
İstanbul’un yedi tepesinden birinde, kadim surların gölgesinde, geçmişin tüm yorgunluğunu üzerindeki zarafetle atan bir yapı yükselir: Kariye. Kimileri için bir "kır kilisesi" (Chora), kimileri içinse Doğu Roma’nın son görkemli vedası... Bugün Kariye, sadece bir mimari yapı değil; duvarlarındaki mozaikler ve kubbelerinden süzülen fresklerle, ziyaretçisini 14. yüzyılın o eşsiz estetik uyanışına davet eden bir masal kitabıdır.
Tarihin Katmanlarında Bir Yolculuk
Kariye’nin hikâyesi 6. yüzyıla, İmparator Justinianus dönemine kadar uzanır. Ancak bugün hayranlıkla izlediğimiz o muazzam çehre, 14. yüzyılda Sarayın Hazine Nazırı Theodoros Metokhites’in dokunuşuyla şekillenmiştir. Latin istilasının yıkıcı izlerini silmek isteyen Metokhites, burayı adeta bir sanat galerisine dönüştürmüş; kuzeydeki ek binayı, dış narteksi ve o büyüleyici şapeli (Parekklesion) yapıya armağan etmiştir. 1453’te İstanbul’un fethiyle birlikte cami olarak şehre hizmet veren, ardından müze olarak kapılarını dünyaya açan bu mekan, bugün hem ibadet hem de ziyaret merkezi olarak tarihin yaşayan bir tanığıdır.
Khalke İsa'sı ve Meryem Ana
Kariye’ye adım attığınızda sizi karşılayan şey, alışılagelmişin dışında bir canlılıktır. Burada İncil tasvirleri; çileden ve karanlıktan uzak, umut dolu aydınlık tonlarla işlenmiştir. 14. yüzyıl Bizans sanatının, yani Paleologos Rönesansı’nın en nadide örnekleri buradadır. Figürlerdeki plastik derinlik, hareketlerin doğallığı ve o naif renk seçimi, sanki İtalyan Rönesansı ile eş zamanlı bir uyanışın müjdecisidir.
Dışarıdan durgun görünen ama hareketli mimari çizgileriyle içerideki fırtınayı fısıldayan yapı, adeta bir giriş kapısıyla dünyevi olanı geride bırakmanızı ister. Girişteki Cana’da Düğün mozaiği, neşeli çizgileriyle sizi karşılar. Ana kapının üzerinde ise, bu ihtişamın mimarı Metokhites, elinde kilisenin bir maketiyle İsa’ya şükranlarını sunarken tasvir edilmiştir.
Kariye’nin koridorlarında yürümek, adeta bir biyografiyi okumak gibidir. Kronolojik bir sırayla dizilen mozaikler, Hz. Meryem’in İncil’de yer almayan gizemli çocukluğunu ve Hz. İsa’nın mucizelerini anlatır. Şapelde (Parekklesion) ise freskler dile gelir. Buradaki en sarsıcı sahne kuşkusuz Anastasis (Diriliş) sahnesidir:
Oldukça etkileyici olan bu sahnede; Apsis yarım kubbesinde İsa, Adem ve Havva’yı lahitlerinden çekip çıkarırken, ayaklarının altında cehennemin kırılmış kapıları ve bağlanmış iblisler görülür. Ölümün yenilgiye uğratıldığı bu sahne, sanat tarihinin en güçlü betimlemelerinden biri olarak değerlendirilir.
Anastasis Sahnesi
bir sürüngen fosili bile, Kariye’nin doğayla ve zamanla olan
kadim bağını hatırlatır bize.
İsa ve altında İsa'nın ecdatları mozaikleri
Ortada; Meryem ve bebek İsa tasviri yer almakta.
16 dilime ayrılmış etrafında ise
Hz Meryem'in Atalarının figürleri
yer almaktadır.
çok fotojenik :)
Kariye, bugün hem bir ibadethane hem de bir kültür mirası
olarak kapılarını açmaktadır.
- Ziyaret
Saatleri: Haftanın her günü 09:00 - 18:00 saatleri arasında ziyaret
edilebilir.
- Önemli
Hatırlatma: Cuma günleri sadece ibadete açık olduğundan turistik
ziyaretlere kapalıdır. Cumartesi'den Perşembe'ye kadar ise turistik geziye
uygundur.
- Giriş: Türk vatandaşları için ücretsiz olan yapıya, yabancı ziyaretçiler 20 € karşılığında girebilmektedir.





















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder