7 Temmuz 2015 Salı

GOTLAR SÜTUNU, İstanbul’un tılsımlı en yaşlı anıtı.


İstanbul’un en büyük ve en ünlü parklarından olan Gülhane, birçok tarihi olaya tanıklık etmesi açısından önemlidir ve gezilip görülmeğe değerdir. Eskiden saray arazisi içerisinde bulunan ve günümüzde park olarak kullanılan ‘Gülhane Parkı’ şehrin en güzel yerleri arasında yer alır. Bizanslılar tarafından kışla, Osmanlı döneminde ise kutlama alanı olarak kullanılmıştır.

Gülhane Parkında yemyeşil peysaj içinde, kuş cıvıltıları ve aslan heykelleri arasında Kennedy Caddesinde yol alırken, bir yandan da eşsiz boğaz manzarası ile yeşil ve maviyi iç içe doyasıya yaşarsınız. Ve parkın içinde görülmesi gereken eserler arasında en önemlisi ise 3. veya 4. yüzyıldan kalma, İstanbul’un ayakta duran en eski ve belki de en gizli kalmış anıtı Gotlar Sütunu’dur.  Çoğu kişi Gülhane Parkı’nda bu sütunun önünden geçmiştir belki ama pek de dikkat etmemiştir. Oysa tarihin sessiz bir tanığı ve denizlerin tılsımı olarak orada durmaktadır. 

Abide çevresi ağaçlarla donatılmış yuvarlak bir meydanın tam ortasındadır.  Mavi damarlı Prokennesas mermerinden tek parça olarak yapılmış olan ve gökyüzüne uzanan on beş metre boyunda yekpare bir sütun şüphesiz İstanbul’un ayakta duran en eski ve belki de en gizli kalmış anıtıdır. Beyaz mermer sütun yılların ve doğanın etkisiyle üzerinde yukarıdan aşağıya doğru yer yer çatlaklar oluşmuş ve biraz da kararmış. Ama dile kolay az buz bir zaman da değil.. Çağları aşarak bugüne kadar gelebilmiş. Sütunun tepesindeki Corint tipi başlık üzerinde kartal simgesi dikkatli bakıldığında hala bellidir.


Bu şekilde Topkapı Sarayı’nın etrafında, Bizans’tan başlayan sütun dikme geleneğini sürdüren padişahların sütunları da vardır. Mesela, Lahanacı Ocağı’nda yetişen III. Selim, 1811’de Lahana Sütunu’nu diktirmiş. Bunlardan biraz aşağıda, Gülhane Parkı’nda bulunan Gotlar Sütunu bu geleneğin İstanbul’da yaşayan en eski örneğidir.  Kesin takvim tarihinin tartışmalı olmasına karşın IV. Yüzyıldan kaldığı düşünülmektedir.

İstanbul’daki sütunlar arasında neredeyse hiç değişikliğe uğramadan bugüne ulaşabilmiştir. Kabaca bir hesapla tam bin yedi yüz yıldır burada, etrafını kuşatıp boyunu kat be kat aşmış ağaçların arasında dimdik ayakta durmaktadır.

Görsel: Topkapı Sarayı'nın dış bahçesi Gülhane'de, Gotlar Sütunu önünde hanımlar. -Thomas Allom Gravürü -


Birçok büyük depremin bile yerinden oynatamadığı bu sütunu kim mi dikmiştir?Bu konuda iki ayrı görüş var. Kimine göre Claudius Gothicus II (268-270), kimine göre de Büyük Constantine (275-337) yaptırmış bu anıtı. Ama her iki görüşün de birleştiği nokta anıtın, Almanların işgalci ataları, Gothlara karşı Roma İmparatorluğu’nun kazandığı zaferi ebedileştirmek için dikildiğidir. Kısaca Gotlar Sütunu için; 'Bizanslıların Gotları yenmelerinin ardından diktikleri bir sütundur' diyebiliriz.  (Ama İstanbul’un diğer dikilitaşları gibi ne yazık ki Gotlar Sütunu’nun üzerindeki heykel de bugün artık yoktur.)

Gotlar Sütunu’nun kaidesinde bugün  artık tamamen silinmeye yüz tutmuş kitabesinde ise;

" Fortunae Reduci Ob Devictus Gothos"

'Gotların yenilgisi dolayısı ile geri dönen Fortuna'ya ' 
( To Fortuna, who returns by reason of victory over the Goths ) yazılıdır.

Fortuna: Anadolu’nun ve Yunan Mitolojisinin şans ve bereket tanrıçası Tike’nin, Roma Mitolojisindeki adıdır. İstanbul’un gizemi ve büyüsü de buradan gelmektedir. Onca yıkımın,  talanın içinde Gotlar Sütunu, İstanbul’un bir kent olarak kuruluşunun mitolojide de, yazılı tarihte de ilk mekânı olan yerde (iyi ki göz önünde değil) etrafını saran yüksek ağaçlar arasına saklanmış gibi durmaktadır.


*******
Gülhane Parkı

Gülhane Parkı'nda 4 kurnalı mermer bir çeşme

Gülhane Parkı'ndan Boğaz Manzarası

Sarayburnu, Eminönü, İstanbul
Gülhane Parkı'nda semaverde pişen çayları yudumlarken....
eşsiz manzarası ile İstanbul Boğazına bakmak...derinlere dalmak...
En eski yerleşimin 8 bin 500 yıl öncesine uzanan ve o günden bu yana; Traklar'dan Frigyalılar'a, Bitinyalılar'dan Antik Yunanlılar'a, Romalılar'dan Bizanslılar'a ve Türkler' e ev sahipliği yapan  bu tarihi şehir bağrında birçok medeniyeti ağırladı.  Geçmişten günümüze, büyük İmparatorlukların rüyalarını süsleyen İstanbul sayısız ilklere tanık oldu. Tılsımlarıyla, tapınaklarıyla ve efsaneleriyle   onun bize anlatacağı öyle çok şeyler var ki!.. Keşfetmek için sen de bir bak...
Esin Bozdemir 

 İSTANBUL'UN GİZEMLERİ

5 yorum:

  1. Mükemmel ve çok faydalı anlatımlar. Umarım yabancı bloggerların dikkatini çeker. Elinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Mehmet Bilgehan Merki,
      İlgiyle ve merakla biraz yakın bakmak yeterli,aslında!.. İstanbul'da ve Anadolu da keşfedilmeyi bekleyen kim bilir ne hazineler var daha .Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim Mehmet Bey..Esenlikle...

      Sil
  2. Ne kadar güzel bir yazı olmuş elinize sağlık, hep önünden geçtiğimiz ama tarihini bilmediğimiz eserlerden biri, İstanbul'un en eski anıtı olduğunu bilmiyordum, ne kadar da güzel, inanılmaz gerçekten, sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Eren O.
      Sevgili Eren, ben de öğrendiğim her yeni bilgide benzer heyecanlar yaşıyorum..
      Ve düşünmeden edemiyorum!..bu toprağın,dağların, taşların altında..
      gün yüzüne çıkmayı bekleyen nicelerini...
      Sevgilerimle...

      Sil
  3. Topkapı Sarayı'nın yakınlarında benzer bir anıt görmüştüm, ama Gotlar Sütunu'nu ilk kez duydum, gördüm Esinciğim.
    Ne güzel bilgilendim sayende yine, teşekkür ederim. Bence ağaçlar arasında korunaklı biçimde kalmaya devam etsin. Ayrıca dikiltaşların üzerindeki heykelleri kim toplamış, nereye götürmüş? Bunu hangi vatan haini yapmış hiç araştırmamış, hepsini birden çaldırmışlar. Tarihi eser deyince inanılmaz organize çalışan kimlikler olmuş her daim. Müze müdürleri bile dahil olmuş soygunculuklara. Yazıklar olsun!
    Bu değerli postun için teşekkürler, sevgiler Esinciğim...

    YanıtlaSil

Related Posts with Thumbnails