Kemah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kemah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2025 Cumartesi

Bayramda Anadolu yollarında...

Yine yeniden küçük bir Anadolu gezisine çıkmak üzere düştük yollara. Dört günlük bayram tatiline artı hafta sonunu da ekleyince, ortalama bir haftalık süreci doğanın kucağında geçirmek güzeldi. Tabi ki büyüklere bayram ziyaretlerimiz bir vesile oldu. Bayramın ilk iki gününü Bandırma'da, geriye kalan günleri de bu defa eşimin baba ocağı Erzincan'da geçirecek ve her zamanki gibi ara durağımız Amasya' da da bir gün konaklayacağız. Ayrıca Erzincan çevresinde de daha önce gitmediğimiz ve ziyaret etmeği düşündüğümüz yerleri de planımıza dahil ediyor olacağız. 

Bayramın ilk iki gününü Bandırma'da geçiriyoruz. Her ne kadar "bayramlar eskisi gibi değil!" denilse de, biz geleneksel ritüellerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Bayram sabahı ma-aile bayramlaşma faslımız ve el emeği yaptığımız tatlı ikramlarımızın ardından ilk işimiz mezarlığa gitmek oluyor. Önce değerli babamıza uğruyoruz!. Hayattayken kendisine armağan ettiğim ve ölümünün ardından mezarına ektiğim kırmızı güle bakıyorum kurumuş mudur diye!. Onun canlı olduğunu görmek yüreğime su serpiyor!. O gül, babamla aramdaki çok özel bir bağ!. Farklı bir cins, bodur...saksıda da yetişebiliyor. O hiç kurumasın ve canlı kalsın istiyorum. Otlarını temizleyip, suladıktan sonra...akraba ve dost mezarlara da kısa bir ziyaretin ardından... suskunlar diyarını geride bırakıp, yeniden hayatın içine, günümüz dünyasına karışıyoruz. 

8 Şubat 2015 Pazar

Erzincan'dan izler ve yansımalar

Etrafı dağlık, ortası bağlık Erzincan 

Doğayı, kültürü ve tarihi görmek için birçok gezi gerçekleştirebilirsiniz. Ama hepsini bir arada görmek istiyorsanız eğer,  yönünüzü Doğu Anadolu’ya çevirmeden ve Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat bölümünde yer alan Erzincan ili ve çevresindeki ilçeleri gezmeden bunu yeterince gerçekleştiremezsiniz. Anımsarsanız eğer biz yaz başında önce karayolu ile İstanbul’dan hareketle Kemah’a, sonrasında da Doğu Ekspresi ile Kemah’tan Kars’a tren yolculuğu yapıp… ardından Erzincan’ı ve çevresindeki ilçeleri sırasıyla gezerek oldukça kapsamlı bir gezi gerçekleştirmiştik. Gezimizin Doğu Ekspresi  ile Kemah’tan Kars’a kadar olan bölümlerini sizlerle paylaşmıştık. Şimdi bu gezimizin devamı olan Erzincan ve çevresine yapmış olduğumuz gezi notlarımızda sıra. Güncelliğini yitirmeden ve yaz sezonumuz açılmadan başlıyorum bavulumdakileri çıkarmaya .) aslında benim yerime fotoğraflarım konuşacak fazlasıyla..  ama önce, kısa da olsa Erzincan hakkında bilgi vermek istiyorum size. Bildiğinizi biliyorum ama ben yine de anımsatayım bir kez daha :)

18 Haziran 2014 Çarşamba

‘İzler ve Yansımalar’ ın ilk yaz güncesi yakında…



Buralarda değildim birkaç haftadır. ‘Yokluğum fark edildi mi?’ diye sormayacağım sizlere J Giderken ardımızda bıraktığımız; elem veren, kederlendiren, üzen ve artık olup bitenleri nitelendirmekte kelimelerin yetersiz kaldığı yoğun ülke gündeminden bir süreliğine uzaklaşıp Anadolu’nun tozlu, virajlı dağ yollarına, vadilerine atıp kendimizi, yalnızca doğanın sesleriyle buluşup nefes almak istedik bir nebze de olsa. Karayolu ile İstanbul’dan Amasya’ya, Amasya’dan Erzincan’a ve buradan da demiryolu ile 5 yıl önce Haydarpaşa’dan Kemah’a 'Doğu Ekspresi' ile yapmış olduğumuz tren yolculuğumuzun devamını gerçekleştirmeyi hedefledik. Bkz

Ve Kemah’tan Kars’a Doğu Ekspresi Treni’nin son istasyonuna kadar gidip bu nostaljik! yolculuğun izini sürdük.

18 Haziran 2012 Pazartesi

YEŞİL ELMA - Kemah'tan İstanbul'a Yüzyıllık bir Aşk Öyküsü



YEŞİL ELMA

Neşe ile Ateş evleneli bir ay olmuştu. Gözleri birbirlerinin gözleri içinde, karşılıklı oturmuş yemek yiyorlardı. Meyvalar geldiği zaman Ateş, karısının kendi iç alemine dalmış, bir şeyler düşündüğünü ve bu zihninden geçen şeylerin onu gülümsettiğini gördü. Bütün seven erkeklerin yaptığı gibi Ateş de kıskanç ve hırçın bir sesle:

- Neşe, hiç tereddüd etmeden ne düşündüğünü hemen söyle, dedi.

Genç kadın tatlı tatlı güldü. Sevgi dolu gözlerle erkeğinin gözlerinin içine baktı, nazlı nazlı:
- Koca bebeğim, neden bu kadar kıskançsın? dedi.

Elinde tuttuğu elmanın kabuklarını soymaya devam ederek:
- Zihnimden geçen şeylere gülümsüyordum, onu merak ettin değil mi? Sana da anlatayım.

“On, on bir yaşında küçücük bir kızdım. Büyükler oturmuşlar, her zaman olduğu gibi zamane gençlerini tenkid ediyorlardı. Sevişerek yapılan izdivaçların sonu gelmediği, halbuki eski izdivaçlar; annelerin, babaların tavassuti ile aynı seviyedeki aileler arasında olduğu için, daha sağlam yuvalar kurulduğu söyleniyordu.

Bu sözler üzerine büyük annem:

- Yoooo!. Ben pek bu fikirde değilim, diye itiraz etti. Size bunu ufak bir hikayeyle; daha doğrusu kendi aşkımın hikayesi ile ispat edeceğim.

Benim babam, ecdadı Selçuklu beylerine dayanan Kemah beylerindendi. Dedelerimiz Kemah’a gelip yerleştikleri zaman dört konak kurmuşlar. Mal dağılmasın diye birbirleri arasında evlene evlene bu konakların sahipleri hiç değişmemiş. İşte ben dünyaya gözlerimi bu konaklardan birinde açtım.

Teyzemin oğlu beşik kerteği nişanlımdı. Onlar uzakta, ağaçların arasından çatısı görünen konakta oturuyorlardı. On beş yaşına bastığım zaman düğünümüz olacaktı. Bu yüzden görmediğim nişanlımla küçücükken beraber oynamışız. Sonra bizi birbirimizden ayırmışlar. En eski çocukluk hatıralarımı düşünürdüm de bir türlü bu hatıralar içinde onu bulamazdım.

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Doğu Ekspresi ile Anadolu Manzaraları - 10


Bu tren kaçmaz!

Treni kaçırdım! diye üzülme sakın!
takvimleri yırt! saatleri kır at!


Artık;
ne akrep yelkovanın peşinde,
ne de yelkovan
yetişemedim derdinde!

bir tek
tik tak!. tik tak!.
çarpan rayların ve kalplerin sesi  var
bu trende!

18 Mayıs 2012 Cuma

FAHRİ KORUTÜRK - Bir Devlet Adamı'nın Örnek Yaşamından Alınacak Dersler


Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk ile ilgili yazımızın ilk bölümünde Cumhurbaşkanı’nın daha henüz genç bir Subay iken Büyük Önder Atatürk ile yaşadığı “O AN” a yer vermiştik.

Bu bölümde ise; Cumhurbaşkanlığı eski başdanışmanı ve basın sözcüsü Ali Baransel’in baştan sona bir ders kitabı niteliğinde olan ve okuyucuyu yakın tarih yolculuğuna çıkardığı “Bıçak Sırtında” kitabında yer alan; Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün devlet adamlığını, ilkelerini, çocuklarıyla olan ilişkisini ve temsil ettiği makamın saygınlığını nasıl koruduğuna dair çarpıcı anı, hatıra ve anekdotlardan bazılarını sizlerle paylaşıyoruz.


Fahri Korutürk’ün ilkeleri;
Babasının Moskova Büyükelçiliği yıllarında eğitimini İsviçre’de sürdüren oğlu Salah, Bahriye subayı olmak istemektedir. Bu yüzden Türkiye’ye döner dönmez Deniz Lisesi’ne girer. Dersleri çok iyidir. Ama geometri terimleriyle yıldızı bir türlü barışmaz. Bu yüzden ilgili dersten sınıfta kalır. O sırada Deniz Lisesi’nde iki yıl sınıfta kalanlar okuldan çıkarılmakta, bir de tazminat ödemek zorunda kalmaktadırlar.

Salah’ın okuldan çıkarılma olayı, Korutürk’ün Kontenjan senatörü olduğu yıllara denk gelir. O sırada Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Celal Eyicioğlu, Fahri Korutürk’e gelerek, "Biz böyle insanlar mesleğe girsin diye uğraşıyoruz. Ama okula girmiş, başarılı bir öğrenciyi çıkarmak durumunda kalmışlar. Olmaması gereken bir şey. Salâh’ın sınav kâğıdının bir kere daha okunmasını istiyoruz. Bunun için bir dilekçe verseniz," der.
Ancak Fahri Korutürk, Deniz Kuvvetleri Komutanı’na "Ben böyle şeyler yapmam!” yanıtını verir,

“Hiç bir zaman böyle bir şey düşünmedim. Bizim arkadaşlarımızdan Namık Taçkın vardı. Oğlu Erkut Taçkın (müzisyen) da böyle bir sebepten okuldan çıkarıldı. Namık bana geldiği zaman, kurallar nasılsa onun dışına çıkamayacağımızı söylediğimi hatırlıyorum. Şimdi bir arkadaşıma, bir meslektaşıma bunu söyleyip te sonra kendim böyle bir şey yapabilir miyim? Neyse tazminat tutarı veririz, başka yerde okur."

Böylece Salah, Deniz Lisesi’nden çıkarılacak, Korutürk de kendini yiyip bitiren oğlunu “Üzülme. Bunlar çok normal şeyler. Başka imkânların da var," diye teselli edecektir.
* * *

24 Mart 2012 Cumartesi

Dumanlı Dağların Ardında Geleneksel Bir Köy Düğünü


Doğu Ekspresi ile (Haydarpaşa’dan / Kemah’a) yaptığımız yolculuğumuz, farklı coğrafyalar içinde birbirinden güzel Anadolu Manzaralarının eşsiz görüntülerinin seyrini yaşatırken aynı zamanda,  sıcaklığını ve içtenliğini, her anımızda hissettiğimiz o güzel Anadolu insanları ile de buluşturdu bizi.

Yüksek yüksek tepelerin, dumanlı dağların  ve ortasından ‘güldür güldür!’ suların aktığı, gündüzlerin sıcak ama gecelerin bir o kadar serin geçtiği, yine de kuru havasından dolayı son derece zinde uyandığımız, o misss!..  gibi kokusu ve damağımızda bıraktığı fark edilebilir tadından!  içtiğimiz tazecik sütün sabah daha yeni sağılmış olduğunu! yine yöreye özgü meşhur tulum peynirini yerken hiç de marketlerden aldığımız peynirlere (süt ürünlerine) benzemeyen nefasetteki  kendine has tadını!.. Sütün, peynirin, tereyağın, yumurtanın, dutun, pekmezin, cevizin, balın! velhasıl doğal beslenmenin en hası olan ‘organik ürünler’ ’ in kaynağında  buluşmuş olmanın keyfini yaşayınca!.. İşte ‘tam da budur!’ demeden edemiyor insan!..

17 Mart 2012 Cumartesi

Doğu Ekspresi ile Anadolu Manzaraları - 7



Doğu Ekspresi ile İstanbul - Haydarpaşa'dan başlayıp Anadolumuz'a uzanan tren yolculuğumuzun birbirinden güzel görüntülerini bölümler halinde paylaşırken, ne yazık ki artık Haydarpaşa'dan kalkamayacak olan trenlerin yokluğuna! içimiz biraz buruk da olsa, hiç değilse biz bu geziyi önceden gerçekleştirebilmiş olmanın tesellisi ile video görüntülerini sizlerle birlikte izlerken biz de yeniden yaşıyoruz!.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Doğu Ekspresi ile Anadolu Manzaraları - 5



Daha önce ilk dört bölümünü yayınladığımız;

Doğu Ekspresi ile Kemah'a Yolculuk



Haydarpaşa'dan Kemah'a Anadolu Manzaraları

video filminin beşinci bölümünü seyirlerinize sunarız.

Yolculuk boyunca elinden kamerayı düşürmeyen ve bu videoları hazırlayan eşim Abdullah Bozdemir,  bu videonun tanıtım yazısında "Doğu Ekspresiyle yolculuk, yalnızca bir tren yolculuğu değildir!.." diyor.
İzleyin siz de hak vereceksiniz...

Doğu Ekspresi ile yaptığımız bu keyifli yolculuk serüvenimizi merak edenler tıklayınız !

14 Ağustos 2009 Cuma

Sultan Melik Türbesi


Doğu Ekspresi ile yapmış olduğumuz Erzincan-Kemah gezimizin ilk gününde, bizleri “hoş geldiniz!” dercesine selamlayan, Sultan Melik Türbesi farklı mimari özelliği ile hemen dikkatimi çekmişti. Elbet buraya kadar gelip de bu güzel türbeyi ziyaret etmeden olmazdı. Biz türbe ziyaretini, uzun yolculuğumuzun ve yol yorgunluğunun arasına sıkıştırmak istemediğimizden, gezimizin bir başka gününe ayırdık.