30 Eylül 2015 Çarşamba

Tarihi yaşatan kent SAFRANBOLU

Adını vadideki SAFRAN çiçeğinden alan Safranbolu’da, Anadolu’nun köklerine yolculuk yapmak... bambaşka bir duyguymuş meğer!.. 
Yaz sıcaklarının yerini yağışlı ve nemli günlere bıraktığı ve sonbahara ‘merhaba’ dediğimiz bu günlerde, araya uzun bayram tatili de girince, biz de gezi planımızı; doğa ve kültür iç içe yaşayacağımız, Batı Karadeniz’in güzel ilçeleri; SAFRANBOLU ve AMASRA’da geçirmeye karar verdik. 
Yaklaşık 10 yıl kadar önce, tur aracılığı ile soğuk bir kış ayında Safranbolu ve Amasra’ya gitmiştim. Normalde daha önce gezip gördüğümüz yerlere 2. kez gitmek yerine yeni yerlere gitmeyi tercih etsek de…  aradan bir hayli zaman geçmişti. Sanki bir şeyler eksik kalmış gibiydi!.. Zaman, neler getirip neler götürmüştü bu kentlere bilinmez.. ama ben ‘değişmiştim’ bir kere!. artık çok daha farklı bir gözle bakmaktayım hayata, doğaya, çevremde olup bitenlere bunun farkındayım.. işte bu yüzden inanıyorum ki o gün gözümden kaçan belki de gözümün önünde olduğu halde benim göremediğim pek çok ayrıntıyı şimdi görebilecektim!..
Bu gezinin sonunda tespitlerimin ne kadar yerinde olduğunu çok daha iyi anlayacaktım. Gelelim ön hazırlıklarımıza... Bayram üzeri yer bulmakta zorlanacağımızı düşünerek önceden konaklayacağımız tesislerde rezervasyonlarımızı yapıyoruz. Tarihi doyasıya yaşamak istiyoruz bu yüzden tercihimizi de tarihi bir konakta yapmayı daha uygun buluyoruz. Konağımız Bağlar Mevkinde bulunuyor. (bkz)

Ve… artık yola çıkmaya hazırız. Bolu bölgesi ve Karadeniz’in yeşil dokusu huzur veriyor, bakına bakına gidiyoruz. Nasılsa yer arama derdimiz olmayacak bu yüzden, aracımızla yol alırken acele etmiyoruz. Erken saatlerde İstanbul’dan yola çıkıp Bolu üzerinden yaklaşık 4-4.5 saat sonra Safranbolu’ya ulaşıyoruz.
Safranbolu'da tarihe yolculuk yapmak üzere keşfe hazırız…   
Kentin yeni yerleşimi yukarılara doğru uzanıyor, eski yerleşim ise dağların ortasında ve biraz çukurda kalıyor. Aracımızla kalacağımız konağa varıncaya kadar küçük bir şehir turu yapıyoruz. Ve Safranbolu’da Bağlar mevkiinde yer alan Konağımıza varıyoruz. Kısa bir dinlenme molasından sonra hava kararmadan genel bir bakış atmak üzere Safranbolu’nun tarih kokan sokakları arasına dalıyoruz.

Vadideki ‘SAFRAN ÇİÇEĞİ’ ve SAFRANBOLU…
Antik Yunan’da yaşamış olan İyonyalı ozan Homeros’un İlyada destanında “Paflagonya” olarak geçen Safranbolu, adını yalnızca burada yetişen mor yapraklı, kırmızı filizli safran çiçeğinden almış… Sayısız uygarlığa yurt olmuş Anadolu’nun kuzey batısına doğru ilerledikçe insanı saran farklı havanın tam kalbinde duruyor Safranbolu. Sanki Karadeniz’in batısından esen rüzgârlar, safranla karışmış kokusunu getirmiş tarihin.

Bölge Türkler’in eline geçene kadar buraya, Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Pondlar, Romalılar hakim olmuş. 1196 yılında Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah döneminde hâkimiyet Türkler’e geçmiş. Daha sonra Çobanoğullar’ının eline geçen topraklar 1423 tarihinde Osmanlı kültürüyle bezenmeye adım atmış.
Safranbolu üç aşağı beş yukarı 4 bin yıllık bir yerleşim. Talihsizliği, Anadolu kültürünün ahşap yapı geleneği. Yangınlar çıkmış, odun çürümüş kent bu yüzden sürekli yenilenmiş.. Ama orijinal dokusunu hiç kaybetmemiş. Çevredeki yeraltı mağaraları bu kentin çok daha eskilere uzandığını gösteriyor. Ya da o izleri gözünüzde canlandırmakta hiç zorlanmıyorsunuz.

Anadolu’da farklı bir doku olarak canlılığını koruyan bu ilçe binlerce yıllık tarihiyle günümüze taşıdıklarını sunarken üzerinden gelip geçen uygarlıkları birçok ögeyle bizlere hatırlatıyor.
Tarihi Cinci Hamamı (Yeni Hamam)
Zamanı doğru değerlendirmek adına,  Safranbolu’ya gelmeden önce kent hakkında yaptığımız araştırmalarda pek çok yazı-yorum ve bilgi edinmiş olsak dahi yine de bir turizm danışma ofisine uğruyor ve rehberlerin gezi önerileri ve tavsiyelerine kulak veriyoruz.

SAFRANBOLU’DA KESİNTİSİZ KEŞİFLER 
Türkiye’de korunma altına alınan 50 bin tarihi yapı bulunuyor. Safranbolu evleri ise yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarından. İlçe merkezinde 18. ve 19. Yy. ile 20. Yy. başlarında yapılmış yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunuyor. Bu eserlerin 1131’i yasal koruma altına alınmış. 
Yerleşim Safranbolu’nun üç ayrı kesiminde gruplanmış. Birincisi 'Şehir' diye bilinen ve kışlık olarak kullanılan kesim; Kıranköy. İkincisi 'Bağlar' diye bilinen ve yazlık olarak kullanılan kesim. Ve üçüncüsü ise daha çok tarihi yerleşim ve ticaret esnafının yer aldığı 'Çarşı' bölgeleridir
Kendi tarihine göre çok yakın bir süre önce, 1994’te UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesine girdiğinden bu yana çok hızlı bir dönüşüm geçirmiş Safranbolu…  
Geçmişiyle barışmış, öz tarihine kültürüne geri dönmüş bir kent. Her geçen gün birbirine benzeyen beton yığınları arasında, giderek ruhsuzlaşan ve kimliğini kaybeden kentlerde yaşamaktan,  özümüzü göremez hale geldik. Bu yüzden, ’iyi ki Safranbolu’ya yeniden gelmişiz’ diyoruz.
Safranbolu'da Tarihi Konakların pek çoğu konaklama tesisi olarak kullanılıyor..
Soruyoruz;  Safranbolu diğer pek çok tarihi kent ile karşılaştırdığımızda neden Anadolu’nun en fazla konağına sahip bir yerleşimdir?  Yanıtı duyunca ‘neden daha önce düşünemedim’ dediğimiz de olmuyor değil hani.  
Cevap: İpek Yolu üzerinde Sinop-Ankara-İstanbul arasında bir durak olduğu için… ve 19. Yy.’da İstanbul fırıncılarının yüzde sekseni Safranbolu’lu olduğu içinmiş. Tabi ki tüm bunları sokak aralarında gezerken ve bizzat lezzetli tatları keşfederken ‘neden’ olduğunu çok daha iyi anlıyoruz.
Her girdiğimiz yapıda ve pek çok detayda tarihi ve köklerimizi yeniden keşfetmenin heyecanını yaşıyoruz. Barındırdığı tarihi eserler; coğrafi konumunun getirisiyle sahip olduğu doğal güzellikleriyle renklenip canlanıyor. Zamana sinen safran kokusuyla burada tarihin etkisinde kalmamak mümküm değil.
Ve… ilk durağımız Safranbolu Kent Tarihi Müzesi oluyor. Kent Tarihi Müzesi 'KALE' denilen yerde biraz tepede konumlandığından.... biraz yokuş çıkacağız... ama daracık, taşlı sokaklarda yürürken 'tam fotoğraflık' diyebileceğimiz birbirinden ilginç görüntülerle keyifli bir güzergahta, bir o yana, bir bu yana baka baka....Kale'ye ulaşıyoruz. 

Safranbolu Kent Tarihi Müzesi  'Eski Hükümet Konağı'  
Burası aslında ‘Eski Hükümet Konağı’ dır. Kastamonu Valisi Enis Paşa ile İlçe Kaymakamı Ahmet Bey’lerin öncülüğünde ilçe halkının maddi destekleriyle iki yıl içinde (1904-1906) “kale” olarak adlandırılan tepeye inşa edilmiş. 
Tamamen kesme taştan yapılmış olan bina, tarih içinde askeri, mülki ve adli yönetim merkezi olarak kullanılmış. 19 Ocak 1976 tarihinde çıkan bir yangın sonucu çatısından tutuşarak yanmış.. 2000 yılında yeniden restore edilerek 2006 tarihinde bir kültür müzesine dönüştürülerek bugünkü halini almış. 
Kale de bulunan, Padişah III. Selim’in Sadrazamı Safranbolu’lu İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Saat Kulesi (1797), Sultan II. Abdülhamit Han devrinde yaptırılan Cephane Binası (1890) ve Cezaevi Binası (1906) diğer önemli binaları da geziyoruz.
Safranbolu Tarihi Cezaevi Binası (1906)

Mezar Anıtı
Tarihi cezaevinin bahçesinde devasa boyutlarda bir Mezar Anıtı görüyoruz. Yanındaki tabelada; 
"Safranbolu, Baba Sultan Mevkinde yapılan bir temel kazısı sonucunda ortaya çıkarılan bir mezar anıtına ait kireçtaşı alınlık parçası. Bu mezar anıtı, mezar sahibinin, sahip olduğu zenginliği ve statüyü de gözler önüne sermektedir. Bağcılıkla iştigal eden Romalı bir zenginin mezar anıtıdır. Kompozisyonda bağcılıkla ilgili birçok aşama,sol tarafında bulunan anlatımda ise ölünün arkasından verilen ziyafete yönelik unsurlar bulunmaktadır. Eser üzerinde görülen anfora ve benzeri kapların kabartmalardan dolayı M. S. I. yüzyılın sonu ile M.S. II. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir." SAFRANBOLU KAYMAKALMLIĞI  yazılıdır. 
Safranbolu Saat Kulesi (KALE) 
Kale üzerinde bulunan Saat Kulesi Padişah III. Selim'in Safranbolu'lu olan Sadrazamı İzzet Mehmet Paşa tarafından 1797 yılında yaptırılmış. Kare planlı olan saat zembereksiz oluşu ile de dikkat çekici. 
 

Safranbolu 3000 yıllık geçmişini 
'Kent Tarih Müzesi' ile geleceğe taşıyor…
Müze: zemin, 1. ve 2. kat olmak üzere 3 kattan oluşuyor. Safranbolu'nun günümüze kadar geçirdiği evreleri kronolojik olarak izleyip, yaşam ve kültürüne dair önemli bilgiler ediniyoruz. 
 Fotoğraflarla Safranbolu
Birinci Katta: Safranbolu'nun ve binanın tarihçesi, haritaları, kültürel yayınları, uydu görüntüsü, sergi salonu ve konferans salonu bulunuyor.
Etnografya Salonunda geleneksel Safranbolu yaşamında kullanılan eşyalar, ve kıyafetler sergilenmiş.
İkinci Katta Osmanlı döneminden  Cumhuriyet dönemine kadar uzanan Safranbolu tarihi ile ilgili bilgiler görsel detaylarla aktarılmış.
 Lonca Kahvesi
Zemin Katta: Safranbolu'da Ticari Hayat ve Geleneksel El Sanatları hakkında fotoğraflı bilgiler bulunuyor. Aynı zamanda; Şifa Eczanesi, Şekercilik, Baharatçı, Yemenici, Kunduracı, Sayacı, Semerci, Demirci, Kalaycı, Ahşap İşçiliği, Bakırcı ve Esnaf Kahvesi gibi Safranbolu'daki önemli esnafların çalışma ortamları özgün canlandırma tekniği ile izleyicilere sunulmuş. 
Şekerci

Baharatçı

Kunduracı

Semerci

Demirci
Kent Tarih Müzesi, kentin kültürel, tarihsel, sosyal ve ekonomik zenginliğini tanıtmak ve yarının kentlilerine yol gösterebilmek amacıyla Safranbolu ile ilgili her türlü bilgi, belge, eşya, görsel malzeme ses ve görüntü kayıtlarını bünyesinde bulunduruyor. Bu yüzden Safranbolu’da kenti gezmeden önce ilk gidip görmeniz gereken yer Kale alanında konumlanan Kent Tarih Müzesi olmalıdır.
Kale'den görüntü: İzzet Mehmet Paşa Camii
Safranbolu'ya hakim bir tepede olan Kale'den kuşbakışı leb-i derya misali Safranbolu'yu seyrederken...farklı açılardan bol bol da görüntü alıyoruz. 

Kale'den görüntü: Tarihi Cinci Hamamı (sağda)

Kale'den görüntü:
(solda) Köprülü Mehmet Paşa Camii ve İzzet Mehmet Paşa Camii /sağda)

Cinci Han- 1645 - KERVAN SARAYI
(ortadaki büyük yapı)
Safranbolu'da çarşı içinde Çeşme mahallesinde bulunan bu iki yapı, asıl adı Hüseyin olan Cinci Hoca tarafından yaptırılmış. Cinci Hoca, Sultan İbrahim zamanında Rumeli Kazaskerlerinden biridir. Zenginleşince, memleketi Safranbolu'ya bu görkemli hanı ve hamamı yaptırmıştır. 
17. yüzyılın ortalarında İpek Yolu, Safranbolu'nun ticari hayatının canlanmasında önemli bir etkenmiş. Tüccarlar da ticaretin merkezi olan Safranbolu'da konaklama, yeme içme gibi ihtiyaçlarını Cinci Hanı adı verilen bu yerde karşılıyorlarmış.
Cinci Hanı - Kervan Sarayı

Tarihte 'Cinci Hanı' olan bu mekan günümüzde de restoran-bar ve
konaklama amaçlı  'Kervan Saray' adı altında hizmet veriyor. 
Kent Tarihi Müzesi, Saat Kulesi ve Tarihi Ceza-evini de gördükten sonra... keşiflerimizi sürdürmek üzere giriyoruz cıvıl cıvıl çarşıların arasına...Tarihi camiler, hamamlar, konakların arasındayız artık...  
Yemeniciler Arastasına doğru yol alırken,  tarih kokan sokakların ortasında, asma dalları arasında, şirin mi şirin... gözümüze çarpan bu çay bahçeleri... hele ki miss gibi kahve kokusu..bize de küçük bir molanın geldiğini hatırlatıyor. 
Osmanlı döneminde Loncaların bulunduğu "Lonca Çarşısı" günümüzdeki adıyla Yemeniciler Arastası denen alanda toplam 48 ahşap dükkan bulunuyormuş. Birbirine bitişik sıralanmış olan dükkanlardan biz de birkaç hediyelik ve hatıralık alıyoruz. 
Kalaycılar Çarşısı
Ve giriyoruz Kalaycılar Çarşısına. Safranbolu zamanında çevrenin bakırcılar çarşısıymış. Bugün yalnızca kalaycılık ve dışarıdan getirilmiş bakır kap kacak satan dükkânlar bulunuyor.
 Demirciler ÇarşısıEl Sanatları
Tezgâhlarda ustalardan ince işçilik gerektiren nice eserler ve boy boy alemler gözümüze çarpıyor. İrili ufaklı bakır sahanların ve  ibriklerin nostaljisi, pırıl pırıl kalaylanmış ışıltısıyla birleşince anılarla yüklü hoş manzaralar yaşatıyor ziyaretçilerine. 
Usta bir zanaatkâr

Bir demirci ustası ince işçilik isteyen mesleğini titizlikle ve
- tebessüm eden yüz ifadesinden okuyabildiğimiz - sevgiyle yerine getiriyor...

*****

***** 

Ahşap işçiliğin en nadide örneklerini görüyoruz. Fiyatları ise onca titiz işçiliğe nazaran yine de oldukça ucuz. Taşlı duvarların dibinde sergilenen at arabalarının tekerleri, göbek taşları, düvenler… Çoban düdükleri, devrek bastonları, süs kabakları, ahşap oyma minyatür heykeller ve daha neler neler... yok yok!. 
Hediyelik eşya ve el dokuması ürünlerinin bulunduğu Merkez çarşı etrafında yer alan aktarları dolaşıyoruz.. ev tekstilinden, ahşap oymacılığa kadar buram buram sanat ve tarih kokan sokaklarda telaşsız, aheste yürümenin keyfi de bir başka oluyor ;)  
İzzet Mehmet Paşa Camii 

Cami avlularına girip çıkıyoruz. 
Bin yıllık çınar ağaçları arasında, daracık taşlı sokaklarda 
cıvıl cıvıl renk cümbüşü arasında yürüyoruz…

Akçasu Kanyonu
Safranbolu, jeolojik açıdan ilginç bir oluşuma sahip. İlçede uzun ve derin kanyonlar, (Tokatlı, Düzce, Tekekurum) büyük mağaralar yer alıyor. Ayrıca kent 3 ayrı derenin oluşturduğu kanyonların üzerine kurulmuş. (Akçasu, Gümüş, Bulak).
Demirciler Çarşısında gezerken tarihi bir dükkanın taş duvarı üzerinde 'Akçasu' tanıtım levhası dikkatimizi çekiyor... Anlıyoruz ki, bulunduğumuz bu bölgede de bir kanyon mevcut...Bu kanyonun dar yerlerinde yukarıda gördüğünüz gibi ahşap yapılar yer alıyor. 
Ve…. her yerde safranın izlerini sürüyoruz!.
Safran tohumları: Aktarlar safran tohumlarıyla dolu… küçük küçük minnacık toplar. Apayrı bir uzmanlık konusu imiş gerçek safran bulabilmek. Gram fiyatı altın ile eşdeğermiş!.  (safran, çiçeğin dişi organının ucundaki zerrelerde bulunuyormuş) Safranbolu’da topu topu 25-30 dönüm safran çiçeği tarımı yapılıyormuş. Mevsim ekim mevsimi olduğundan biz de denemelik bir iki safran tohumu alıyoruz. Belki tutar kim bilir!.. Tutmasa da safranla bir anımız olsun yeter ;)
Meşhur safranlı lokumcular: dizi dizi dizilmişler. Vitrinlerde rengârenk sunumda olan lokumlar iştahımızı kabartmaya yetiyor. Önce tadımlık, sonra da hediyelik lokumlardan alıyoruz.
Keten-pamuk  el dokuması: Eskiden Safranbolu çarşısında demircilik, bakırcılık, semercilik, dikicilik, saraçlık, ayakkabıcılık gibi zanaatlar lonca düzenine uygun olarak ayrı ayrı sokaklarda bulunurmuş. Şimdi merkez çarşıda ise köylerden toplanan otantik ürünler yan yana dükkânlarda satılıyor. Bunlar arasında en ilgi çeken ve en orijinal ürünler baskı motifli ya da kanaviçe işli keten pamuklu dokumalar görülüyor.
Kileciler Gezi Evi 
Kendisi başlı başına bir açık hava müzesi olan Safranbolu'da ilçenin geçmişine ve bugününe dair önemli eserler barındıran pek çok müze bulunuyor. Safranbolu mimarisinin özel örneklerini gösterirken yöre kültürünü ve tarihini de gözler önüne seren evlerin müze olarak değerlendirilmesiyle ilçe tescilli üç müze kazanmış. Ama aslında evlerin hemen hepsi müzelik denilecek kadar geleneksel yaşamın tüm izlerini taşıyan etnik ögelerle donatılmış.
Safranbolu'da iki sokağın birleştiği yerde, köşe başında duran bu evin Hacı Mehmet Efendi tarafından yürütülen yapımının 1884 yılına denk geldiği biliniyor. Üst katın iki cephesi işlemeli taş konsollar üzerinde dışarıya çıkma yapacak şekilde inşa edilmiş konağın; selamlık ve haremlik bölümlerinin olduğunu öğreniyoruz. Daha önce ziyarete açık olan bu gezi evi bayramda kapalı olduğu için içerisini göremiyoruz. 
Çarşıdan Hıdırlık Seyir Tepesi'nin Görüntüsü 
Saatlerimiz ise yavaş yavaş akşamın yaklaşmakta olduğunu gösteriyor. Adımlarımızı biraz sıklaştırıyoruz. Ve bir de gün batımında Hıdırlık Seyir Tepesi’nden Safranbolu’yu izlemek istiyoruz.
Hıdırlık Tepesinde seyir teras yolu üzerinde bir de karşımıza böyle bir görüntü çıkıyor:) Tanıtım levhasında: DORNIER - 28 D2 - 1972 ALMAN Yapımı, Kullanım Amacı: Personel nakli, Eğitim, Paraşütçü atma ve fotoğraf çekimi olan helikopter:  Pilot, 6 yolcu kapasiteli olduğu... Ve bazı teknik detay bilgiler yazılı.. Günümüzde ise Hıdırlık Tepesinden arz-ı endam ederek, Safranbolu'yu seyrediyor.. 
 Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa Türbesi (1845)
Hasan Paşa'nın türbesinin giriş kapısı kapalı olduğu için uzun ve dar olan aydınlatma penceresinden içeriye bakıyorum. Ama karanlık ortam net görmeme engel oluyor. Bunun üzerine ben de kameramla görüntü alıyorum.. Çıplak gözle göremediğim iç mekanı böylece, kameramda biraz daha net görüyorum. Ortada ince ağaç işçiliği yapılmış kündekâri bir sanduka  bulunuyor. Merhum burada yatıyor olmalı?.. Türbenin kitabesinde “Her şey fanidir. Ancak celal ve ikram sahibi olan Allah baki mübarektir.” yazıyor. Ben de gereğini yapıyorum; Geldim - Gördüm  'Ölmüşlerin Ruhuna birer 'Fatiha'  - Okudum !.. diyorum 
HIDIRLIK SEYİR TEPESİ: Türklerin ilk defa Safranbolu’ya geldiklerinde konuşlandığı yer bu tepe olmuş. Bir zamanlar, açık namazgah olarak da kullanılmış olan tepede yağmur duası, hıdırellez kutlamaları, bayram namazları ve asker uğurlamaları yapılırmış. Bugün üzerinde Köstendil Kaymakamı Hasan Paşa’nın Türbesi (1845) ve  iki namazgah, Hızır (Hıdır) Paşa’nın makamı /mezarı ile Kurtuluş Savaşı kahramanlarından  Şeyh-ül Etibba (Saray Doktoru) Dr. Ali Yaver Ataman’ın (1955) açık anıt mezarı bulunuyor. 
Dr. Ali Yaver Ataman kimdir? Kafkasyalı Mücahit Şeyh Şamil’in baba soyundan (kız kardeşinin oğlu) olduğunu biliyoruz. Ve, Müzikolog, folklor uzmanı, eğitimci ve sanatçı olan Sadi Yaver Ataman’ın da babasıdır. (Detaylı bilgi için: 'BU TOPRAĞIN SESİ: SAFRANBOLU’DA ÜÇ KUŞAK ATAMAN’LAR ' bkz.)
 
Günümüzde ise Hıdırlık Tepesi, şehre hakim bir konumda olduğu için yerli ve yabancı ziyaretçilerin seyir terası olarak işlevini sürdürmektedir.
Ve... artık biz de Hıdırlık Tepesi'nde 'Seyir Teras'ta yerimizi alıyoruz :) birazdan güneşi batıracağız :))
 
Bir de Hıdırlık Tepe'den Tarihi Safranbolu'ya bakıyoruz... Hemen her açıdan Safranbolu'yu görünce; farklı bakış açıları ve görme biçimleriyle, fotoğraf çekmenin de keyfini sürüyoruz. Hatta biraz fazlaca abartıp yüzlerce fotoğraf çekiyoruz... 

Birer birer yanıyor camilerin kandilleri!.. bir yandan yudumlarken kızılcık şuruplarımızı, an be an güneşin batışını seyrediyoruz Seyir Tepe’den..
Güneşin kızıllığı yerini, göz kırpar gibi ışıldayan sokak lambalarına bırakıyor...Ve kent, parıldayan ışıklar altında daha gizemli bir hale geliyor.. 
Hıdırlık Tepe'den: Kent Tarihi Müzesi ve Saat Kulesi'nin Görüntüsü  
Gün batarken, birer birer yanan kandillerin arasında Safranbolu, bizi binlerce yıllık tarihine doğru çekiyor… artık biz susuyoruz, Safranbolu konuşuyor!.

***** 

Bal-kabaklı kandillerin ışığında çarşıları gezmekte bir başka ;)
Üzüm Sikesi - Elma Sirkesi - Meyve Sirkeleri de görücüye çıkmış :)
Ve… Safranbolu’nun meşhur tatlarını denemeden olmaz. Çarşı içinde önerilen ‘yöresel yemekler’ sunan bir restorana giriyoruz. Menüde: Kuyu Kebabı, Safranbolu Bükmesi, Etli Yaprak Dolması, Tereyağlı Uzun Pakla (fasulye), Sini Çöreği, Perohi, Cevizli Keşli Yayım ve Safranlı Zerde tatlısı bulunuyor. 
Safranlı Zerde 
Görünce menüyü, tadımlık da olsa azar azar her birinin tadına bakmak istiyoruz!.. her ne kadar acıkınca iç sesimiz böyle konuşsa da, biz yine de seçimlerimizi daha önce denemediğimiz lezzetlerden yana kullanarak siparişlerimizi veriyoruz. Ve Safranlı Zerde güne damgasını vuruyor ;)
 Cinci Han-Kervansaray 
 
Ay ışığının altında Safranbolu sokaklarında dolaştıktan sonra...  tatlı bir yorgunlukla günü tamamlıyoruz. Ertesi gün konakta yapacağımız kahvaltının ardından…İlk önce Safranbolu’ya 11 km mesafede olan Yörük Köy’e gideceğiz. Daha sonra ise Safranbolu’nun çevresindeki verimli toprakları keşfe hazırlanacağız. 
Bin bir çeşit bitki ve jeolojik doğa oluşumlarının arasında inanılmaz güzellikte bir gezi parkuru bizi bekliyor.
Esin Bozdemir  
Fotoğraflar: izler ve yansımalar 
SAFRANBOLU - AMASRA TURU

   SAFRANBOLU TURİZM  DANIŞMA 
Turizm Danışma Bürosu: Eski Çarşı'da Kazdağlı Meydanında,
Kazdağlı Camii'nin hemen yanındaki dar sokaktadır.

SAFRANBOLU GEZİ HARİTASI       SAFRANBOLU GEZİ BROŞÜRÜ      ŞEHİR HARİTASI
( Haritaları bakmak için tıklayınız )

  SAFRANBOLU, GEZİ HARİTASI      SAFRANBOLU GEZİ BROŞÜRÜ         SAFRANBOLU ŞEHİR HARİTASI

26 yorum:

  1. Beypazarı'nı gezerken aklım hep buradaydı. Çünkü Safranbolu evleri ilk sırada, Beypazarı evleri ondan sonra geliyor. Mimari olarak ne kadar çok benziyor evler. Yalnız burası çok daha büyük ve etkileyici görünüyor. Görmeyi en çok istediğim yerlerden biridir Safranbolu.

    Ne iyi etmişsiniz de gitmişsiniz Esinciğim. Tam da havalar müsaitken. Fotoğrafların fevkalâdenin fevki diyim de ortama uygun olsun :) Çok çok güzel kareler.Hayran oldum. Yine gezmiş kadar olunacak harika bir post. Tekrar tekrar gelip okunası ve bakılası.

    Ellerine, emeğine, harcadığın zamana harika sunumuna, verdiğin bilgi ve detaylara çook teşekkürler.
    İyi geceler sevgili rehberime, sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Zeugma,
      Ben de Beypazarı'nı görmedim... aklıma düşürdün...biraz araştırayım bakayım:) Zeugmacığım, Safranbolu'yu gerçekten çok beğendiğimizi söylemeliyim. Özgün mimarisi, tarihi ve coğrafi özellikleriyle hakkettiği UNESCO Dünya Kültür Miras Listesine girdiği için de daha bir özenli ilçe olmuş diyebilirim. Yıllar önce geldiğimde de yapıları dikkat çekiciydi ama bu defa çok daha gelişmiş bulduk Safranbolu'yu.

      Bir de, bazı gezi rotalarına (İstisnai durumlar olsa da) uygun mevsimde gitmek de, zamanı daha efektif değerlendirmek ve detaylı gezebilmek açısından önemli. Ama Safranbolu, öyle sanıyorum ki, hemen her mevsim bir başka görsel şölen yaşatır ziyaretçilerine..bir an, evlerin karla kaplı çatılarını hayal ettim..fotoğraf açısından güzel kareler yakalanacaktır.

      Değerli yorumun ve beğenilerin için çok teşekkür ederim Zeugmacığım.
      Güzel bir hafta dilerim..Sevgilerimle :)

      Sil
  2. Nasıl güzel yerler....Dokusu hiç bozulmamış. Umarım böyle kalır.. Gidip görmek istediğim yerler arasında ilk sıralarda geliyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Renkli Pasta Sepeti,
      Safranbolu halkı, tarihine sahip çıkmış, yerel yönetim desteklemiş, Unesco tescillemiş. Tarihi Safranbolu'daki (eski şehir) konak tipi evlerin neredeyse tamamına yakını işletme (butik otel) olarak hizmet veriyor. Dolayısı ile tarihi yaşatırken aynı zamanda gelir de elde ediyorlar. Tarihine, kültürel mirasına, doğasına sahip çıkan Safranbolu gibi kentlerimizin diğer kentlere de örnek olmasını temenni ediyorum. Esenlikle kalın..

      Sil
  3. İtiraf etmeliyim ki zamanımın şu an kısıtlı olmasından ötürü yazıyı okuyamadım lakin Safranbolu'yu sevmem sebebi ile fotoğrafları güzelce inceledim. Çok güzel ve canlı kareler yakalamışsınız, elinize sağlık. Safranbolu'ya yeniden gitmeden evvel yazınıza yeniden göz atacağım inşallah:) Yazdım aklıma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @beyza aydin baser,
      Safranbolu'yu sevmekte haksız değilsiniz. Üstelik Safranbolu halkı, esnafıyla, işletmecisiyle oldukça misafirperver...işletmelerin çoğu sahibi oldukları (butik-otel) kendi konaklarında, konuklarını ağırlarken, kendinizi evinizdeymiş gibi hissetmenize sebep oluyorlar.
      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Geziyi hayata geçirmenizi dilerim..

      Sil
  4. Birkaç kez gittiğim anlattığınız bazı mekanlarını gezdiğim hoş bir kasabadır. Sürekli yitirdiğimiz bazı değerlerimizin korumaya alınması çok güzel. Siz bulabildiğiniz mi bilmiyorum ama, bu görsel noktaları tanıtan haritalara sahip bir turizm bürosu var mı? Şehirde kapsamlı bir gezi yapmak için Avrupadaki gibi kaliteli turizm infoları gerekir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Mehmet Bilgehan Merki,
      Yazımda, yer verdiğim bir ayrıntıydı bu Mehmet Bey. (Cinci Hamamı fotoğrafın altında bahsediyorum) Sizin de vurguladığınız gibi ülkemizde turizm açısından önemli olan belde-ilçe ve şehirlerimizde nedense turizm bilgi edinme ofisleri ya hiç olmuyor, ya da yeterli donanımda olmuyor. Gezimize başlamadan önce Turizm Ofisine gidip onlardan kentin gezilecek yerlerine dair (ne? nerededir? vb) bilgiler edindik..hem de birkaç tanıtıcı broşür de temin ettik.. Özellikle Safranbolu Unesco listesinde yer aldığı için...kaldığımız konaktan, yeme-içme vb..işletmelere kadar hemen her bir işletmenin, tanıtım broşürlerinde gezi haritaları ve kısa da olsa ilçenin tanıtım bilgileri mevcuttu. Temennimiz tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi kendi ülkemizde de, hemen her yerde, turizm bilgi edinme ofislerinin mevcut ve istenilen düzeyde olmasıdır.

      NOT: Yorumunuz üzerine yazımın altına 'Safranbolu Turizm Danışma linkin'i ve Gezi Haritasını ekledim.

      Sil
  5. Bir Karabüklü olarak gerek yorumlarınızı gerek se fotoğraflarınızı izlemekten müthiş bir keyif aldım. Bir yabancının gözü ile Safranbolu'yu inanın çok daha fazla sevdim. Görmediğim daha doğrusu göremediğim ne kadar çok detay yakalamışsınız. Tebrikler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Adsız,
      Bazen bizler de içinde yaşadığımız kentlerde göremediğimiz kimi detayları başka bir gözden görmenin heyecanını yaşıyoruz. Farklı bakış açıları ve görme biçimleri... yaşamlarımıza 'da farkında-lık' etkisi yaratıyor. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Esenlikler dilerim..

      Sil
  6. Türkiye’nin kayak merkezi Uludağ’da onlarca otel bulunmaktadır. 1. Ve 2. Oteller bölgesi olarak adlandırılan turizm yörelerinde, zirveye yakın yerde konumlanan tesislerin çoğunda farklı mesafelerde pistler de mevcuttur. http://www.uludagoteller.com.tr/uludag-otelleri/ #uludağ #oteller #uludağoteller

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Zeynep Sarıkaya,
      Yaz sezonu kapandı ve yerini kış sezonu devralmak üzere. İşletmelerin arz ve talepleri doğrultusunda arzu edilen donanımda olması verimliği etkileyecektir. Kış turizminin ülkemizde istenilen seviyede olması temennilerimiz arasındadır.
      Başarılı bir sezon dilerim..

      Sil
  7. Safranbolu'yu görmedim. Gittiğimde rehberim olacak bu yazı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @sezer eser perker,
      Ailecek nice güzel gezmeleriniz olsun Sezer'cim.. :)

      Sil
  8. Görmeyi istediğim yerlerden biri. Oldukça detaylı ve bilgilendirici bir yayın olmuş hakikaten ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Yazdan Kalan,
      Gezilip, görülmeyi hak eden bir yer SAFRANBOLU.
      Emeğe gösterdiğini değer için çok teşekkür ederim..

      Sil
  9. Yazı ve fotoğraflara bakınca ben Safranbolu'ya gitmemişim Esin 'ciğim ,ya da gitmişim görmemişim! Turla gitmenin eksiklikleri diyorum ben ,dediğin gibi ikinci gidişlerde ne çok görüdüklerimiz oluyor.Kocaman Tarihi Kent Müzesini hiç hatırlayamadım ,sanırım görmemişim...Teşekkürler güzel bir geziye bizi de götürdüğünüz için...Selam ve sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Arzu Sarıyer,
      Grupla birlikte yapılan gezilerde turla gitmek keyifli oluyor...ama bağımsız olarak gitmenin de ayrı bir konforu var. Hem, zamanı daha özgür hem de rotayı kendin belirleye-biliyorsun. Gezginlik bir kez ruha ilişmeye-görsün, gezdikçe deneyimi de, gezi kültürü de, hayata daha geniş pencerelerden ve hoşgörüyle bakışı da gelişiyor insanın. Gezilecek yerle ilgili önceden yapılan araştırmalar, küçük yardımcı rehber kitaplar, broşürler, yazı ve yorumlar...gidilen yerdeki turizm ofisleri..bu kültürün oluşmasına vesile oluyor.

      İyi ki biz de turizm ofisine gittik..Onların yönlendirmesiyle önceliğimizi Kent Tarihi Müzesi'ne verdik. Biz de gidebilirdik elbette..ama gelişigüzel dolaşmak yerine, bir plan çerçevesinde hareket etmek de zamanı doğru değerlendirmek için önemli. Değerli düşünceleriniz için çok teşekkür ederim Arzu Öğretmenim.. Esenlikle, sanatla ve kültürle dolu nice güzel günleriniz olsun.. Sevgilerimle...

      Sil
  10. Her çalışmanız gibi bu da tam bir belgesel niteliğinde olmuş .Safranbolu'yu bir Karadeniz gezisi sırasında görmüştüm. Aslında başlı başına
    Görmek çok daha iyi olurmuş. Konakların içinde oluşturulmuş yaşam odaları çok hoşumuza gitmişti.Ahşap işleri, baston yapımları çok güzeldi.Planlı bir gezi daha bilinçli bir tanıma sağlıyor kuşkusuz.Fotoğraf çekimleriniz harika.
    Tebrikler bu güzel çalışma için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Makbule Abalı,
      Konaklardaki yaşam odaları, usta zanaatkârların elinden çıkan o ince işçilik gerektiren ahşap döşemeler, kadınların el emeği göz nuru işledikleri kaneviçe örtüler, perdeler... pirinç aynalar, antika saatler, kilimler..ve daha pek çok obje.... sevgiyle bezenmiş yaşam alanlarında baktığımız her karede; geçmişin, geleneğin, göreneğin ve estetiğin izleri vardı..Bugün giderek yitirdiğimiz öz kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi Safranbolu'da yeniden hatırlamak ve anlık da olsa yaşamak güzeldi..
      Değerli yorumunuz için teşekkür ederim Makbule Hanım.. Esenlikler dilerim..

      Sil
  11. Ben var ya şimdi benim Patron'a ne kadar kızdım. Yürüyemem anne diyerek öyle kalakaldık. Zaten otobüs firmasının bizi yanıltması yüzünden geç gitmiştik. Baya sinir olmuştuk. Neyse belki herşeyde Hayır vardır. Bir daha şansımız olursa gezmeyi diledim. Mavi zamanı harika. Cinci Hoca'nın cinleri Safranbolu'ya yaramış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @bahce perim,
      Eksik bir yer kalıyor illa ki.. mümkün değil her birine yetişebilmek..
      biz de o gün turizm ofisinin yerini bulamasaydık, Kent Müzesi'ni belki de
      göremeyebilirdik.. Cinci Hoca boş durmuyor:) neyse ki bize çarpmadı :)) sevgiler...

      Sil
  12. Merhaba Esincim, yillar once gormusttum bu guzellikleri. Ozlemle baktim guzel yurdumun guzel fotograflarina.
    Nostalji yasattin bana. Tesekkurler, sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba sevgili Güngör'cüm..
      Biz de en az 10 yıl önce gitmiştik..
      bu defa çok daha fazla beğendik..bazen tersi de olabiliyor..
      Safranbolu bize hayal kırıklığı yaşatmadı halk da çok sahip çıkmış değerlerine..eski gelenek görenekler yaşatılıyor,
      Nostaljiye olan özlemimiz her geçen gün giderek daha da artıyor..sana da yaşattım ise o duyguyu ne mutlu bana :) sevgilerimle..

      Sil
  13. Yıllar önce gördüğüm ama sanki hiç görmemişim gibi izleyip okuduğum ve hayran olduğum bu tanıtımın için seni yürekten tebrik ederim Esin'im.. Sen gerçekten aklın zenginliğini duygu zenginliği ile harmanlayabilmiş ender insanlardansın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Gülsen VAROL,

      Biz, Safranbolu'yu da, Safranbolu halkını da; öz değerlerine
      bu kadar çok sahip çıktığı ve yaşattığı için çok sevdik. Butik Otel tarzında hizmet veren o konakların asıl sahibelerinin dahi bizleri tıpkı eskilerde olduğu gibi, geleneksel yöntemlerle karşılayı, ağırlamaları çok ama çok zarifti. İstedim ki, Safranbolu tanıtımını yaptığım blog yazısı ile, daha çok insan görsün Safranbolu'yu ve dolayısı ile sahip çıksın kendi değerlerine ve diğer şehirlerimize, ilçelerimize de örnek olsun. Bizleri onurlandıran güzel düşünceleriniz için size çok teşekkür ederim Gülsen Hoca'm. Sevgi ve Saygılarımla..

      Sil

Related Posts with Thumbnails