26 Ocak 2015 Pazartesi

Anadolu Kavağı


Anadolu Kavağı İstanbul Boğazı’nın Karadeniz’e açılan kapısı. Konumu gereği hem bir balık cenneti hem de tarihi dokusuyla yerli ve yabancı turistler için de nadide bir köyümüz. İster kara yolu ile ulaşın, isterseniz deniz yolu ile boğaz turu yapıp Anadolu Kavağı’na ayak basın.. Denizi sakin ve havayı da güneşli gördüğünüz an ille de yazın gelmesini beklemeyin. Mis gibi orman ve iyot kokusunu içinize çekmek, manzarayla bütünleşmek için…  kendiniz için en pratik yolu uygulayın ve soluğu alın Anadolu Kavağı’nda..

Anadolu Kavağı ve Rumeli Kavağı, her ikisi de karşılıklı boğazın kenar süsleri.  Bu tarihi yapıların bulunduğu yer isimlerine neden ‘kavak’ eklenmiştir?  bunu hiç düşündünüz mü! Buradaki ‘kavak’ kelimesinin elbette kavak ağacı ile bir ilgisi yoktur. Bu iki kardeş mahallenin adlarındaki ‘kavak’ ismi savunma amaçlı yerlerde bulunması ile ilintilidir. 


Osmanlı döneminde savunma ya da denetim işlevleri olan askeri korunaklara ‘kavak’ denirdi. O dönemde Boğaziçi’nin Karadeniz’e yakın kesiminde her iki yakada karşılıklı birer denetim noktası oluşturuldu. İşte Anadolu ve Rumeli Kavağı’ndaki  ‘kavak’ isimleri buradan geliyor. Çünkü İstanbul'un tarihi boyunca güvenliği, karadan daha çok denizden gelecek tehditlere açık olmuştur. Binlerce yıl boyunca güvenlik, Kale dediğimiz, sağlam, yüksek, gösterişli binalarla sağlanmış. Ve her iki kalenin de tam Boğaz'ın Karadeniz ile birleştiği stratejik noktada olmasının önemli rolü vardır.


Anadolu Kavağı uzun yıllardan beri balıkçı köyü özelliğini koruyor. Balık ve midye buranın birer simgesi adeta.  Aslında Anadolu Kavağı tek bununla kısıtla değil.. Yakın çevresinde de önemli tarihi yapılar,  mesire alanları bulunuyor. 

Ayrıca suyu ve inciri ile meşhur olan Anadolu Kavağı, “şifalı” olarak nitelenen birçok güzel su kaynağına ev sahipliği yapıyor.  

Tarihi camileri ve çeşmelerinin arasında, Anadolu Kavağı’nın şirin sokaklarında yürümek…  ve bir yandan iştahınızı kabartan ızgara ve tavada pişmiş balıkların kokuları eşliğinde fazlaca açılamadan bir solukta kendinizi balık-ekmek, yanında da mevsim salatası yerken buluvermek… ve sonra doymuş miğdeleri tavşan kanı çaylarla bir ferahlatmak isteğini…. Nerede mi gidermek gerek!..  şöyle nefis  boğaz manzarası karşısında meşhur Yoros Kalesi’nde elbette… işte şimdi burada performans gösterip biraz yokuş tırmanmanız gerekecek.. sonra yedikleriniz nasıl eriyecek!..

Tepeye yürüyerek çıkmak için deniz kıyısından yaklaşık 110 metre yüksekliğe kadar tırmanmanız gerekiyor. Ama bu tırmanışı göze alamam derseniz de sorun değil, buranın yolu izi var nasılsa, tepeye arabayla 3-4 dakikada çarçabuk da çıkabilirsiniz.

Belli noktaya kadar aracınızla gidebilir ya da biraz tempo yapıp yürüyerek bu yapılara ulaşabilirsiniz. Yürüyüşünüzü asfalt yol yerine kafeteryaların arasındaki kestirme yoldan da yapabilirsiniz. 


*****

J Vardığınızda tepeden göreceğiniz manzara bu zahmetinize değecektir inanın bana.


*****


*****


*****


*****


YOROS KALESİ ya da ‘Ceneviz Kalesi’

İstanbul'da Anadolu kavağı sırtlarında bulunan Yoros kalesi, Doğu Roma döneminden kalma bir kaledir. İmparatorluk zayıf düştükten sonra Cenevizlilerin eline geçmiş ve uzun süre onların elinde kalmıştır; bu yüzden bir 'Ceneviz Kalesi' olduğu inancı doğmuştur. Kalenin kapladığı alan İstanbul çevresindeki diğer bütün kalelerin kapladığı alandan çok daha büyüktür. İç kesimdeki kulelerin bazıları hâlâ iyi durumdadır ve duvarlarda Yunanca yazıtlar göze çarpar. Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. "Kutsal yer" anlamına gelen Hieron'dan geldiği görüşü oldukça yaygın olmakla birlikte, antik çağ tanrılarından Zeus'un sıfatı olan "uygun rüzgarlar" anlamına gelen 'ourios'tan geldiği de iddia ediliyor. Ayrıca 'Yoros' adının doğrudan doğruya "dağ" anlamındaki 'oros'tan geldiği de düşünülmektedir. 


*****

3. Köprü şantiye alanı...
Asya ve Avrupa yakasında, Boğazın Karadeniz'e açılan en uç noktasında


YÛŞA TEPESİ

Anadolu kavağının diğer önemli simgelerinden birisi de Yûşa Tepesi’dir. Kuzeyinde ise Yoros kalesi bulunmaktadır. Yûşa Tepesi Beykoz İlçesi'nde, İstanbul'un denize en yakın ve en yüksek tepesidir. Zirvesi denizden 200 m yüksekliktedir. Bu zirvede, Yuşâ Türbesi ve Camii bulunmaktadır.

Burası tarihin ilk dönemlerinden itibaren kutsal bir yer olarak kabul edilmiş ve çeşitli uygarlıklar burada kendi dinlerinin mabet ve tapınaklarını inşa etmişlerdir. İlk çağlarda ise burada Zeus tapınağının bulunduğu ve Bizans döneminde bu tapınağın Hagios Michael adında bir kiliseye çevrilmiş olduğu düşünülmektedir. Buradaki yapıları ve camiyi, 3. Osman'ın Sadrazamlarından 28. Çelebizâde Mehmet Said Paşa yaptırmıştır. Deprem ve yangınlar gören bu yapılar 1509 yılında yıkılmıştır. Günümüzdeki yapılar ise, 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından onarımı yaptırılarak,  aslına uygun bir şekilde yenilenmiştir.

Yûşa Tepesi Camisi'nin Duvarındaki Tanıtıcı Kitabe

Türbede gömülü olan zatın Yuşâ (M. Ö. 1082-972) olduğunu inanılmaktadır. Bu inanışı doğrulayacak hiçbir belge olmamakla birlikte, yine de halk arasında buraya büyük bir ilgi vardır.

Bugün Yûşa Tepesi’ndeki bu türbe her türlü sıkıntı ve dilek için ziyaret edilmekte ve adak adanmaktadır. Daha sonra dilekleri gerçekleşenler, adaklarını geciktirmeden yerine getirmektedir.

Yûşa Peygamber'in Türbesi

Avluda bulunan mezar normal insan boyu ölçülerinde olmayan bir uzunluktadır!. Tepede Yûşâ Peygamber'e ait 17 metrelik mezarın niye bu kadar uzun olduğuna dair çeşitli rivayetler vardır. Kimileri bu uzunluğun nedenini, Hz. Yûşa'nın bir peygamber olmasından dolayı kendisine duyulan saygı ve sevginin göstergesi olarak açıklarken, kimisine göreyse, mezar manevi bir keşifle bulunduğu için, Hz. Yûşa'nın tam olarak nerede yattığı kestirilememiş ve belki isabet eder maksadıyla büyük tutulmuştur.


Eşsiz manzarası ve mânevî konumuyla ziyaretçisi eksik olmayan bu türbe hakkında çeşitli rivâyetler mevcuttur.

*Bir rivayete göre Hz Musa ile birlikte Mecmaul-Bahreyn'e (Boğaziçi) gelmiş olan Yûşâ (A.S.) vefat etmiş ve bu tepeye gömülmüştür.

*Başka bir rivayete göre ise tepe, adını Karadeniz'den ilk görünen en yüksek tepe olması sebebiyle “fenikeliler” tarafından “kurtarıcı” anlamına gelen “yesu” dan almaktadır.



*****


*****


Anadolu Kavağı; tepelerindeki Yoros Kalesi ‘Ceneviz Kalesi’nin hemen yakınındaki Hz. Yuşa Tepesi ve sahilindeki balıkçı restoranlarıyla, tarihsel yapılara ilgi duyanlar kadar, nefis boğaz manzarası ile de fotoğraf çekmeyi sevenler için gidip görülmeye değer.

Esin Bozdemir

4 yorum:

  1. Gene uzun ve emekli bir çalışmanın sonucu nefis görüntülerle bilgilendirici, eğitici, düşündürücü bir eser çıkmış ortaya. "Eser" demek daha doğru geldi bana. Sindirmek ve çok yönlü öğrenmek için birkaç kez incelemek gerekiyor.
    Elinize, emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Makbule Abalı,
      Değeli yorumunuz için teşekkür ederim Makbule Hanım.. Sevgi ve emek işin sırrı burada sanırım..
      Sevgi ve esenlik dileklerimle...

      Sil
  2. Anadolu Kavağı'na varıldığı an, ulaşmak için çekilmiş zahmetler uçar gider.
    Eşsiz fotoğrafların eşliğinde bu gerçekten adım gibi emin oldum Esinciğim.
    Manzara 'doyumsuz'muş tek kelimeyle... Nefis bir yermiş...

    Verdiğin tüm değerli bilgiler için teşekkürler, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Zeugma,
      Ben, birden fazla, her iki ulaşımı da deneyerek Anadolu Kavağı'na gittiğimi anımsarım Zeugmacı'ım.. özellikle yazın boğaz hattında pek çok limandan kalkıp (Eminönü, Beşiktaş, Kadıköy, Bostancı, Ortaköy vs..) Rumeli ve Anadolu Kavağı'na hareket eden gemiler var. Gemi ile ulaşım biraz daha zahmetsiz üstelik boğaz manzarası eşliğinde de oldukça keyifli... Varış, sonrasında biraz keşif turları, ardından balığı ile meşhur Anadolu Kavağı'nın lezzet durakları...derken... güzel bir programla bir tam gün geçirebileceğinizi size şimdiden taahhüt edebilirim.. İstanbul'da 'gezilecekler listesine' bu programı da alabilirsin .)

      Ben teşekkür ederim, sevgilerimle...

      Sil

Related Posts with Thumbnails