Bugün
‘Dalkavuk’ denildiğinde hemen pek çoğumuzun aklına *sözlükteki karşılığı olarak da, kendisine çıkar ve
yarar sağlayacak olanlara karşı samimiyetten yoksun bir saygı ve abartılı bir hayranlık
gösteren kişiler gelir değil mi!. Bu tip insanlar oldukça yağcı ve yalakadırlar. Böyle davranışlarının altında da mutlaka bir hesap
kitap vardır. Ancak bu tür şahsiyetten yoksun insanların varlığı diğer insanlar tarafından fark
edildikleri anda bu kişiye karşı ne güven kalır, ne de itibar. Velhasıl dalkavukları
kimse sevmez. Ama karşı tarafın şişen egosunu daha da kabarttığı için muhatap
olan kişi halinden memnundur. Yani karşılıklı bir alış-veriş hali söz
konusudur. Bu bir ruh ve kişilik (tıynet) meselesidir, bozuk bir karakterdir.
Peki bu davranış biçiminin bir zamanlar, meslek olarak yapıldığını biliyor muydunuz!. Yani tescilli
olarak ‘Dalkavukluk’ un bir meslek olduğunu.
Bir zamanlar, zengin konaklarında ev halkıyla misafirlerini
eğlendiren onlara hoşça vakit geçirmelerini sağlayan ve bu işi kendine meslek
edinmiş olan dalkavuklar varmış. Bu kişiler isimlerini başlarına giydikleri “sarıksız kavuk” anlamına gelen “dal kavuk”tan alırlarmış.
Öyle ki esnaf topluluğu olarak da bilinen Dalkavukların da diğer tüm esnaf
locaları gibi lonca örgütleri, kâhyaları, nizamnameleri olup gittikleri her
yerde yapacakları şakalar ve ücretleri dalkavukluk narhıyla belirlenirmiş. (Minyatür, Metin And)