"Bir otel odasında gencecik çocuklar
Çırpındıkça bir yudum soluk için
Üzerine benzin döküp oynayanlar
Onlar bir gün öpmeye eğilince çocuklarını
Dudaklarında duman ve yanık et kokusu
Boğum boğum tıkamaz mı soluklarını?"
Şükrü Erbaş
Hüzün bulutları savruluyor kentlerden. Kir yağıyor ömrümüze. Hayat ırmağının akışına karşı durduklarını sananlar talan ediyorlar aşkları. Çürüyor düşlerimizin örgüsündeki yeşil orman. Tenimizi, canımızı incitiyor zehrin ustaları. Bu yüzden her gün biraz daha genişliyor yüzyılın alnındaki kan lekeleri.
' 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta, yaşananlar yüzyılımızın en büyük dramlarından biridir! Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı bir kentte, hayatın evrimine karşı durmaya çalışanların yarattığı vahşet dünya durdukça lânetle anılacaktır. ' (*)