31 Aralık 2015 Perşembe

HOŞ GELDİN 2016 !

Yorgun bir yıla daha veda ederken; Acılarla, kederlerle, derin üzüntüler ve endişeyle geçirdiğimiz bir yılın ardından, yeni bir yıldan beklentimiz öncelikle ülkemizde barış ve huzur! Şu amansız savaşlar bir son bulsun!. 2016 birlik ve beraberlik içinde, sevgiyle, saygıyla, huzurla dolu, güvenle yaşacağımız bir yıl olsun. Her şeyin başı sağlık..Sağlığımız yerinde olsun. Adalet olsunekmeği hakça kazanalım, hakça bölüşelim. Bereketimiz olsun ama öncelikle kanaatkâr olmayı ve 'acıyı da, sevinci de' paylaşmayı bilelim. Çocukların yüzü gülsün. Analarımız ağlamasın. Herkes mutlu olsun. Umudumuz daim olsun. Her koşulda yaşama sarılalım dört elle. Şu fani dünyada kardeşçe yaşayalım hep birlikte... Bu dünya hepimize  yeter...
İnsan onuruna yaraşır, çağdaş ve aydınlık bir yaşam en büyük özlemimizdir.
SEVDİKLERİNİZLE BİRLİKTE, SAĞLIKLA VE MUTLULUKLA DOLU GÜZEL BİR YIL DİLEKLERİMLE... 
U / MUTLU YILLAR...


Esin Bozdemir 

30 Aralık 2015 Çarşamba

‘GERİYE KALAN’ güzel anılar olsun...


An'lar mı Anılar mı? GERİYE KALAN - Makbule Abalı

Yazılarını, ilgi ile severek takip ettiğim blogger dostumuz, değerli insan, Makbule Abalı’nın 2014 yılı içerisinde çıkarmış olduğu 'An'lar mı Anılar mı?' GERİYE KALAN kitabını pek çok yayın evinde aradığım halde, ne yazık ki temin edememiş, yeni baskı çıktığında alabilmeyi ümit ederek bekleyişimi sürdürmüştüm.

Sağ olsun Makbule Hanım yeni yıla sayılı günler kala, bana çok hoş bir sürpriz yaparak, okumayı çok istediğim kitabını gönderdi. Sabırsızlıkla beklediğim kitabın ilk sayfasını çevirdiğimde, Makbule Hanım’ın kendi el yazısı ile düştüğü notu büyük bir mutlulukla okudum.

25 Aralık 2015 Cuma

Anselm Kiefer ve Savaş Yıkıntılarının İzdüşümü 'Margarete'

Senin Altın Saçların Margarete
Anselm Kiefer, Senin Altın Saçların Margarethe, 1981, Özel Koleksiyon
Ölüm Fügü  (Paul Celan) 
Akşam vakitlerinde içmekteyiz sabahın kapkara sütünü / ve öğlenlerle sabahlarda bir de geceleri / hiç durmaksızın içmekteyiz / bir mezar kazıyoruz havada rahat yatılıyor / Bir adam oturuyor evde yılanlarla oynayıp yazı yazan / hava karardığında Almanya’ya senin altın saçlarını yazıyor Margarete / bunu yazıp evin önüne çıkıyor ve yıldızlar parlıyor / köpeklerini çağırıyor ıslıkla / sonra Yahudilerini çağırıyor ıslıkla toprakta bir / mezar kazdırıyor bize buyruk veriyor haydi bakalım şimdi dansa (devamı burda)
Resim okumalarımın bugünkü ismi, çağdaş resim sanatının önemli isimlerinden dünyaca tanınmış ressam ve heykeltraş Anselm Kiefer ve çok özel yapıtı Margarete  (Senin Altın Saçların Margarethe )
Yapıt hakkında değerlendirmelere geçmeden önce,  Kiefer'in hayatına dair kısa bir  bilgi vermek istiyorum. Çünkü her sanatçı ortaya koyduğu yapıtlarında, içinde bulunduğu toplumun sosyo-ekonomik ve çevresel faktörlerinden etkilenmiştir.. Bu yüzden Anselm Kiefer’in  eserlerini daha iyi analiz edip okuyabilmek ve anlayabilmek için buna gereksinimimiz vardır. 

22 Aralık 2015 Salı

Yıl biter umut bitmez! Memleketimden insan manzaraları...


Pek yakında, yeni bir yıla daha ‘merhaba’ diyeceğiz. Yeni yılı güzel ve mutlu duygularla karşılamak üzere, şimdiden bazı iş yerleri,  cadde ve sokaklar aydınlatılmış. AVM.’ler  ise şıkır şıkır, Noel babalı, geyikli, süslü çam ağaçlarıyla donatılmış bir halde göz kamaştıran pırıltılı bir dünyayı gözlerimizin önüne sermiş bulunmakta. 

Kimileri, yeni yılı bir kayak merkezinde geçirmek üzere, yeni kayak takımları ve kıyafetleri almakla meşgul.. kimileri, sevdiklerine yeni yıl hediyesi vermek telaşı içinde, bir mağazadan diğerine koşuşturup durmakla… kimi, ay sonunu zor geçirecek belli, indirimdeki ucuz ayakkabıyı 'almalı mı? almamalı mı?' kırk defa düşünür bir vaziyette!. AVM.’lerde  alabildiğine yaldızlı, toz pembe bir dünya sergilenirken, dışarıya adımınızı daha 10 metre atmadan bir de bakıyorsunuz ki, Suriye’den göçüp gelmiş insanlar, araçların etrafında, otoyol kenarlarında  el açmışlar, bir lokma ekmek derdinde!. Çoğu  parklarda yatıp kalkıyor, ne yerleri ne yurtları var!. bir tek komşularımızdan göçüp gelenler mi peki!.. kendi topraklarımızda, kendini sığıntı gibi hisseden, evsiz barksız kalmış, göçe zorlanmış bizim insanlarımıza ne demeli!.. içimiz sızlayarak, her gün göç eden insanları, TV’larda film seyreder gibi seyrediyoruz.

21 Aralık 2015 Pazartesi

Yeni Yıl İçin Alınabilecek En Güzel Hediye


Şimdi yazının başlığına bakıp hemen uçak, araba, sonsuz para diyeceğimi düşünüyorsunuz biliyorum ama bu sefer başka bir hediyeden bahsedeceğim. Yılbaşı yaklaşırken evde aile üyeleri tarafından gizli gizli işler çevrilmeye başlar. Herkes kendi hediyesini en güvenli yere saklamaya çalışır aynı zamanda diğerlerinin hediyelerini bulmaya çalışır. Bu yıl evde yılbaşı için hediyemi biraz erken buldum. Gardırobun en arkasında hışırdayan bir torba içerisinde hediye saklanırsa olmaz.

Neyse ben şu hediye kısmına geçeyim. Daha gelmeyen yılbaşının hediyesi: Oral-B şarjlı diş fırçası. Denemeye çekiniyordum ama hediye gelince keşke daha önce alsaymışım dedim kendi kendime. 

Oral-B, profesyonel diş temizleme aletlerinden esinlenerek tasarlamış bu şarjlı diş fırçaları ile mükemmel bir temizlik deneyimi sunuyor. Diş plaklarını temizlemekte manuel fırçalardan çok daha etkili bir sonuç veriyor, ilk kullanımdan sonra bile daha önce sanki hiç bu kadar iyi dişlerimi fırçalamamışım gibi hissettim. Üç boyutlu oynar başlık sayesindeyse normal bir fırçanın yapamayacağı kadar hareket edip, normalde ihmal ettiğimiz ulaşamadığımız yerlere bile ulaşıyor. Fırça başlıkları dişleri tamamen sararak birçok noktaya temas ediyor ve muhteşem sonuçlar almamı sağlıyor.

Ağız bakımına çok önem veren birisi olarak bu benim için en iyi yılbaşı hediyesi oldu. Siz de yeni yılda sevdiklerinize Oral-B şarjlı diş fırçası hediye ederek onları mutlu edebilirsiniz.
Ürünleri incelemek ve yılbaşı indiriminden yararlanmak için tıklayınızBu arada, Burcu Esmersoy'lu videosunu da paylaşmadan duramadım :)


Bir boomads advertorial içeriğidir.

Doğayla Barış *

“Dünyayı esirgemek için aramızdaki barışa ve kendimizi esirgemek için de dünya ile barışa karar vermek zorundayız.”

Çağdaş Fransız düşünürü, Michel Serres in çarpıcı bir şekilde ifade ettiği gibi, üzerinde yaşadığımız dünyayı böylesine talan ederken -aslında bizzat kendimizi yok etmeye mahkum ettiğimizin bilincine varmadığımız sürece- onu ölüme terk etmekten başka bir şey yapmış olmayız. 

Bu dünya, ve üzerinde yaşadığımız bu evren olmasaydı biz nerede olacaktık?

Belki de 'yokluk, hiçlik ve kaos' gibi kavramlardan habersiz... yanıtlanamaz sorunları dahi kendimize sormaktan kaçınır bir halde olacak, kendi girdaplarımızın içinde kaybolacaktık kim bilir!. 

Felsefenin o ilk baş sorusu ”nerden geldik, nereye gidiyoruz?” sorusuna muhatap alınacak varlıklar olarak insan aklı ve gücünü ölçüt kabul ettiğimizde, dünyaya dair soru soranların, sorunun temelindeki kaygılardan çok uzaklaşarak, bugün geldikleri nokta oldukça düşündürücüdür.

İnsanın kendisiyle ve birbiriyle olan didişmesi ve ihtirasları, içine aldığı o karşı konulmaz açgözlülüğü ve tüketim çılgınlığı ile yozlaşması dünyanın bu günkü görüntüsünü nasıl çirkinleştirdiğinin birer kanıtıdır. İçimizdeki bu ihtiraslarla dünyayı ıskalamanın ve ona gereken değerin verilmemesi, aslında farkında olmadığımız en önemli bir gerçeği yani, zamanı ve mekanı unutmak olduğunu bize düşündürmelidir. 

17 Aralık 2015 Perşembe

742. Ölüm Yıldönümünde Mevlana'yı anarken...


Hz. Mevlana “Ne Arıyorsan Kendinde Ara” demiş...

Kişinin değeri nedir?
– Aradığı şeydir!
***
Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin.
Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki
Aradığın ancak sensin, sen.
***
Madendeki inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;
Neyi arıyorsun, sen osun.
***
Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.

17 Aralık 1273 - Hz. Mevlana

742. Ölüm Yıldönümünde Hz. Mevlana'yı anarken... 
O'nun bilge sözleriyle, derinden düşünmeli yeniden...

16 Aralık 2015 Çarşamba

Elaiussa Sebaste Antik Kentinden izler ve yansımalar

Doğu Akdeniz’e yaptığımız antik kentler gezi programımızda; sırasıyla Adamkayalar, Kanlıdivane / Antik Olba, Cennet ve Cehennem MağaralarıNarlıkuyu Dilek Mağarası ve Kızkalesi / Korykos Antik Kenti’ni  gidip görmüş, kimi bakir ve zorlu doğa parkurlarında, doğru düzgün yolu izi olmayan obrukların içine girerek, heyecanlı keşiflerde bulunmuştuk...
Özellikle Adamkayalar kabartmalarının olduğu Taşeli bölgesine inişimiz bir hayli çetin olmuştu ;) 
Herhangi bir tura bağlı olmaksızın kendi programımızı kendimiz hayata geçirdiğimiz için, öncesinde hummalı araştırmalar yapsak da, yine de bazen, nelerle karşılaşacağımız belli olmuyor,  bu da macera dolu gezilerimizin bize birer sürprizi oluyor.  
Doğu Akdeniz'de Mersin ve Silifke arasında gerçekleştirdiğimiz gezimizin en son güzergâhında ise, Mersin – Silifke karayolu üzerinde yer alan ve ören yerinin içinden geçen Elaiussa - Sebaste Antik Kenti oluyor.

12 Aralık 2015 Cumartesi

'İki keklik, bir kayada ötüyor' türküsünün hazin hikâyesi


Anadolumuz, ozanların söylediği gibi, dağı taşı baştan başa türkü olmuş memleketimizdir. Asırlar öncesinden biraraya gelerek, bazen hüzünlü ve kederli, bazen kıpır kıpır sevinçli duyguların dile geldiği türkülerimiz… Kökleri bize ait olan ve bizi, bize anlatan türkülerimiz. Televizyonun olmadığı yıllarda, radyolardan dinlediğimiz, belki daha önce hiç gidip, görmediğimiz Anadolu topraklarının bağrından süzülerek gelen, yanık yanık çalınıp söylenen;  sazına, sözüne bağlanıp, kendimizden çok şeyler bulduğumuz Anadolu'nun sesidir türkülerimiz.

9 Aralık 2015 Çarşamba

Doğu'nun incisi Van gölü ve Tamara'nın hazin hikayesi

Akdamar Adası ve Akdamar Kilisesi
Anadolumuz nice uygarlıklara ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kültürlerin harman olduğu, çok özel bir coğrafya. Acılarıyla, sevinçleriyle, hüzünleriyle her türlü duygunun yaşandığı ve efsanelere konu olan nice olayları bağrında taşıyan kederli topraklar. Gezip gördükçe ve çağların seslerine kulak verdikçe... daha nice öğretilerin bizi ve 'keşfedilmeyi' beklediğini görüyoruz. İşte o özel diyarlardan biri de; “ Yeryüzü Cenneti ” olarak da anılan eski adı ile “Tuşba” yani; binlerce yıllık uygarlığın izlerini taşıyan ve tarihi ipek yolu üzerinde bulunan kadim şehir Van’dır. Van şehri ise 'Doğu'nun incisi' Van Gölü'nün kıyısına kurulmuştur.  
Dört tarafı yüksek dağlarla çevrili olan Van Gölü, Türkiye’nin ve dünyanın en büyük soda gölü olma özelliği taşıyor. Van Gölü, içinde; Akdamar, Adır, Çarpanak ve Kuş Adaları olmak üzere 4 adayı barındırıyor.

7 Aralık 2015 Pazartesi

Antik çağların tılsımlı dişi canavarı MEDUSA


Bir söylenceye göre Medusa Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona’ dan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yılan başlı Medusa ölümlüdür ve kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir. O dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak amacıyla Gorgona kafalarının resim ve heykellerinin konulduğu, Medusa’nın da bu düşünceyle buralara yerleştirildiği zannedilmektedir. 

5 Aralık 2015 Cumartesi

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü Kutlu Olsun

Tarihte bugün; 5 Aralık 1934'te Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Tanındı. Hem  de çoğu Avrupa ülkesinden önce!.. 
1930’larda, Türkiye Cumhuriyeti’nde kadınların siyasi haklarını kazanması için gerekli yasal düzenlemeler başlatıldı.  Kadınların, önce belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanındı… ve ardından, 5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile Atatürk’ün en önemli devrimlerinden biri olarak; kadınlara -siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkını elde etmesi ve toplumsal hayatta önemli bir yer edinmesini sağlayacak olan- ‘milletvekili’ seçme ve seçilme hakkı verildi. 

3 Aralık 2015 Perşembe

Büyülü şehir KAPADOKYA' ya gitmenin tam mevsimi

Zirveleri karla kaplı volkanik bir üçgende yer alan Kapadokya’nın masalsı vadileri kış aylarında olağanüstü güzellikte manzaralar sunuyor. Kışın lapa lapa kar yağarken, güneş ışıltılarıyla eşsiz bir çehreye bürünen peri bacaları, eski uygarlıklardan izler taşıyan volkanik vadileri, gizemli tünelleri ve oksijen yüklü taptaze havasıyla büyüleyici bir atmosfere bürünüyor.