- 'Bahar olan dillerin çiçekleriydi sözleri.
Yağmur olan ellerin toprağıydı gülüşleri.'
Son zamanlarda bloğumda çokça kullandığım bir söz oldu bu!
Yavaşlayan ben miyim? koşturan zaman mı? yoksa zamana fazla mı
yüklenmekteyim? bilemedim! ama şu bir gerçek ki artık iç seslerimi daha fazla
dinler oldum. Ve o sesler ki eğer bana; 'aheste çek kürekleri!' diyorsa... bu
sese kulak veriyorum. Koşturmanın ve bu
delice akan hayata kapılmanın bir anlamı yok çünkü!. bazen ara molalar da gerekli.
Bir de yaz rehaveti var üzerimde o da ayrı bir mesele!.
Bahar dallarının arasından sekerek geçtik ve şimdi kavurucu yaz sıcaklarını yaşıyoruz. Şehir, her yaz okulların kapanmasıyla kimi sayfiyeye, kimi köyüne, kırsala çekilirken daha bir sakinleşirdi, ancak bu yıl alışageldiğimiz o sakinlik çok fazla görülmüyor. Bunda birbiri ardına gelen zamların payı yadsınamaz elbette. Enflasyon almış başını gidiyor. Ekonomik koşullar dengeleri alt üst etti. Bir de sürekli bir göç dalgası hakim! mülteciler, evini boşaltanlar; girenler, çıkanlar... Daracık sokaklarda, bulutlara uzanmaya meyletmiş, tepeden bakan ve etrafındaki her şeyi ezmeye hükmetmiş çirkin beton yığınlarında, taşınma seferleri ise ayrı bir trafik!. Vinçlerin biri geliyor, biri gidiyor! Böylesi bir kaos görülmemiştir.