Bandırma'dan izler ve yansımalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bandırma'dan izler ve yansımalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2023 Perşembe

Nefis gün batımlarıyla Misakça Sahili ve Ayçin Usta'nın meşhur 'Sütlü Levrek'i


Güzel günler ışık hızıyla geçiyor. 

Ana ocağımda nasıl da çabuk geçti günlerim hiç anlamadım! 

“Gönül ne kahve ister ne kahvehane / Gönül muhabbet ister kahve bahane” demiş ya hani atalarımız, işte bu sözün hakkını veren can komşuları var annemin.  ❤️🧿❤️ 

Bir kahve içimlik kadar da olsa, sık sık bir araya geliyor, birbirlerinin hallerini hatırlarını sorup,  gönüllerini hoş ediyorlar. Bunda frekansların uyumu da önemli tabi ki. 

Yaşadığım koca şehir İstanbul'u düşününce... ne mümkün böyle komşuluk ilişkileri bulabilmek! Aynı site içinde olup da, değil birbirine hal-hatır sormak, birbirine selam dahi veren insanları göremezsiniz.  Yine de parmakla sayabileceğim kadar az da olsa 3-5  site sakini, merhabalarıma karşılık verir. Mahallemizin bakkalıyla, site görevlisiyle ayak-üstü de olsa konuşur, hal hatır sorarız birbirimize. Bir de mega kentlerdeki kaotik yaşam ile küçük kentleri karşılaştırmamak gerekiyor. Küçük yerlerde hayat da daha sakin akıyor.  

23 Şubat 2018 Cuma

Bandırma'da hayattan ve sanattan yansımalar

Yaklaşık bir iki haftadır buralarda yoktum sevgili okur, bilmem yokluğum fark edildi mi! Kısa bir süreliğine de olsa ana-baba ocağına ve benim de gençlik yıllarımı geçirdiğim Bandırma’da soluğu aldım. İstanbul öyle sanıyorum ki bu şehirde yaşayanları soluksuz bırakıyor. Böylesine kaos ortamında ve yoğun tempo içinde nefes alamıyoruz adeta. Herkes çok yorgun ve stres yüklü. Farkında olmadan sanki için için ölüyoruz. Bu yüzden fırsat bulduğumuz an bu şehirden uzaklaşmakta fayda var.  Tabi bunu çok istesek de hadi deyince olmuyor. Bazen iş-güç, bazen varsa çoluk çocuğun okuludur, kursudur, yok sağlıktır, yok şudur budur derken… yada birbirini beklerken zamanı bir türlü denkleştiremiyor insan. Ancak bazen, amasız ve fakatsız çıkmak gerekir yollara. İnsanın can yoldaşı veya yol arkadaşı dışında bir de tek başına yollarda olma hali de güzel. Birlikte paylaşımlar kadar, zaman zaman insanın kendisiyle de baş başa kalması bir gereklilik diye düşünürüm. Çünkü insan bazen - şu zor hayatın içinde- sevimsizce, kendisinden bile uzaklaşmak istiyor. Sonra arınmış, durulmuş, yenilenmiş bir şekilde, sıfırlayarak kendini yeniden özlemle yuvaya dönmenin keyfi de bir başka oluyor.

17 Mart 2016 Perşembe

"Bandırma'da Bir Ömür" tablolarda hayat buluyor


Şirin bir liman ilçesidir Bandırma. Deniziyle ve delice esen ayazıyla meşhurdur.  Upuzun bir dalgakıranı vardır. Ucunda deniz feneri olan dalgakıranında günün hemen her saatinde yürüyüş yapan insanları görebilmeniz mümkündür. Ve bir de küçük bir ‘Aşk Köprüsü’ ile sevdalıları buluşturur üzerinde… hele gün batarken ayak basmışsanız ‘Aşk Köprüsü’ne, hayallerde dolaşır, engin sularda yüzersiniz sınırsızca. Havasından mı, suyundan mıdır bilinmez sevdalısı çoktur. Zamanında mübadele yıllarından göçüp gelen soydaşlarımız yerleşmiştir kıyı köylere...Delikanlıları yakışıklı ve mert, beyaz tenli, lepiska saçlı, kumral kızları da bir hayli güzeldir.