Fotoğrafın izdüşümü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fotoğrafın izdüşümü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2017 Perşembe

İstanbul'un sokaklarında bir günün özeti: Düttürü dünya!

Eski bir inanca göre hiç kimse boş yere İstanbul'da dünyaya gelmez! Ve pek çok insan hayattayken dünya gözüyle de olsa bu kadim şehre ayak basmak ister, onu solumak, onunla hemhal olmak ister. Bu inanca göre bu şehirde doğan ya da bir şekilde bu şehrin suyundan içen herkesin illa ki bir vazifesi ve geçmişten gelen bazı görevleri vardır, zira burası efsunlu bir şehirdir. Bu inanç ne kadar doğrudur bilemeyiz ancak İstanbul sahip olduğu pek çok özelliği ile hakikaten müstesna bir şehirdir! Tarihin, entrikaların, yıkımların, aşkların, ihanetlerin hep kol gezdiği bir şehirdir burası ve aynı zamanda umudun şehridir. 
İstanbul'un kalbi ise Pera'da atar!. Burası yüzyıllar boyunca sanatın, güzelliğin, asaletin, görkemin her milletten renkli ve çok kültürlü hayatın çekim merkezi olmuştur!.. Ancak bugün o Beyoğlu eski günlerini ve kaybettiği kimliğini arar duruma gelmiştir. Tarihi sinemaların yerini AVM.lerin aldığı, asaletin yerini rüküş ve pejmurde bir kirliliğe bıraktığı ve pek çok esnafın birer birer kepenklerini kapattığı kentin kadim insanları biliyorum Pera'nın hızla değişen bu görüntüsüne çok üzgünler. Bir milleti sanattan mahrum bırakmak, onu gericiliğe, karanlığa teslim etmek demektir. Yine de direnen kurumlar var. Sanat Galeri ve müzikevleri, kitapevleri...ve bu kurumlar köklü geçmişleri ve birikimleri ile hayatı canlı tutmaya, toplumu aydınlığa götürecek olan sanatsal etkinliklere destek vermeye devam ediyorlar hâlâ... 

9 Şubat 2016 Salı

'Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden'




Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.


(...)
Şimdi o akşam saatinde/ Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,/
Denizlerin doymayan sahilinde...


(*) Özdemir Asaf 'Pay'

devamı
arşivden

5 Ocak 2016 Salı

'Esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgâr.'


esiyor tane tane yine beyaz bir rüzgar.
söyleyin hangi kuşun kanatları yolundu?
yine hangi ağaçtan döküldü bu yapraklar?
yağan beyaz bir sükut, bir mahşerdir sanki kar!

bir hicret sevdasıdır ruhumu sardı yine.
ruhum gibi pervasız yoldaşlar da bulundu.
ruhum karıştı gitti bu kar tanelerine;
şimdi yağan kar değil, ruhumdur kar yerine.

Cahit Sıtkı Tarancı 

3 Aralık 2015 Perşembe

Büyülü şehir KAPADOKYA' ya gitmenin tam mevsimi

Zirveleri karla kaplı volkanik bir üçgende yer alan Kapadokya’nın masalsı vadileri kış aylarında olağanüstü güzellikte manzaralar sunuyor. Kışın lapa lapa kar yağarken, güneş ışıltılarıyla eşsiz bir çehreye bürünen peri bacaları, eski uygarlıklardan izler taşıyan volkanik vadileri, gizemli tünelleri ve oksijen yüklü taptaze havasıyla büyüleyici bir atmosfere bürünüyor.

2 Eylül 2015 Çarşamba

Böyledir akşamları İstanbul'un !


Böyledir Akşamları İstanbul'un 
Böyledir akşamları İstanbul'un.
Bir efkâr basar içini çoğu zaman
Çaresizliğin, yalnızlığın aklına gelir
Hatıralar kayar gider avuçlarından...

22 Mart 2015 Pazar

Martı halleri / Fotoğrafın fısıltısı




Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.


(...)
Şimdi o akşam saatinde/ Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,/
Denizlerin doymayan sahilinde...


(*) Özdemir Asaf 'Pay'

10 Ocak 2015 Cumartesi

Beyaz, ipek gibi yağdı kar...

'Beyaz, ipek gibi yağdı kar' 


"Beyaz, ipek gibi yağdı kar / Acılarla dolu bu dünyaya. İnsafsızlık / Vahşet / Halâ güçlü / Ve halâ iktidarda." ... " İnsanlar ölüyorlar. Gepgenç sımsıcak ölüyorlar. Sanki / Ölmüyorlarmış gibi. / Bir yandan sürüp gidiyor. / Hayat; Bir yanda tel örgüler / Parmaklıklar." (*) Ataol Behramoğlu

devamı: burada
@Arşivden

1 Kasım 2014 Cumartesi

Başka bir senfonidir sonbahar


Mevsimler içinde kendini fazlasıyla hissettiren bir aydır sonbahar. Nice sanat eserine ilham kaynağı olmuştur. Müzisyeni,  şairi, ressamı, fotoğraf sanatçısı mevsimin yaymış olduğu ışığıyla, kokusuyla, dokusuyla beslenmiştir adeta'Bu hüznü siz de bilirsiniz / Anlat deseniz anlatamam / Enine boyuna yaşarım ancak'' demiş Turgut uyar.   

Sonbahar içimizde biriken hüznün resmidir bir anlamda. Yağmurlar, göz yaşlarımızı, kuruyan ve dökülen yapraklar birer birer kaybettiklerimizi, sisli puslu havalar içimizin karanlığını günyüzüne çıkarıverir bir anda. (Yer: Silifke-Narlıkuyu)

25 Mart 2014 Salı

28 Şubat 2014 Cuma

Paylaşmak güzeldir


Çalar saatin sesi hâlâ kulaklarında zırr zırrr zırıldarken ve sen
çisil çisil yağan yağmura aldırmadan bir çırpıda hazırlanıp çıkmışken dışarıya
ve sabahın ayazı da çarpmışken yüzüne;


Bir randevuya geç kalmamak adına vaktinden önce gelmişsen bir de!..
Bir kafede oturup beklemeyi ve beklerken de elindeki dergilere göz gezdirmeyi veee!..
Fırından henüz çıkmış! dumanı üzerinde, bir porsiyon su böreğini...
Yanında da şöyle iyice demlenmiş, tavşan kanı sıcacık bir çayı keyifle içmeyi 
hem içini ısıtıp, hem de mideni şenlendirmeyi  düşünerek
oturmuşken masaya ve  eline çatalını almış ilk hamleyle
tabağındakilere uzanıp afiyetle yemeğe koyulurken...
işte tam da bu sırada!..

11 Aralık 2013 Çarşamba

'Beyaz, ipek gibi yağdı kar'

(...)
Beyaz, ipek gibi yağdı kar
Bir kız kelebek adımlarıyla / Geçip gitti karın üzerinden.
İnsanlar kendi şarkılarını / Kendi hayallerini taşıyorlar.
Çağdaş şarkılar gerekli onlara, hem hayatlarının
derinliklerinden söz eden / Gerçekleştirilmiş,
Gerçekleştirilmemiş duygularından.
Hem, kavgayı ateşleyen / Somut, anlaşılır
Akıllı şarkılar.

21 Mayıs 2013 Salı

İstanbul'da gece ve yansımalar




Ne günlermiş, ne günlermiş

Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!
Vapurlar değil, Boğaz'dan geçen;
Boğaz'dan yalılar geçiyor,

17 Şubat 2013 Pazar

Hey İstanbul !


Nereden nereye koca şehirde!
Ne az sevdim ne de çok sevildim diyebilirim!.


Hasretin de nefterin
 herşeyim benim
güzelim...

Kayboldu içinde düşlerim! 

13 Ocak 2013 Pazar

Paylaşmak güzeldir...


Çalar saatin sesi hâlâ kulaklarında zırr zırrr zırıldarken ve sen çisil çisil yağan yağmura aldırmadan bir çırpıda hazırlanıp çıkmışken dışarıya ve sabahın ayazı da çarpmışken yüzüne;
Bir randevuya geç kalmamak adına vaktinden önce gelmişsen bir de!..
Bir kafede oturup beklemeyi ve beklerken de elindeki dergilere göz gezdirmeyi veee!..
Fırından henüz çıkmış! dumanı üzerinde, bir porsiyon su böreğini...
Yanında da şöyle iyice demlenmiş, tavşan kanı sıcacık bir çay keyfi ile birlikte hem içini ısıtıp hem de mideni şenlendirmeyi  düşünerek oturmuşken masaya ve  eline çatalını almış ilk hamleyle tabağındakilere uzanıp afiyetle yemeğe koyulurken...

işte tam da bu sırada!..

21 Aralık 2012 Cuma

İstanbul'a kar düşünce!..


Mevsimin ilk karı salına salına inince İstanbul semalarına...
martılar kanat çırpıyor coşkuyla Bakırköy Özgürlük Meydanı'nda!
veee.... kırmızı başlıklı kız pufidik pufidik karlar yağarken, pür telaş koşuşturanların aksine, telaşsız ve aheste içine sindire sindire sekerek ilerliyor yolunda!.. 'ohhhh dünya varmış!.. yağsın beyaz karlar... içimize ferahlık, dışımıza aydınlık getirsin....'

'karnınız mı aç martıcıklarım!.. alın bir parça  simit de  size, göz hakkınızdır...aaa!...neredeyse havada kapacaksınız elimdeki nimeti!.. Nimet dedim de aklıma düşürdünüz 'Nimet ablamızı'!..e..artık bir bilet de biz alalım...almak niyetinde değildim aslında!..bana çıkmaz ama belli mi olur! belki de çıkar ne de olsa bugün dana'nın kuyruğu mu kopacakmış, yoksa kıyamet mi kopacak!!..ha ha hayyyyy...!bu memlekette her gün kıyamet kopuyor ya...hayret birşey doğrusu!.. halk sokaklarda!ekmeğinin derdine düşmüş!..ekmek aslanın ağzında mı!lambaya püfffff diye'nin iki dudak arasında mı! adalet istiyoruz adalet!..martıcığım! kul hakkı, göz hakkı, hak-hukuk ama nerdeee!..'

27 Kasım 2012 Salı

Git gidebildiğin yere…



Martıları bir başka sevdim İstanbul’da…
Sırları çok, tanıklıkları çok!

Hele bir vapur kuytusunda..


Giderken Kadıköy'den Karaköy'e...

Takılmak var ya kanatlarına!


Dalgalarla yarışırcasına
çığlık çığlığa!..


Ve uzaklardan seslenir Orhan Veli bir anda!;

Heeey !
Ne duruyorsun be,
at kendini denize.
Geride bekleyenin varmış,
aldırma!
Görmüyor musun,
her yerde hürriyet.
Yelken ol, kürek ol,
dümen ol, balık ol, su ol.
Git gidebildiğin yere…

5 Haziran 2012 Salı

Martı halleri...




Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.


(...)
Şimdi o akşam saatinde/ Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,/ 
Denizlerin doymayan sahilinde...


(*)
Özdemir Asaf 'Pay'



4 Mart 2012 Pazar

Güneş, deniz, martılar ve ben…





Dalgalar, martılar, yakamoz ve ben;
yakalamışken güneşi yeniden!
 

yüzüm nasıl dönmesin ki
hem de böylesine hasret kalmışken …




Gözümü kamaştıran yakamozların ışıltısı
sardı dört bir yanımı!

 

dalga seslerine karıştı
çığlık çığlığa…
dans eden martıların sesleri…


Hani demiş ya Nazım Usta;
“Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım... “



Ben de diyorum ki:

Güneş,  deniz, martılar ve ben

bahtiyarım…


Esin Bozdemir



Görseller / şiir:  Esin Bozdemir 'Esmir'
izler ve yansımalar