31 Temmuz 2013 Çarşamba

Mucizeler, önce içindeki güce inanmanı bekler!

İnsanoğlu dara düştüğünde bir umut ışığı arar durur. İnsanlık tarihine baktığımızda, mucizelere inanmak hep umut oldu yaşayanlara. Kimi kalbindeki arzuların gerçekleşmesi, kimi dini inançları gereği, kimi de amansız hastalıklarının son bulması için,  mucizelerin ve mucize yaratanların izlerini sürdü. 
Modern çağı yaşayan 21. yy.'ın ortalama eğitim düzeyi yüksek ülkelerinde bile bugün halâ, mucizelerin varlığına inanış farklı kültür ve dinlerde, farklı ritüellere bağlı olarak hüküm sürmektedir. Çünkü fizik kurallarıyla dahi açıklanamayacak türden bazı şeyler vardır ki.. akıl ötesi gibi gelebilecek şaşılası olayları yaşatır insana..  ve bu tarz olayların yaşanmış ve yaşanmakta olduğu  gerçeği, düşüncesi mucizelere olan inançları da günbegün çoğaltmaktadır. (Görsel: buradan )
Elimde ki dergide mucizeler ve mucize inanışlarına dair pek çok hikâye okurken... kendi hayatımda ve çevremde yaşanmış olan bazı durumları ve mucizeleri sorguladım bir an!. Aslında kâinatın varlığı başlı başına birer mucize değil mi!.. Sonra düşününce, geçmişin bir çok hayal ötesi 'mucizesi' bugün gerçek oldu. Dünyanın öküzün boynunda olmadığını bilen insan, bugün artık başka hayatların arayışı içinde uzay mekiğini savuruyor sonsuzluğa!.. beyninin henüz üçte birini dahi kullanmamış olan insanın, düşünün bir de, tamamını kullanabildiğinde neler olur! ne mucizeler yaşanabileceğini... tahmin edebilmek hayal olmasa gerek artık!.. 
Bu sınırlı hayatın sonsuz arayışları içinde olan insanın, yaşamsal istekleri ve beklentileri dinsel, geleneksel, kültürel ve evrensel olarak değişimler gösterse de; İnsanın yaşama olan isteği,  karşısına çıkacak olan her tür engeli aşabilme gücünü de veriyor kendisine.. Ve bu güç ile, inanç ile çıkılan her yolculukta çoğunlukla zafer, kaçınılmaz oluyor. Sayısız örnek var mucizelerin gerçek olabildiğini gösteren..
Yüksek ve sarp dağların doruklarına, kar-kış demeden tırmanan dağcının, içindeki inançtır onu zirveye çıkaran!.*  Ya da modern zamanların hacıları olarak, her yıl Temmuz ayının son pazar günü 15 bin Hacı'nın İrlanda’lılar’ın Croagh Patrick nam-ı diğer the Reek Dağı’na tırmanışları dinsel bir ritüeldir belki ama, biliyor musunuz  çok eskiden onlar bu yolculuğu dizlerinin üzerinde yaparlarmış. Düşünsenize dizlerinin üzerinde, dağa nasıl çıkar bir insan!
Tibet özerk bölgesi’ nde, dünyanın çatısındaki kent LHASA’ya  (Dalai Lamaların yaşadıkları yerdir) her gün yüzlerce, binlerce hacının ellerinde dua, tekerleklerini çevirerek Jokhang manastırına varışları müthiştir. Yakın bir tarihte izlediğim, Tibetliler'in Hac Yolculuğunu anlatan belgesel filmin etkisinden bir süre kurtulamadığımı anımsıyorum.. Bu yolculukta ibadet eden kişi ellerini birleştirerek havaya kaldırır sonra yüzüne ve en sonda göğüs hizasına getirir ve daha sonra yüz üstü yere yatar ve bunu defalarca tekrar eder. Bu ibadeti köylerinden çıkarak ve bu şekilde sürünerek kimi birkaç yılda Lhasaya kadar gelen hacılar vardır. (Görsel: buradan)
Hac yolculuğunu büyük bir azim ve inançla sürdüren Budist hacıların belgeselini izlediğim video filmindeki o görüntüler gözümün önünden hiç gitmez..

Bu ne müthiş irade ve azimdir.. ve bu şekilde hiç aksatmadan bu hareketi yaparak günlerce, aylarca süren yolculuğu başarı ile tamamlamak mucize değildir de nedir peki!.. Tibet Potala Sarayı  (Görsel: buradan )
Hindular için Ganj Nehri' nin suyu kutsaldır. Ve insanların kurtuluş yoludur. Çünkü Ganj Nehri’nin Tanrıça Ganga’ nın kişileştirilmiş formu olduğuna inanırlar.

Tüm dinlerin inanç merkezleri olan ibadethaneler;  kiliseler, camiler, tapınaklar... dilek ve yakarışlar, insanların medet umdukları ve şükran duygularını gösterdikleri yerlerdir. (Görsel: buradan)Haiti’deki Saut d’ Eau Şelaleleri - mucizevi su: hem Katolikler hem de Vudu dinine inananlar için kutsal  kabul edildi.
Roma’da 8. yy’dan kalma Santa Maria de Cosmedin Kilisesi’nin içinde eskiden bir düşkünler evi varmış. Kilise bugün de mucize arayışındakilerin dua edip mum yaktıkları önemli bir ibadet merkezidir.
Müslümanlığın kutsal mekanlarından Mekke’ye inen Hacı ve Ümre adayları  Kabe'ye varışla bu kutsal topraklarda,   Kâbe'yi ve etrafındaki bir kısım kutsal yerleri usulüne uygun olarak ziyaret ederler. Kabe'nin etrafında tavaf yaparlar, zemzem suyu içip Safa ile Merve arasında 7 kere gidip dönerler.

Dünya'daki bütün Müslümanlar, nerede olurlarsa olsunlar, namazlarını daima Kâbe'ye dönerek kılarlar. ( Görsel: Buradan )
Ritüeller farklılık gösterse de dilekler hep aynıdır. Manen bir görevi yerine getirmek ve bu görevi büyük bir inançla içselleştirerek gerçekleştirmek huzur verir insana. Mucize arayışları içinde adeta ilahi güçle irtibat halinde olma arzusu duyan insan...farklı bir duygu ve ruh hali içinde zamanda sınırsız boyutlara geçerek, kendi doğası ve akıl dışına çıktığında ilahi olana ve onun mucizelerine kavuşacağına inanır.

Hemen hemen tüm dinlerde yerçekimi gücü yada iyileşme ile ilgili çeşitli hikayeler vardır mucizevi olan!. Ve tabi ki tartışmalar!.. pek çoğunda da bencil ve dünyevi olan benliğin aşılması en büyük mucize kabul edilir. Bir anlamda mucizeler insanın evrensel korkularını ve hayallerini yansıtan Tanrısal müdahelelerdir. (*) 
Bilim ve teknik ne kadar ilerlerse ilerlesin yine de insanoğlunun doğaüstü güçlerden beklentisi hiç bitmiyor! Kendi ülkemizde de ne çok ziyaret edilen kutsal mabetler vardır; AyaYorgi Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi, Eyüp Sultan, Zuhuratbaba Türbesi, SurpHreşdagabet Kilisesi, Gülbaba Türbesi, Karyağdı Türbesi, Sürmeli Dede Türbesi, Hacı Bayram Türbesi, Telli Baba Türbesi.. ve daha pek çok umut kapısı vardır.

Bir de mistik mirasımızın mozaiğinde yer alan nice dedeler, yediler, kırklar, yatırlar, el vermelerden tutun da, Fatma Ana’nın Eli ’ne, kötü ruhlardan korunmak için kullanılan muskalara kadar ne geniş bir yelpaze vardır. Tüm bu seremoniler günlük hayatın dışına çıkan insanın öz benliğini bilinç ötesine taşıyan ve kutsala uluşmasına yarayan köprülerdir aslında.  
Fatma Ana'nın eli  'nedir bu mistik inanış' derseniz eğer:
Anadolu mistikleri arasında en sık karşılaşılan sınıf olan "Ocaklılar", günümüzde yaşayan ve Orta Asya Şaman ritüellerini İslamiyet ile karıştırarak en yoğun şekilde yaşatan mistik sınıftır. Kişiden kişiye el vererek geçtiğine inanılır. Ritüel, genelde nineden toruna veya anneden çocuğa geçerek bir sonraki nesle taşınmış olur. 
Ocaklı Analar, uyguladıkları ritüelleri ve sahip oldukları tüm mistik özellikleriyle Anadolu cadılarıdır. Tüm ritüellerinin sonunda 'Büyük Ana' olarak adlandırılan ve güçlerinin tamamını ondan aldıklarına inandıkları, fakat aslında tabiat üstü bir varlık olduğuna da inanılan başka bir cadı (Fatma Ana) vardır.  Aslında bu isim , Türklerin İslamiyeti'i kabul etmeleriyle birlikte bu doğaüstü gücün form değiştirmiş yeni versiyonudur. Geçmişte ve günümüzde bu analara; Fatma Ana'dan el almış, eli şifalı, kahin cadılar gözüyle bakılır. 
Anadolu'nun birçok evinde bir el resmi olan küçük, dualarla süslenmiş çerçeveli kağıtlar asılıdır. Sonradan Müslümanlığı seçen Türkler bu ele "Fatma Ana'nın Eli" ismini vererek bu eli Hz. Muhammed 'in kızı Hz. Fatıma ile bütünleştirmişlerdir. Bu ritüele inanan bir kadın ağrıyan bir bölgeyi "Fatma Ana'mızın eli niyetine" diyerek ovarsa şifa verir.  (* Geo Sf. 59) Görsel: buradan 
Peki sizin omuzunuza değdi mi hiç Fatma Ana'nın eli!. Darda kaldığınızda sanki bir el değmiş gibi hissettiğiniz olmadı mı hiç!.. Ben ne zaman darda kalsam sanki bir el dokunur bana, omuz verir!.
Ve bazen de  "Tanrı ruhunuza fısıldar ve kalbinizle konuşur!" 
Bu mucizelerin hepsini “tesadüf” olarak kabul edip olasılık hesaplarıyla açıklamak mümkün müdür sizce? 
İyileştirme mucizeleri kafa karıştıracak denli...hayret verici bir boyutta! Geleneksel tıp bu olguları yanlış tanıların ürünü olarak reddetse de tıp uzmanları psikomatik ve plasebo etkilerinin yanısıra hastalıklardaki ani gerilemeleri de kabul ediyor artık. 
Çünkü özellikle son yıllarda kanser vakalarının artması ile birlikte mucizevi iyileşme hikayelerinin sayısı da artmaktadır.  Her yıl yaklaşık 20 ile 30 arasında ani iyileşme vakası tıp dergilerinde yer alır. Hekimler herhangi bir medikal tedavi uygulanmadan gerileyen veya böyle bir etkinin beklenmediği bir tedaviyle yok olan hastalıklara "ani remisyon" adını veriyor. Bu tip vakalar her kanser türünde tespit edildi....Şimdi bütün dünyanın araştırmacıları kendilerini bu olağanüstü fenomene adamış durumda. "Eğer hastalar bu tümörleri kendi güçleriyle yok etmeyi başardılarsa, bu yöntemi tedavilerde kullanılmak üzere araştırmamız gerekir" diyor Almanya'nın Stranberg kentinden Onkolog Dr. Herbert Kappauf. Sayısız örnekler var kısa bir süre ömür biçildiği halde kanseri yenmeyi başaran ya da yoğun bakımdan çıkamayacak bir hastanın mucize eseri iyileşmesi gibi. (*) GEO Sf.50 
Mucizevi kurtarmalar; *Enkaz altında bir hafta kaldıktan sonra sağ salim kurtarılan kişi ya da 6. Kattan düşüp hayatta kalan çocuk...  Ya da asla çocuk sahibi olamayacağı söylenen bir kadının anne olabilmeyi başarabilmesi gibi... 
Evet bu örneklerde mucizeler, gerçekçi argümanları ortadan kaldırmış gibi görünebilir. Çünkü imkansız/mış gibi olan gerçekleşebilmektedir bu durumda. 
Oysa çığır açan nice bilimsel devrimler yapılmıştır. Yüzyıllar boyunca insanlığın ölümcül hastalıkları olan veba, kolera, tüberküloz, sifilize ve zatürre gibi hastalıkların tedavileri modern tıp ile mümkündür artık.   
Ve yine tıp alanında son yıllarda, özellikle ülkemizdeki doktorların gerçekleştirdikleri ve bizleri şaşkına çeviren, başarılı organ nakilleri (yüz, kol, bacak, rahim..vs..) hepsi birer mucize değil midir!. 
İnsanların korkulu rüyası gibi görülen kanser hastalıklarında gözlemlenen mucizevi iyileşmelerde de; insan beyninin ne kadar komplike ve muazzam olduğunu, düşünmeye endeksli, duyguları yorumlamaya, doğaüstü oluşumların nedenlerini sorgulamaya yönelik  çalışabildiğini, ortaya çıkan bu mucizelerle bir kez daha doğruluyor bizlere.
Aydınlanma çağının mucizelere inananlara yaptığı eleştiriler yetersiz geliyor. (hastalık olarak gören; nöronal bozukluklar, metafiziksel spekülasyonlar, paranormal olgular, illizyon vb..) Aydınlanmacılar, mucizeye inananların umutla yetindiğini eleştiriyorlardı. Yakından bakıldığında tam tersi görülebilir. Mucizeye inanan kişi, motivasyonu yüksek bir reformcu olabiliyor. Çünkü şüpheci "gerçekçiliğin" gözünü korkutmasına izin vermiyor. Modernite, aslında sadece mucizelerin çağı değil, sözde mucizevi olanın maskesini düşürme dönemidir de. (*) GEO Sf. 50
Yaşamdan maksimum fayda yaratmayı düşünen insan aklı, doğadan faydalandı, beslendi ve şifayı da doğada aradı.. Kimi manevi huzuru ve yakarışı ile dileğini içinde yarattığı ve inandığı Tanrısı' nda, kimi bilim ve teknolojinin en ileri seviyelere geldiği ve kullandığı araç gereçlerden daha pek çok şeye kadar mucizevi yaratımların eseri olan insanın beyin gücüne inandı.

Bu doktor hanımın ilginç hikâyesini sabırla izlemenizi öneririm.
Türkçe dil seçeneği butonuna basmayı unutmayınız.
Bu yüzden artık insanoğlu, tıptaki mucizeler kadar kendi kendine tedavinin mümkün olup olmadığı? sorusuna da yanıt arıyor! Dünyada olduğu kadar kendi ülkemizde de insanlar daha bilinçlendi.  'Yaradan'ın gücüne, İlahî olana' inanç manevi olarak güç verdi hep insana. Ama artık, modern çağ insanı; mucizeye bakışını dini çerçeve ile sınırlamıyor. Kişisel gelişim konulu kitaplar, eğitimler, seminerler, bu konulara başka perspektiften yaklaşılmasını da sağladı. Tamamlayıcı tıp tedavilerinde sağlıklı beslenme, nefes terapileri, doğada şifa arayışları ve beyin gücüne olan inanç mucizevi iyileşmeleri de beraberinde getirdi. Ve her geçen gün umutsuz muş gibi görülen bu hastalıklardan mucizevi iyileşmeler umut vermektedir insanlara. 
İnsanoğlu kahramanlık yolculuğunda ilerlerken kendi mucizelerini yaratabilmek için farklı metotlar ve arayışlarını sürdürmeye devam edecektir. 
Hayat iki şekilde yaşanır. Ya hiç mucize yokmuş gibi, ya da her şey mucizeymiş gibi.der A.Eistein
Arzularımızın gerçekleşmesinde kalbimizin güçlü sesini dinleyerek ve aklımızın sınırlarını aşarak onu daha güçlü keşif yolculuğuna çıkarmak bizim elimizde! Ve insanın öz benliğine 'içindeki güce' inanması, sonuca ulaşmakta oldukça önemli.

Mucizelere inanmazsan eğer onlara ulaşamayacağını ve gerçekleştiremeyeceğini bilmelisin. İster mekanımızda kendi ritüelimizi yapalım, ister kutsal mabetlerde arzularımızın gerçeğe dönüşmesi için gerekli olan itici gücü ortaya çıkarmaya çalışalım. Birbirimize verdiğimiz güç transferleri önemli referanslardır elbette. Ama mucizeler,  önce içindeki güce inanmanı bekler! bunu sakın unutma! 
Çünkü gerçek yaratıcı güç kendi içimizde saklıdır. Ortak bilinç, sezgiler, hayal gücü ve tabi ki sevgi... Kendi doğamızın sınırlarını aşabildiğimizde, mucizevi olana da kavuşabiliriz o zaman. Her şey inanmakla başlar. Doğanın gücüne ve sınırsız enerjilerin varlığına İNANMAK tır önemli olan.
Ve o sihirli değnek kendi İÇİMİZDE SAKLIDIR!
Esin Bozdemir
Yardımcı Kaynaklar: Wikipedi
(*) GEO Türkiye Dergisi- Nisan Mucizeler -Sf 38/60  

DİP NOT: GEO Nisan, 2013 'Mucizeler' i oldukça kapsamlı; sosyolojik, felsefi, dinsel, bilimsel bir şekilde ele almış. Önemli bulduğum bu araştırma yazısını kendi yorumlarımla birlikte derlemeye çalıştım.  Dr. Mathias Mesenhöller 'in (Tarihçi ve Gazeteci) hazırlamış olduğu 'Mucizeler var mı yok mu? ' yazısını okumanızı öneririm.

17 yorum:

  1. Çok güzel bir paylaşımdı emeğinize sağlık.

    Benim mucizem sakat olduğu söylenen çocuğumun bir sonraki testlerinde sağlıklı olduğunu öğrenmemdi...Kim bilir belki bundan sonra başka mucizeler yaşamayı Mevla nasibime yazmıştır:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Ays,
      Yaşadığınız o a'nı eminim ömrünüz boyunca hiç unutmayacaksınız. Ve olur da bir gün yine, kendinizi çok aciz hissedeceğiniz bir a'nınız olursa, referansınız olacaktır o mucize anınız.. Niyetleriniz gibi; Mevla size nasip etsin başka mucizeler yaşamayı da..

      Sil
  2. Aslında hepimiz namütenahi bir mucizenin ortasında, yığınla mucize ile içiçe yaşıyoruz da farkında olacak kadar mutlu ve umutlu olmadığımız zamanlarda karamsarlığımız içinde göz ardı ediveriyoruz tüm bu güzellikleri. Doğanın, çiçeklerin, böceklerin yanı sıra benim için en özel mucize, hiç tanımadığım birinin dosdoğru gözlerimin içine bakarak bana yönelttiği sımsıcak bir gülümsemedir. Ayaklarım yerden kesilir. Günümün geri kalanı güzel geçer.

    Yaşamından mucizeler hiç eksik olmasın Esin' cim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Asuman Yelen,
      Gülen gözlerinizden yayılan ışığın aydınlığıdır beni de gülümseten. Mucizeler hep var, yeter ki biz o mucizeleri pozitif duylarımızla besleyerek, çoğaltalım.. paylaşalım. Sizin de yaşamınızdan mucizeler eksik olmasın Asuman ablacım.)
      iyi hafta sonları dilerim.. Sevgilerimle

      Sil
  3. Teşekkürler, yararlı ve etkileyiciydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @ali zafer sapci,
      Ben teşekkür ederim..

      Sil
    2. Ali Bey'in bir postunda gördüm blog linkinizi, takipteyim :)

      Sil
  4. Sevgili Esın,
    Ben mucizelere ve bu sihirli gucun icimizde olduguna inananlardanim. Ve Allah iyiki icimize bu duyguyu vermiş derim hep.
    Yazın su gibi aktı okurken. İnsanın enerjisini yükselten cok faydalı bir yaziydi.
    cOk teşekkürler paylaşımın icin.
    Sevgiler. Selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Güngör Ekinci,
      Sevgili Güngör'cüm, dediğin gibi Allah iyi ki içimize o güzel duyguyu vermiş.. Akıl-zihinsel güç ve özduygu/inanç güçleri birleştiğinde, çok güçlü bir enerji çıkıyor ortaya. Bu güç ve yüksek enerji, sezgisel iç yolculuklarla da buluştuğunda mucize dediğimiz sonuçlara varmak hayal değil!. Çünkü insan öylesine müthiş, öylesine muazzam bir canlı ki.. evrenin içinde var olan ve yaratılmış olan her şey gibi!. Yarattıklarıyla eşsiz, tarifsiz bir YARATICI var! Düşünen, duyan, hisseden bu gücü ortaya çıkarabilir. Bunun için medyum olmaya gerek yok..

      Ben teşekkür ederim.. sevgiler, selamlar...

      Sil
  5. Çok etkilendim.. ÇOK! Çünki bu tür inançları çok güçlü olan bir insanım ve dediğin gibi o değneğin içimizdeki güçte saklı olduğuna inanıyorum.. Hatta bunu biliyorum!
    Ve Senin hem yayınladığın yazılar, hem de yaydığın enerji ile de, bir nev'i GÜÇ verdiğine inanmaktayım sevgili Esin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @hasret senfonileri,
      Evren müthiş bir düzen ve aynı zamanda denge oluşumlarında hassasiyetleri olan bir mekanizma adeta. Evrenin içinde yer alan canlıların en muhteşem ve karmaşık olanı da 'İNSAN'. Hayat her gün bilinmeyen bir yönünü bize gösterirken, insanı ve insanın sınırsız güçlerini de keşfetmemizi sağlıyor. Evrene yaydığımız duygular ve verdiğimiz mesajlar çok önemli!. Beyinsel, düşünsel, duygusal ve sezgisel KEŞİFLERİMİZ çoğaldıkça ve bu keşifler MUCİZEVİ durumları yaşattıkça.. ortaya çıkan somut gerçekler içimizdeki bu gücün ne denli büyük olduğunu gösteriyor bizlere. İçimizdeki bu BÜYÜK ENERJİ'yi fark ettiğimizde yaydığımız sinerji de büyüyor ve genişliyor. Ve bu enerji çok büyük bir GÜÇ veriyor hepimize..

      İnsanlık, akılcı ve pozitif duygularla birleşerek çoğalan ve içimizde büyüyen bu İNANÇLA yükselecektir.. Buna inanıyorum...

      Sil
  6. Çok etkileyici, teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @WarhaWk - Cenk

      @Mucize konulu bir post. sizi sayfama getirmiş. Hoş geldin sevgili Cenk.)
      "Doğacaktır bize vad ettiği günler Hak'kın,/ kim bilir belki yarın belki yarından da yakın" diyorum.))

      "Halkım ben, parmakla sayılmayan/Sesimde pırıl pırıl bir güç var/Karanlıkta boy atmaya. Sessizliği aşmaya yarayan ..."

      Davaya inanmak önemlidir. Bu güç ve inançla, azimle çıkılan her yol zaferle sonuçlanmıştır! Durduramaz hiç bir şey yükselen halkın sesini!.. Gücünü doğruluktan alan, karakterli başı dik olan..'HALKIN GÜCÜ' büyük bir enerji patlaması yaratacaktır.

      Ben teşekkür ederim sevgili Cenk..
      Esenlikler, başarılar dilerim..

      Sil
  7. Sen de bir mucizesin benim için Esinciğim. Birbirimizin hayatlarına dokunmak, bu kadar aynı düşünebilmek, düşüncende ben olmak, az bir mucize mi?
    Hayatımızın pek çok dönemlerinde karşılaşıyoruz o mucizelerle. kah farketmiyoruz, göremiyoruz çünkü baktığımız göz bedenimizin kör gözü, kah farkediyoruz ki gözümüzle değil bilincimizle, ruhumuzla bakıyoruz. Her yazdığın her kelime düşüncemde aynı ama ben bu kadar güzel dile getiremezdim. Sevgiyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Defne Soysal,

      Bilmukabele Defneciğim.)Hayatın kendisi başlı başına birer mucize değil mi zaten!. Özel ve üstün bir yaratıcı bu düzeni var etmiş ve tasarlamış. Birbirimize dokunurken onlarca kelimenin içinden hangisini tercih edip çektiğimiz dahi aslında o kadar çok önemli ki!. Doğanın içinden alıp çektiklerimiz de öyle!. Bir yanda *kötüler bir yanda *iyiler, bir yanda kötülere sessizce boyun eğmiş ve kendini cellata teslim etmiş çaresizler var!. Zulme boyun eğmeyen, direnen kötülerle mücadele eden ve ederken zekasını doğadan aldığı güçle besleyerek donatan insan/lar kazanacaktır!. Anahtar kendi içimizdeki güçte saklı. Büyük bir enerji topuyuz her birimiz. Yeter ki onu çıkarmayı başarabilelim. Ve yaşadığımız mucizeler, paylaşıldıkça çoğalan nice mucizeleri de doğuracaktır.

      Güzel düşüncelerine ve yorumuna teşekkür ederim Defneciğim. Her şey daha da güzel olacak inanıyorum. Sevgilerimle..

      *Kötüler ve iyiler'i her duruma uyarlayabiliriz.)

      Sil
  8. Yazının başından itibaren Einstein'in o sözü yerleşmişti aklıma anında.
    ''Hayat ya her şey bir mucizeymiş gibi, ya da hiçbir mucize yokmuş gibi yaşanır.''
    Sonlara doğru aynı cümleyle karşılaştığımda gülümsettin beni sevgili Esin :)
    Bana sorarsan her şey bir mucize. Gördüğümüz her şey, şu kozmik evren, hepimiz, her şey!
    Tek sorun; insanoğlunun olumlu yönde ilerletebileceğine inandığım mucizevi güçlerini kişisel ya da toplumsal hırsları için olabildiğince olumsuz yönde harcaması gibime geliyor.
    Ve ne kadar haklısın:
    Her birimizin içinde birer sihirli değnek saklı aslında...

    Çok güzel ve doyurucu bir yazıydı yine.
    Ellerine sağlık Esinciğim..
    Güzel bir hafta sonu dilerim.
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Zeugma,
      :) Ben de gülümsedim. Bilirim akrep burçlarının hislerinin nasıl berrak ve güçlü olduğunu! Sezgisel duyularımız güçlüdür ve bu yüzden hissettiklerimiz çoğunlukla bizi yanıltmaz ama aynı zamanda olumsuzlukları da fazlasıyla hissediyor oluşumuz bizi biraz da yorar!. O halde ya olumsuz olan şeylerden uzak olacağız.. ya da olumsuzlukları olumlu duygulara yönlendirebilmek için mücadele edeceğiz!. Tercih etmemiz ne kadar istediğimizle ilintili!.

      Evet evrende her şey mucize dediğin gibi! İnsan da öyle.. İnsanın ne büyük mucizevi durumları yaşayabildiğini bilmek, önemli!. Yeter ki sahip olduğumuz bu gücü fark edip çıkarabilelim ve onu olumlu yönde kullanabilelim. Her keşif birer şimşek gibi parlıyor içimizde.. Referans aldıklarımız çok önemli. Beyin gücü yaratabilmek, güç transferleri ve yaratılan olumlu, pozitif sinerjileri yaymak...

      Daha güzel bir dünyada, barış, huzur ve sağlık içinde, kardeşçe, sevgiyle hep birlikte yaşamak hepimizin isteği budur!. bu olmalıdır!.. bizler küçücük birer noktayız evrenin üzerinde ve geçiciyiz ama hayat kalıcı!..

      Ben teşekkür eder, güzel bir hafta sonu dilerim Zeugmacığım...
      Sevgilerimle...

      Sil

Related Posts with Thumbnails