27 Eylül 2014 Cumartesi

Yedi Uyurlar Mağarası'na gizemli bir yolculuk


Önce Efes Antik Kenti’ni, sonra sırası ile Ayasuluk Tepesi’nin güneyinde  yer alan St. John Kilisesi’ni, biraz aşağısında Artemis Tapınağını ve Bülbül Dağı’nın eteklerinde ise Meryem Ana’nın Evi’ni gördükten sonra aynı rotada yer alan, ‘Yedi Uyurlar Mağarası’nı da görmeden turumuzu tamamlamak istemiyoruz. Kendi haline terk edilmiş mağaraya adım atmakta tereddüt etsek de, olabildiğince sessizce yaklaşıp, meraklarımızı gidermeye çalışıyoruz. Ne de olsa burası efsanelere konu olmuş  ‘Yedi Uyurlar’ ın Mağarası' ama sanmayın ki ‘Yedi Uyurlar‘ın yattığı yer bir tek burası!

Dünyanın pek çok yerinde ‘Yedi Uyurlar’a ait olduğuna inanılan mağaralar ve birbirine yakın anlatılan efsaneler var. Dünyadaki 33 Yedi Uyurlar Mağarası'ndan Üçü Türkiye'de yer alıyor. En çok bilinen ve ziyaret edilen mağara Tarsus'ta, diğeri Afşin'de, bir diğeri de Selçuk’ da.
Biz Selçuk’ da yer alan ve Efes turumuza dahil olan ‘Yedi Uyurlar Mağarası’nı göreceğiz. Ama önce pagan kültürden Hıristiyanlığa, oradan da Müslümanlığa uzanan bir süreçte farklı kültürlerin etkileşimine örnek olan rivayetleriyle ‘Yedi Uyurlar Efsanesi’ ni anlatmak istiyorum sizlere. Hıristiyanlıkta anlatılan ‘Yedi Uyurlar’ ile İslam 'da bahsedilen anlatı arasında bazı farklılıklar olmakla birlikte birbirine çok benzer ortak noktalar da var. ( Diğer efsaneler için buraya, Kur'an-ı Kerim’de Kehf Suresi’nde 'Ashab-ı Kehf ' bahsi geçen ayetler için buraya bkz )


Yedi Uyurları tasvir eden bir Orta Çağ el yazması.


Bu arada bu yazıyı kaleme alırken, çocukluğumdaki; ‘radyo tiyatroları’,  ‘arkası yarın’ lar ve ‘piyesler’ in dinlenildiği yıllara uzanıyorum bir an! Açık hava sinemalarının, konu komşu, eş dost ziyaretlerinin yapıldığı, ev gezmelerinin revaçta olduğu, sohbetlerin doyasıya yaşandığı, görmüş geçirmiş, okuyup üflemiş büyüklerin! masallar, efsaneler,  hurafelerle dolu, cinleri, perileri anlatırken nasıl pür dikkat kulak kabarttığımızı, hele ki ‘Yedi Uyurlar’ ı dinlerken büyük bir heyecan ve ürperti içinde kaldığımız o anları anımsıyorum yeniden.
Ve bugüne döndüğümüzde, efsanelere konu olan ‘Yedi Uyurlar Mağarası’nı ziyaret için gittiğimizde, her ne kadar önüne tel örgüler çekilmiş olsa da, girebildiğimiz ölçüde ve objektifimize yansıtabildiğimiz kadarı ile görüntüler eşliğinde anlatmak istiyorum sizlere. 


Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma imparatorları, yeni dine inananlar üzerinde şiddetli bir baskı uyguluyorlardı. Efsaneye göre başlangıçta sayıları altı olan “Yedi Uyuyanlar” Efes’teki ilk Hıristiyanlardandır ve İmparator Decius’un Hıristiyanlar üzerindeki zulmünden kaçarken yolda bir çobanla karşılaşırlar. Çobanın da aralarına katılmasıyla 7 kişi olurlar. Çoban onlara yardım ederek, bugün Selçuk'ta bulunan Panayır Dağı'nın eteklerindeki bu mağaraya götürür. Bu arada çobanın Kıtmir adındaki köpeği de onlara eşlik eder. Allah tarafından konuşma yeteneği verildiğine inanılan bu köpek korkmamalarını ve onlara yardımcı olacağını söyler. Bunun üzerine 7 genç mağaraya saklanarak bir inanışa göre 200 yıl, başka bir inanışa göre 309 yıl sürecek derin bir uykuya yatarlar.
Uyandıklarında acıktıklarını hissederler. İçlerinden Yemliha ekmek almak için köye gider. Bu zaman zarfında giysiler, inançlar her şey değişmiştir. Bir günde her şeyin bu kadar çabuk değiştiğine inanamaz Yemliha. Üzerinde İmparator Decius'un resmi bulunan 200 yıllık gümüş parayı fırıncının, artık tedavülde olmadığı gerekçesiyle reddetmesi üzerine, arkadaşlarıyla sığındıkları mağarada birkaç asır süren uzun bir uykuya daldıklarını fark ederler.



Tüm olup bitenlerin halk arasında yayılmasıyla insanların öldükten sonra tekrar dirileceklerine olan inanç kanıtlanmış olur. Ve o günden sonra Efes'teki 'Yedi Uyurlar (Ashab-ı Kehf) Mağarası', Ortaçağdan itibaren sürekli olarak ziyaret edilir.  

Efsaneye konu olan ve 'Yedi Uyurlar'ın yaşadığına inanılan mağara da yaşanmışlığın ve geçmişin izleri var elbette!.  Yüzyıllardır kulaktan kulağa anlatılagelmiş bir söylencedir bu. Adı üstünde efsane. Biz sadece geçmişin ayak izlerini sürüyoruz.  Efsanelerin geçtiği yerlere bir de biz bakıyoruz, nedir? ne değildir diye? 



Bu arada aklımıza hemen Einstein'in Özel Görelilik Kuramı 'İzafiyet teorisi' geliyor. Kurama göre, bütün varlıklar ve varlığın fizikî olayları izafidir. Zaman, mekan, hareket, birbirlerinden bağımsız değildirler. Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafî olaylardır. Cisim zamanla, zaman cisimle, mekan hare­ketle, hareket mekanla ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlıdır. Bunlardan hiçbiri müstakil değildir. Özel görelilik teoremi, tüm hızların ışık hızına oranla çok küçük olduğunu gösterir. Özel Görelilik, günlük yaşamımızda mutlak olarak algıladığımız, zaman gibi kavramların göreli olduğunu söylemesinin yanı sıra, sezgisel olarak göreceli olduğunu düşündüğümüz kavramların ise mutlak olduğunu ifade eder. Birbirlerine göre hareketi nasıl olursa olsun tüm gözlemciler için ışığın hızının aynı olduğunu söyler. Özel Görelilik, sadece belli bir doğa olayının -ışık- hızı olmasının çok ötesinde, uzay ile zamanın birbiriyle ilişkisinin temel özelliği olduğunu ortaya çıkarmıştır. Özel Görelilik ayrıca hiçbir maddenin ışığın hızına ulaşacak şekilde hızlandırılamayacağını söyler.

Einstein kısaca İzafiyet Teorisinde; 'Işık hızında zamanın durduğunu' söylemektedir. Kim bilir belki bir gün gelecek, bizler yüz yılı bir saat kadar kısa ya da bir günü bin yıl kadar uzun yaşadığımızı! söyleyeceğiz.


Bir de şöyle bir analizde de bulunabiliriz;  Bizler, Ortaçağ'ın karanlığında derin uykulardayken, birileri ışık hızıyla uzaya yol alacak.. Onlar bizi küçücük bir nokta gibi görecekler biz ise onları koca bir dev!. Biz, hayal ve masallar içinde mışıl mışıl derin uykularda uyurken, onlar zamanın çok ötesine uzayın derinliklerine ve çağın ilerisine çoktan geçmiş olacaklar.  Ve biz uyandığımızda bir de bakacağız ki her şey değişmiş dünyada!.. bir tek biz kalmışız anadan üryanca :)


Dönecek olursak biz yeniden 'Yedi Uyurlar Mağarası'na, günümüzde biraz harap görünüyor olsa da, arkeolojik kazılar sonucu bulunan mağaranın üstündeki antik kilise ve kalıntılar anlatılagelen bu efsanelerle birlikte tüm gizemiyle ve sırlarıyla sizi etkisi altına almaya yetecektir. 

Efes Antik Kenti'ne geldiğinizde tarihe, arkeolojiye ve mitolojik hikayelere meraklı iseniz eğer, 'Yedi Uyurlar'ın yaşadığı mağarayı da görmelisiniz. Antik çağların izlerini yerinde görmek, duyduğunuz efsaneleri daha canlı ve unutulmaz kılarken belleğinizde, hayal gücünüzün de bir o kadar genişlediğine tanıklık edersiniz...  


Esin Bozdemir

1 yorum:

  1. Efes Antik Kenti'ni bir okul gezisiyle görme şansımız olmuş, hayran kalmış, ancak vaktin sınırlı olması nedeniyle her tarafını gezip görememiştik. Aklıma sabahtan akşama kadar gezilse bile bitirilemeyecek bir yer olarak kazınmıştı. Ve bir de beton üzerinde o devre ait bir insanın ayak izi vardı zihnime kazınan.
    Harika bir seri başlatmışsın Esinciğim. Fotoğrafların özellikle olağanüstü...
    Yedi Uyurlar'ın adını biliyordum da ne olduğuna dair en ufak bir bilgim yoktu. Demek ki sırası gelmemiş, fırsat olmamış ya da gözden kaçmış. Sayende ilk kez öğrendim hikâyesini :) Ve neredeyse görmüş kadar oldum bu güzel tanıtımın sayesinde..

    Ellerine, emeğine, harcadığın zamana, özene ve titizliğine çok çok teşekkürler ..
    Sevgiler Esinciğim...

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails