için bu güzel dizeleri yazmıştır.
“Doldurulmaz yerin senin / Dostlar seni unutur mu?/ Hiç sönmezdi nurun senin/ Dostlar seni unutur mu?/ Tertemiz bir özün vardı/ Apaydınlık yüzün vardı/ Söylenecek sözün vardı/ Dostlar seni unutur mu?/ Şiirde sağlam temeldin / İnsanlıkta en güzeldin / Biz bir ÜMİT sen VEYSEL’DİN / Dostlar seni unutur mu?” 
Esin Bozdemir

26 Şubat 2016 Cuma

MİHRİ HATUN - Venüs'e adını yazdıran kadın

Şu kadim topraklardan kimler gelip geçmedi ki!. kimileri adını dağlara, taşlara yazdırdı!. kimileri yüreklerimizde sonsuza dek yaşayacak... ama kimileri de var ki, ulaşılmaz dediğimiz diyarlara, hem de çok-çok uzaklara!... semalara kadar uzanıp adını bir gezegene yazdırdı!.
'Böyle de iz bırakmak!. Galakside hem de!.. kime nasip olmuş ki!' dediğinizi duyar gibiyim...Üstelik O, bir Türk kadınıydı! Sıradan bir kadın değildi elbette.. İşte O kadın, İlk  Divan Şairimiz  MİHRİ HATUN'du.

12 Ekim 2015 Pazartesi

Güle güle Levent Kırca. Işıklar içinde uyu...


Çocukluğumuzun ve gençliğimizin gülümseyen hatıralarında silinmez izler bıraktın sen. Ülkemizin en karanlık günlerinde, kahramanca mücadele ettin. Unutulmayacaksın! Ve hep gülen, güldüren yüzünle, gülerken düşündüren esprilerinle bizimle olacaksın. Son mektubundaki sözlerinin izinde olacağız.  
Mizahın büyük ustası. Gerçek bir sanatçı. Gerçek bir vatansever LEVENT KIRCA'yı saygıyla, rahmetle anıyorum..  Işıklar içinde uyu...
Esin Bozdemir 

19 Ağustos 2015 Çarşamba

Tevfik Fikret şiirleriyle devrim yaratmayı sürdürüyor hâlâ!


24 Aralık 1867 - 19 Ağustos 1915
Tevfik Fikret, bir şairin çok ötesinde, hem bir ressam, bir öğretmen ve mimar ve hem de yürekli bir vatanseverdi. O, sanatı hayatın merkezine oturtmuş ve tıpkı bugün cumhuriyetin temellerinin sarsılmak istendiği gibi, dün de temelleri çatırdayan bir imparatorluğun, dökülen değerler sistemini yerden yere vurmuştu. Aydın hassasiyeti ile karanlığı delen güçlü bir ışık gibi; 
“Eğer bu memlekette bir gün sabah olacaksa...” diyerek doğru bildiği yolda yalnız yürümekten hiç çekinmemiş... vicdanının sesinden başka hiçbir güce boyun eğmemişti. 

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Anadolu’nun Aydınlık Yüzü ve Türk Sanatının Duayeni Fikret Otyam'a Saygıyla...


"Ne kadar oturursak oturalım, sonu gitmektir dostlar,
sefa ile uğurlayın bizi..."
(*) Fikret Otyam
 
Fikret Otyam, kalemini, objektifini ve fırçasını Anadolu'nun kültür birikimiyle yoğuran bir usta ve gelenekten geleceğe uzanan bir sanatçıydı. O, Anadolu sevdalısıydı. İri siyah gözlü ve hüzünlü Anadolu kadınını, keçileri, toprağımızın renklerini tuallerine taşıdı O daima halkın yanında olan, eğilip bükülmeyen, doğru bildiği yoldan hiç sapmayan, doğaya ve toplumsal zorbalığa direnen bir insanlık savaşçısıydı. Emperyalizme, gericiliğe, bölücülüğe karşı duran seçkin bir devrimciydi. 
Anadolu’nun aydınlık yüzü ve Türk sanatının duayeni; devrimci ressam, gazeteci, yazar, heykeltraş, fotoğrafçı ve Aydınlık yazarı büyük usta Fikret Otyam, 9 Ağustos 2015'de ardından nice güzel izler bırakarak, sonsuzluğa mührünü bastı. Saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyoruz. Işıklar içinde uyu Fikret Otyam…

20 Haziran 2015 Cumartesi

Yaşayan Son Sümer Kraliçesi! Nice Yıllara...



“Bir devrimin yarattığı aydınlanma savaşçılarının son temsilcisi O. 
Bağnazlığın önünde eğilmeyen bir kuşağın temsilcisi. 
O, hem Sümerlilerin hem de Atatürk devriminin son kraliçesi.
O, yaşayan son Sümer Kraliçesi! " 

 Cumhuriyetimizin Çınarı 
Muazzez İlmiye Çığ'ın 101. Yaşı Kutlu Olsun! 
Daha Nice Mutlu Yıllara.. 

11 Haziran 2015 Perşembe

"Bilgisayar"ın ve "Bilişim"in isim babası,Türkçe'ye adanmış bir yaşam: AYDIN KÖKSAL

"Biz kendi yaratıcı gücümüze güvenmeyi Mustafa Kemal'den öğrendik."Aydın Köksal
Hayatını bilime, bilişim teknik bilimine ve Türkçeye adamış değerli bir aydınımız Aydın Köksal. Bilişim uzmanı, elektronik mühendisi, dil bilimci, eğitimci ve yazar… Ve O, her şeyden önemlisi, yurdunu, ulusunu seven gerçek bir vatanseverimiz. Atatürk'ün aydınlanma devrimini yaşamış ve özümsemiş çok yönlü bir bilim insanımız.

Böylesine başarılı ve iz bırakan değerli şahsiyetleri yakından tanımak ve onların yaşam tecrübelerinden faydalanmak bizler için önemli bir kazançtır. Aydın Köksal, Türkçenin bir bilim dili olması adına çalışan ve ilköğretimden üniversiteye Türkçe ile öğretimi savunan, "bilişim"in de "bilgisayar"ın da isim babasıdır. Ülkemiz bilişim teknolojisi ile O'nun sayesinde tanışmıştır. Bilim Dilimizin Türkçe olmasına yönelik çok büyük çabalar vermiştir. Bugün elimizden bırakamadığımız teknoloji harikası olan o akıllı makine; "Computer"e "Bilgisayar" (Bilgi-sayar) diyerek ne güzel öz Türkçe bir isim vermiştir.

21 Nisan 2015 Salı

Prof Dr. Oktay Sinanoğlu'nu Saygıyla Anıyoruz..


Dünyada genç yaşta ‘Profesör’ ünvanını alan, 60 yıldır çözülemeyen bir matematik kuramını çözerek adını matematik tarihine yazdıran, DNA sarmalının açıklamasını en sağlam şekilde açıklayan ve “Ne sağ, ne sol; Önce bağımsızlık. Türkçe giderse, Türkiye gider. “ düşüncesi içinde, katıldığı tüm konferanslarda  iyi derecede İngilizce bilmesine rağmen sunumunu Türkçe yapıp Türklüğünden taviz vermeyen.  Bilim dünyasında ismi, tüm dünyada büyük bir saygı ve şöhretle anılan ve ‘Türk Einstein’ı olarak adlandırılan kuramsal kimyacı ve moleküler biyolog Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu 19 Nisan 2015’de aramızdan ayrıldı. 

6 Nisan 2015 Pazartesi

Tarihte bugün; 6 Nisan 1973'te Türkiye Cumhuriyeti'nin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi.


Tarihte bugün; 6 Nisan 1973'te emekli Amiral Fahri Korutürk (15'inci turda 365 oyla) Türkiye Cumhuriyeti'nin altıncı Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanlığı görev süreci, Türkiye'nin en çalkantılı olduğu bir dönemde Korutürk'ün rolünü de kilit bir konumuna getirmişti. Zira bu devirde kurulan koalisyon hükümetlerinin oluşumu ve yaşaması için Korutürk büyük çaba sarf etmiş kendisinin de deyimiyle Türkiye'yi bu devirde hükümetsiz bırakmamıştı. Devrinde Kıbrıs Harekâtı gerçekleştirilmiş ve anarşi tüm hızıyla yayılmıştı. Kendisi bu devirde özellikle devletin itibarını yeniden kazanması için çok uğraş vermişti. 

21 Mart 2015 Cumartesi

Büyük Ozan Aşık Veysel'i 42. Ölüm Yıldönümünde Saygıyla Anıyoruz..


Türkiye’nin en önemli ozanı Aşık Veysel 21 Mart 1973 tarihinde aramızdan ayrıldı. Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarım yüzyılı aşkın bir süre yazdıklarıyla, çalıp söyledikleriyle, çevresine ışıklar saçtı. O sadece çağımızın değil, bizden çok sonra yaşayacakların da;  Dostlar Beni Hatırlasın” , “Uzun İnce Bir Yoldayım”,  ve daha pek çok şiirleriyle unutamayacağı bir ozan olarak daima rahmetle anılacaktır.

28 Şubat 2015 Cumartesi

Yaşar Kemal’i sonsuzluğa uğurlarken..


1923 .... 28 Şubat 2015


“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.”

"Bir dil bulacağız her şeye varan. Bir şeyleri anlatabilen...""Böyle dilsiz, böyle düşmanca, böyle bölük pörçük dolaşmayacağız bu dünyada..."

21 Şubat 2015 Cumartesi

Bugünlerde yeniden Hayyam’ı okumak...


Girdaba kapılmadan, sele tutulmadan aklı ve ruhu kendi rotasına çekmek gerek yeniden. Ama bunu yaparken de ‘bana ne!’ demeden, yaşanılanları sorgulayarak, dersler çıkararak yolumuzu, izimizi belirlememiz gerek. Ne mutlu, yürüdüğü yolları çiçek bahçelerine çevirebilenlere. Sevgiyi, bilgiyi, hoşgörüyü, insanlığı çoğaltıp, farkındalık yaratarak, düşünmemizi sağlayanlara… bu ışıkla ardından gelenlere yol açanlara, ne mutlu!.

9 Ocak 2015 Cuma

Cemal Süreya'ya Saygıyla..


( 1931 Pülümür - 9 Ocak 1990 İstanbul )

O, imzasıyla resmini çizen bir adamdı. Tutkularıyla, yalnızlığını anlamlandırmaya çalışırken, dağlara, ovalara, bulutlara, güvercin kanatlarına, sevdiği kadınların adını yazdı. "Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka, keşke yalnız bunun için sevseydim seni..." derken bile, sevdayı, tutkuyu bütün ihtirasların önüne koydu. Kadınlar hayatının merkezinde oldu. Öyle ki bir başka büyük ustamız Ülkü Tamer onun için şu dizeleri yazdı;

"Tanrı / Bin birinci gece şairi yarattı, / Bin ikinci gece Cemal'i, / Bin üçüncü gece şiir okudu tanrı, / Başa döndü sonra, / Kadını yeniden yarattı."

3 Temmuz 2014 Perşembe

Kemal Sunal'a Saygıyla...


Oynadığı karakterlerin fanatik hayranlarıydık biz. Hangimiz ‘İnek Şaban’ı’, ‘Davaro’yu, ‘Salako’yu , ‘Salak Milyoner’i, ‘Kibar Feyzo’yu, ‘Şaşkın Damat’ı,  ‘Kapıcılar Kral’ını ve Yeşilçam’da izleyici rekorları kıran sayısız filmlerini  izlemedik ki!. Üstelik Kemal Sunal filmlerini defalarca izler, her seferinde ilk kez izliyormuşçasına bir duygu yaşardık. Özellikle ülkemizin 70’li 80’li yıllarının da birer portresini çizmiş olduğu filmlerinde,  o inanılmaz saflığını, hınzırlıklarını, komikliklerini… unutabilir miyiz hiç!

Kâh güldüren, kâh düşündüren ama her seferinde bizleri kahkahalara boğan Yeşilçam’ın efsane oyuncusu Kemal Sunal;

4 Mayıs 2014 Pazar

Vedat Varol'a Saygıyla...



Mayıs ...

Tarihte bugün bir yıldız daha sonsuzluğa uzandı!
Şair, ressam ve bilge bir insan
Vedat Varol'u
en derin sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz ... 



Esin Bozdemir



bkz. >> 've günahlar var ya'
Vedat Varol Rubailer bkz.

25 Nisan 2014 Cuma

CAMILLE CLAUDEL'in dramı ve Rodin'in heykelleri...


Topluma mal olmuş, kimi yaşarken değeri bilinmemiş, kimi ise haksız övgülerle taçlandırılmış, kimi hayata veda ettikten sonra değeri anlaşılmış kayıp giden nice hayatlar vardır… Onlar ki sanatçılardır, dehalardır, liderlerdir… Ve bu sıra dışı insanların hayatları, sizleri bilmem ama benim son derece ilgimi çekmektedir.  Çünkü onlar farklı bakış açıları, dahiyane düşünceleri ile geleceği aydınlatmışlar, ardından unutulmaz izler bırakmışlardır.

Bu yüzden biyografi üzerine yapılmış, inceleme -araştırma kitapları ve romanları okumak ve ayrıca  tiyatroya ve sinemaya uyarlanmış görsel izlenceleri seyretmek en keyif aldığım anlardır.
Güneşin olmadığı soğuk ve puslu havalar ki, ben onları keyifsiz günlerden diyorum… işte öyle bir gündü dün! hava belki çok soğuk değildi ne de olsa bahar ayındayız, ama yağmur öncesinin iç sıkıntılı, kara bulutlu havası beni; ‘işte tam da zamanıdır film izlemenin…’ moduna getirdi..