23 Ekim 2016 Pazar

SAMSUN ALAÇAM VE MÜBADELE MÜZESİNDEN YANSIMALAR...


Diyojen'in Kenti Sinop'ta iki gün geçirdikten sonra sabah konakladığmız otelden ayrılarak Doğu Karadeniz Gezimizin ikinci durağı Samsun'a gitmek üzere yola koyuluyoruz. Samsun hemen Sinop'un yamacında ama bizim Samsun'a varmamız  o kadar da çabuk olmayacak. Hele ki yol güzergahı kıyı şeridine paralel; bir yanımız Karadeniz, bir yanımız yemyeşil dağların arasında olunca, bakına bakına yol almak da başlı başına bir keyif. Acele etmiyoruz. 

Yayakent'i geçtikten sonra Alaçam'a yaklaştığımızda bizi yoldan çıkaracak olan o kahverengi tabeleleri görünce :) tereddüt etmeden kıyı şeridinden saparak, kentin içine giriyoruz. Yeşillikler arasına kurulmuş olan kent adını da büyük çam ağaçlarından almış.



Bölge içindeki höyüklerde  Hitit dönemine ait kültür tabakaları bulunmuş. Antik çağlara kadar uzanan geçmişi ile Alaçam küçük yerlerin sessizliği ve görmüş-geçirmiş yaşamların ağırlı içinde vakur bir ilçe görünümünde idi. Kent sakinlerinde de o asil ruh öylesine belirgindi ki. Ayak üstü konuştuğumuz bir kaç hanımefendi zarif duruşları ve kibar davranışları ile bizde hoş intibalar bıraktı.

Alaçam ahşap mimari açısından zengin bir kentti. İlçede ilgimizi çeken büyük bahçeli ve cumbalı bir hayli konak vardı. Sonradan öğrendiğimize göre toplam 24 adet konak Alaçam'ın kültür şehri olarak öne çıkarılması amacı ile restorasyon kapsamına alınmış.
Alaçamdaki tarihi evlerin büyük bir çoğunluğu 1870'li yıllara dayanıyormuş.
Fotoğraf çekmek amacıyla kısa sürelerle de olsa sokak aralarında dolaşırken o tarihi dokuyu hissetmek güzeldi. 
Yılların yükünü taşıyan şu evler dile gelseler de bir konuşsalar. Kim bilir neler gördüler, nelere tanıklık ettiler!...
Yeşillikler arasında, büyük bir
bahçenin içinde yer alan bu konak, belli ki zamanında 
hali vakti yerinde insanlara ev sahipliği yaptı..

Alaçam'da ahşap evlerin ve 2-3 katlı tarihi konakların arasından geçerek gerçekleştirdiğimiz bu küçük turun ardından, kahverengi tabeleleri takip ederek,, dar bir sokak içinde yer alan Alaçam Mübadele Müzesi'ne ulaşıyoruz. Zaten müze olarak kullanılan yapı da tarihi bir yapıydı.

Müze binası, bir zamanlar (19. yy.ın son çeyreğinde) İptidai ( ilkokul ) Mektebi olarak yapılmış daha sonra da kamu binası olarak hizmet vermiş. 2010 yılından bu yana da Mübadele Müzesi olarak kültürel anlamda önemli bir hizmeti üstlenmiş.

Müzedeki eserler 24 Temmuz 1923 yılında Lozan Antlaşması'na konulan ek protokolle zorunlu göçe tabi tutulan mübadillerin yanlarında getirdikleri günlük kullanım eşyaları, belgeler ve fotoğraflardan oluşmuş. 

Mübadillerin anısına yapılan 'Alaçam Mübadele Müzesi', Türkiye'nin ilk mübadil müzesi olma özelliğine de sahip imiş. 



Bu arada ben, çoğunuzun, bildiğini biliyorum, ama yine de günümüzde, hafızalarında kaybolmaya yüz tutanların da var olabileceğini düşünerek; 'Mübadele' ve 'Mübadil' nedir kısacık da olsa bu önemli ayrıntıya yer vermek istiyorum.

Efendim 24 Temmuz 1923'te imzalanan ve  adını yapıldığı kentten alan Lozan Antlaşması'ndaki  ek protokole göre; İstanbul ve Batı Trakya haricindeki, Yunanistan'daki Türkler ile Türkiye'deki Rumlar zorunlu göçe tabi tultuldular. İşte bu kitlesel ve zorunlu göçe "Mübadele" mübadeleye tutulan insanlara da "Mübadil" denilmektedir.


Bu zorunlu göçle birlikte Anadolu'dan Yunanistan'a yaklaşık olarak bir milyonun üzerinde (1.250.000) Ortodoks Hıristiyan Rum göç ederken Anadolu'ya ise yaklaşık 500.000 Müslüman Türk göç ettirilmiş

Tarihimizde yaşanan ilk resmi göçte yaklaşık 2 milyon insan memleketlerinden ayrılarak yeni yerleşim yerlerine taşınmışlar. İşte bu yer değişimlerinde 31 Aralık 1923 tarihi ile Temmuz 1924 tarihleri arasında Samsun'a 44.255 göçmen getirilmiş.

Tarih boyunca ülkeler arasında nice savaşlar, nice göçler yaşanmış. Ne yazık ki tüm bunların bedelini o paylaşılamayan topraklar üzerinde yaşayan insanlar çekmiş. Savaşların ardından oradan oraya savrulan insanlar...ne büyük acılar, telafisi mümkün olmayan ne büyük dramlar yaşamışlar!

Tarih alınması gereken derslerle dolu. Peki tüm bunlar sadece dünde mi yaşandı! bugün de komşularımızı ve bizi de etkisi altına alan benzer acı tablolar ve mağduriyetler yaşanmakta... Komşumuz Suriye'de beş yıldan fazla süredir devam iç savaş nedeniyle ülke içi ve dışında 13 milyondan fazla Suriyelinin göç etmek zorunda kaldığını ve Suriyeli mültecileri kabul eden ülkeler arasında ise ilk sırada Türkiye olduğunu biliyoruz.  Türkiye en az 2 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bir o kadar da kayıt dışı vardır.

Ege denizinden botlarla kaçmak isteyen göçmenlerin felaketle sonuçlanan toplu ölümleri. Bodrum'da minik bedeni kıyıya vuran  Suriye'li Aylan'ın fotoğrafı...unutulacak gibi değildi!

İnsanın doğup büyüdüğü ata topraklarından bu şekilde koparılması ne acı!. ancak yine de o mübadiller (elbette durumun dramatik yanını düşünmek dahi çok zor ) bugün yaşanılanlarla karşılaştırıldığında hiç değilse daha insani bir şekilde gemilerle nakledilmişler..

İşte bu yüzden 'Mübadil Müzesi'ni böyle düşüncelerle, geçmişten bugüne geniş bir perspektiften bakarak büyük bir dikkatle ve ilgi ile geziyoruz.


Müze binasında 2. kattaki teşhir salonuna çıkarken bizi, Mustafa Kemal Atatürk'ün;"Mübadiller Kaybedilmiş Toprakların Aziz Hatıralarıdır." sözü karşılıyor.
Etnografik eserlerin sergilendiği müzede albüm ve kartpostallardan, dökümanlara kadar göçmenlerin hayatından kesitler sunan pek çok obje teşhir edilmiş.

Çeyiz sandığı. Kim bilir içinde, ne umutlarla nakış nakış işlenmiş el emeği ürünler saklıydı...

***


Çevreler, keseler, mintanlar, çarıklar...


Mübadiller kederli ve boyunları bükük... gözleri arkada!  götürebilecekleri bir iki eşyayı tahta bavula ve sırtlarına alacakları heybelere yerleştirmişler... beklemekteler...birazdan onları götürecek gemilere binecekler.. 

Mübadilleri taşıyan gemiler...

Bu tarihi göçe tanıklık eden en önemli vapur ise 
'GÜLCEMAL VAPURU' dur.


Mübadillerden kalan eşyalar içinde kimi mektuplar vardı ki, geride bıraktıkları sevgililere yazılan. nasıl duygu yüklü, 

PİŞTOL Marka tabancanın öyküsüne takılıyor gözlerimiz; 
" Yirmi koyun verdi babam bu piştol için, ben 17 yaşındaydım, babam bu piştolü eve getirdiğinde. Çok sevindim, gece uyanıp uyanıp  piştole bakıyordum. O zamanlar çok karışıktı memleket ne olacağımız belli değildi. Her gün çeteler köyleri basıyor ve onlarca insanı öldürüyorlardı. Korunmak için almıştı babam bu piştolü, Allah kullandırmaz inşallah diyordu... (devamı için üstteki fotoğrafa tıklayınız..)

Ve...Alaçam Mübadil Müzesi'ni gezdikten sonra, 
ilçede son bir kez daha tur atıyoruz.

İlçe meydanında şirin bir saat kulesi ve arkada 
meydan camii yer alıyor.

Ve.. ilçeye son kez bakarken 'daha son değil' dercesine 
Alaçam merkezde bir başka kahverengi tabelenin izini sürerek 
Geyik Koşan Mesire Alanı'na doğru yol alıyoruz. 


İlçe'nin kıyı şeridinde sahile bakan bir alana konumlanmış, meydanda gösterişli 'Geyikkoşan' Heykeli bizi karşılıyor. Heykelin fotoğrafını çekerken bir yandan da heykelin altındaki bilgilendirici tabelayı okuyoruz.  
Efsaneye göre; Arap Ordusu Komutanlarından, Ebu Eyyüp El Ensari Hazretleri ordusu ile buradan geçerken Geyik Baba ismindeki komutana saygılarını belirtmek amacıyla bu koruluk ve çayırlık içerisine bir türbe yaparlar. O günden bu yana hayırsever yöre halkı, Geyik Baba ismindeki komutan adına 6 Mayıs tarihinde burada toplanırlar ve koyun, kuzu, büyükbaş cinsinden hayvanlarını keserek, mahalli yemek olan keşkeği yaparak, fakir ve fukara kişilere dağıtarak yedirirler.
Keşkek'i duyunca nasıl canım çekti, aman aman!..  :) şimdi olsa da yesek dedim inanın!:)
 
Sahilin karşısında ise Geyik Koşan Mesire Alanı' vardı. Orman, deniz ve kum muhteşem bir üçlü, doğa harikası bir belde. Eminim bahar ve yaz aylarında oldukça şenlikli bir mesire yeri oluyordur burası. Temiz kumsalı, çınar, kavak ve taflan ağaçlarından oluşan güzel koruluğu ile tam bir dinlenme yeri. Biz sonbaharda geldiğimiz için oldukça tenha idi. Mesire alanının içinde bir de Geyikkoşan Türbesi bulunuyor.   
Geyikkoşan mesire alanında her yıl 6 Mayıs'da Hidrellez Şenlikleri ve Yağlı Pehlivan Güreşleri düzenleniyormuş. Geyikkoşan Öğretmenevi ise tam denizin kenarında sevgili öğretmenlerimiz aklınızda bulunsun.
Artık Samsun'a gitmek üzere yola koyulabiliriz. Ama yol bu, karşımıza neler çıkarır belli mi olur :) beni takip etmeye devam ediniz efendim :) 
 Esin Bozdemir
©İzler ve Yansımalar

 Doğu Karadeniz gezimiz 
devam edecek 

20 yorum:

  1. Mübadele müzesi tarihin gerçek yüzü. Ders alınması ve hiç unutulmaması gerekiyor. Samsun doğumluyum ama hiç görmedim oraları desem yeridir. Merakla bekliyorum Samsun yazınızı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Turgay Aksoy,
      Samsun ili, çevre ilçeleri ve doğa harikası milli parkları ile çok güzeldi.
      Paylaşımlarım belki sizi gitmeye teşvik edebilir...o halde beni takip etmeye devam ediniz..

      Sil
  2. Uludağ turları, kış mevsiminde keyifli vakit geçirmek, sömestr ve hafta sonu tatillerini değerlendirmek için en önemli fırsat. Türkiye’nin ilk kayak merkezi olma özelliğine sahip Uludağ’da günübirlik, hafta sonu turları ile sömestr tatilleri dolu dolu geçirmek istiyorsanız sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
    http://www.uludagotel.com.tr/
    #uludağotel #uludağotelleri #uludağotelfiyatları

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Damla DİNLER,
      Kış mevsiminde kayak merkezlerinin de ayrı bir yeri var. Bursa, Uludağ en sevdiğimiz yerlerden biridir. Sitenizi inceleyeceğim. Teşekkürler..

      Sil
  3. Köroğlu Dağlarının zirvesinde, kayak yapmanın heyecanı bir başka! Kartalkaya Kayak Merkezi, birbirinden zorlu pistleri, dağ tesisleri, doğa aktiviteleri, muhteşem manzaraları, after ski partileri ile dört dörtlük bir tatil yaşatıyor.
    http://www.kartalkayaotel.com.tr/
    #kartalkaya #kartalkayaotel #kartalkayaotelleri

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Tarık CantoK,
      Köroğlu Dağları'nı Doğu Anadolu gezilerimizde ve daha sıcak mevsimde uzaktan gördüğümüzde dahi oldukça etkilenmiştik. Müthiş bir coğrafya, kış mevsiminde de Kartalya Kayak merkezi eminim çok güzeldir. Sitenizi inceleyeceğim..Teşekkürler..

      Sil
  4. Ne güzel, ne keyifli bir gezidir bu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @sezer eser perker,
      İnsan gezi sürecinde 'orayı da görelim, burayı da' derken.. keyifler ve tatlı yorgunluklar birbirine karışıyor..gezilerin sonrasında fotoğraflara bakarken ise 'meğer ne çok yer görmüşüz biz' diyor.. ve ne kadar keyifli anlar yaşamış olduğu duygusunu daha fazla hissediyor değil mi Sezer'cim.. ))

      Sil
  5. Samsun'da yaşamaya başladık iş dolayısı ile, daha gezmeye fırsatımız olmadı pek. Bu yazının bana çok faydası olacak. Alaçam'da yaşayasım geldi. Hele insanı kibar denilice, daha çok istedim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Bitli Turist,
      Samsun'u çok beğendik. Son derece gelişmiş bir şehir. Tarihi ve kültürel birikimine sahip çıkmış, harika coğrafyası ve bilinçli yerleşim planıyla da yaşanılacak şehir görüntüsünde. Kültüre ve sanata değer veren yönetimler kitleleri de etkiliyor. Alaçam'da karşılaştığımız insanlar kibar insanlardı. Ümit ederim genele yayılan bir durumdur bu. Siz de yeni yaşam şehrinizde güle güle oturun..Esenlikle..

      Sil
  6. Hepsi çok güzel ama özellikle ahşap mimariyle evleri çok sevdim. Ve eski çeyizler, kese ve çevreler ne kadar güzel. Sayenizde gene güzel bir tur yaptık. Teşekkürler.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Makbule Abalı,
      Alaçam konumu gereği de yeşil ve mavi iç-içe yaşayan şirin bir ilçe idi. Mübadillere ev sahipliği yaptığı için tarihe tanıklığı da bir hayli fazla olmuş. Müze bu yüzden oldukça önemliydi, ve 'iyi ki ziyaret etmişiz' dedik bizde. Gezilerimize eşlik etmeniz bizleri son derece memnun ediyor. Ben teşekkür ederim. Sevgiler, esenlikler dilerim.

      Sil
  7. Esin'ciğim o işlemeli örtüler, çevreler, keseler...çok hüzünlü. Bu mübadele olayı çok acı ama bir yerde okumuştum eğer Türkler Yunanistan'da kalsaydı hiçbirini sağ komazlardı, öldürürlerdi demişler ki, mümkündür. :( Boşnak Türklere bile onca yıldan sonra ne kadar kinleri varmış ki, neler yaptılar gördük:( hem de BM barış gücünün gözleri önünde:( belki hayatları kurtuldu ama tabii yerlerinden, yurtlarından oldular.
    Ben konunun uzmanı değilim tabii kinde hissettiğimi söylüyorum sadece. :(
    Çok ilgiyle okudum, sağol arkadaşım.
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @bücürükveben
      Alaçam Mübadele Müzesi'nde bizde o el emeği göz nuru işlemiş olan çevrelere, örtülere, keselere çok daha başka gözlerle baktık. İnsan çok duygulanıyor gerçekten. Çünkü bu eşyaların pek çoğu mübadillerden geriye kalanlardı..Her birinde ne hikayeler vardır ve anılar yüklüdür kim bilir. Keşke şu kahrolası savaşlar yaşanmasa, zorunlu göçlerle insanlar yerlerinden yurtlarından ayrı kalmasa :(
      Değerli yorumun için teşekkür ederim Müjde Hanım.
      Sevgiler..

      Sil
  8. Gözlerim dolu dolu okudum yazılanları. Ben de bir mübadil torunuyum.
    Sizinle dolaştım sokaklarda. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @tülin,
      Siz bir mübadil torunu olarak mutlaka çok daha başka hislerle dolmuş olmalısınız.
      Atalarınız ışıklar içinde uyusun. Çok hüzün verici, dramatik bir durum bu.
      Gösterdiğiniz ilgiye ve bize eşlik etmenize ben teşekkür ederim.

      Sil
  9. Yine seninle gittim, seninle gezdim oralari... Ve seninle duygulandim. Ellerine, yüregine saglik Esin'cigim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @EQ,
      Birlikte yol almak ve benzer duyguları yaşamak da güzel..Teşekkür ederim Ayşe'cim..

      Sil
  10. Mübadillerin hüzünlü hikâyelerini olanca gerçekliğiyle sergileyen çok kapsamlı bir müzeymiş. Çok etkileyici.
    Karadeniz'e gidildiğinde es geçilmemesi gerek. Not alındı çoktan :)
    Ellerine sağlık sevgili rehberim, süper kalite izlerini yansımalarını sevdiğim.✨✨❤️🙏

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. @Zeugma,
      Sinop'dan sonra Samsun'a oldukça yakın mesafede olan Alaçam ve Alaçam Mübadil Müzesi kesinlikle görmeye değer. 'İzler ve Yansımalar' siz değerli yoldaşlarımızla birlikte yol almaktan kıvanç duymaktadır :) Değerli düşüncelerin için teşekkür ederim Zeugmacığım. Sevgilerimle..
      Sevgilerle..

      Sil

Related Posts with Thumbnails