Antik Kentler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antik Kentler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Haziran 2026 Cumartesi

Görkemli Kral Mezarları ile Kaunos Antik Kenti

Doğal güzellikleri ve çevresindeki sayısız antik kentleri ile özel şehirlerimizden biridir Muğla. Ege ve Akdeniz’in kesiştiği noktada yer alan Muğla’ya tabiat ana cömertçe dokunmuştur. Mavi bayraklı plajları, kristal koyları, Bodrum, Dalaman, Köyceğiz, Dalyan ve Milas gibi eşsiz tatil destinasyonlarının hepsi burada toplanmıştır. Bu yüzden boşuna değildir Muğla için ‘yeryüzü cennetidir’ demek. 

Dantel gibi girintili çıkıntılı koylarıyla çevrili bölge bugün olduğu gibi geçmişte de hep itibar görmüş ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış. Tarihi M.Ö. 3 binli yıllara kadar uzanan bu topraklarda vaktiyle, Hititler, Karyalılar, Lidyalılar hüküm sürmüş.

22 Eylül 2025 Pazartesi

Akdeniz'in incisi Kekova ve Simena Antik Kenti

Işık ülkesi Lykia’nın zengin mirasını, yörük geleneğinin ilginç yaşamıyla harmanlayan; sırları halen daha çözülememiş batık bir kent, insansız bir ada; antik kentler ve şirin köyleriyle dünyanın en güzel mavisiyle dalgalanan koyları arasında Akdeniz'in incisi Kekova.

Antalya'nın Demre (Eski adı ile Kale) ilçesine bağlı Üçağız'ın merkezinde yer alan bu bölge adını kıyıya paralel uzanan Kekova Adası’ndan alıyor. Theimussa Antik Kenti ile iç içe olan Üçağız, Kekova bölgesinde karayoluyla ulaşılan tek yer. Doğal bir liman görünümünde olan bu koyda her yer antik kalıntılarla dolu. 1. Derece doğal ve tarihi sit alanı olan Üçağız’da yapılaşmaya izin verilmiyor.

Dantel gibi koyların, turkuaz mavisiyle bütünleşmiş yemyeşil ormanların arasından geçerek, harika bir yol seyrinin ardından Üçağız’a ulaşıyoruz.  Üçağız’da gözümüze çarpan ve yamaçları boydan boya kaplayan katırtırnakları, burcu burcu kokan kekik ve adaçaylarının dört bir yanımızı saran doğal esansı içinde gönlümüzü çelen Kılınçlı Köyü'nde küçük bir mola veriyoruz.

12 Eylül 2025 Cuma

Antik çağın bilgesi Priene'li Bias'ın adalet çağrısı!.

Yaşadığı çağa damgasını vuran ve uygarlık tarihinin ilk müzakerecisi ve adaletin temsilcisi olan Priene'li Bias'ın adalete olan inancı, erdem sahibi eğitmenlerin yönlendirmesiyle Priene meclisindeki ticaret davalarında savunma hakkını kullanmak isteyenlerin yanında duruşu ve güçlü hitabet özellikleriyle de yıllar içerisinde, yaşadığı zamanın ruhuna uygun bir sembol isim haline gelmiş...Ve antik çağın yedi bilgesi arasında adından çok söz ettiren bir insan olmuştu. Öyle iken, antik çağda bilgeliğin ödülü olarak kabul edilen üç ayaklı bronz sehpayı dahi;  
Bilgelik tanrılara yakışan bir ünvandır ve onu en çok hak eden Apollon’dur. Ben ise, bir ölümlü için en yüce olanı, adil bir adam olarak anılmayı isterim sözleriyle geri çevirmiş, böyle de mütevazi bir insan olarak antik çağın iz bırakan isimleri arasında yerini almıştır.

1 Eylül 2024 Pazar

Antik Çağın Şifa Merkezi: Asklepion / Bergama

Bergama çağlar ötesinden sesleniyor bize!  

Kültür ve sanat bende, ilim ve irfan bende, şifa bende, ben hayatım!’ diyor.   

Bu davetkâr çağrıya kulak veriyoruz biz de! Ve, antik çağın en önemli üç sağlık merkezinden biri olan Asklepion’a gitmek üzere bu defa rotamızı Kuzey Ege’ye; İzmir’in Bergama ilçesine çeviriyoruz.   

Antik çağın ve Anadolu’nun en önemli sağlık merkezlerinden olan Bergama’daki Asklepion aynı zamanda dönemin ünlü hekimlerinin yetiştiği bir tıp okulu ve dünyanın ilk psikiyatri hastanesi olarak da tarihe geçmiş. Radyoaktif özellikleri günümüzde keşfedilmiş şifalı suları, yüzyıllardır insanlar tarafından sağlık amaçlı kullanılmış.

14 Aralık 2022 Çarşamba

Gladyatörler Kenti Kibyra

Göller Yöresi gezimizin 5. gününde rotamız Kibyra. Antik kente gelmeden önce Burdur Arkeoloji Müzesi'ni gezmiş ve Kibyra'dan çıkarılan eserleri görmüştük. Özellikle Kibyra'da gladyatörlerin aslanlarla kapışmasını betimleyen 'Gladyatör Frizleri' oldukça dikkatimizi çekmişti. Ve daha pek çok eser... Bu yüzden gezi planımıza bu kenti de dahil etmiş ' Kibyra'yı da mutlaka görmeliyiz' demiştik. 

Ve, artık harekete geçme zamanıdır. Sabah erkenden kalkıyor, Gölhisar'a doğru yola koyuluyoruz.

Methini hep duyduğumuz Gölhisar, Burdur'un en güzel ilçelerinden biri. Dalaman Çayı'nın yukarı çığırında bulunan Gölhisar geçmişte de doğasıyla ünlü Likya'nın yamacına kurulmuş. Temiz havası, yerleşmeye ve yaşamaya uygun iklimi ve konumuyla yöre, ilkçağlardan bu yana büyük uygarlıkların yaşadığı, çevresinde büyük kentlerin toplandığı bir merkez konumunda olmuş. Antik kent tabi sadece konumuyla değil, tarih boyunca bu bölgenin önemli bir kültür ve sanat kenti misyonunu da üstlenmiş. 

Kibyra, 'Gladyatörler Kenti' olarak da ünlenmiş. Antik coğrafya yazarı Strabon'a göre, Büyük İskender dönemindeki bir Anadolu kenti olan Kibyra'da 30 bini aşkın bir ordu ve 2 binin üzerinde bir atlı birliği vardır.  Bu inanılmaz bir sayıdır! Askeri gücünün bu denli yüksek olması nedeniyle Kibyra çevresindeki diğer antik kentlerin güvenliğinden de sorumlu olmuş. 

12 Mart 2022 Cumartesi

Gün yüzüne çıkmayı bekleyen uçurumun kıyısındaki antik kent: Kremna


Göller Yöresi Gezimizin 2. Gününde Kremna Antik Kenti'ndeyiz!

Toroslar'ın nadide köşelerinde, yeşil bir vadiye kurulmuş olan Ağlasun'un yamaçlarındaki bir doğa cennetinin ortasında pırıl pırıl bir güne zinde bir şekilde uyanıyoruz. Ardından taze ve yerel ürünlerden oluşan nefis bir kahvaltıyla kendimizi bir köy sofrasında buluyoruz. Keyif çaylarımızı da içtikten sonra günün programını yapıyor ve muhteşem bir konuma sahip olduğunu öğrendiğimiz Kremna Antik Kenti'ne gitmeye karar veriyoruz. 

Ve güneşi kaçırmadan bir an önce Kremna Antik Kenti'ne gitmek üzere rotamızı oluşturup; Burdur'un Bucak İlçesine, oradan da Çamlık Köyü'ne gitmek üzere yola koyuluyoruz. Harika manzaralar eşliğinde, keyifli bir yol seyrimizin ardından, yaklaşık 45 dakika sonra Kremna Antik Kenti'ne ulaşıyoruz.

2 Mart 2022 Çarşamba

Sanatın, Aşkın ve İmparatorların Şehri Sagalassos


Son yıllarda adından sıkça söz edilen 'Sagalassos' uzun zamandır aklımızda olan bir antik kentti. Özellikle 2019 sonlarında YKSY Merkezinde ziyarete açılan “Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos” sergisini gezmiş ve oldukça etkilenmiştik. Sergide, Burdur yöresinde çıkarılan kalıntılarda neler yoktu ki!. Roma imparatorları Marcus Aurelius ve Hadrian’ın anıtsal boyuttaki heykellerinden; tanrı, tanrıça ve kahraman heykellerine, Büyük İskender heykelciğinden, Antik Sagalassos sakinlerinin gündelik ve sosyal yaşamlarını, inanç ritüellerini yansıtan araç, gereçlere kadar! Sagalassos ve Pisidia Bölgesi’nin farklı dönemlerine tarihlenen ve geçmişe ışık tutan bu eserler bize, antik kentin ne denli görkemli olduğuna birer işaretti. Bu sergiyle Sagalassos'u yerinde görme isteğimiz daha da perçinlenmişti. Ancak sergiden kısa bir süre sonra pandemi girmişti hayatımıza. Her yer kapanmış, izole hayatlar içine çekilmiştik hepimiz. Daha sonra aşılar pandeminin olası risklerini bir nebze de olsa hafifletince, biz de ertelediğimiz gezi planını bu yıl uygulamaya geçirerek 2021 sonbaharında Göller Yöresi'ne gitmeye karar verdik. Zira Göller Yöresi'nde görmek isteyeceğimiz pek çok yer vardı. 

10 günlük gezi planımızda önceliğimiz Sagalassos Antik Kenti idi. Haritalar açıldı, Burdur'u merkez alarak, gezilip görülecek yerler işaretlendi. Antik Kente oldukça yakın, Ağlasun yolunda doğayla bütünleşmiş harika bir tesiste 5 gün kalmaya karar verdik. Böylece rahatlıkla civar yerlere de gidebilecektik. Sagalassos dışında, Kremna ve Kibyra Antik kentlerini, Burdur'da Burdur Müzesi'ni, İnsuyu Mağarası'nı, yine aynı lokasyonda yer alan Salda Gölü'nü 'gezilecekler listemiz'e dahil ettik. 10 Günlük gezi programımızın kalan 5 gününü Afyon Karahisar'ı merkez alarak Frig Vadisi ve çevresine ayırdık. Bunların dışında yolculuğun sürprizleri her zaman vardır. Bunu da yaşarken görecektik. 

Bu kısa girizgâhtan sonra 'artık yollar bizimdir diyor ve gezimizi anlatmaya başlıyorum. 

24 Ocak 2022 Pazartesi

İskender'in fethedemediği Kartal Yuvası: Termessos

 

İskender'in fethedemediği Kartal Yuvası: Termessos

Türkiye’nin en iyi korunmuş ve en ilginç arkeolojik yerleşimi olan, İskender’in dahi teslim alamadığı Termessos Antik Kentine gitmek üzere Antalya’nın kuzeyine, Korkuteli yönüne doğru yola koyuluyorum. Yaklaşık 9 km sonra dağların arasına gizlenmiş, denizden yaklaşık 1050 metre yükseklikteki kuş yuvasını andıran görünümüyle Güllük Dağı Milli Parkı içinde yer alan Termessos Antik Kenti sınırlarına ayak basıyorum.

Doğal ve bakir bir ortamda, Akdeniz iklim tipinin bitki topluluklarını sergileyen orman ve maki örtüsüyle çevrili dağ yollarında, üstelik kralların geçtiği yollarda yürümek! Ulu çınar ağaçlarının gölgesinde, patikalardan ve kayalıkların arasından burcu burcu kokan endemik bitkilerin faunasıyla, antik kente doğru yol almak, tarifsiz duygular yaşatıyor bana. O anlarda kâh kraliçe oluyorum, kâh köylü kızı! Hayallerim de, düşlerim de ahenkle raks ediyorlar beynimde.

26 Mayıs 2017 Cuma

Görkemli Kral Mezarları ile Kaunos Antik Kenti

Karya Kentleri gezimiz muhteşem coğrafyamızın nadide köşeleri arasında devam ediyor. En son Karya Kenti Milas’a uğramış ve burada Gümüşkesen Anıtı’nı yakından incelemiştik. Şimdi ise sırada Muğla’nın doğa harikası beldesi Köyceğiz sınırları içinde yer alan Kaunos Antik Kenti var. 
Köyceğiz Gölü’nü denize bağlayan Dalyan Çayı’nın üzerinde, Rodos Adası’nın karşısında ve Doğu Akdeniz ile Batı Akdeniz’i birbirine bağlayan antik deniz yollarının kilit noktasında bulunan Kaunos  ilkçağın önemli liman kentlerinden biriydi. 

11 Nisan 2017 Salı

Karya Kenti Mylasa ve Gümüşkesen Anıtı


Doğal güzellikleri ve çevresindeki sayısız antik kentleri ile özel şehirlerimizden biridir Muğla. Ege ve Akdeniz’in kesiştiği noktada yer alan Muğla’ya  tabiat ananın hünerli elleri dokunmuştur adeta. Mavi bayraklı plajları, kristal koyları, Bodrum, Dalaman, Köyceğiz, Dalyan ve Milas gibi eşsiz tatil destinasyonlarının hepsi burada toplanmıştır. Bu yüzden boşuna değildir, Muğla için ‘yeryüzü cennetidir’ demek.  

Dantel gibi girintili çıkıntılı koylarıyla çevrili bölge bugün olduğu gibi geçmişte de hep itibar görmüş ve pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. 

12 Mart 2017 Pazar

HALİKARNASSOS

Euromos ve İasos Antik Kentlerinden sonra yönümüzü bu defa Muğla’nın Bodrum ilçesine çeviriyoruz. Bodrum ilçesi Karia’nın başkenti Halikarnassos üzerinde bulunuyor. Günümüzde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan kıyılar, antik dönemde de önemli ve zengin bir denizcilik merkeziydi.

Ege’nin bu kadim limanı bir zamanlar 'Antik çağın Yedi Harikası’ndan biri sayılan Karia Kralı Mausolos’un Mezarı’na, diğer bir adıyla Halikarnas Mozolesi’ne ev sahipliği yapıyordu. 
Mezar  İÖ 353-351 yılları arasında Pythius ve Satyros adlı mimarlar tarafından tasarlanmıştı. Mezardan günümüze çok az kalıntı ulaşmıştır. Eskiden mozoleyi donatan heykeller, dönemine öncülük eden sanatçılar; Scopas, Bryaxis, Leochares ve Timotheus tarafından yapılmıştı.

22 Şubat 2017 Çarşamba

İasos Antik Kenti'nde Karyalılar'ın İzinde

Ülkemizin dört bir yanı antik kentlerle çevrili. Özellikle kıyı şeridindeki antik kentler konumları ile de görmeye ve keşfedilmeye değer güzellikte. Tatil denildiğinde pek çok insanın aklına gelen öncelikle güneş, kum ve deniz üçlemesidir. Denize girip serinlemek, güneşi doyasıya tende hissetmek güzeldir elbette ancak tatil süreçlerini çok daha verimli, çok daha zengin kılacak başkaca alternatifleriniz de vardır. Bu bereketli topraklarda, aynı suyu, havayı ve güneşi solumuş, bizden binlerce yıl öncesinde yaşamış olan insanların izlerini süreceğiniz nice 'antik kent' vardır. Üstelik bu antik kentler tatil beldelerinin çok da fazla uzağında değildir. Bu antik kentler ki, kültür miraslarımızdır bizim. 

3 Eylül 2016 Cumartesi

Euromos Antik Kentinde Karyalılar'ın İzinde

Yaz mevsiminin en sıcak ayı olan, Ağustos ayını da geride bıraktık. Ve Eylül ayı ile birlikte bir sonbahara daha 'merhaba' diyoruz. Yazlıkçılar panjurlarını yavaş yavaş indirip, yaz sezonunu kapatırken...kimi emeklilerin tercih ettiği gibi, bizim için de sezon yeni başlıyor diyebiliriz. Havaların hafiften serinlediği, yağmurların toprağa düşmeye başladığı, efil efil rüzgârların nefes aldırdığı ve ören yerlerinin daha sakin olduğu bu vakitler 'izler ve yansımalar' ekibinin de yollara çıkma zamanıdır dostlar:) Yakın bir tarihte 'kısmetse' yollarda olacağız...Yollara çıkmadan önce rotalarımızı belirleyecek, üzerinde biraz çalışacağız; nerelere gitmeli, nerelerde konaklamalı, hangi antik kentler, hangi ören yerleri, vs. vs... derken geri kalanını da hayatın akışına bırakacağız..keşif merakımız bizi nelerle karşılaştıracak bilinmez ama bildiğimiz, bu duyguları yaşamanın 'bizim için' ne kadar özel olduğu/olacağıdır! kendimizi iyi hissedeceğiz...bunu biliyorum. 
Ülkemiz yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla ve muhteşem doğasıyla eşsiz bir coğrafyaya sahip. Özellikle kara yolu ile araç içinde bakına bakına gitmenin keyfi...bulduğumuz bir ağaç gölgesinde uzanıp, termosdan çayımızı içmenin, dağlara doğru tırmanırken mis gibi orman dokusu içinde karşımıza çıkan bir çeşme başında kısa bir mola verip 'su hayattır' demenin... ve doğayı kucaklamanın tarifsiz duygusunu yaşıyor olacağız...yine de; inşallah diyelim:))) 

24 Mart 2016 Perşembe

Aspendos Antik Tiyatrosundan İzler ve Yansımalar


Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist Aspendos'u gezer de, ‘izler ve yansımalar’ ekibi gezmez mi hiç!. Biz de gittik, tam da şu zamanlarda, bahar aylarına ‘merhaba’ dediğimiz günlerde!. ama ve lâkin ‘tıpkı dün gibi geçiveren’, bir başka zaman diliminde Aspendos hep yazılmayı bekleyen bir posttu.  Bildiğim, normal koşullarda, tarihi mekânlar ancak karşılaşabileceği vandal bir tahribat ve çağdışı restorasyonların dışında normalde pek bir değişime uğramayacağı idi. Öyle ki, bu yüzyıllık mimari harikası yapılar, öylesine ustalıkla inşa edilmişlerdi ki, onlara -kötü niyetli- insan eli uzanmadığı taktirde, doğaya ve zamana direnebilme gücüne sahiptiler.

26 Ocak 2016 Salı

XANTHOS - Işık Ülkesi Likya'nın Onurlu Kenti

Antik Likya Kentleri gezimiz Pınara ve Letoon'dan sonra Likya'nın başkenti olan Ksanthos ile devam ediyor.   
1988'de UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilen Ksanthos (Xanthos) Antik Kenti Fethiye'ye 55 km uzaklıktadır. Kınık Köyü'nün yakınında Eşen Çayı'nın ayırdığı Muğla - Antalya il sınırı üzerindedir.
Ksanthos ünlü Likya Birliği’nin başkentiydi. (MÖ 2.yy)  
İlkçağda deniz kenarında olan antik kent, yerli Anadolu halkının Eşen Çayı kenarında kurduğu Arnna Kenti, sonradan Helen dilinde Ksanthos (Xanthos) diye anılmaya başlamış. Kaynaklarda ise Ksanthos Likya'nın dini ve idari merkezi olarak geçmektedir.  

12 Ocak 2016 Salı

LETOON - Likya'nın Kutsal Kenti


LETOON
Pınara antik kentini gezdikten sonra,  sırada bir başka Likya kenti var. Antik çağda ‘Işık Ülkesi’ Likya’nın dini merkezi konumunda olan Letoon Antik Kentine gitmek üzere yola koyuluyoruz. Letoon antik kenti,Fethiye ile Kaş arasındaki Kumluovada yer alıyor.

Antik kenti gezmeden önce, antik kent ‘Letoon’un ne anlama geldiğini merak ediyorum. Anadolu yerli dilinde Ladahanımefendi”, Ludawa ise “Ana Tanrıça Tapınağı” anlamında olup, Helen dilinde ise Letoon olan sözcük, “Leton’un Yeri” anlamına geliyormuş.  Demek ki antik kent, adını bir ana-tanrıçadan almış. O halde ardında mutlaka bir hikâye vardır diyoruz ve burada mitolojinin sesine kulak veriyoruz.

8 Ocak 2016 Cuma

PINARA - Likya'nın En Gizemli Kenti


Hakkında çok konuşulan;  tarihsel coğrafyasından, eski çağ dillerine, dinler tarihinden, kültür ve sanatına, idari ve sosyal yapısından, siyasi arenadaki rolüne, geçim kaynaklarından doğasına kadar… yaklaşık 200 yıldır araştırılan 'Işık Ülkesi' LİKYA, her geçen gün çoğalan kazı çalışmaları ve yeni bilgi akışlarıyla geçmişe dair pek çok ayrıntıyı gün yüzüne çıkarmaya ve ilgi odağı olmaya devam ediyor. 

Dağların, yaylaların ve onların vadilerinde akan suların çevresindeki yaşam alanları binlerce yıl boyunca halkların yerleşim ve geçim kaynağı olmuştur. Gerçekleştirdiğimiz onlarca antik kent gezisinde; kâh dağların yamaçlarında, kâh vadilerde, sarp kayalıklara kurulmuş olan o yaşam alanları hep ilgimizi çekmiş, özellikle dağlık alanlardan, kıyılara doğru uzanarak, ucu denizde genişleyip biten Lykia kentleri bizi fazlasıyla etkilemişti.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Hadrianoupolis Mozaik Cennetinden izler ve yansımalar


Yakın bir tarihte gerçekleştirdiğimiz SafranboluAmasra Gezimizin (İstanbul’dan hareketle Bolu üzerinden, Gerede, Karabük,  Safranbolu ) yol seyri esnasında bir de sürpriz bir antik kent ziyaretimiz oldu. Sürpriz dememin nedeni, ne elimizdeki kaynak kitaplarda ne de gezi öncesi yaptığımız ön hazırlık ve araştırma aşamalarında böyle bir antik kentten söz ediliyordu. Arkeolojiye meraklı gezginler olarak, Karabük’e doğru ilerlerken Eskipazar yolunda karşımıza çıkan ‘Hadrianoupolis Antik Kenti’ yazılı kahverengi tabela bizi yoldan çıkarmaya yetti ;) böylece tabelanın işaret ettiği yöne hiç düşünmeden hemen sapıverdik ;) fırsat bu fırsat, bizim çekim merkezimiz olan şu kahverengi tabelalarda olmasa!.. gezilerimizin rengi nasıl olurdu acaba ;))

5 Kasım 2014 Çarşamba

Adalet arıyorsan eğer, Priene’ye git!


Yaşadığı çağa damgasını vuran ve uygarlık tarihinin ilk müzakerecisi ve adaletin temsilcisi olan Bias’ın kenti Priene’de antik çağların izlerini sürmek üzere Ege’nin gizemli bölgelerine doğru yol alıyoruz yine. İzmir-Selçuk-Söke yolunda, Söke'yi geçer geçmez tabelalar Priene'yi işaret ediyor. Ayrımdan yaklaşık 25 kilometre sonra antik kente ulaşılıyoruz. Anımsarsanız biz buraya gelmeden önce, sırasıyla Selçuk ve çevresindeki antik kentleri ve Milet Antik Kenti’ni gezmiştik.

Priene
küçük bir yerleşim olmasına karşın İon Birliği içinde oldukça önemli bir kentti. Nedeni ise, İonialılar'ın dinsel merkezi olan ve birliğin toplantılarının yapıldığı Panionion'un Priene topraklarında olması ve burada yapılan toplantılara başkanlık edecek rahiplerin Priene’liler arasından seçilmesiydi.

Diğer bir neden ise, antik çağın yedi bilgesinden biri olan Bias'ın Prieneli olmasıdır.

20 Ekim 2014 Pazartesi

Miletos - Antik Çağın Kültür Merkezi


Ege bölgesindeki antik kentler gezimize Milet Antik kenti ile devam ediyoruz. Bu bölgede görülecek oldukça fazla antik kent bulunmaktadır. Yol güzergâhınızda karşınıza çıkacak olan kahverengi tabelalar sizi antik kentlere yönlendirecektir. 

Milet Antik Kenti, Eski Söke - Didim karayolu üzerinde, tarlaların arasından beliren kahverengi tabelası ile bir ovanın orta yerinde karşılıyor bizi. Milet'i çevredeki diğer antik kentlerden ayıran bir başka özellik de kentin çok büyük bir alana yayılmış olması.