8 Mayıs 2009 Cuma

Heyecan ve Coşku


Hayat karşısında insan ve insanı insan yapan olgular…

Sevinçler, elem ve kederler, taşıdığımız büyük coşku ve heyecanlar, hüzünler, her biri yaşarken tattığımız ve bizleri farklı ruh hallerine sokan nice duygular.

Düşünsel meraklarımız ve yaşama dair heyecanlarımız bizi, bu dünyanın nimetlerinden faydalanmaya sevk etmekte ve içinde taşıdığımız karşı konulmaz adrenalinle de potansiyel gücümüz coşkuya dönüşmektedir.

Bu büyülü coşku bize sahip olduğumuz güçle birlikte pek çok zorluğunda üstesinden gelme cesareti vermektedir.

İnsanın büyük işler başarabilmesi, başka bir deyişle verimli bir şekilde çalışabilmesi ancak “içindeki heyecan denilen o ilahi kuvvetten” faydalanabilmesi ile mümkündür.

Ama ne yazık ki hayat bizim yüzümüze her zaman gülmez! Ve her zaman bizim isteklerimiz doğrultusunda şekillenmez! Çoğu zaman yaşadığımız hayal kırıklıkları, yenilgiler, zamansız gelen ve gelişen istem dışı olaylarla, incinen ve örselenmiş ruhlarımızla aynı güç ve dirençte olamayabiliriz.

Bazen de her şey yolunda gider gibi görünür, oysa iç dünyalarımızda durum hiç de göründüğü gibi değildir! Eksik olan bir şeyler vardır. İçimiz kıpırtısız ve ateşten yoksun, sisler ardında öylece kaybolmuş bir halde, varla yok arası bir boşlukta gibiyizdir.

İşte böyle anlarda, bizi hayata döndürecek ve tekrar olumlu düşünebilmemizi sağlayacak güce önemli bir ihtiyaç duyarız. Bunun için, iyi düşünen ve pozitif yaşamayı kendisine ilke edinmiş, heyecanlı ve doğru insanlarla hayatımızı kuşatarak, tekrar yenilenebilmeyi ve dimdik ayakta durabilmeyi de başarabilmeliyiz…

Ünlü filozofMarcus Aurelius’un” dediği gibi;

“Düşünceleriniz ne ise hayatınız da odur. Hayatınızın gidişini değiştirmek
istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştiriniz”.

Heyecanlarımızı kaybettiğimiz, şüphe tereddüt ve kararsızlıklar içinde kaldığımız, en çok da hayatı yaşamaya değer bulmadığımız o dibe vurmuş olduğumuz anlarda bizi tekrar kendimize getirecek olan, olumlu düşüncelerden örülü, anahtar kelimelere de sıkı sıkıya bağlanabilmeliyiz.

Hayatın zorluklarına karşı dayanma gücü bulabileceğimiz, bize tecrübelerden süzülerek edinilmiş olumlu değerlerle örülü ve tekrar tekrar okuyabileceğimiz anlam yüklü muhteşem şiirinde Şair Rudyard Kippling in IF: Eğer şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum.


Eğer

“Etrafında herkes şaşkına dönmüş, yollarını şaşırmış ve bundan
seni mesul tutarken, sen kendi tuttuğun yoldan ayrılmaz ve
başını dik tutabilirsen,

Eğer beklemeyi bilir ve beklemekten yorulmazsan,
başkaları seni aldatırken sen yalanla iş görmezsen

veya onlar senden nefret ederken, sen nefret etmeye yanaşmazsan
ve bütün bunlara rağmen fazlasıyla iyi görünmez ve
fazlasıyla hakimane konuşmazsan,

Hayal kurabilir ve hayallerinin esiri olmazsan,
Düşünebilir fakat kendi düşüncelerine körü körüne bağlanmazsan,

Eğer zafer ve yenilgiyle karşılaşabilir ve bu iki boş şeye karşı
aynı şekilde kayıtsızca hareket edebilirsen,

Söylediğin hakikatlerin reziller tarafından akılsızları
aldatmak için değiştirilerek kullanıldığını işitmeye
tahammül edebilirsen,

Veya yapmak için bütün hayatını verdiğin şeylerin bir an içinde
yıkıldığını görür de tekrar eğilir, yorgun vücudun ve
yıpranmış aletlerinle onları yeniden yapabilirsen,

Hayatta elde ettiğin bütün kazanç ve başarıları bir yığın yapar ve
hepsini bir yazı-tuğra bahsi için feda edebilirsen ve
kaybeder, sonra da baştan başlayabilirsen ve
bütün talihsizliklerini unutup kimseye ondan bahsetmezsen,

Eğer kalbin, sinirlerin ve kasların bitmiş, içinde yalnız
“dayan” diyen iradenden başka bir şey kalmamışsa ve
sen onları tekrar çalıştırabilirsen,

Krallarla gezer, sağduyunu elden bırakmazsan,
Ne düşmanların ne de dostların seni incitebilirse,
Herkes sana güvenebilirse, fakat bu güven de sınırsız olmazsa,

Eğer ömrünün her saatine 60 dakikalık değer verebilmişsen,
İşte o zaman içindekilerle beraber bütün dünya senin olur,
hatta bundan daha da önemlisi, sen bir insan olursun oğlum.”


Şiir: Rudyard Kippling
Türkçeye çeviren: Nüvit Osmay




Görsel: fubiz.net/2009/03/05/ellen-kooi/ellenkooi4

2 yorum:

  1. "Eğer" şiirini bir de eski başkanlarımızdan Bülent Ecevit'in çevirisi ile okumanızı tavsiye ederim. İçinde bulunduğumuz yıla ait kullanılan kelimelerden biraz farklı olan kelimeler var. Ama ayrı tat katmış Bülent Ecevit'in çevirisi.

    YanıtlaSil
  2. Yakın bir zamanda tekrar elime alıp okuduğum, Nüvit OSMAY'IN "İNSAN MÜHENDİSLİĞİ" isimli kitabından aldığım bir çevirisiydi. Biraz daha eski bir basım olmakla birlikte anlamında fazlaca uzaklık görmediğim için kullanmıştım. Ama Bülent Ecevit'in çevirisi ile de yine aynı lezzeti tadabileceğimiz bir şiir olduğuna inanıyorum. Teşekkürler...

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails