8 Şubat 2015 Pazar

Erzincan'dan izler ve yansımalar

Etrafı dağlık, ortası bağlık Erzincan 

Doğayı, kültürü ve tarihi görmek için birçok gezi gerçekleştirebilirsiniz. Ama hepsini bir arada görmek istiyorsanız eğer,  yönünüzü Doğu Anadolu’ya çevirmeden ve Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat bölümünde yer alan Erzincan ili ve çevresindeki ilçeleri gezmeden bunu yeterince gerçekleştiremezsiniz. Anımsarsanız eğer biz yaz başında önce karayolu ile İstanbul’dan hareketle Kemah’a, sonrasında da Doğu Ekspresi ile Kemah’tan Kars’a tren yolculuğu yapıp… ardından Erzincan’ı ve çevresindeki ilçeleri sırasıyla gezerek oldukça kapsamlı bir gezi gerçekleştirmiştik. Gezimizin Doğu Ekspresi  ile Kemah’tan Kars’a kadar olan bölümlerini sizlerle paylaşmıştık. Şimdi bu gezimizin devamı olan Erzincan ve çevresine yapmış olduğumuz gezi notlarımızda sıra. Güncelliğini yitirmeden ve yaz sezonumuz açılmadan başlıyorum bavulumdakileri çıkarmaya .) aslında benim yerime fotoğraflarım konuşacak fazlasıyla..  ama önce, kısa da olsa Erzincan hakkında bilgi vermek istiyorum size. Bildiğinizi biliyorum ama ben yine de anımsatayım bir kez daha :)

Anadolu’nun en eski kültür merkezlerinden biri olan Erzincan, tarihi İpek Yolu güzergâhında yer almaktadır. Günümüzde de doğu-batı ulaşım koridorunda E80 karayolu üzerinde bulunan İlin Kars, Ağrı, Ardahan, Bingöl, Muş, Bayburt, Rize ve Artvin İlleri ile karayolu bağlantısı bulunmaktadır.

Erzincan'ın dumanlı dağları

İlin en yüksek noktasını Kesiş Dağları oluşturuyor. Ana hatlarıyla Erzincan’ı güneyde Munzur ve Serçelik Dağları, kuzeyde ise Otlukbeli-Karadağ ve Esence Dağları, doğuda ise Coşan Dağı çevrelemektedir. Bu yüksek dağlar arasında yer alan Fırat vadisi boyunca; Tercan ve Erzincan ovaları ile Sansa ve Kemah Boğazı yer almaktadır. Munzur’un ve Dumanlı Dağların tepelerindeki yaylalar ise görülmeğe değerdir. 


Erzincan Tarihine kısa bir yolculuk yapalım bir de…

Erzincan, Tunç çağından itibaren yerleşim görmüş ve tarihi İpek Yolu üzerinde yer almasından dolayı pek çok medeniyete de ev sahipliği yapmış. Hitit, Urartu, Med, Pers, Hellen ve Roma yönetiminde kalan Erzincan ve çevresi; Malazgirt Zaferi’nden sonra Türk hâkimiyetine geçmiştir. Büyük Selçuklu Hükümdarı Alpaslan, Malazgirt Savaşı’ndan büyük bir zaferle çıktıktan sonra Anadolu’nun kapıları Türkler’e açılmıştır. Erzincan’da bu tarihten itibaren Türk egemenliği başlamıştır.

* Anadolu’daki beylikleri dönemi (1080),*  Mengücek Beyliği Dönemi, * Anadolu Selçuklular Dönemi (1228),  *Kösedağ Savaşı ve Moğollar Dönemi (1243), * İlhanlılar Dönemi (1256), Eretnalılar (1335) ve 15. Yüzyıl; Karakoyunlular ve Akkoyunlular Dönemi geçiren Erzincan, 1473 yılında Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.

Erzincan ve yöresi, Safevi Devleti’nin Doğu Anadolu’ya yönelik propaganda ve eylemlere giriştiği 16. Yüzyılın başlarına kadar sakin bir dönem yaşamış.. 1514 yılında  Çaldıran Savaşı ve Yavuz Sultan Selim dönemi... Osmanlı Devleti, 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesinde önemli kayıplar verirken, Erzincan 11 Temmuz 1916 tarihinde Rus orduları tarafından işgal edilmiş. Bu dönemde ayrılıkçı Ermeniler de silahlı birlikler oluşturarak faaliyete geçmiş. 18 Aralık 1917’de Sovyet Hükümeti ile yapılan Erzincan Mütarekesi ile 11 Ocak 1918’de Rus askerleri bölgeden çekilmiş, ancak yine de Ermeni çeteleri birçok kanlı olaya neden olmuş. Kazım Karabekir Komutasındaki Türk ordusu 13 Şubat 1918 tarihinde Erzincan’ı, 22 Şubat 1918’de de Tercan’ı Ermenilerden kurtarmış.(Yanda: Erzincan Kronolojisine daha büyük bakmak için üzerine tıklayınız.) 

Verimli topraklar ve tarihi yollar üzerinde yer alan Erzincan, pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığı için dolayısı ile zengin bir kültür birikimine sahip.

Ve… bu kısa girizgâhtan sonra, doğal güzellikleri, dağları, yaylaları, şelaleleri, harika mesire yerleri, geleneksel halk oyunları, türküleri, giyim-kuşamları, leziz yiyecekleri, kendine has şiveleriyle sıcakkanlı insanları… ve daha pek çok özellikleriyle Erzincan’ı yakın çevre ilçeleriyle birlikte gezeceğiz… Ama önce Erzincan’a bir varalım hele .)


Erzincan - Kemah

Hareket noktamız Erzincan’ın Kemah ilçesi. Bu defa, kendi aracımızla yollardayız. Bir yanımızda coşkun akan suyuyla Fırat nehri, diğer yanımızda Sultan Melik Türbesi ve Kemah Tren İstasyonu bulunuyor.

Kemah Tren istasyonu


Yolun karşı tarafında tüm heybeti ile Kemah Kalesi ve Fırat’ın sol tarafında sarp ve dik bir kayalık kesimin uç kısmında ise ‘Gözetleme Kulesi’ geleni gideni kontrol ediyor.

Anadolu’nun kalbine uzanan Doğu Ekspresi Trenine bu defa karşıdan el sallıyoruz. Ama biliyoruz ki Doğu Ekspresi bizi hiç yalnız bırakmayacak ve refakatçimiz olacak yol boyunca..


Kemah’ta Sultan Melikşah Köprüsü’nden geçip 'hayırlı yolculuklar' dileyerek birbirimize yönümüzü Erzincan’a doğru çeviriyoruz.  'Soğuk Sular’ın önünden geçiyoruz.  Şimdilik sadece önünden geçiyoruz, daha sonra elbette 'Soğuk Sular'ı da gezeceğiz...


*****


*****


Seyir halindeyiz, istikametimiz Erzincan. Yaklaşık bir kilometre sonra tren yolu, tünel ve Kemah Boğazına varıyoruz… 

Kemah Boğazı


Acemoğlu Kanyonu

Veeee tarihi taş köprüyü görüyoruz. Vadiye dik inen yalçın kayaların arasından bulanık suların aktığı gizemli su-yolu ve nam-ı büyük Acemoğlu Kanyonu’na varıyoruz.

Tarihi Acemoğlu Trenyolu Köprüsü ve 
altından akan Fırat nehri
(Kemah-Erzincan arası)

Muhteşem doğanın içinde zarif mimarisi ile nazar boncuğu misali duran bu köprü,  altından akıp geçen boz bu­lanık Fırat'ın suyunu bile kendisine hayran bırakacak kadar zarafet abidesi...

Acemoğlu Köprüsü

Acemoğlu Köprüsü ne zaman ve kimler tarafından yapılmıştır!. adı Acemlere dayandırılan bu köprü, asırların şahidi. Bu köprü kim bilir ne çok şeye tanıklık etti!. Zamanında kervan yolu için yapılan köprü, çağların yükünü bugün de hiç yorulmadan sırtında taşıyor…

Acemoğlu Köprüsü ve Şehitler Anıtı

Erzincan-Kemah kara yolunun yaklaşık 35. kilometresinde, Karasu Nehri üzerinde bulunan köprü, Acemoğlu Boğazı’nın iki yakasını birbirine bağlıyor. Kesme taştan yapılan tek gözlü köprünün ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Bu köprü tarihi öneminin dışında dramatik bir olaya da sahne olmuş. Bu yüzden köprünün hemen yanı başında bir de Şehitler Anıtı bulunuyor. 

Şehitler Anıtı (Acemoğlu Köprüsü yanında)

22 Nisan 1996’da Zırhlı Tugay Komutanlığı iç güvenlik harekât görevine giden askeri bir araç bu köprüden nehre uçunca, 14 asker şehit olmuş bu sularda. Bölgeyi mateme boğan bu acı olaydan sonra asırlık köprü takviye edilerek, köprünün yan korkuluk taşları yenilenmiş ve köprü genişletilerek yeniden trafiğe açılmış. Biz de anıtın önünde durup şehitlerimizi saygıyla, rahmetle anıyoruz.. Nehrin görüntüsü muhteşem olduğu kadar bu hazin olayı öğrendikten sonra biraz da ürpertici geliyor bize.. Ne çok canlar almış Fırat’ın suları… Karasu’da onun kollarından biri. Aynı akıbete maruz kalmamak için fotoğraf çekimlerimizde birbirimizi uyarıyoruz, daha bir dikkatli oluyoruz…


Bu kısa moladan sonra bir süre daha Fırat bize eşlik ediyor. 



Başı dumanlı dağlar bizi tüm ihtişamıyla karşılıyor.

Ve… dik rampalar, derin vadilerin ardından ilk yerleşimi
Tunç Çağına kadar uzanan Erzincan şehrine varmak üzereyiz... 

‘Etrafı dağlık, ortası bağlık’ Erzincan'a giriyoruz.

Öncelikle konaklayacağımız tesisi bulacağız. İnternette göz gezdirip bulduğumuz bir iki seçenek içinden tercihimizi  yapacağımız tesise bakacağız şimdi.  Şehir merkezinde kısa bir tur atıyoruz. Ardından konaklayacağımız tesisi ayarlayıp, otelimize yerleştikten sonra gönül rahatlığı ile gezi programımızı yapıyoruz.. Tesadüf o ki kaldığımız tesiste’ gezelim- görelim’ ekibi de bizimle .) Tesis oldukça yeni ve merkezi konumda,  geniş bir cadde üzerinde yer alıyor.


Erzincan 1939 yılında 7.9 şiddetinde geçirmiş olduğu büyük depremin ardından, o tarihi şehir de yerle bir olmuş… binlerce ocak sönmüş, toparlanması zaman almış… bu yetmezmiş gibi ardından 13 Mart 1992’de bölge bir darbe daha alınca, bu defa şehir baştan başa şehircilik anlayışına uygun olarak yeniden yapılanmış. Eğitim, sağlık ve alt yapı deprem öncesiyle kıyaslanamayacak kadar örnek ve çağdaş bir şehir olmuş. Bu yüzden çevredeki pek çok şehire göre Erzincan çok daha düzenli ve modern bir görünümde. (1939 Erzincan Depremi bkz.)

Modern mimarisi ile Terzibaba Camii - Erzincan

Geniş caddeleri, ara yolların hepsi birbirine paralel en yüksek beş katlı binaları ile muntazam bir yerleşim planında. Anlayacağınız, şehre ilk kez gelen yabancı turistlerin dahi kaybolmalarına pek imkân yok diyebilirim. Bu yüzden gideceğiniz her yeri rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Çeşitli tarihlerde geçirmiş olduğu depremler yüzünden kale, tarihi evler ve dini yapılarda büyük zararlar oluştuğu için tarihi açıdan şehrin içinde görülecek çok az yer kalmış. Bunlar da Kültür Müdürlüğü’nün bahçesinde sergilenen Akkoyunlulara ait koç figürlü mezar taşları, kale, Çadırcı ve Nafız Paşa Hamamları, Terzioğlu Türbesi.. 

Ve tabi ki Erzincan’ın ilçeleri; tarih, doğa ve kültürün birer sentezi..  Mesire yerleri de, Mecidiye Dağı’ndan gelen suların kanallardan aktığı ve lokantalarıyla ünlü Işıkpınar, Kaplıca ve şifalı sularıyla Ekşisu, doğal güzelliği ile göz kamaştıran Girlevik Şelalesi.

Erzincan Şehir Merkezinden Genel Görünüm

Ve artık Erzincan’ı keşfetmenin zamanıdır şimdi. En iyi keşif öncelikle o şehri sokak sokak dolaşmaktadır. Biz de öyle yapıyoruz.  Geniş ve muntazam caddelerinde, alçak evlerin sırım gibi dizili olduğu şirin sokaklarında ve etrafımızda, bize kol kanat geren bir ana gibi ‘başı pare pare dumanlı dağları’na bakarak yürüyoruz dakikalarca..


*****


*****


*****

Saat Kulesi  -  Erzincan

Saat Kulesi: 1939 yılında Erzincan’da yaşanan depremde yıkılan eski Saat Kulesi’nin yerine 2011 yılında yapılmış.Şehrin sembolü sayılan kare prizma gövdeli bu yapı, kesme taştan yapılmış ve enine silmelerle dört kata bölünmüş. Tepeye doğru küçülen her bir kat, bir-birinin üzerine oturmuş ve ahşap pencereleriyle de zarif bir görüntüsü var.

İsmet İnönü Heykeli

Saat Kulesi'nin hemen karşısında da Vilayet Binası ( Hükümet Konağı) bulunuyor. Her iki yapının mimarisi modern çizgilerde. Vilayet Binası’nın önünde ise 1944 yılında yaptırılan İsmet İnönü Anıtı bulunuyor. 1939 Depreminin hatırasını yansıtan ve mimar Ratip Aşir Acudoğlu tarafından yapılan İsmet İnönü Anıtı'nın arka yüzündeki dörtlük ise şöyle; 


Daya biçare kadın bağrıma yorgun başını
Ona anlat, yıkılan yurdu ölen yoldaşını

Ebedi milletinin sevgisi kaynar orada

Bu mukaddes ateş üstünde kurut gözyaşını

Erzincan'ın Bakırcılar Çarşısı


Bakırcılar Çarşısı’na girmeden olmaz. Ne de olsa Erzincan el emeği göz nuru bakır işçiliği ile meşhur.


*****


*****


Bakırcılar Çarşısı gezilir de eli boş çıkılır mı hiç!.. hatıralık, tepsisi ile birlikte ikili fincan takımından alıyorum kendimize ..ve hediyelikler bir de..

Şimdi sırada  Erzincan'ın buğday pazarı 'buğday meydanı' var.. Böylesine verimli topraklarda yetiştirilen ürünleri tasavvur edebilirsiniz herhalde siz de!..

Erzincan Buğday Meydanı 

Buğday Meydanı'na erken saatlerde gittiğimiz için sergiler henüz tam olarak açılmamış.. esnaf hazırlıklarını yapıyor.. gördüğümüz buğday meydanı kısa bir süre önce yenilenmiş. Bu arada Erzincan'ın eski görüntüleri için buraya bakabilirsiniz. Eski çadırlar kaldırılmış ve yeni bir düzenleme ile pazar modern bir görünümüne kavuşmuş.. ' Erzincan Nostalji '

kurutulmuş elma, erik, kuşburnu, yaban mersini, keçiboynuzu, üzüm, dut... çeşitli baklagiller.. 

organiğin hası bunlar :)

Buğday Pazarı

İlk günümüzü şehir içinde geçirdikten sonra günün yorgunluğunu yöresel yemekler ile giderirken aynı zamanda kendimizi de ödüllendiriyoruz.  Tatilde diyet yok.. yollarda, dağlarda, bayırlarda olunca yeterince enerji harcıyoruz nasılsa..

Girdiğimiz restoranda mönü inanılmaz. Ben Erzincan’ın meşhur ekşili çorbası (yöre dili ile eşkili çorba) ile açılışı yaparken eşim de kesme çorba ile başlangıç faslını açıyoruz.. Ardından güler yüzlü restoran müdiresi hanım sıralıyor önümüze ganimetleri :) Kaburga dolması, Erzincan’ın lezzetli Çayırlı fasulyesinden yapılmış olan iri taneli fasulyesi. Arkasından Cimin üzümü yaprağı ile sarılmış yaprak sarması. Yanında ister kete, ister erişte… ve finalde de pestil tatlısı ‘pestil kavurması’ ile noktayı koyuyoruz. Kalorimiz tamamdır ;)

Ertesi gün dinlenmiş olarak güne merhaba derken... konakladığımız tesisin teras katında; Erzincan’ın meşhur tulum peyniri, balı, pekmezi ve pek çok doğal ürünü bir arada bulabildiğimiz, harika dağ manzarası eşliğinde ve medyadan aşina olduğumuz tanıdık simalarla birlikte kahvaltımızı yapıyoruz. (bkz)

2. Gün tarih ve doğa iç içe olacağız. Programımızda ilk olarak Terzibaba Türbesi var, ardından Girlevik Şelalesi’ne gideceğiz.  Önce Terzibaba Türbesi’ne gidiyoruz.

Terzibaba Türbesi

Terzibaba Türbesi Erzincan’ın il sınırında ve oldukça yakın. Osmanlı eserlerini anımsatan Terzioğlu Mezarlığına geliyoruz. Asıl adı Muhammed Vehbi olan Terzi-baba, mesleği terzilik olduğundan halk arasında ‘Terzibaba’ adıyla anılmış. Erzincan’ın en büyük mezarlığı olan Kaledibi Mezarlığı’na 1848 yılında vefat eden Terzi-baba’nın defnedilmesiyle mezarlığın adı o tarihten sonra “Terzibaba Mezarlığı” olarak değiştirilmiş.



Türbeye dört basamaklı merdiven ile çıkılıyor. Küçük kubbeler, sütunlar ve işlemeli kapısıyla mezarlığın girişi ne kadar gösterişli ise dört basamaklı çıkılan türbesi bir o kadar sade. Çatı örtüsü sekiz köşeli olan yapıda hiçbir nakış yok. İçeride sadece iki sanduka bulunuyor. Sandukanın biri Terzibaba’ya ait diğerinin de Terzibaba’nın en yakın müritlerinden birine ait olduğu sanılıyor.

Muhammet Sami Erzincani Türbesi (Piri Sami Hazretleri)

Sekizgen planlı taş yapının her köşesinde birer penceresi mevcut. Büyük tasavvuf aliminin türbesine girmeden önce panodaki Piri Sami Hazretleri’nin kısa özgeçmişini okuyoruz. Konik şeklindeki yapının içinde bir sanduka bulunuyor.


*****


*****


*****



Türbeleri ziyaret edip, bu dünyadan göç edip gidenlerin her birine rahmet diledikten sonra yine bu aleme dönüyoruz... ve… bu defa gideceğimiz yeri gözümüzde canlandırıp; gürül gürül akan suyun sesini ve kuş seslerini,  hayal ediyoruz…  sonra bir hayali daha gerçekleştirmek üzere yola koyuluyoruz yine. Şimdi nefes almak, hissetmek, doğaya dokunmak ve yaşamak zamanıdır.

Ve… Erzincan şehir merkezinden yaklaşık 35 km sonra, meyve bahçeleri arasından geçerek sırasıyla Yeşilyurt, Mollaköy, Değirmenliköy, Yalınca ve Karataş’ın ardından, piknik alanlarıyla ünlü Çağlayan Bucağı’ndaki Girlevik Köyü’ne ulaşıyoruz.

Kendisini görmeden şelale’nin güldür güldür akan sesi bizi çağırıyor adeta. Bu bölge Munzur’dan gelen suların yaşam verdiği yeşil bir derya. Doğal güzelliği, bitki örtüsü, ağaçları ve serin ferah havası ile Erzincan’ın en çok tercih edilen mesire yeri.


Girlevik Şelalesi

Kom Çayı’nın yanında birçok restoran ve kafe bulunuyor. Hemen hepsinde ızgara (kiminde kömürde tavuk, kiminde alabalık) yapıldığı için mis gibi kokular da yayılmış etrafa.. Girlevik Şelalesinin hemen yanında bulunan bu lokantaların üretim havuzlarında özel olarak alabalık yetiştiriliyormuş. Buralara kadar gelinir de ızgarada alabalık keyfi yapılmaz mı hiç!.. hem de bu muhteşem manzaraya karşı.. ama önce bu doğa harikası şelalenin bulunduğu alana gideceğiz.




Veeee nihayet ozanına, ressamına, şairine ilham veren 

Girlevik Şelalesindeyiz.

Girlevik Şelalesi

Sayısız gözeden fışkıran bu coşkun akan su en az 70 metre yüksekten baş döndürücü bir hızla gümbürdeyerek yere düşerken, her akışta sanki gök-kuşağının bin bir rengi de etrafa saçılıyor..



bu öylesine muhteşem bir akış ki, havaya saçılan sular bir duman bulutu olup etrafımızda serenad yapıyorlar adeta… her taraf Munzur Dağı’ndan gelen suların aktığı doğal kaynaklarla çevrili..


Kuş sesleri, rengârenk çiçekler ve ağaçların gölgeleri arasında…doğal dokuyu bozmadan yapılmış şirin tahta köprülerin üzerinde yürürken… bu akıl almaz güzelliğin ortasında biz… artık cennetteyiz ;)


*****



*****


Gözümüz de, gönlümüz de şenleniyor. Sırada artık miğdeleri şenlendirmek var. Şelale karşısında kendimize armağan ettiğimiz bu unutulmaz ziyafetle günün finalini gerçekleştirirken,  anılar kervanımıza yeni bir anımızı daha ilave ederek ayrılıyoruz şelaleden.. 

Esin Bozdemir
Devam edecek...
Erzincan'ın ÜZÜMLÜ İlçesi




Gezimizin bir de Doğu Ekspresi 
ile gerçekleştirmiş olduğumuz bölümleri için bkz

Bunlar da Erzincan seyahatimizin videoları... 




*****



16 yorum:

  1. Her çalışmanız bir küçük kitap niteliğinde. Ben Erzincan'a hiç gitmedim ama yazıyı okurken, izlerken içimde çok kuvvetli bir görme isteği uyandı. Erzincan'ın doğal güzellikleri, tarihi, ekonomisi, turizmi, detaylı olarak ne güzel anlatılmış. Vadiler, kanyonlar, şelaleler, köprüler insanı büyülüyor. Bakırcılar Çarşısı, yemiş pazarı hayranlıkla izlettiriyor kendini.
    Emeğinize, yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Makbule Abalı,
      Aslında yazacak çok şey var, ama, hangi birini anlatacağını bilemiyor insan.. Bu yüzden eksik kalanları fotoğraflar tamamlasın istiyorum. Yazım sizde Erzincan'ı 'görme isteği' duygusu uyandırabilmiş ise, o halde ne mutlu bize .) Kim bilir, belki bir vesile olur, bu güzel diyarları yerinde görürsünüz bir de.. o zaman daha da güzel olur :)
      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Esenliklerimle..

      Sil
  2. Harika bir yazı olmuş *-* Yeşilin ne güzel tonları onlar, hayran kaldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Pinquitte,
      Teşekkürler Pinquitte .) yeşilin tonlarını bir de yerinde göreceksiniz!.
      müthiş.. bu arada sayfama hoş geldiniz :)

      Sil
  3. Hayran oldum yeniden Erzincan 'a Esin 'ciğim.Çevremde birçok Erzincan 'lı dostlarım var şehirleri ile ilgili sohbetimiz çok oluyor ama senin anlatımın ve görsellerin ile başka imiş Erzincan ,görmeyi çok istediğim doğu şehirlerinin başında geliyor.Recep Yazıcıoğlu 'nun hayat öyküsü olan Köprü kitabındaki köprü bu değil sanıyorum ,yanılıyor muyum? Çok teşekkürler emeklerine sağlık ;bir gün gidip görürsem aklımda hep sen olacaksın...Sevgi ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Arzu Sarıyer,
      Daha önce Kemah'a gitmiştim ama Erzincan'ı ve çevresini ilk kez görüyorum. Sizin gibi ben de hep merak ederdim Doğu'yu.. Birer birer gidip gördükçe, ne denli zengin bir kültür mirasına sahip olduğumuzu ve çok özel bir topraklarda yaşıyor olduğumuzu daha da iyi anladım. Kuzeyi, güneyi, doğusu, batısı ile Anadolumuz bir başka güzel..
      Arzu Öğretmenim, yazımdaki fotoğrafta yer alan 'Acemoğlu Köprüsü', 'Köprü' kitabında belirtilen o köprü değildir.

      Kim bilir, belki yine dostlarınızla güzel bir tur organize ederek, Doğu Anadolu Gezisi yaparsınız ve benim de kulaklarımı çınla-tırsınız .) Ben teşekkür ederim..Sevgi ve esenlikle...

      Sil
  4. Şelaleyi bulmuşken uzun pozlama yapmalıydınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @bahce perim,
      Şelaleyi bulduk ama, fazla vaktimiz yoktu :)

      Sil
  5. ercincanı tekrardan ziyaret etmiş gibi olduk teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @byhilmi,
      Gezdire-bildik ise sizleri ne mutlu bize:)
      Devamında Erzincan'ın ilçelerini gezeceğiz..
      Ziyaretleriniz adına teşekkür ederim.
      Sayfama hoş geldiniz ...

      Sil
  6. merhabalar :)(:
    bende etkinlik sayesinde keşfettim, bana da beklerim:)(:

    http://aycinmutlu.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Aycin Mutlu - Fashion Designer
      Merhabalar, sayfama hoş geldiniz. Doğanın içindeki renklerin ve
      Anadolu'nun renkli kültür mozaiğinin çalışmalarınıza esin olmasını temenni ederim.
      Sayfanızdaki çizimlerinizi gördüm.. özgün tasarımlarla size başarılar dilerim.

      12 Şubat 2015 12:27

      Sil
  7. Sevgili Esin Erzincanlı bir komşum vardı Ezircan derdi...Yıllarca Güneydoğuda kaldım fakat Erzincanı görmedim yakınından geçtim . Ülkemin her köşesi ayrı bir güzellikte çok zengin bir tarihimiz var ..paylaşımın için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @bilge,
      Nedense bazen, bazıları; kimi zaman şartlar gereği, kimi zaman da belki farklı nedenlerle, duygularla, kendisine yabancı olmayı tercih ediyor.. asıl kökleri olan toprakları görmezden geliyor, yok sayıyor!.. asıl medeniyetin beşiği Anadolu'nun kalbidir.. Batı medeniyeti bizden aldı, ama bilim ve akıl yolu ile çok daha gelişti..oysa bizim köklü birikimlerimiz, kültürümüz ve bereketli topraklarımız akıl ve bilimsellikle, üreterek, daha çok severek, sahiplenerek çok daha ileri bir düzeye bizi götürebilir.. Değerli düşünceleriniz için ben teşekkür ederim Bilge Hanım..Esenlikler..

      Sil
  8. Bu geceyi gündüz eyleyip düştüm yine sizinle beraber yollara.
    Heyecan veren bir maceranın tam ortasındayız yine. Hiç bilmediğim Erzincan yollarında
    O şelale muhteşem ötesi, çevresi cennet gibiymiş dediğin gibi.
    Fotoğraflar ve verilen emek ortaya harika bir mini kitapçık çıkarmış yine.
    Devam edecek olması ayrı heyecan...
    Oryantalizm kanımızda var velhasıl.
    Bambaşka bir kültür var karşımızda. İnsani, coğrafyası, mimarisine kadar çok çok farklı..

    Devamını merakla bekliyorum Esinciğim ;)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Zeugma,
      Bu yolculuk nasıl da güzel geçer şimdi ama.) Sevgili yoldaşımız da bizimle birlikte olunca.. gece-gündüz olur, her yer aydınlınlanır:) Dedim ki kış geçecek, yaz gelecek ve ben yeni maceralara dalmadan yazmalıyım bir an önce..
      Bu bölümler halinde gezi yazısı süresince benimde zaman kavramım şaşırıyor ;) dağlar, nehirler, ırmaklar, koyunlar, kuzular, antik kalıntılar, dinlediğimiz yöre türküleri, kilimler, bakırlar, keteler...tulum peynirleri, ballar, peynirler... gözümde uçuşuyor bir film platosunun ortasında gibi...anlayacağın oryantalizmi soluyor olacağım yazı dizisi boyunca:))

      Emeğe gösterdiğin değer adına ve güzel düşüncelerin için
      ben teşekkür ederim Zeugma'cığım..;)
      Sevgilerimle..

      Sil

Related Posts with Thumbnails