8 Temmuz 2011 Cuma

Bir bit eniği var bu işte!.. YALAN (mim)


"Sürekli başkalarının duygularıyla ilgilenen insanlar son derece yıkıcı olabilir; çünkü kendilerinden çok şey saklamaktadırlar." (*)


Elbet yalan hakkında söylenecek çok şey var/dır! Bir defa yalan kendi içinde tezat olanı da barındırır. Ortada bir yalan varsa yalancı da vardır! başka kimler yoktur ki! yalana ve yalancıya arka çıkacak olan destekçiler vardır!..

sonra, bilerek ya da bilmeyerek o yalana ortak olanlar vardır!…  tabi ki birde hakiki gerçekler vardır!.. kısaca bu konunun yelpazesi çok geniş!

Hayatımızın hemen her evresinde görülebilen ya da tanık olabileceğimiz ve farklı farklı alanlarda değerlendirebilmenin mümkün olduğu bir konudur yalan…
Ben bu mim konusunda fazlaca ahkam kesmiş olmayayım! dedim ve somut bir örnekle yalanı kendi penceremden değerlendirmek istedim…
Okuduğum bir kitapta bilge kişi diyor ki;

“bir defa, görülmedik şeylere insan nedense kolay inanır; sonra da, üzerlerinde konuşmaya, düşünmeye alışık olmadığımız için, bunlara kolay kolay karşı da koyamayız… Bu yüzden insan en az bildiği şeye en çok inanır. Bu yüzden bize masal okuyanlar çok rahat konuşurlar…”
Benim ise sizlere anlatacağım şey masal değil! Yaşanmış bir olay…

İlkokul yıllarımda anımsıyorum.. Sınıfımızda sıklıkla saç, tırnak bakımı, kılık kıyafet kontrolleri yapardı öğretmenimiz.. dişlerimizi nasıl fırçalayacağımızı, ellerimizi  hangi sıklıkla yıkamamız gerektiğini uzun uzun ve uygulamalı olarak anlatırdı… Genel bakım ve temizlik kontrolleriydi bunlar …

Bir de hiç unutmuyorum yine o yıllarda okullarda acayip bir bit salgını vardı!..  herkesin aklı giderdi söz konusu bit mevzusu açıldığında. Ne zaman ki bu konu açılsa tik gelmişçesine! hatır hatır kaşınır dururdu herkes J bu yüzden özellikle saç bakımı daha da bir önem taşırdı!..

“... ya bit bizim sınıfta da çıkarsa!”, “... peki ya bit benim başıma da gelirse!” diye diye..
bir korku, bir panik, bir endişe sarmıştı ki!… ' korkularımız dağları deldi!.. '
ve sonunda korkulan oldu! nihayet bir gün bizim sınıfımıza da o bit eniği geliverdi!.. ve bit söylentileri yılan gibi sınıfın orta yerine çöreklendi!

”şişşt, şişşt !! duydun mu bizim sınıfta bit varmış!!”,
herkesin dilinde; “bit!” “bit varmış!”, “ bizim okulda da bit varmış!”  "Hem de bizim sınıfta duydun mu!”, “ peki ya bit kim de imiş!!” …
Birkaç gün içinde bit mevzusu tüm okula yayıldı!. Ama kimse bilmiyor bit kimde!.. kimler, bitlendi!.. herkes birbirine endişeyle ve panikle  ‘suçlu gibi’ bakıyor!!  yanaklar al al, pancar gibi kıp kızıl, korkudan tüm sınıf zırıl zırıl!.. herkesin ödü çatlıyor!..  bu belki çok doğal bir durum ama biz çocuk yaştayız! bunları ne anlayabilecek ne de kaldırabilecek bir durumda değiliz!.. hele ki ailelerimizin endişelerine bakınca belli ki pek öyle doğal/mış gibi de görülmeyen  bir durumla karşı karşıyayız!..
Sonra yine  bir gün sınıfta,  en arka sırada oturan Ahmet, hemen önündeki  sırada oturan arkadaşı Mehmet’ in ensesine dikmiş olduğu gözlerini, hayretle faltaşı gibi açarak ve elleriyle de saçlarını işaret ederek öyle yüksek sesle bağırarak!..  

“ bit varrrr! gördüm bit!!! bittt bu!!! bit varrrr!! “
demez mi!
tabi ki aynı anda tüm sınıf Mehmet’  e dönmüş  hep bir ağızdan;

”a……!!, bittt!, bitliii ”, “bit-li Mehmet!”, “bitliii!, bitliii!..”
derken bir kargaşa bir gürültü içinde, ağlayarak sınıfı terk eden Mehmet’in ardından sesler, bağırışlar, gülüşmeler  ve şaşkınlıklar daha da arttı… sonra yerini büyük bir sessizliğe bıraktı!..  

Nihayetinde bit kimde imiş? Adeta; ‘zanlının/suçlunun’ da! bulunması ile sanki biraz da herkes derin bir nefes aldı!!! … ama dedikodular silsilesinin ardı kesilmedi hatta daha da yayılmaya başladı ki!.. şimdi de, “acaba sırada kim var!”  telaşı sardı her yanı, bir de ”ya bana da geçti ise bit!” … tedirginliği..

Mehmet birkaç hafta okula gelmedi, gelemedi utancından!.. oysa hep pırıl pırıl parlardı saçları.. elma elma yanakları vardı!.. öğretmenimiz dilinin döndüğünce herkesi uyarmaya ve aydınlatmaya çalıştı bit konusunda!.. hatta; “ bit yağlı, kirli saçlardan daha çok temiz ve bakımlı saçlara gelir!” bile dedi!.. ama okulda adı bitliye çıkmıştı bir kez  Mehmet’in..  Ailesi de, Mehmet’ de çok üzgündüler belli ki! herkes Mehmet’in karantinaya alındığı ve bu yüzden okula gelemediğini zannederken aslında o üzüntüsünden yatak döşek yatmaktaydı!.   Ailesi ardından okula şikayet duyurusunda bulunmaya ve oğullarında böyle bir şeyin olmadığını ikna etmeye çalıştı ise de kimseleri inandıramadı!.. oysa bit çıkmamıştı ama çıkadabilirdi! onlar en çok oğullarının hiç yok yere incinen duyguları için üzülmekteydiler!.. Bir kez adı çıkmıştı Mehmet’in bitliye…

Mehmet sınıfta yoktu ama bit mevzusu hala kapanmamıştı!.. yine bir gün sınıfta dersin ortasında, tesadüf o ki yine Ahmet’in yükselen sesi ve yanındaki arkadaşını göstererek;  
“Ayşe’de bit varrrr!!” … !!!.. söylemi ile ortalık toz duman oldu bir anda.. ve o hafta içinde birkaç öğrenci daha derken… sınıftaki bit söylentileri okulun her yanına yayıldı!..  bitli olduğunu zanneden öğrenciler, zır zır ağlamaktan, diğerleri de “ya ben de bitlenirsem! “ korkusu içinde pek bir zorlu günler yaşadık. Nihayet bu söylentilerin önüne geçilemeyeceğini düşünen okul idaresi sağlık elemanları aracılığı ile tüm sınıfı tek tek saç kontrolünden geçirdiler.

Ve bu kontrollerde ne olsa beğenirsiniz!  Ne Mehmet’te, ne Ayşe’de ne de diğer birkaç adı geçen öğrencinin hiç birinde bit yok muymuş! .. peki sınıfta hiç kimsede bit yok ise bu bitte nereden çıkmış?..boşu boşuna mı adı çıkmış o öğrencilerin? ve tüm sınıfın! şimdi sevinmeli mi üzülmeli mi!!  Şaşkın şaşkın bakınırken herkes birbirine  sonunda bir kişide bit bulunuyor!!!  kimde biliyor musunuz! İşte o hep;  “ şunda bit var!, bunda bit var!” diyen Ahmet’te çıkıyor bitler.. hem de ne bit!!!  öyle çokmuş ki bitler, yuva yapmışlar kafasında, çoğalmışlar, çoğalmışlar!!..  
Bu kadar bitlenmiş bir başın, nasıl bir başka başa sıçrayamamış olduğuna ise sağlıkçılar bile şaşırıp kalmışlar!.. kirpi gibi! öylesine gür ve kıvırcık olduğu için saçları anlaşılan o ki dışarıya çıkamamış bitler!…
Ahmet bir değil, birden fazla yalan söylemiş bir de ihanet etmişti arkadaşlarına, küçük düşürmüştü tüm sınıfın önünde her birini!.. bitli olduğu düşünülen arkadaşlarımızın yanlarına kimse sokulamamıştı uzunca bir süre! tabi ki sonrasında şikayetçi olan öğrenci velileri Ahmet’e disiplin cezası verilmesi için yönetime dilekçe vermişlerdi!.. Ahmet bir ay kadar okula gelememiş, kimselerin yüzüne bakamamıştı... o günden sonra hiç kimse bir daha sınıfta onun yanına oturmak istemedi!..  ve devamsızlıktan zaten Ahmet o yıl sınıfta kaldı! ama gerçekler ortaya çıkınca asıl kendi kendini cezalandırdı!.. çünkü çevresinde tek  bir arkadaşı bile kalmadı!..
Yalan işte böyle bir şey!.. bir süreliğine çevrenizdekileri kandırabilirsiniz!.. ve çevrenizdekileri de bu yalana ortak edebilirsiniz!.. ama doğrular er ya da geç mutlaka ortaya çıkar!..

Bu yüzden ağızdan çıkan her söz önemlidir! Olumlu şeyler kadar olumsuz olan, hele ki bir başkasının lehinde yada aleyhinde söylenilen sözler çok ama çok daha önemlidir!.. Ve kulağınıza gelen bu sözlerin ne kadar doğru ve ne kadar yanlış olduğunun ise hiçbir garantisi yoktur!.  Kısaca; ' duyduğun/uz her söze inanmayacaksın/ız..! hele ki insanları zedeleyecek düşüncelere asla ve asla bir başkasını da o yalana ortak etmeyeceksin/iz… !' diyebilir miyiz!!??..  “evet” çünkü hiç kimse hiç kimsenin gerçek niyetinin ne olduğunu bilemez!..


“Bana doğru gelen hiçbir şey yoktur ki yanlış gibi de gelmesin.” (**) 

Yalan! Neye göre yalandır! Peki ya o zaman doğru nedir!!


Orada bir değil bin kere düşünmek lazım!..
Bir bit yeniği var ise o işin içinde o bit bir gün gelir düşüverir önüne !!! J

Nani’den gelen '4 haziran 2011' tarihli
yalan konulu mimi ben de,
yazmak isteyen herkese gönderiyorum.




ve....bu nahoş muhabbeti güzel bir şarkı ile noktalamak istiyorum..

Resim: 1x Alexandre Buisse
(*) May Sarton 'Tezatname' kitabından
(**) Monteigne/Denemeler

14 yorum:

  1. ''İnsan en az bildiği şeye en çok inanır. Bu yüzden bize masal okuyanlar çok rahat konuşur''
    ne güzel söylemiş bilge kişi..

    Canım, çok çok güzel olmuş yazın.
    Her zaman ki Esmir farklılığı ile.
    Anlayabilenlere nice mesajlar içeren..
    Ama anlayana sivrisinek saz, anlamıyana davul zurna az değil mi?

    Bir de bilinen bir söz geldi dilime, günün anlamına yakışan;
    'Alma Mazlumun ahını, çıkar aheste aheste'

    Yalan ve yalancılardan uzak , mutluluk dolu günler senin olsun canım, sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. Ne hoş, ne güzel biryazıydı Esmirciğim; birçırpıda okudum.

    Bu arada ilkokulda ben de tam iki kez bitlendim :))) Ama nedense hiç utanmadım; belki tüm sınıfın bitlendiğinden belki de utanılacak birşey göremedimden, kimbilir :)))

    Kucak dolusu sevgiler !

    YanıtlaSil
  3. masal gibiydi..
    hani yazıların kitapların anafikrini çıkarmamız gereken çocukluk zamanına götürdü beni zaman yolculuğu yaptırdı..

    sevgilerimle ..
    atalet

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel bir dille anlatmışsın yalan ve sonuçlarını Esmir'im. Bir kez daha, duyduklarımıza hemen inanıp tavır almadan önce durup düşünmemiz gerektiğini hatırlatan güzel bir örnek. Ne yazık ki genelde duyduklarımız karşısında yargısız infaza gitmek kolay yol oluyor oysa her olayın- gerçek bile olsa- iki yüzü vardır.

    "Bana doğru gelen hiçbir şey yoktur ki, yanlış gibi de gelmesin" ne doğru bir söz...

    İnsanları haksız yere suçlamamak için, duyduklarımızın yanlış -yalan- da olabileceğini, hatta duyduklarımız doğru bile olsa, geçerli bir nedeni olabileceğini düşünebilsek keşke...

    YanıtlaSil
  5. Sevgili adaşım ilkokul yıllarıma ışınladın beni.Bütün sınıfça bizde nasibimizi almıştık.Ahmet gibi bir arkadaşın besili kafasından bizede yumurtaları bulaşmıştı.Annem o hafta sonu teyakkuz ilan etmişti.Kafam önce ilaçlarla yıkanmış sonra sık taraklarla taranmıştı.

    Okul kapandıktan sonra bile annem o şampuanı önlem amaçlı bana ve abime kullanıp durmuştu.

    Yalan konusunda ise ne beyazı ne pembesi hepsi evlerden bizlerden ırak olsun diyorum.

    Sevgilerimle:)

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel bir yazıydı Esmir.
    Sanırım çocuklar her konuda daha acımasız oluyorlar. Aslında acımasız demek de hata olur da, o çocuk saflığı var ya o yaptırıyor bütün bunları.
    Düşündüm de benim de çocukluğumun fobilerinden biriydi " bit korkusu" :)))
    Sevgiyle kal ...

    YanıtlaSil
  7. @nani,

    güzel temennilerine aynen katılıyorum sevgili nani; yalan da yalancılar da bizlerden uzak olsun!..

    güzel bir hafta dilerim.
    sevgi ve esenlikler...


    @ÇOBAN YILDIZI;
    Teşekkür ederim güzel düşüncelerin için..

    Sanırım çok az çocuk/genç vardır yaşamının bir döneminde olsun bitlenmeyen!..utanılacak birşey yok ama bu bilinci çocuklarına verebilecek aileler de o dönemlerde ne yazık ki yeterince yoktu!.. bilinçli yetiştirilmiş bir ailesi olunca insanın senin gibi böyle yürekli ve özgüveni yüksek şirin bir kız çocuğu olur elbette:))

    Sevgilerimle Zühreciğim...

    YanıtlaSil
  8. @atalet,
    hayat masal tadında olunsa keşke hep!.ve biz yaşarken, hep öyle çocuk masumiyetinde algılayabilsek bu hayatı!..

    sevgilerimle..



    @Çınar,
    Yaşanmış bir anımdan yola çıkarak "yalan" konusunda vurgulamak istediğim ana mesaj aynen buydu!..çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz sevgili Çınarcığım...

    teşekkür ederim değerli yorumunuz için...

    sevgilerimle,

    YanıtlaSil
  9. @İZDÜŞÜMLER,

    Saçlarımızın derisini mahveden o şampuanı kullanmayanımız yoktur o dönemlerde!..:)artık kepekleri bile bit gibi görür olmuştu babaannem "bu da olabilir?!! olmayabilir de!" der.. şampuanı kaynak sularla başıma boca ederdi adeta:)

    sevgili adaşım, yalanlardan uzak güzel bir hafta dilerim sana..

    sevgilerimle,

    YanıtlaSil
  10. özlem,

    evet, "çocukken olabilir!" ya da "çocukluk işte!!" dediğimiz..o çocuklar var ya hani! onlar da büyüdüler ve büyüyünce daha büyük yalancılar oldular!..

    şimdi onlar virüs gibi yayıldılar 'toplumun' her yanına!..ve biz onları büyük bir şaşkınlıkla izliyoruz!.keşke bit kadar olsalar!:)

    esen kalın...

    YanıtlaSil
  11. Bir mim olayının böylesine ders verici bir yazıya dönüşmesi, düşündürmesi, alıp o günlere götürmesi takdire şayan sevgili Esin.

    İlkokulda birkaç kez bizim de başımıza gelen bu olaydan dolayı saçlarımızın üç numaraya vurdurulduğunu anımsadım.

    Güzel paylaşımınız için teşekkürler.

    Esen kalın.

    YanıtlaSil
  12. JİVAGO,

    Erkeklerin bazıları keloğlan bile olmuştu:))kızların da upuzun saçları kısacık kalıvermişti:))o zamanlar doğal şeylerdi bit/lenmek!ama ya şimdi!yerini doğal olmayan GDO'lara, bilmem kaç tür kuş, domuz..vs. griplere bıraktı!niyet farklılaştı..yalansız ve hilesiz birşey kalmadı!..

    esen kalın...

    YanıtlaSil
  13. Ilkokulda bitlenmeyen var midir acaba? Saka bir yana uzucu bir hikaye senin yazdigin... Yalan aslinda kendi kendini kandirmak bazen. Degil mi? Cogu zaman birak baskasini kendimize soyleriz. Kabul etmek istemedigimiz seyler icin, kendimizi savunmak icin yada farkli gozukmek icin...
    Soyleyeceksek bahane coktur.

    YanıtlaSil
  14. didem,

    Sevgili didem, bazen eğer ki kendine bile söylüyorsa insan yalan/ı, o ancak gerçeklerden kaçtığı içindir!..oysa insan nereye kadar kaçabilir ki kendisinden...ama göremeyince gerçeği ve de görmek istedikleri ise tam tersi!o zaman aldanmaya da aldatmaya da meyilli olabiliyor!..bitler de keneler de uzak olsun her birimizden!..:))sevgiler...

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails