22 Mayıs 2020 Cuma

Corona günlerinde balkon sefası


Benim gezinti alanım iki küçük saksı. Yetiyor bu gümrah arazi :) *

Sevgili okur, bu yazı, hafta başında güzel ve güneşli bir günde yazıldı! 
Yayımlamak, ancak yağmurlu bir güne nasip oldu!. 
Ama an itibarıyla güneş  yüzünü gösterdi ☀
Belki de bu, 'ben geldim' diyedir ;)
💗 

Dün sabah güne, güzel bir sürprizle 'merhaba' dedim. Bahar coşkusu yaşayan kaktüsüm, göz alıcı rengiyle öylesine güzel çiçek açmıştı ki! görünce nasıl mutlu oldum anlatamam. Aynı zamanda biraz da karışık duygular içinde mahcubiyet yaşadım. Neden derseniz? Malumunuz coronalı günlerdeyiz ve ne zaman normal hayatımıza döneceğimiz de belli değil! Her birimiz kendi hanelerimiz içinde, çoğumuz da apartman dairelerinde dar alanlarda yaşamaktayız. Bu dönemin şanslı kişileri, müstakil evlerde yaşayıp bahçesi olanlar sanırım. Şikayet yok elbette. "Bahçe yoksa balkonlarımız ne güne duruyor!" dedim ve küçük balkonumuzu bu yıl adeta çiçek bahçesine çevirdim!


İki saksı küçük chery domates fidesi, birer saksı tatlı ve acı biber, biberiye, bir küçük saksı maydonoz, papatyalar, karanfil ve sakız çiçeği derken küçük balkonumu bir hayli şenlendirdim :) tabi bu arada, kendimize de neredeyse oturacak yer bırakmadım! Oturuyoruz oturmasına, ama öyle sere serpe değil!. Her milimetre-kare değerli, hareketlerimiz ise ölçülü. Olur da yanlış bir harekette bulunursak; "aman çiçeklerin dalları kırılmasın, aman ha saksılar yere devrilmesin" düşüncesi içinde pek dikkatliyiz anlayacağınız.


Konuyu nereye bağlayacağım?  

Geçen hafta günlük ritüellerimi uygulamak üzere yine balkona çıkmış; hem güneş banyosu yapıyorum hem de kitabıma dalmış bir haldeyken bir ara, sırtımı dayadığım noktada öyle bir canım yandı ki! Arkamı dönmemle, işte o an, göz göze gelince anladım canımı yakanı!. kaktüsüm rahat durmamış ve dikenlerini batırmıştı bana!. Oysa onu dikenleriyle sevmiştim ben. Arada sırada kendisini sularken elime değdiği yerde hafiften batardı dikenleri, buna alışmıştım, pek rahatsız olmazdım. Ama bu defa, 'batmak' ne kelime, sanki bıçakla sırtımı deldi geçti! "sen misin canımı yakan!" aramızda neredeyse kan akacaktı :) O an can havliyle onu, balkonun en uç noktasına, duvar dibine attım resmen! attım ki bir daha bana dokunamasın!.."ben onu gözüm gibi korumuşum, büyütmüşüm...bir de şunun yaptığına bak!.." derken..


Üzerinden bir iki gün geçmiş, her sabah olduğu gibi, gözümü açar açmaz yine balkona çıkıp, bu yıl ilk kez aldığım biber ve çery domates fidelerime bakmak üzereydim ki, "ah bir de ne göreyim!" dolabın dibine attığım kaktüsüm  sanki öne fırlamış... bir renk, bir ahenk içinde! "ben burdayım!" diyor. Gözlerime inanamadım! İşte o an, hem mutluluk, hem şaşkınlık... ve biraz da mahcubiyet hali içinde bakakaldım dikenli kaktüsümün güzelliğine! Kaktüslerin çiçek açtığını biliyordum ama buna, kendi yetiştirdiğim katüsümde ilk kez tanık oluyordum.


Doğanın mucizesi tüm bunlar; sabırla, sevgiyle, emekle beklemeyi bilenleri sanki müfakatlandırıyor. Kaktüsüm, gönlümü aldı gitti. Aramızdaki husumette böylece bitti. Tekrar onu koydum baş köşeye... çünkü etrafında açacak olan daha birçok tomurcuklar vardı...belli ki daha coştukça coşacak!. Kaktüsüm çiçeklendikçe, benim de yüzümde gonca güller açacak :)

"Güzel Allah'ım sen ne büyüksün!" dedim bir kez daha!. Güzellikler, bakmasını bilenler ve kıymet bilenler için aslında her yerde!.

Kaktüsüm bir arkadaşımın hediyesiydi, böyle çiçeklenince, hakkında biraz araştırdım ben de. Benim kaktüsümün adı ingilizce; Echinopsis Chamaecereus Silvestrii olarak geçiyor. Bizdeki adı ise;'Tilki kuyruğu kaktüsü'  olarak biliniyor. Bu adı duyunca, bir kez daha dikkatli baktım kaktüsüme, sahiden de kaktüsün şekli şemali, bildiğiniz tilki kuyruğu. Cinsi çok yavrulu çiçek açmasıymış. Kaktüsler  hakkındaki genel bilgiler ise;
- Kaktüs bitkisi, succulent bitki ailesinden olup, hem Kuzey hem Güney Amerika'da, Kuzey Kanada ve hatta Afrika kıtasında yetişmekteymiş. Evlerde ve ofislerde dekoratif amaçlı kullanılan ve genellikle çok yer kaplamayan küçük kaktüsler olduğu gibi çok büyük türleri de olan kaktüslerin yeryüzünde 2000 den fazla  türü bulunmakta imiş. 
Dünyanın en büyük kaktüsü Sguaro Kaktüsü olup, 20 metre yüksekliğe, 1 metre çapa sahipmiş. Meksika kaktüsü içinde psikoaktif kimyasallar olan meskalin ve bazı alkaloidleri bulundurduğu için Kızıldereliler tarafından anestezide kullanılmış. Birçok kaktüs türü çölde yetişmesine rağmen, yağmur ormanları ve dağ etekleri gibi soğuk yerlerde de yetişen türleri varmış.. 
Kaktüs denilince ilk akla, çöl şartlarında bile rahatlıkla yaşayabilen çetin hava şartlarına dayanıklı, dikenli bitkiler geliyor ancak kaktüsün dikensiz olanları da mevcutmuş. Hatta battığında his yetinizi kaybedebilir, baş dönmesi yaşayabilirmişiz.. Demek ki benim kaktüsüm zehirli değilmiş:) Bazı türleri ise yenilebilmekte imiş. Meksika, Orta ve Güney Amerika  ülkelerinde oldukça tercih edilen bir besinmiş. Hemen her rengi olan kaktüs çiçeklerinin bazı türlerinde çiçeklerin ebatları, yemek tabağı kadar büyük iken, bazı türlerinde ise madeni para kadar küçük olanları da mevcutmuş. 
Gerekli sıcaklıkta sterilize edildiğinde dikiş ipliği yapımında bile kullanılmaktaymış. Bazı türleri ahşap eşya yapımında, bazı türlerinin meyveleri de, şurup yapımında kullanılırmış. - 
Kısaca kaktüsler için; 'kendi kendine yetebilen, uzun süre susuz kalabilen ve her tür iklim koşuluna direnen azimli bir bitkidir' diyebiliriz. :) Yılda sadece bir defa çiçek açan kaktüslerin, bazı türleri bir hafta, bazı türleri de bir ay kadar çiçeğini arz-ı endam ediyormuş. Demem o ki; "kaktüstür, ne açar, ne kokar" deyip geçmemek lâzım...bakar mısınız? az - buz değilmiş hayata dokunurluğu!

Şimdi ben de, her sabah gözümü açar açmaz ilk işim balkona çıkıp, kaktüsüme bakıyor ve yeni açan tomurcukları sayıyorum.  Bugün 5. tomurcuk da çiçeklenmiş!

Kaktüsümde açan çiçek bir iken, bir gün sonra üç oldu...böyle; dört, beş...derken, belli ki dikenleri görünmez olacak. "Seni dikenlerinle kabul etmiştim, böyle allı çiçekli yüzünü görünce, şimdi seni daha da sevdim. "

Dikenli hali başka, çiçekli hali başka bir edaya bürünen kaktüsüm, corana günlerinde benim bile gönlümü fethetti!  hâl böyle olunca, "kaktüs bitkisi, mutlaka şairlere de ilham olmuştur!"dedim...Ve araştırınca...panelime düştü birkaç dize.

Bazı belirtiler bazı belirtilerle buluşunca
Sözleşiyor kafasında insanın:
Bu çocuk beni hiç sevmedi
Sevmeyecek.

Kim kimi sevdi? kim kimle yaşıyor ki?
Bezik oynuyoruz, rakı içiyoruz
Ve konuşmuyoruz gerekmedikçe
Arada mektup yazıyorum sana
Ah, olmayan sana. Hiç olmadın ki
Bunu kendime, Cemile’ye söylüyoruz.

Bitti yalnızlıklar, bir büyük yalnızlık var artık
İki kaktüs gibiyiz Cemalle ben
Kendi çöllerimizden koparılmış.

Edip Cansever, Sonrası Kalır 2

💗  
Şimdi yalnızdım, tıpkı çöldeki bir kaktüs gibi.
O çölde, ben bu iç karartıcı kentte ...

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, Kumarbaz 

💙
Göğüs kafesimdeki papatyayı 
kaktüs edip yüreğime batıran 
sen değil misin?

Oğuz Atay, Tutunamayanlar

💖
söylenir ve yarım kalır
bütün aşklar yeryüzünde
bir kaktüs bol sudan nasıl
nasıl çürürse öyle

Turgut Uyar, Divan 


Corona günlerimde, balkonumdaki güzellikler şu aralar böyle...  hele ki güneş çıkmaya görsün!. elimde kitabım, güneşin verdiği enerjiyle bir de, kanatlanıp uçuyor ruhum!. En son okumakta olduğum kitap; blog dostlarımın tavsiyesi ile çok önceden aldığım, ama ancak fırsat bulup okumaya başladığım, Alain de Botton'un, 'Seyahat Sanatı' kitabı.  Tam benlik bir kitap. 

Alain de Botton seyahat etmeyi, enine boyuna masaya yatırmış, çeşitli kavramlar ve yepyeni bir bakışla seyahati anlatıyor. Farklı şehirleri, farklı yazarların hayali eşliğinde geziyorsun. Hele şimdi, evde kalmak zorunda olduğumuz şu günlerde,  bu gezmeler ruhuma nasıl iyi geliyor. 

Okurken küçük notlar alıyor...altını işaretlediğim satırları not kâğıtlarıma iliştiriyorum. 
Mutluluk, bizim beklentilerimizdeki gibi kesintisiz ve uzun süren bir memnuniyet duygusu değildir. Aksine, aklın ve bilincin de işin içinde olduğu, kısacık ve tesadüfi bir olgudur; kısa bir süre için dünyayı çok net algılarız; geçmişin ve geleceğin olumlu düşünceleri bir araya gelir ve endişeler ortadan kaybolur. Fakat bu durumun on dakikadan daha uzun sürdüğü pek nadirdir. Bilincin ufkunda yeni yeni endişe bulutları beliriverir...// Geçmişteki zaferler artık önemsizdir, gelecek karmaşalarla doludur ve önümüzde duran o güzelim manzara her gün gördüğümüz ve görmeye alıştığımız herhangi bir şey kadar göze görünmez olur. Sf. 30
...// Bir yere gitmeden önceki beklentilerimiz ve o yerden döndükten sonraki anılarımız müthiş bir saflık taşır: Bir yer, en saf haliyle, beklentilerde ve anılarda var olur. Sf. 31
...// Baudeleaire seyahat tutkusunu, "şairler" adını verdiği insanların soylu arayışı olarak nitelendiriyordu; Ona göre bu şairler, evin dar sınırlarıyla yetinmiyor, başka diyarların sınırlarını keşfetmek istiyor, duyguları tıpkı bir metronom gibi bir umuda oradan umutsuzluğa, bir çocuksu idealizme, oradan da şüpheciliğe gidip geliyordu. Hıristiyan hacıların kaderi neyse şairlerin kaderi de oydu: ayakları yerden kesik yaşamayı kabul etmek ve böylece alternatif ve üzerinde uzlaşmaya varılmamış bir yaşam alanından vazgeçememek. Sf. 43
Ve...güneş daha fazla başıma geçmeden, daldığım bu hülyadan bir an önce uyanıp...içeriye giriyorum. Şimdi evin içinde başka bir dünya beni bekler!.

Tekrar buralarda oluncaya kadar... kalın sağlıkla, hoşlukla... sevgili dostlarım...

Esin Bozdemir

* Ahmet Oktay, Toplu Şiirler

28 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. @Yüreğimin İklimi,
      Evet bu yıl kaktüsüm çok güzel çiçek açtı. Balkonumuza neşe saçtı :))

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. @Turgay Aksoy,
      Alain de Botton'un 'Seyahat Sanatı' kitabını
      kesinlikle tavsiye ederim.

      Sil
  3. Esiiin, kaktüs çok tatlı çiçek açmış. Maşallah diyeyim, harika! Senin gibi cıvıl cıvıl bir balkon olmuş orası. Size az alan kalmış olsa da keyifli okumalar diliyorum:) Öpücükler sana...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @Klio'nun Şarkısı,
      Sezer'cim kaktüsüm bana sürpriz yaptı . İnsanın emek verip büyüttüğü, gelişip güzelleştiğini gördüğü, yaşayan her canlı..ne hoş duygular katıyor bizlere. Çiçekler yaşam coşkusu veriyor. Bu yıl evimizin yakınına yeni bir fideci açıldı. Ne zaman önünden geçsem, birbirinden güzel fideleri, çiçekleri gördükçe kendime engel olamadım. İyi ki yerimiz dar ;) Evet biraz abarttım sanki.. ama olsun ...bazen insanın kendisini de şımartması gerek :)) balkon gün boyu benimdir..tek başımayken sere serpe kullanabiliyorum. İki kişi olunca da biraz dikkat sadece ;) ancak miss kokularıyla, zarif görüntüleriyle ve renkleriyle...verdiği keyif çok güzel ayrıca bu ortam okuma şevkimi de perçinliyor :) Benden de sımsıcak sevgiler, öpücükler sana.❤

      Sil
  4. merhaba keyifli bloğunuzun takipçisiyim ben de beklerim sayfama arzu ederseniz..sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  5. Canlı olmanın en güzel erdemidir hareketin içinde kalmak.Dünya kendi yörüngesinde hareket halinde yaşamı var etmişken,insan da bu evrenin,gezegenin bir parçası olarak; yaşamsal neşeyi,eğlenceyi,hüznü bu faaliyetlerin deneyimsel tatları olan eylemler,uğraşlarla demliyor,mayalıyor.Renklerin,şiirlerin,güneşin ve edebiyatın insanla buluşma hali,yepyeni bir başlangıç,yeniden doğum gibi bir şey...Kutluyorum Esin,değerli bir çalışma,faaliyet,hobi ve var olma sanatı..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @GÜVEN SERİN,
      İnsan, en darda kaldığını düşündüğü anda dahi bir çıkış yolu mutlaka bulur kendisine!. Virüsün şekillendirdiği bu yeni yaşam modeli içinde, herkes kendi dünyasında organize oldu sanırım. 'Yerimiz dar!' demek mazeret olmamalı! Ya da sürekli 'sıkıldım' deyip sıkıntıyı ortadan kaldırmak için hiçbir çaba sarf etmeden öylece hareketsiz, eylemsiz kalmak!...kısır bir döngünün içinde sürekli debelenip durmak!.insanın varoluşuna ters! Dünya bile kendi yörüngesi etrafında hiç durmaksızın hareket halindeyken!.. Oysa hayata tutunmak için, hayatı sevmek için...öyle çok neden var ki!. Yaşamı da 'sanat' gibi işlemek gerek! Sanatın argümanları pek çok!. Mutlaka içlerinden biri, bizim içindir. Kendimizi keşfetmemiz için, tek yapmamız gereken şey; harekete geçmekİ; adım atmak! 'denemek'.

      Ziyaretine ve usta kaleminle, yazıma katkı veren değerli yorumuna asıl ben teşekkür ederim Güven. Esenlikle kal...

      Sil
  6. Ne güzel bir balkon. Kaktüsün hediyesi muhteşem. Yeter ki emek ver. Bir şekilde döner gelir sana.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @hüznün tadı,
      Sevmek, emek istiyor! Sevince, sevilince her şey güzelleşiyor. Vermeden almak olmaz. Bitkiler de öyle! Dediğiniz gibi gösterdiğimiz özen, ilgi ve alâka bir şekilde dönüyor insana. Nunun için de sabretmeyi bilmek gerek...Esenlikle...

      Sil
  7. Oooh şöyle:) İftar sonrası yanıma çayımı aldım, keyifle okudum yazını. Sanki o şirin balkonun bir kenarına oturmuş seni dinliyor, bir yandan da anlattığın çiçeklere tek tek bakıp göz kırpıyordum. Ama o kaktüs nasıl bir sürpriz yapmış öyle. Sanki bir özür gibi olmuş. Gönlünü almak, sana kendini affettirmek için ne yapacağını şaşırmış gibi bir sonuç çıkmış. Canım benim ya:) Ben bu olaya sıradan bir tesadüf gibi bakmıyorum. Çünkü balkonda ben de epeyce bitki ve çiçek yetiştirdim. Hatta Hıdrellezde diktiğim fasulyelerle ilgili bir olay yaşadım, hâlâ tüylerim ürperir. Belki sen de hatırlamışsındır. Sonuçta bitkiler de canlı. Onların da havaya suya , bakıma ihtiyaçları var. Kendileriyle konuşulduğunda anladıklarına dair bilimsel çalışmalar da vardı hatta. Karşılıklı olarak birbirinizi eskisinden daha çok sevmişsiniz, ne güzel:) Ev ya da balkon küçük olsun varsın, tadını çıkarmasını bilmek önemli. Avrupa'da 40-60 metrekarelik balkonsuz evlerde oturan nice insan var. İçinde sağlıklı ve mutlu yaşamak önemli. Hani bir atasözü mü ne vardı. İsterse nohut oda bakla sofa olsun. Kendimin ya, benden keyiflisi yok! Maşallah cennet gibi olmuş balkonun, çiçeklerin de pek güzel. Güneş banyosu ve kitap eşliğinde müthiş bir keyif. Keyifleriniz daim olsun Esinciğim. Sağlıkla, huzurla, hoşlukla kalman dileklerimle, sevgiler, esenlikler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @Zeugma,
      Sana keyif verdi ise yazım ve bu ambiyansın içine çekebildi isem seni de, ne mutlu bana :) Yağmurla pırıl pırıl parlayan çiçeklerimden sabah selamını aldım!. // "aracıya zeval olmaz" dediler "bir selam da Zeugma'dan" dedim "Aleykümselâm:) // farz et ki balkondayız; kahve yapmış ve bir de falına bakmışım :))) dile benden ne dilersen! ;)) artık falın içinde ben, bol bol leylekleri sayarım! ama tabi önce virüsü uğurlayalım!

      Yorumunu daha gece okumuş, ancak uyku da gözlerimden akınca, dingin bir kafayla yanıt vereyim diye sabahı beklemiştim ben de:) kelimelerle -iç dünyamızın birer yansıması olan bloglar aracılığı ile- köprüler kuruyoruz birbirimizle!. İlk göz-ağrımız bloglar. İyi ki var.

      Kaktüsüm hoş bir sürpriz yaşattı bana! Hiç aklıma gelmemişti ama, sen böyle yorumlayınca! kesinlikle haklısın. Bütün gün evde çiçeklerle biraradayım..ve en çok da beni görüyorlar!. Onlarla konuştuğum doğrudur! Şener Şen'in bir filmi vardı..Terasını bahçeye çevirmişti bir köşesinde de sanırım güvercinler besliyordu ve hep konuşurdu çiçekleriyle, güvercinleriyle..ben de öyleyim :)) Çiçeklerime isimler takıp bir de onlara isimleriyle hitap ettiğimi düşündüm bir an!!! bir film karesi gibi bu sahne gözümün önüne geldi şimdi.)) Duvarlarımız zaten kıldan ince!. Ah o zaman; "herhalde kadın kafayı yemiş!" derler. Onlar da can taşıyorlar, verilen emek, gösterilen ilgi bir şekilde karşılığını buluyor. Ancak tıpkı insanlar gibi onlara da, doğru yaptığını zannedip üzerine fazla düşünce, uzun yaşayamıyorlar..yada istediğin verimi alamıyorsun! Önceden evde çiçek yetiştirirken bir şeyler yanlış olurdu. Örneğin; rüzgarda, fırtınada...balkondaki çiçekleri hemen içeriye alırdım. Güneş çıkınca tekrar dışarıya!. Bitki de şaşırırdı!..Böyle bir içeri- bir dışarı! nerede görülmüş bu kadar ilgi! bu yüzden en kolay büyüyen sardunyalarım bile istediğim gibi olmazdı!. Zamanla anladık bu işin sırrını da! ama öğrenmek sonsuza kadar bizimle!. İnsan, türlü türlü! çiçekler, böcekler türlü türlü!.. her şey sende gizli!. iç huzurun varsa, onu koruyabilmeyi öğrenebilmişsen, öğretebilmişsen kendine! en önemlisi de kendi kendine yetebiliyorsan; 'nohut oda - bakla sofa' fark etmez, her yer yaşamdır 'cennet' olur sana!.

      Ziyaretin, değerli yorumun ve güzel dileklerin için çok teşekkür ederim Zeugmacığım. Hepbirlikte, sağlıkla, huzurla, hoşlukla kalalım. İnşallah bugünleri de; 'unutulmaz anılar defterimize' yazarken ileride tebessümle analım. Keyifli karantinalar olsun :) Sevgilerimle ❤

      Sil
  8. Çiçekleri çok severim ama sürekli seyehay halinde olan birisi için bakılması zor oluyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Web Kenti,
      Artık virüs engeli var! Sürekli seyahat hali şimdilik biraz zor görünüyor!
      Çok seviyorsanız çiçekleri, şimdi onlara bakmanın tam zamanı!
      hele ki 'kaktüsler' bakımı en kolay olanı!

      Sil
  9. İçim açıldı, çok sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @Leylak Dalı,
      Diyordum ki ben de; 'havada bir leylak kokusu var'
      kısacık da olsa, sevgilerle gelen bu esintiye çok teşekkür ederim...
      Yine beklerim, ama bu defa uzun soluklu olsun...balkonumda oturalım ve sohbet edelim :))
      Keyifli karantinalar dilerim. Sevgilerimle Nurşen Hanım...✿

      Sil
  10. O kaktüsten bende de var ama hiç büyümesine izin vermediğimden açamamış olabilir. Ben onu söküp atıyorum, o saksıya düşen bir dalından tekrar çıkıyor :D Kaktüs gibi olmak lâzım bu hayatta sanırım.

    Balkonun çok güzel olmuş çiçeklerle :)

    Mutlulukla ilgili olan alıntı ne kadar da doğru.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @Handan
      O bir 'tilki kuyruğu':)) hem de çok arsız. Ben de iki yıldır ancak bu sevinci yaşayabildim :))
      Teşekkür ederim Handan:) çiçeklerimle ben, pek bir kalabalığız bu yaz;) Corona günlerinde Esin ablalarına eşlik ediyorlar;))

      'Mutluluk'la ilgili sözler tam 12'den vurmuş :) Ne demişler havalar nasıl olursa olsun, yeter ki bizim havamız iyi olsun :)) Mutlulukta yel gibi :)) dönüp dolaşıyor, havalanıp geliyor :)))
      Sevgilerimle Handancım ♥

      Sil
  11. Balkon candır, hele ki benim yaşadığım şehirde biz balkonsuz yapamayız. İstanbul' a giitiğimde sadece ayakların uzanabileceği balkon pencereleri ya da iki kişinin zor oturacağı balkonları görünce balkonuma daha da çok bağlanıyorum. Çiçekler enfes,balkonunuz harika görünüyor.Benim de ofiste yakın arkadaşımdır bir kaktüs.Alıntıyı çok bğendim, emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @Beyaz Yakalı,
      Hem de şu içinde yaşadığımız süreçlerde balkonlar, nefes alma duraklarımız adeta!.Dediğiniz gibi İstanbul'da geniş balkon görebilmeniz hatta, balkon dahi görebilmeniz artık ne mümkün!. Yeni yapılan yüksek binalarda zaten hiç balkon yok, onun yerine boydan boya uzanan devasa camlar var. Ama balkonun yerini tutmaz ki hiç! Bizim balkonumuzda da iki sandalye ancak sığıyor. Yine de buna şükür diyoruz. Balkonunuz bak ne kadar kıymetli şimdi :) keyfiniz çok olsun. Bu sıkıntılı süreçte çiçekler balkonumuza renk kattı. Kaktüs ise balkonumuzun gözdesi oldu. Kitap çok güzel, tavsiye ederim. Değerli ziyaretinize ve yorumunuza ben teşekkür ederim. Esen kalın...

      Sil
  12. Kaktüs muhteşem açmış Esinciğim,verdiği acıyı güzelliği ile unutturmuştur eminim.Her türlü çiceği sever ve yetiştirmeye çalışırım ama kaktüslerle anlaşamıyorum nedense.Dal, budak salamadan yok oluyorlar.Böyle çiceklerini görünce hevesleniyorum.yeniden yetiştiresim var.Domates ve biber fidelerini hemen hemen on yıldır saksılarda ekip yetiştiriyorum,boş bulduğum alana dikiyorum.Bir tane de olsa kokusu yetiyor.Seninkiler yerlerini sevmiş görünüyorlar,mutlular belli...Bu günlerde yazını büyük keyifle okudum ,kitabı da merak ettim...Güzel balkonunda sağlıklı ve mutlu anlar dilerim.Bu arada bayramınızı da kutlarım.Selam ve sevgiler olsun...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @Arzu Sarıyer,
      Sevgili Arzu Öğretmenim, kaktüs sürpriz yaptı bize. İki yıldır ne uzar, ne açardı. Demek ki gönlü ancak bugüneymiş:) "Dikenli halime bakmayın benim!" der gibi! çiçekleri de öyle güzel ki! mutlu etti beni :) Bu yıl ben de ilk kez aldım domates, biber fidesi, benimki de bir heves tabii ki! dediğiniz gibi sabahları sularken, o misss kokuları dahi keyif veriyor. Balkonumdaki bitkiler, hem oyalıyor hem de eğlendiriyor beni :) Kitap çok güzel tavsiye ederim.

      Değerli ziyaretinize ve yorumunuza çok teşekkür ederim. Ben de size sevdiklerinizle birlikte, sağlıkla, esenlikle, mutlulukla dolu daha nice bayramlar...ve bayram tadında geçecek güzel günler dilerim. Benden de çok sevgiler, selamlar Öğretmenim. ♥

      Sil
  13. Babannem derdi ki kirpi yavrusunu pamuğum diyerek sever, bu küçük kaktüs de kendisini pamuk sanmış olabilir:) Küçükleri anlamak lazım, bir de sevmeleri bunaltıcı olabiliyor ki sonunda barış sağlanmış:) Ama bence, onca çiçeğin arasından dikkat çekmek, gözdelerden biri olmak ve şahane resimler yapan sevdiği birisinin tablosunda yer almak istiyordur, bu da bir ihtimal ki gözardı etmemek lazım:)

    İyi bayramlar... ve elbette daha daha, sağlıklı, özgür ve gezilebilir nice bayramlar:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @buraneros,
      Babaannen ne güzel söylemiş; "Pamuğum" :) Allah eksik etmesin diyeyim :)) sevilince, el üstünde tutulunca kim şımarmaz ki! Uzun saksılarda kışlık sıklemenler vardı, bu kış hatta neredeyse Mayıs ayına kadar hep açtılar! Maşallah diyeyim! onların soğanlarını aldım yerine papatyalar, sakızlı sardunyereler, karanfiller ektim. Onlar da kısa zamanda böyle serpilip güzelleştiler... bizim dikenliyi de, balkona bakan küçük pencere önüne koymuştum...ama sonradan öyle dikenlerinin hışımına uğrayınca, gözümün göremeyeceği dolap dibine atmıştım! meğer bizim pamuk kıskanmaktaymış!..Bitkilerin de kesinlikle duyguları var:) Siz çok yaşayın! aklıma gelmedi değil 'tilki kuyruğu'mun resmini yapmak. Resmin hikâyesi de var. Hayattayken, hayata geçirmeli evet:)

      Ben de sevgili buraneros'a ve pamuklarına;) sevdiklerine iyi bayramlar; bayram tadında gönlünce geçecek daha nice güzel günler dilerim. Sevgiyle, esenlikle. ☀ツ

      Sil
  14. Çiçekler, ağaçlar, bitkiler bizim her daim ilacımız değil mi zaten! Doğa muhteşem güzellikler sunuyor hepimize, bakmasını bilene tabii:) Ben uzun yıllardır saksıda maydanoz, dereotu, nane vs. yetiştiriyorum. Toplasan bir lokma ama salataya tazecik koparıp koymak nasıl bir mutluluk:)
    Kaktüs harika açmış, rengi de müthiş! Bizde de var kaktüsler ama henüz açmadı hiçbiri. Olsun ben onları yine de seviyorum:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. @Mutlu Eller,
      Harikasın Semi'cim. Doğayı seven insan güzeldir. Kesinlikle, bakmasını bilene "doğa mucizelerle dolu! başlıbaşına bir şifa kaynağıdır". Her yönüyle ruhumuzu besliyor. Büyük bahçe yoksa saksıda da pekâla oluyor. O tazecik dalından koparmak bile nasıl harika bir duygu. Ben de biberiyeyi koparırken mest oluyorum :) bir koku bir koku! fesleğen aldım bir de; domates fidelerinde beyaz mantarımsı böceklenmeye engel oluyormuş. Hepsi keyifli şeyler :)

      Kaktüsüm balkonumun "number one"i oldu ;) Biliyorsundur mutlaka ama yine hatırlatmış olayım. Kaktüse çok az su döküyorsun değil mi! çok sularsan çiçek vermiyormuş! Haftada bir veya en fazla iki defa ve azıcık su döküyorum ben. Azla yetinen kanaatkâr bitki. Her haliyle güzeller. Keyifli günlerin çok olsun. İyi bayramlar dilerim. Sevdiklerinle bayram tadında nice güzel günlere... ❀✿❀

      Sil