Bilimin izleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilimin izleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2015 Cuma

Eğitim, artık sadece okulda değil !

“Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! (…) “Nietzsche

Nietzsche, bugün içine düştüğümüz ve her birimizi yakından ilgilendiren ülkemizin sorunlar yumağının asıl gerekçesinin ne olduğunu açıkça ortaya koyuyor!. ‘CEHALET’ Öyle ki, bir toplumu oluşturan bireylerin bilgi birikimi ve vizyonu ortak paydada buluştuğunda -yapmış olduğu seçimleri- doğrultusunda ortaya çıkan sonuçları itibari ile totalde hepimizi ilgilendiriyor.  Bu yüzden aydınlanmaya olan ihtiyacımız bugün, her zamankinden çok daha fazladır.

Toplumumuzun içine düştüğü bu KAOS ortamından; akıl ve bilgi ile, dayanışma, hoşgörü ve sağduyu ile çıkacağımıza olan inancımı her şeye rağmen UMUTLA muhafaza ediyor... sözlerimi; bilim, eğitim ve siyaset üzerine kafa yoran ve insanın doğası üzerine analitik görüşler sunan  Çağrı Mert Bakırcı’ya bırakıyorum.

15 Eylül 2015 Salı

Bilimin siyasetle temasında en temel nokta !.


Zor süreçlerden geçiyoruz. Zoru başarmak için kendimizle de kıyasıya savaşıyoruz. İçimizi karartan gündemler ruh sağlığımızı da tehdit ediyor.  Oysa hayat devam ediyor!.. acı-tatlı!.. önce kendimizle barışmamız gerek. Evet.. Okumak böyle zamanlarda bana ilaç gibi geliyor… bir  de ruhumu dinlendiren sesler!..  doğanın içinde, doğanın seslerini dinleyerek yürüyebilse idim keşke!.. kuşların, böceklerin, dalga seslerinin yerini sentetik sesler  alıyor!. Bir de güneşi toplamak gerekiyor. Bunları biliyorum!.. Ama dönüyorum dolaşıyorum, çıkmaz bir sokağa dalmışcasına, beynim yine bana aynı soruyu sorduruyor; ‘n’olacak bu ülkenin hali’ !. deyip duruyorum.

Ülkemi seviyorum, ortak sevdamız vatanımız. Vatanımızın halini dert edinip duruyorum kendime :( Vatanımız şimdi acılar içinde, sorunlar içinde can çekişiyor!.  Dolayısı ile endişelenmekte haksız değilim/değiliz!..  Yine bir seçim arifesine daha girdik. Yurttaş olarak seçim hakkımızı kullanacağız. Ama velakin  çoğunluğu ‘CAHİL’ olan insanımızın  ne halt edeceği de malumunuz veçhile ortada!.  ama yine de belki de bu defa, dibe vurunca sanki yukarıya çıkacakmışız gibi de geliyor bana!.. Umut fakirin ekmeği imiş benimki de o hesap işte!.. hesap tutacak mı dersiniz ?. tutar mı!.. bilmiyorum!.. aslında ne mevcut siyasete, ne de (istisnalar hariç) genel olarak siyasetçilere artık hiççççç güvenmiyorum!.. burada susuyorum... bakalım gelecek günler neler gösterecek bize..

11 Şubat 2014 Salı

MAVEN uzay aracı Mars yollarında

Mars, yıldızlara açılan kapımız olabilir.

Gökbilimcileri uzun zamandır meşgul eden bir soru var?

Milyarlarca yıl önce, Güneşimiz henüz çok genç, Dünya’mız ise hâlâ içinde var olan patlamalarla çocukluk dönemi geçiriyordu. Böyle bir Güneş sistemindeydi Mars’ın gençliği. Mavi bir gökyüzü ve lacivert okyanuslarla kaplı bir yeryüzü vardı… bundan birkaç milyar yıl önceki Mars’ın durumu böyle idi… Peki, şimdi Mars’a ne oldu?

Şimdi gökbilimciler mavi gezegeni kızıl yapan etmenleri araştırıyorlar…

Mars’ın yüzeyinde  birçok kurumuş nehir yatakları ve kuru göllerin görüldüğü artık kanıtlanmış bir gerçek.  Üstelik bazı nehir yatakları kuzeydeki buz kaplı kutuplara kadar ulaşıyormuş. Bunun keşfi geçtiğimiz yüzyılda yapılsa da ilk defa bu konu hakkında söz söyleyen kişi İtalyan gökbilimci Giovanni Schiaparelli olmuş. ( Görsel buradan)

29 Ocak 2014 Çarşamba

Anılarımızda eskirmiş meğer

İçinde bulunduğumuz an, zaman gelir sıradanlaşır, bazen kaçmak isteriz uzaklara.. ya da küçük bir serçe dokunuverir yüreğinizin en kuytu köşesine ve alır götürür sizi eski günlere... Bedeniniz görünürde oradadır ama aslında siz başka bir âleme yelken açmışsınızdır çoktan. Ne, bulunduğunuz mekân ne, karşınızda konuşan insan artık sizin umurunuzdadır!.. Çünkü siz geçmiş bir anın perdesini aralamış, aralamakla kalmamış o anı yeniden yaşamaya başlamışsınızdır bile. (Görsel: buradan)


Belleğimizde iz bırakan olaylar, görüntüler bizi türlü türlü yolculuklara sürükler. Bu yolculukların bizim için en unutulmaz olanları anılarımızın baş köşesine kurulur.  Acı anıları iteler durursunuz.. hiç anımsamak istemez ve onu toprağın altına gömersiniz adeta.. Ama o anılar rahat durmaz,  sen onu  iteledikçe inatla çıkıp dikilir yine karşına.. yani mümkün değildir aslında onları toprakla örtmek! Ne tamamen unutulur ne de silinir.. Kimi anılar ise güzeldir! Onları özenle korumak istersin ve belki bu yüzden de o anıları fazlaca rahatsız etmek istemezsin.. Farkında olmadan sık sık diriltmeye çalıştığın anılar ise hep kaybettiklerindir ve onlar istemediğin kadar çıkar karşına!
Kimi anılar tıpkı dün gibi canlıdır, kimileri ise silik, belli belirsiz.. neden kimi anılar çok berrak ve net iken üstelik hiç çıkmazken aklımızdan, diğer anılarımız daha bulanıktır! Bir türlü net olarak anımsayamayız o anıları. Nedir bunun sırrı!!..

16 Ocak 2014 Perşembe

Mars yolculuğunda bir Türk kadını



Bilim insanları Mars’da yaşam hayalleri kurarken, biz ise yeraltına inmiş kör bir iktidar savaşının, güzel ülkemizi nasıl ortaçağ karanlığına sürüklediğini  'film gibi' seyretmekle meşgulüz.. Bugün okuduğum bir haberle  yüreğime bir nebze olsun su serpildi. Ohhh dedim!  nihayet “istikbal göklerdedir! “ şiarının peşinde olan gurur duyacağımız bir insanımız üstelik bir Türk Kadınımız ile nihayet bizim de başımız göğe erecek .) Yetti artık şu garabet günleri yahu! Millet Mars'a ayak basacak,  biz çağ atlayacağız derken, değil atlamak, yeraltından yeryüzüne bile adım atamadık daha!..
Hollandalı girişimci Bas Lansdorp, en geç 2025’e kadar Mars’ta kalıcı bir insan kolonisi oluşturmak amacıyla ' Mars One ' adlı kâr amacı gütmeyen bir örgüt kurmuş. Mars’a gitmek için geçen Nisan'dan beri hemen her ülke, meslek ve yaş grubundan 200 bini aşkın aday başvurmuş. Türkiye’den de 2 bin 511 başvuru yapılmış. 4 aşamalı elemenin ardından seçilecek astronotlar, 2023’ten itibaren kızıl gezegene gönderilecekmiş. Her sefer için 6 milyar dolarlık masraf öngörülüyormuş.. Bu süreç aynı zamanda ‘reality show’ türü televizyon programına da konu olacakmış.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Asrın kuyrukluyıldızı ISON aydınlatacak dünyamızı!



Dünya pür dikkat ISON 'un yayacağı ışığı gözlemekte!

İçinde yaşadığımız şu sorunlu ve çalkantılı sosyo- politik gündemlerden ne, dünyada olup biten gelişmelerin tam farkındayız, ne de şöyle adam gibi dört başı mamur refah bir hayat yaşamaktayız. Birbirimizle sürekli didişip durmaktan ve önümüze atılan yemleri sorgusuz, sualsiz herkesten önce kapma telaşı içinde oltaya takılıp durmaktan başka yaptığımız bir şey yok!..

Millet başını göğe dikmiş göklerdeki ışığın peşinde! Gözlemevlerinde harıl harıl çalışıp durmakta. Biz ise 'şehvani aşkın tünellerinde', paravanlar arasında sıkışıp kalmış!! ince ayar, adabı muaşaretlerle uğraşıp durmaktayız!!.
 

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Onlar Mars’a istasyon ağı kuracakmış! Ya biz ne yapıyoruz!

        Bilim ve Teknoloji dergilerindeki yazıları okurken, hem yeni gelişmelerden hem de bilimsel anlamda bugüne gelinceye değin yaşamlarımızı kolaylaştıran ve hayatımızda önemli yer tutan pek çok araç gereç hakkında da inanılmaz bilgiler ediniyorum. Bu bilgilerimi daha da detaylı ve etraflıca öğrenmemi destekleyen google’a da hep şükranlarımı arz ediyorum J Okudukça şaşırıyor şaşırmakla kalmıyor bir de dönüp kendimize ve 'BİZ'e bakıyorum!..

Dergideki bir haberde; Roscosmos, yani 'Rusya’nın Federal Uzay Ajansı' hükümete 2030 yılına kadar izlenecek yeni uzay programı hakkında gerçekleştirecekleri planı sunuyor. Planda Ay’a insan gönderilmesi, Venüs ile Jüpiter gibi gezegenlerin keşif araçlarıyla incelenmesi ve Mars’ta istasyon ağı kurulması bilgisi..yer alıyordu ve haberin devamında,

Kommersant gazetesi ise, kamuya duyurduğu uzay programı hakkında, “Belirlenen yeni stratejinin amacı, Rus uzay sanayisinin dünya standartlarındaki seviyesini koruması ve uzay programlarında dünyanın önde gelen üç ülkesi arasındaki yerini güçlendirmesini sağlamak” ifadesini kullanılmış.
Planın taslağına göre, Rusya, küresel uzay piyasasındaki payını 2030 yılında yüzde 10 artırmayı hedefliyormuş. Roscosmos, 2011 yılında piyasadaki büyüklüğünü sadece yüzde 0.5 artırabilmiş. Uzay sanayisinin sadece Rusya’da üretilen parçalarla uydu ve uzay aracı yapabilecek kapasiteye ulaşması gerektiğini ifade edilirken, 2020 yılı itibariyle özellikle elektronik donanım üzerinde büyük ilerleme sağlanması gerektiği vurgulamış.. (detaylar için bkz.)

4 Aralık 2010 Cumartesi

Taş devrinden bu yana beynimiz küçülüyormuş meğer!..

Homo Erectus’ a dönüşmemize çeyrek kala!

İnsan evrimi ile ilgili 2 yeni bulgu daha ortaya atılmış. Bu bulgular pek yabana atılır türden de değiller. Hani insanlığın bu gün geldiği noktayı düşündüğümüzde, akıl-almaz gelişen teknoloji ile bundan 100 küsur yıl önce dedelerimizin, ninelerimizin söyleyip de işaret ettikleri radyoları dinlerken bir yandan da elleri ile gösterip; “işte o kutuların içine bir gün insanlar girip konuşacaklarmış!” sözlerinin çok ötesine varan gelişmeleri bu gün görseler, gözlerine inanamazlardı herhalde değil mi!.. Ama bir yandan da onca gelişmeye karşın insanların o, en ufak olaylar karşısındaki gelir geçer şuur-suzlukları, daha dün söylenilenlerin çok çabuk unutulup hafıza kaybına uğramışçasına boş boş bakan o yüzleri gördükçe! 'boşuna değilmiş meğer' diye düşünmeden de edemiyor insan.