Doğu Karadeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğu Karadeniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2017 Cuma

Trabzon'un İncileri Uzun Göl ve Sümela Manastırı’ndan Yansımalar

Yüzyıllar boyunca üzerinde yaşayan medeniyetlerin şehre bıraktığı kültürel miras ile Trabzon başlı başına bir açık hava müzesi görünümü içinde, renkli kültürümüze ve sanat tarihine dair ne varsa en cömert hali ile karşılıyor bizi. Bu yüzden adım attığımız her yerde tarih boyunca gelişmiş uygarlıkların izlerini görüyoruz.   
Doğu Karadeniz Gezimizin son durağı Trabzon’da ilk gün programımızı şehir içine ayırmış, önce Atatürk Köşkü Müzesini, ardından Ayasofya Müze ve Camii’ni gezmiş ve günü Boztepe’de harika Trabzon Panoraması eşliğinde kapatmıştık.

12 Ocak 2017 Perşembe

Trabzon - Atatürk Köşkü ve Ayasofya Müzesi'nden İzler ve Yansımalar

Ve… Giresun’dan sonra Doğu Karadeniz’in en önemli illerinden biri olan ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Trabzon’a geliyor sıra. Karadeniz’in eşsiz güzelliğini, yeşil ve mavinin muhteşem ahengini doyasıya yaşadığımız ve hiç bitmesin istediğimiz Doğu Karadeniz gezimizin son durağı Trabzon oluyor. Ardından Gümüşhane üzerinden rotamızı Doğu Anadolu’ya çevireceğiz ve Erzincan’da birkaç gün konakladıktan sonra istikametimiz yeniden İstanbul olacaktır. 
Giresun’dan hareketle Trabzon’a giderken yolumuzun üzerinde olan Akçaabat’ta kısa bir mola veriyoruz. Yol boyunca, reklam tabelalarında gözümüze takılan ‘Akçaabat Köftesi’nin tadına bakmadan transit geçmek olmaz tabi ki. Önce ilçe içinde aracımızla şöyle küçük bir tur atıyoruz ve ardından sahil şeridi üzerindeki restoranlara bir göz gezdirelim demeye kalmadan, bir anda kendimizi denize karşı harika konumlanmış bir restoranın içinde buluveriyoruz. Sanki birileri önceden haber vermiş de çok özel protokolmüş gibi hissediveriyoruz kendimizi J)))

30 Aralık 2016 Cuma

Giresun'dan İzler ve Yansımalar

Ve… Doğu Karadeniz gezimiz Ordu’dan sonra fındık cenneti Giresun ile devam ediyor.  Ortalama yarım saatlik mesafede ve sahil şeridi üzerinde bulunan Ordu-Giresun karayolu yine keyifli bir yol seyri yaşatıyor bize. Bir yanımızda hırçın dalgalarla coşan bir Karadeniz var diğer yanımızda ise yemyeşil dağlar ve meşhur Karadeniz panoramasına özgü o aşina olduğumuz görüntüleri ile birbirine uzak mesafelerde konumlanmış olan ahşap evler, köy ve mahalleler bulunuyor.  Eğimli araziler ve yemyeşil çayırlar arasında gördüğümüz evler, serpme dağ çiçekleri gibi! Sarp dağların tepesinde, aşağısı uçurum olsa da ‘biz korkmayızzz! ‘dercesine, öylesine cesur, öylesine asi ve vakur bir duruşu var ki bu evlerin, tıpkı Karadeniz insanı gibi başı dik ve heybetli…

14 Aralık 2016 Çarşamba

Ordu: yeşilin, mavinin ve aydınlığın şehri


Doğu Karadeniz Gezimizin ilk rotası Sinop ili, Gerze ve ardından Alaçam  -  Kızılırmak Deltası - Samsun ili ve en son ziyaret ettiğimiz Çarşamba Göğceli Camii olmuştu.  Tarihi Göğceli Camii’ni gördükten sonra yeniden yollara koyuluyoruz. Bu defa sırada fındık cenneti Ordu var. Sahil şeridi üzerinde, bir yanımızda hırçın dalgalarla coşan bir deniz, diğer yanımızda maki ve fundalıklarla kaplı yemyeşil dağlar, şarıl şarıl akan dereler ve derelerin yanında ahşap değirmenlerin, akarsuların panoramasında cennet bir coğrafyanın içinde, keyifli bir yolculuk yapıyoruz.  Bölge doğal plajlarla çevrili. Manzaramız böyle güzel olunca (Samsun-Ordu arası 165 km) bakına bakına giderken, zaman nasıl akmış  anlamıyoruz. 2.5- 3 saatlik yol çarçabuk geçiveriyor. Aslında yolumuzun üzerinde olan Ünye ve Fatsa'yı da görmeyi çok istiyorduk ancak zaman darlığından transit geçmek zorunda kaldık. (Ama bir gün yeniden Ordu'ya gelip bu ilçeleri de görmeyi çok arzu ediyoruz.)

Yola çıkmadan önce karar verdiğimiz merkezdeki bir otele şehrin ışıkları arasında giriş yapıyoruz. Bir gece konaklayıp bir tam günü Ordu’da geçirmeyi ve otelin şehir merkezinde oluşunun bize zamandan kazandıracağını düşünerek, yürüme mesafesinde şehri turlamayı planlıyoruz.

23 Kasım 2016 Çarşamba

ÇARŞAMBA'DA 800 YILLIK TARİHİ GÖĞCELİ CAMİ


Karadeniz'in en büyük şehri Samsun'u gezdikten sonra Ordu'ya gitmek üzere yola koyuluyoruz yeniden. Sahil şeridi üzerinden yol alırken Samsun - Ordu Karayolu üzerinde bulunan ve ' Çarşamba'yı sel aaaldııııı. Bir yaaaaar sevdimmm el aaaaldı aman amannnn..' diye başlayan :)) yanık sevda türküsüne konu olan Çarşamba ilçesine giriyoruz. 

Yeşilırmak'ın iki yanına kurulmuş olan ve kar sularının eriyerek özellikle bahar mevsiminde sel olup Çarşamba ovasına taştığı günler çok gerilerde kaldı. Çünkü artık Yeşilırmak suyu, Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu barajları sayesinde kontrol altına alınmış görünüyor.

16 Kasım 2016 Çarşamba

Samsun'dan izler ve yansımalar

Doğu Karadeniz Gezimizi arayı daha fazla açmadan kaldığım yerden anlatmaya devam ediyorum. Sinop’tan sonra Samsun’un şirin ilçesi Alaçam ve ardından Bafra’da Kızılırmak Deltası Kuş Cennetini de keşfettikten sonra, Karadeniz Bölgesi’nin en büyük şehri Samsun’a gitmek üzere yola koyuluyoruz. Ve kıyı şeridi üzerinden harika doğayı seyrederek keyifli yolculuğumuzun ardından akşam olmadan Samsun’a giriş yapıyoruz. Yola çıkmadan önce yapmış olduğum hazırlıklar içinde ziyaret edeceğimiz yerlerin genellikle şehir merkezinde ve yakın çevrede olduğunu öğrendiğim için, konaklayacağımız oteli de buna göre merkezde seçmiştim ve mobil nevigasyon yardımı ile zorlanmadan otelimizi buluyoruz. Otele yerleştikten sonra, hem acıkan midelerimizi şenlendirmek hem de gece ışıklar altında Samsun’u yürüyüş mesafesinde çok fazla açılmadan keşfetmek üzere dışarı çıkıyoruz.

30 Ekim 2016 Pazar

Samsun Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti



Alaçam’dan hareketle Samsun’a doğru yol alırken, kahverengi tabelalar bu defa ‘Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti’ ibaresini gösteriyor, kim istemez ki bir kuş cennetinin içinde bulunmayı, hele ki bu Bafra’nın can suyu ‘Kızılırmak’ olunca. Tereddütsüz Bafra'nın içinden geçerek, rotamızı çeviriyoruz Kızılırmak Deltası’na.

Türkiye’nin en uzun Akarsu’yu olan Kızılırmak, Sivas’ta Kızıldağ’da doğup Bafra’da Karadeniz’e dökülüyor. Denizle buluştuğu noktada ise verimli Bafra Ovası’nı meydana getirerek Kızılırmak Deltası’nı oluşturuyor. Çok sayıda göle, sazlık alanlara ve subasar çayırlara sahip olan delta, bu kadar zengin bir bitki örtüsü ile göçmen kuşların da cazibe merkezi oluyor.

23 Ekim 2016 Pazar

SAMSUN ALAÇAM VE MÜBADELE MÜZESİNDEN YANSIMALAR...


Diyojen'in Kenti Sinop'ta iki gün geçirdikten sonra sabah konakladığmız otelden ayrılarak Doğu Karadeniz Gezimizin ikinci durağı Samsun'a gitmek üzere yola koyuluyoruz. Samsun hemen Sinop'un yamacında ama bizim Samsun'a varmamız  o kadar da çabuk olmayacak. Hele ki yol güzergahı kıyı şeridine paralel; bir yanımız Karadeniz, bir yanımız yemyeşil dağların arasında olunca, bakına bakına yol almak da başlı başına bir keyif. Acele etmiyoruz. 

Yakakent'i geçtikten sonra Alaçam'a yaklaştığımızda bizi yoldan çıkaracak olan o kahverengi tabeleleri görünce :) tereddüt etmeden kıyı şeridinden saparak, kentin içine giriyoruz. Yeşillikler arasına kurulmuş olan kent adını da büyük çam ağaçlarından almış.

18 Ekim 2016 Salı

Diyojen’in kenti Sinop’tan güncel ve tarihi yansımalar...


Genellikle her yıl olduğu gibi bu yıl da yaz bitiminde gerçekleştirmiş olduğumuz uzunca bir tatili daha sona erdirdik.  Yalnız bu yıl, yaz sonu gezimiz biraz sarkarak sonbaharın son demlerine uzandı… ama yine de yetiştik biz sonbahara!. Gelince gördük ki, kış kapımıza dayanmış. Diyeceksiniz ki;’ ne fark eder kış olsa!’  olma mı :) olur elbette, ama şapır şupur yağmur altında, hele ki kar-tufan arasında gezinin de pek tadı olmazdı. Kayak merkezinde kaymaya benzemez ki kültür turu ;) Neyse ki yeşilin her tonunu doyasıya yaşadığımız ve kendi rotamızı kendimizin belirlediği güzel bir tatil süreci geçirdik Karadeniz kıyılarında. Hava da yüzümüze güldü. Çok nadir de olsa bulutlu havalar, onları da müze ziyaretlerine ayırdık, iyi de oldu.