Türkiye’nin en uzun Akarsu’yu olan Kızılırmak, Sivas’ta
Kızıldağ’da doğup Bafra’da Karadeniz’e dökülüyor. Denizle buluştuğu noktada ise
verimli Bafra Ovası’nı meydana getirerek Kızılırmak Deltası’nı oluşturuyor. Çok sayıda göle, sazlık alanlara ve subasar çayırlara sahip olan delta, bu kadar zengin bir bitki örtüsü ile göçmen kuşların da cazibe merkezi oluyor.
30 Ekim 2016 Pazar
Samsun Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti
23 Ekim 2016 Pazar
SAMSUN ALAÇAM VE MÜBADELE MÜZESİNDEN YANSIMALAR...
Diyojen'in Kenti Sinop'ta iki gün geçirdikten sonra sabah konakladığmız otelden ayrılarak Doğu Karadeniz Gezimizin ikinci durağı Samsun'a gitmek üzere yola koyuluyoruz. Samsun hemen Sinop'un yamacında ama bizim Samsun'a varmamız o kadar da çabuk olmayacak. Hele ki yol güzergahı kıyı şeridine paralel; bir yanımız Karadeniz, bir yanımız yemyeşil dağların arasında olunca, bakına bakına yol almak da başlı başına bir keyif. Acele etmiyoruz.
Yakakent'i geçtikten sonra Alaçam'a yaklaştığımızda bizi yoldan çıkaracak olan o kahverengi tabeleleri görünce :) tereddüt etmeden kıyı şeridinden saparak, kentin içine giriyoruz. Yeşillikler arasına kurulmuş olan kent adını da büyük çam ağaçlarından almış.
18 Ekim 2016 Salı
Diyojen’in kenti Sinop’tan güncel ve tarihi yansımalar...
Genellikle her yıl olduğu gibi bu yıl da yaz bitiminde gerçekleştirmiş olduğumuz uzunca bir tatili daha sona erdirdik. Yalnız bu yıl, yaz sonu gezimiz biraz sarkarak sonbaharın son demlerine uzandı… ama yine de yetiştik biz sonbahara!. Gelince gördük ki, kış kapımıza dayanmış. Diyeceksiniz ki;’ ne fark eder kış olsa!’ olma mı :) olur elbette, ama şapır şupur yağmur altında, hele ki kar-tufan arasında gezinin de pek tadı olmazdı. Kayak merkezinde kaymaya benzemez ki kültür turu ;) Neyse ki yeşilin her tonunu doyasıya yaşadığımız ve kendi rotamızı kendimizin belirlediği güzel bir tatil süreci geçirdik Karadeniz kıyılarında. Hava da yüzümüze güldü. Çok nadir de olsa bulutlu havalar, onları da müze ziyaretlerine ayırdık, iyi de oldu.
2 Ekim 2016 Pazar
"Daima gittiğimiz kesindir, ama vardığımız kesin değildir."
Sen bu trenle nereye gidiyorsun?
İçinden tren geçen 'nereye' sorusu yıllardır beni sevindirir, coşturur,çünkü yanıtım hiç değişmez. Yanıt benim değildir çünkü, ödünç bir yanıttır, Erkin Koray'dan bir kez ödünç almıştım, yıllardır kullanır dururum: "Elimde sarı madenden bir boru / Gidiyorum güneşin battığı yere doğru'. (*)
Biz ise Doğu Karadeniz yollarında olacağız. Ama bu defa trenle değil, dört tekerlekle 'otomobil uçar gider :) diyeceğiz. Bu zaman zarfında kendinize iyi bakın dostlar. Bu süreçlerde bizi instagramdan takip edebilirsiniz.
Doğu Ekspresi ile...Anadolu'ya tren yolculuğumuzun 2. bölümünü seyirlerinize sunar...Herkese iyi hafta sonları dilerim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




