iç döküşlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iç döküşlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2019 Pazartesi

Geçen yılın ardından...

2018'den 2019'a izler ve yansımalar

Yıllar ne çabuk geçiyor. ‘Zaman’ derseniz, o en büyük sermayemiz. Ve biz, her geçen gün sermayemizi tüketiyoruz. Yazarın söylediği gibi; "Zaman hayatın sayfalarıydı. Okunduğu anda silinip giden satırlardı ömür."*

Koskoca bir yılı devirdik ve yeni bir yıla daha “merhaba” dedik. Sanki dün gibi kutladığımız onca yıl, ne çabuk akıp geçti hayatımızdan!. Kimi yılları hiç anlamadık, eşiklerden atladığımız yıllar da oldu! kimi yıllar var ki, yüreğimize hançer saplanırcasına; kanatarak, derin yarıklar açarak… kazıyıp geçti ömrümüzden.  İşte 2018’de benim ve ailem için, çok ama çok zor bir yıl oldu. Ve ömür defterime şerh koyacağım bir çentik bıraktı geriye.

Oysa güzel bir şekilde karşılamıştım 2018’i. Bir yıl önce gerçekleştirdiğimiz Endülüs gezimizde, Malaga’da dolaşırken, Picasso’ya söz vermiştim! İşte o sözü tutmuş ve 2018’in başlarında, çok sevdiğim resim çalışmalarına -birkaç yıl aradan sonra- yeniden başlamıştım.

22 Aralık 2015 Salı

Yıl biter umut bitmez! Memleketimden insan manzaraları...


Pek yakında, yeni bir yıla daha ‘merhaba’ diyeceğiz. Yeni yılı güzel ve mutlu duygularla karşılamak üzere, şimdiden bazı iş yerleri,  cadde ve sokaklar aydınlatılmış. AVM.’ler  ise şıkır şıkır, Noel babalı, geyikli, süslü çam ağaçlarıyla donatılmış bir halde göz kamaştıran pırıltılı bir dünyayı gözlerimizin önüne sermiş bulunmakta. 

Kimileri, yeni yılı bir kayak merkezinde geçirmek üzere, yeni kayak takımları ve kıyafetleri almakla meşgul.. kimileri, sevdiklerine yeni yıl hediyesi vermek telaşı içinde, bir mağazadan diğerine koşuşturup durmakla… kimi, ay sonunu zor geçirecek belli, indirimdeki ucuz ayakkabıyı 'almalı mı? almamalı mı?' kırk defa düşünür bir vaziyette!. AVM.’lerde  alabildiğine yaldızlı, toz pembe bir dünya sergilenirken, dışarıya adımınızı daha 10 metre atmadan bir de bakıyorsunuz ki, Suriye’den göçüp gelmiş insanlar, araçların etrafında, otoyol kenarlarında  el açmışlar, bir lokma ekmek derdinde!. Çoğu  parklarda yatıp kalkıyor, ne yerleri ne yurtları var!. bir tek komşularımızdan göçüp gelenler mi peki!.. kendi topraklarımızda, kendini sığıntı gibi hisseden, evsiz barksız kalmış, göçe zorlanmış bizim insanlarımıza ne demeli!.. içimiz sızlayarak, her gün göç eden insanları, TV’larda film seyreder gibi seyrediyoruz.