Şu insanoğlunun yapamayacağı şey yok!.. hani her zaman yaptıkları hayra alamet olsa! Ne ala!.. örnek alalım, yolundan gidelim!..onay veren aklımız duygularımızla kaynaşıp bir güzel taktir edelim... ne güzel düşünmüşler! ne iyi yapmışlar diyelim!.. ama yaşadıklarımız, bizim normal zeka ve bilimum normal düşünsel aklımızın sınırlarını zorlayan, duygu ve düşüncelerimizle hiç mi hiç örtüşmeyecek tuhaflıklara tanık oluyorsak ! buna ne demeliyiz!..
Onca entrikaların, akla hayale gelmeyen çirkinliklerin, haksızlıkların tavan yaptığı seçim süreçlerinde geri sayım başladı!. Yazılı, sözlü ve görsel medyayı tamamen kendi tekelinde tutan bir anlayış! Ve reel yaşamın içinde tüm çarpıklıkların yaşandığı, görüldüğü ve bilindiği halde, bilmezden ve görmezden gelen!.. ve kendi akılcağızlarını kullanmak yerine kendisine dayatılanı, tartışmasız kabul eden (biyad eden) insanlarımız var hala!.. " sana her şey hak müstahak kardeşim! ” desek!..ne deriz diyer yandan; “ bir tek sana mı hak müstehak!. yaşın yanında ya biz kurular!!! ne olacağız! Biz de nasibimizi alacağız!. sonuçlarından!..” denizdeki feneri bile ummana salan ve nereye gittiğini sorgulamayan münafıklar hala var iken !.. “ Ey yeri ve göğü yaradan Yüce Rabbim sen şu münafıkların akılllarına mukayet ol! ” mu? diyeceğiz ya da; “ Biraz daha akıl ihsan eyle şu kullarına! " mı? diyeceğiz...
Meydanlarda izlediklerimiz; Molière’in oyunlarındaki komedileri süpürüp geçecek türden!.. aklın ve budalalığın yer değiştirdiği saçmalıklarla dolu, bedava izlence görüntüleri yaşatırken seyircisine!.. Hayal etmeye gerek olmayan "kurgulanan" hikayeleri! her dakika perdeler(in) yalnız sizin için ve bir tek size açık olduğu platformlar zaten yeterince anlatıyor her şeyi!..
Sahnede yer alan; artiz abi-lerimiz!!! çalıp çırparak yada sürekli ödünç alarak donattıkları sofralarında gelen konuklarına hava atmak için böbürleniyor ve sürekli atıp tutuyorken... seyircilerden biri çıkıp diyor ki; “sen bizi ahmak mı zannediyorsun!” , hemen yanındaki ekliyor;
" Bilgili bir ahmak, cahil bir ahmaktan daha çok ahmaktır! ” (*)
alkış kopuyor tüm sahneden!... “mutfağında her çeşit malzeme olduğu halde sen hala daha ortaya güzel bir şey çıkaramıyor ve bu kandırmacalara, bu göz boyamalara... artık herkesin karnının tok olduğunu niye düşünemiyorsun!.. sen olsa olsa bir tek kendi karnını ve eteğine yapışanları doyurabilirsin!.. “ artiz göz ucuyla; “atın şunu dışarı dercesine!” hemen işaret ediyor... sesler giderek çoğalıyor; “ bütün sahneler hep size! el pençe! seyrimiz hep size!..bir tek sen olasın istiyorsun!”... yine bir diğeri kafasını sallayarak söyleniyor; “ elindeki gücü çaresiz ve cahil bıraktığın halkı(nı) istismar ederek kulanıyorsun!.. sen hem yeteneksiz, hem beceriksiz, hem de !!!! (çalana, çırpana, görgüsüze, fırsatçıya ne denirse?!!) işte o sensin!.. “ diyor...artiz yine kaş göz ediyor figuranlarına...”gözüm görmesin tez atın şunları! atın hemen sahneden!”... gülmeler, şaşkınlıklar, bağırışlar birbirine karışıyor.... ve Molier sahneden ayrılırken;
" İnsanları aldatmak, güldürmekten çok daha kolaydır." (*) “bunu iyi düşünün!” diyor!..
Yani demem o ki!..her tür alavera, dalavera... var bu sahnelerde!.. Akıl sahipleri akıllarını; şeytanlığa, hilekarlığa, yalana-dolana, aldatmaya çalıştıra-dururken fikirlerin ve fetvaların ince gülleri! bakın nelere kafayı yormuşlar!.. fısıltı muhabirlerinin kulağıma kadar gelen seslerini size de söylemem gerkirse; “seçmenin açıklık yada kapalılık göstergesi olan ama asla kriter olmayan; cüppeli, türbanlı, muhafazakar diyebileceğimiz giysili olanları yada genel hatlarıyla açık ve modern kabul edeceğimiz kılıkdaki seçmenleri; bu görselliklerine göre belirleyip! oy kullanacağımız zarfların yada seçmen kağıtlarının bir kenarına; işaret konularak! İşaretli olan seçim zarflarının yok sayılacağı... “ gibi bir fısıltı dolaşıyor ortalıkta!... demedi demeyin sonra!..bende bu fısıltıyı paylaşmak istedim sizlerle. Dedikodu olabilir! varsayım olabilir! ama bu gerçek de olabilir!.. Yani bu ülkede olmayan şey yok!..her an her şey olabilir!.. "hayaldi gerçek oldu!.."
Seçimlere sayılı gün kala herkesin bu gibi olasılıkları değerlendirmeleri ve pür dikkat olmalarını.. zarfları ve seçmen kağıtlarını kontrol ederek olası durumlar karşısında tedbirli olmalarının gerekliliğini anımsatmak istedim..! Seçimlerin sağlıklı ve adilane sonuçlanmasını ümit ediyor! Ama bunun için de her seçmenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu seçim, hepimizin ve çocuklarımızın geleceğini etkileyen önemli bir süreçtir!.. Su uyuyor da düşman hiç uyumuyor! topraklarımızın üzerindeki leş kargaları dolanıp duruyor!.. ne ince hesaplar, ne türlü oyunlar oynanıyor!.. artizlerimiz bile başkalarının maşa(sı) oluyor gözlerimizin önünde!.. bu seyir bitsin artık!..
Akıllar doğruya değil daha çok eğriye çalışıyor iken ve hedefte ANADOLUYU lime lime parçalayarak; “ha sana!, ha sana!, bu da sana!..ama en çoğu bana!!!”düşüncesi varken... Şimdi zamanıdır ayağa kalkmanın!.. Vatanı bu badireden kurtarmanın!.. Cumhuriyetimize sahip çıkacak gerçek vatanseverlerin yolunu açmanın zamanıdır!
Vakit çok geç olmadan ve atı alan Üsküdar’a varmadan!
"Dur Yolcu!” İzinsiz, sualsiz..nereye böyle!..
" Bu memleket bizim ! " deme vaktidir!..
Ayrıca, Hasret senfonisi'nin yayınladığı
bir kez daha okunmalı!
(*) Molière
Görsel: İnternet Medyası